Esas No
E. 2025/1597
Karar No
K. 2025/1597
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
ANKARA BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

20. Hukuk Dairesi

E. 2025/1597 K. 2025/1597 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1597, K. 2025/1597, T. 22.11.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1597
Karar No
2025/1597
Karar Tarihi
22.11.2025
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2025/1597 - 2025/1963

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/12/2021

NUMARASI : 2021/182 E. - 2021/421 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Dairemizce verilen 01/03/2024 tarih ve 2022/108 Esas, 2024/396 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/03/2025 tarih ve 2024/3540 Esas, 2025/1892 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 143554, 2019/38214, 2020/20947, 2011/91897, 2017/94575, 2020/64715, 2013/62371, 2010/76883, T/01476 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/101421 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirkete ait "..." markasının, ulusal ve uluslararası alanda tanınmış bir marka olduğunu, huzurdaki davaya konu, davalı tarafından başvurusu yapılan markada yer alan "..." ibaresi için ilk olarak 1993 yılında müvekkili şirket tarafından başvuru yapıldığını ve "..." markasının, müvekkil şirketi adına 93/003387 no ile tescil edildiğini, uzun süreli bir kullanımdan sonra müvekkili tarafından bir süre kullanımına ara verildiğini, 15.04.2019 tarihinde ise yeni logo tasarımı ile ilk isim hakkının kendisine ait olması sebebiyle yeniden marka tescil başvurusu yapıldığını, ancak merkezi İngiltere'de olan bir firmanın, logoların benzerliğini ileri sürmesi üzerine 2019/38214 nolu başvurunun geri çekilmesi zaruretinin doğduğunu, en son 17.06.2020 tarihinde 29 ve 35. sınıf mal ve hizmet grubu için yapılan "..." marka başvurusunun kabul edilerek, müvekkili şirket adına tescil edildiğini, YİDK'nın dava konusu kararında, markalar arasında iltibasın varlığının gözardı edildiğini, taraf markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik olduğunu, davalı markasının, ortalama tüketici nezdinde derhal ve hiç düşünmeden müvekkiline ait olduğu düşüncesine sebebiyet verdiğini, "..." ifadesinin ise "iyi yiyecekler" anlamına geldiğini ve ayırt edici niteliği haiz bir ibare olmadığını, markaya "..." eki getirilmesinin de tek başına ayırt edilebilirliği sağlayamadığını, markalar arasında mal ve hizmet sınıflarında da aynılık bulunduğunu, ürünlerin birbirleriyle karıştırılması sonucu haksız bir yararın sübut bulacağını, tanınmış markaya sahip olan müvekkili şirketin, marka değeri sebebiyle haksız kazanç tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-3018 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/101421 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı şahıs vekili, markaların bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini, "..." ibaresinin Yunan mitolojisinde Zeus ve Elektra’nın oğlunun adı olduğunu, Arkadya Kralı Truvaldarın, dolayısıyla da Romalıların atası olduğunu, Arkadya'dan Anadolu kıyılarına göç eden ...'un, adını taşıyan bir kent kurduğunu (günümüzde Çanakkale-Truva arasında bir höyük), bölgeye de "..." adının verildiğini, "..." kelimesinin müvekkilinin yaşadığı şehirde sıklıkla kullanıldığını ve tarihi bir simge olduğunu, bu sebeple davacının her ne kadar bu markanın kendisine ait olduğunu düşünse de mitolojiden gelen, müvekkilinin yaşadığı çevrede sıklıkla bilinen bir isim olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanabilmesi için önceden tescilli ve hukuken koruması devam eden bir markanın olması gerektiğini, SMK kapsamında marka korumasının sicile tescil yoluyla elde edildiğini, koruma süresinin sona ermesiyle veya tarafların marka hakkından feragat etmesiyle de bu korumanın sona erdiğini, SMK'nın 6/1. maddesinin de koruma süresi devam eden önceki tarihli marka hakkına dayalı olarak sonraki tarihli markaya itiraz etme hakkı veren özel bir düzenleme olduğunu, iş bu sebeple zamanaşımı def’isinde de bulunulduğunu, davacı firma "..." markasına ilişkin olarak her ne kadar yeniden tescil talebinde bulunmuş ise de, müvekkilinin markasına ilişkin olarak 18.10.2019 tarihinden itibaren tescil koruma işleminin başladığını, kötüniyet iddiasına ilişkin yeterli delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın itiraz aşamasında ileri sürmüş olduğu markalardan 143554 sayılı markanın 09.09.1993 tarihinde tescil edildiği, koruma süresinin 15.04.2003 tarihinde dolduğu, marka ile ilgili yenileme işleminin yapılmadığı, koruma süresinin bitimi ile müddet kaydının konulduğu, 2019/38214 ve 2020/20947 sayılı markaların ise başvuru işlemlerinin tamamlanmadığı, durumları hakkında "feragat edildi/geri çekildi" ibaresinin bulunduğu, davacı yanın itirazlarına esas teşkil eden markaları içerisinde, tescil süresi devam eden veya tescil işlemi devam eden markasının bulunmadığı; hükümsüzlük istemine eklenen markalar arasından 2020/64715 başvuru numaralı markanın başvuru tarihinin 17.06.2020 olduğu bu hali ile davaya konu markanın başvuru tarihi olan 18.10.2019 tarihinden sonraya ait olduğu, 2010/76883 başvuru numaralı markanın sahibinin ise davacı tüzel kişiden farklı üçüncü kişi olduğu; davaya konu markanın dava konusu edilen 30. ve 35.5 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tamamının davacı yanın markaları ile aynı/ aynı tür veya benzer olduğu; davaya konu markanın, kendine özgü yazı karakteri ile oluşturulmuş kelime markası olduğu, "..." ibaresinin Yunan mitolojisinde, "Throas'da İda Dağı'nın ayaklarında ... şehrinin kurucusu" olarak geçtiği, "..." ibaresinin İngilizce olduğu ve "iyi yiyecekler" / "güzel yemekler" anlamına geldiği, "..." ibaresinin ise M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini koruyan Çanakkale’nin eski adlarından biri olduğu, "..." ibaresinin ise türetilmek sureti ile tescile konu edildiği, belli bir anlamının bulunmadığı, davacı markasında yer alan “... ...” ibarelerinin