11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2025/185 E. , 2025/5001 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.12.2014 tarihli protokol içeriğine göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren fiilen %50 pay ile gizli ortak ve yönetici olduğunu, davalıya ihtarname göndermesinin akabinde davalı şirketin anlaşma talebi ile müvekkili ile görüştüğünü, görüşmeye davalı şirket temsilcisi ..... yerine akrabası ... ve kardeşi ... .... katıldığı ve tarafların fiilen bir arada bulunup çalıştığı sürede davalı şirket yetkilsi ...'nin fazladan aldığı 160.000,00 TL'yi davacıya iade etmeyi ve davacının şirketin kuruluşundan itibaren getirdiği sermayeye karşılık ise 140.000,00 TL ödeyerek sulh olmayı istediklerini ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin davalı şirkete yarı yarıya fiilen ortak olmadan önce davalı şirketin hali hazırdaki mevcut adresinin müvekkilinin eski firması olan ... ... ... Sanayi şahıs işletmesi olduğunu, davalı şirket yetkilisinin başkası aracılığıyla müvekkiline ortaklık teklif ettiğini, müvekkilinin Türkiye genelinde az bulunan ... soketler işinin imalatında kendine has formüllerin sahibi olduğunu, davalı şirket yetkilisinin isteği üzerine kendisinin işlettiği ... ... ... Sanayi şahıs işletmesinin faaliyetini sonlardırıp işletmeye ait makina ve teçhizatları sermaye olarak yeni kurulacak olan davalı şirkete getirdiğini, gerçek bedelleri gösterilmeyerek 31.12.2013 tarihli fatura ile davalı şirkete sermaye olarak devrettiğini, halihazırda aile şirketindeki müdürlüğünün yapılandırma borç ödemesi devam ettiğinden fiilen birlikte kurdukları şirketi hukuken ... ... üzerine yapıldığını, bir süre sonra müvekkilinin şirkete alınmadığını ileri sürerek 19.12.2014 tarihli protokole istinaden kuruluşundan beri gizli ortak olduğu şirketin % 50 paylı limited şirket ya da adi ortaklığın tespitini ve ticaret sicil il müdürlüğüne tescilini, müvekkiline ödenmeyen aylık alacaklarının, kâr payı ve sair alacaklarının tahsilini, aksi halde şirketin kuruluşunda sermaye olarak konulan, araçların, makina, teçhizat ve formülleri ile tüm taşınır ve taşınmaz malların tespiti ile dava tarihindeki değeri itibariyle aynen iadesi mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'sinin protokol tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 19.12.2014 tarihli protokole dayandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 147. maddesi gereği taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın her ne kadar 31.12.2013 tarihli fatura ile sermaye koyma borcunu ifa ettiğini belirtse de bunların şirkete sermaye olarak getirilmiş değerler olmadığını, faturanın kurulacak şirket adına düzenlenmediğini, davacının borçları nedeniyle işletmesini kapatma kararı aldığını, bu sebeple mevcut makina ve malzemelerini şirkete satarak parasını elden aldığını, şirket sermayesi olduğuna dair protokolde kayıt olmadığını, sermaye olarak getirilmiş olsa dahi faturada belirtilen değerler üzerinden hisse tespiti yapılması gerektiğini, davacının 19.12.2014 tarihli protokol ile fiili ortak olduğunun ifade edilmesinin şirketin kuruluşundan sonra ortak olduğu anlamına geldiğini,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda limited şirkette pay devrinin nasıl yapılacağının düzenlendiğini, bu kapsamda yasanın kapsadığı şartlar yerine getirilmediğinden davacı lehine pay olduğunun söylenemeyeceği, davacının şirkette 12.12.2014 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, bu tarihten önce de para ihtiyacı olduğunda şirket yetkilisine yardım ettiğini ve ücretini de elden aldığını, hatta şirket yetkilisinden borç aldığını, sigortalı olarak çalışmaya başladıktan sonra şirkete ortak olmak istediğini, sermaye getirerek ortak olacağını belirttiğini fakat sermaye getiremediğini, ileride şirkete ortak olmak üzere protokol yapıldığını fakat davacının sermaye koyamadığını, davacının sermaye olarak koyduğunu belirttiği makinelerin şirket kayıtlarında olmadığını, davacının iddialarının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının huzur hakkı talebi yönünden genel kurul toplantısı yapılıp davacının da katılımıyla karar alındığına dair dosyada delil bulunmadığı, bu haliyle huzur hakkı bedeli talep edilemeyeceği, yine sabit kıymetlerdeki değer artış talebinin şirkete ortaklık payı tescili halinde şirketin malvarlığı üzerinde hak sahibi olacağından değer artış talebinde bulunulamayacağı, mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının 387.433,97 TL kâr payı talep edebileceği, davacının talebinin 348.377,33 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacının 19.12.2014 tarihli protokol gereğince davalı şirkette 19.12.2014 tarihinden itibaren % 50 hisse ile adi ortak olduğunun tespitine, 348.377,33 TL kâr payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı limited şirketin gizli ortağı ve %50 pay sahibi olduğunun tespiti ve alacak talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Mahkemece davacının talebi üzerine kâr payı alacağı belirlenip tahsiline karar verilmişse de; davacının ortak olduğunun tespitine karar verilen şirketin limited şirket olması karşısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 616/1-e hükmü uyarınca 19.12.2014 tarihinden sonra şirket ortaklar kurulunca alınmış bir kâr payı ve diğer ortağa karın dağıtılması kararı olması halinde kâr payı alacağı talep edebileceği, kâr payı hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporu ve dosya kapsamı dikkate alındığında bu yönde alınmış bir karar olmadığının tespiti karşısında davacı ortağın kâr payı alacağı talep edemeyeceği dikkate alınmaksızın kâr payı alacağına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,
HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.