esas unsur, “...” ibaresinin de tescile konu edilen mal ve hizmetler de dikkate alınmak sureti ile ayırt ediciliği olmayan yan unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda, esas unsurlar üzerinden yapılan incelemede taraf markalarının anlamları itibari ile birbirlerinden farklı olduğu, okunuşlarındaki kısıtlı benzerliğin, markaların geneline yansımadığı, görsel olarak taraf markalarında yer alan diğer unsurların markaları birbirlerinden ayırdığı, bir bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında tescili talep edilen sınıf bakımından 6769 sayılı SMK’nun 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı; somut olay açısından dosya kapsamında davacı yanın markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte bir delile rastlanmamış olsa da davacı yanın hükümsüzlük talebine esas teşkil eden T/01476 numaralı markasının ... tarafından tanınmış marka olarak tescil edildiği, yapılan değerlendirmeye göre de "..." markasının belli bir tanınmışlık seviyesine sahip olduğu, söz konusu tanınmışlığının deniz ürünleri, dondurulmuş gıda, konserve gıda ve hazır yemek sektörü ile sınırlı olduğunun değerlendirildiği, davacı lehine 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanabilmesi için taraf markaları arasında benzerliğin bulunması gerektiği, yukarıda yapılan inceleme kapsamında, davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında benzerlik ile iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bu nedenlerle davacı yanın talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin müvekkili şirket adına 93/003387 no ile tescil edildiğini, ilk olarak 1993 yılında adına tescil ettiren müvekkilinin "..." markasını 17.06.2020 tarihinde yeniden kendi adına tescil ettirerek kullanım hakkına sahip olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait markaların serisi izlenimini doğurduğunu, başvurudaki "..." ibaresinin ayırt ediciliği sağlamadığını, taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin bulunduğunu, SMK'nın 6/4 ve 5. maddesi uyarınca de tescil engeli bulunduğunu, davalının müvekkilinin markalarını tanınmışlığından ve reklam gücünden haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 01.03.2024 tarih ve 2022/108 E. - 2024/396 K. sayılı kararı ile, YİDK kararının iptali talebi yönünden davacının yayıma itirazında "..." ibareli 143554, 2019/38214 ve 2020/20147 sayılı markalarını mesnet gösterdiği, 143554 sayılı markasının yenilenmemesi nedeniyle müddet olduğu, 2019/38214 sayılı markanın feragat/geri çekilme nedeniyle tescil edilmediği, 2020/20147 sayılı markanın başvurusunun ise dava konusu markadan daha sonra yapıldığı, böylece davacının yayıma itirazında mesnet alabileceği bir markasının bulunmadığı, SMK'nın 6/5 hükmü şartlarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispatlanamadığı, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğu; dava konusu markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden yapılan incelemede ise, tarafların marka işaretleri yanında, markaların kapsamındaki emtia listeleri yönünden de benzerlik şartının gerçekleştiği, bu hale göre, davalının davaya konu markasının, davacının itiraza mesnet markalarına SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verebilecek derecede benzer olduğu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulünün yerinde görülmediği, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kanıtlanamadığı, tanınmışlık itirazının ise sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle, YİDK karar iptali talepli davaya yönelik istinaf başvurunun esastan reddine, davacının hükümsüzlük davasına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine, hükümsüzlük davasının kabulüne, dava konusu 2019/101421 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzülüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 18/03/2025 TARİH VE 2024/3540 ESAS, 2025/1892 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davalı ... vekilince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile, taraf markalarının anlamları itibari ile birbirlerinden farklı olduğu, fonetik olarak yapılan karşılaştırmada kısıtlı benzerlik olduğu, markaların geneline yansımadığı, görsel olarak yapılan karşılaştırmada ise benzerlik olmadığı, bir bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında tescili talep edilen sınıf bakımından SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, hükümsüzlük davasının da reddinin gerektiği gerekçesiyle, Dairemiz kararının davalı ... yararına bozulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE

Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.

Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, taraf markalarının anlamları itibari ile birbirlerinden farklı olduğu, fonetik olarak yapılan karşılaştırmada kısıtlı benzerlik olduğu, markaların geneline yansımadığı, görsel olarak yapılan karşılaştırmada ise benzerlik olmadığı, bir bütün olarak yapılan karşılaştırma sonucunda davaya mesnet davacı markaları ile dava konusu marka arasında tescili talep edilen sınıf bakımından SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, hükümsüzlük davasının da reddinin gerektiği anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

5.Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 80,00-TL posta ve tebligat gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan 242,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

6.Davalı Kurum tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

8.Davacıdan alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

9.Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şahıs, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 22/10/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/11/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

İlgili Mevzuat & Etiketler
REDDİNE ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K20147 md.6/1 HMK md.355 HMK md.361 K43554 md.6/1 K6769 md.6/5 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog