11. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/498
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2022
NUMARASI : 2021/347 E. 2022/828 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2022 tarih 2021/347 E. 2022/828 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... . tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili, 17.12.2020 tarihinde, davacının işleteni, dava dışı .....'ın sürücüsü olduğu ..... plakalı kamyonun, davalıların ZMMS sigortacısı ve işleteni olduğu, dava dışı .....'ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı araca çarptığını, ancak kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davacının kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle davacının aracında yüksek miktarda hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, 22.02.2021 tarihinde davalı...... A.Ş.'ye ödeme yapması için yazılı başvuruda bulunduklarını, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 6.000,00 TL hasar ve işçilik bedeli, 6.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 12.000,00 TL alacağın 03.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek ..... Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 27.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini hasar bedeli yönünden 107.765,63 TL ve değer kaybı yönünden 100.000,00 TL olmak üzere toplam 207.765,63 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı ...... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa hasar aşamasında ödeme yapılmış olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ve ıslaha konu tazminat taleplerinin 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edildiği; Adli Tıp Kurumu'nun 21.12.2021 tarihli raporunda ..... plakalı çekici ve buna bağlı .....plaka sayılı römork sürücüsü dava dışı .....'ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün kusursuz olduğu, 17.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın hasar bedelinin yedek parça + işçilik + KDV dahil 107.765,63 TL olduğu, değer kaybı zararının 100.000,00 TL olduğu, ..... plakalı aracın, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortasının davalı ..... A.Ş. tarafından, 08.10.2020-2021 tarihleri arasında geçerli poliçe ile yapıldığı, Hazine Müsteşarlığı tarafından kaza tarihi 2020 yılı itibariyle sigorta teminatının 41.000,00 TL olarak belirlendiği, dosyada örneği olmamakla birlikte taraflarca kabul edildiği üzere ihtiyari mali mesuliyet sigortasının da davalı ..... A.Ş. tarafından 08.10.2020-2021 tarihleri arasında geçerli süre için yapıldığı, davacıya ait aracın hasar ve değer kaybı olarak toplam 207.765,63 TL zararının, 41.000,00 TL'sinin ZMM sigortacısı olarak ...... A.Ş. tarafından giderileceği, bakiye (207.765,63 - 41.000 = ) 166.765,63 TL'nin ise İHMM sigortası teminat limitine kadar yine ihbar olunan/davalı ..... A.Ş. tarafından giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 107.765,63 TL hasar bedeli ile 100.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 207.765,63 TL'nin davalı sigorta şirketinden (poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olmak üzere) 11.03.2021 tarihinden, diğer davalı ..... Ltd. Şti'nden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ..... A.Ş. vekili, davacıya ait aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın römorkuna arkadan çarptığını, olayın ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından detaylıca irdelenmediğini, sadece kaza tespit tutanağındaki verilere göre inceleme yapıldığını, eksik ve hatalı inceleme sonucu rapor düzenlendiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 oranında kusurlu olduğunu, doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi’nin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden’den rapor alınması gerektiğini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda değer kaybının denetime elverişli şekilde belirlenmediğini, sigorta eksperi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun hasar bedeli tespiti açısından hatalı tespitler içerdiğini, hasar bedel tutarının fahiş olduğunu, bilirkişi tarafından belirlenen iskonto oranlarının son derece düşük olduğunu, KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, kaza tarihindeki araç rayiç değeri yanlış ve fahiş tespit edildiğini, dosyada kusur oranlarının tespiti için herhangi bir rapor alınmamış olduğundankusur oranları açısından en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem ATK Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının ZMMS Genel Şartlar ekinde yer alan formüle göre yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı .....Şti. vekili, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu, davacıya ait ...... plakalı kamyon sürücüsü dava dışı .....'ın soruşturma aşamasında duramayarak sigortalı tıra çarptığını beyan ettiğini, kaza tespit tutanağında tarafların eşit oranda aslî kusurlu olduklarının belirtildiğini, Karayolları Trafik Kanunu'na göre arkadan çarpma hallerinde, arkadan çarpan sürücünün aslî kusurlu kabul edildiğini, arkadan takip eden sürücünün öndekilere dikkat etmesi ve mesafesini koruması gerektiğini, takip mesafesini korumayan davacı tarafa ait kamyonun sürücüsünün, kendi ağır ve aslî kusuru neticesinde kazaya sebep olduğunu, bilirkişi raporlarının açıkça hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan 29.12.2021 tarihli Adli Tıp Raporu'nda davacıya ait ......plakalı kamyonun takip mesafesini koruyup korumadığı, trafik yoğunluğuna göre hız ve yük durumunu ayarlayıp ayarlamadığı ve kusur durumunun bulunup bulunmadığı hususlarının incelenmediğini, hakimin bilirkişi raporları ile bağlı olmadığını, dosyada yer alan soruşturma evraklarında müvekkiline ait ..... plakalı aracın sürücüsü davacının .....plakalı kamyonunun çarpması neticesi aracında sıkıştığını, diğer sürücelerin iki kez çarpma olarak nitelendirdikleri konunun davacının kamyonunun arkadan şiddetli bir şekilde çarpması neticesi, müvekkiline ait aracın şoförün ayaklarının sıkışması ile önündeki aracın ilk çarpmanın etkisi ile ilerlemesi ile müvekkile ait aracın şoförünün ayağının fren pedalından uzaklaşması neticesinde olduğunu, kaza yerinde keşif yapılması gerektiğini, davanın ihbarı adı altında, talep sonucunun genişletildiğini, davalı ....A.Ş.'nin hem davalı hem de ihbar olunan konumunda olduğunu, dava dilekçesinde genişletilmiş kasko poliçesinden bahsedilmediğini, davacının tacir olup olmadığı bilinmemekle, ticarî faiz talep edilemeyeceğini, hükmedilen değer kaybı tazminatının fahiş ve hatalı olduğunu, hükme esas alınan 17.06.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunun tamamen hatalı olduğunu, davacıya ait aracın tramer kayıtları ile trafik kayıtları getirtilmeden rapor alınmasının hatalı olduğunu, davacının aracına ait tramer kayıtları ve trafik kayıtları dosyaya getirtilerek yeniden değer kaybı hesabı yapılması gerektiğini, her iki tarafın sigorta firmalarından kazaya dair fotoğraf ve diğer tüm bilgiler toplanmadığını, davacının aracına kendi sigorta firması tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmadığını, araçların kaza anındaki takograf bilgilerinin sorulmadığını, kaza anında ne kadar yük taşıdığına ilişkin en son kantar bilgisi sorulmadığını, kazaya karışan diğer iki şoför ve diğer görgü tanıkları dinlenmeden tarafların kusurları tam anlamı ile somutlaştırılmadan bilirkişi raporları alındığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı vekillerince kusur oranlarının hatalı belirlendiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, ATK Trafik İhtisas Dairesinin 21.12.2021 tarihli raporunda dava dışı sigortalı araç sürücüsü .....'ın sevk ve idaresindeki çekici ve buna bağlı yarı römork ile gündüz vakti meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, görüş ve hareket alanını kontrol altında bulundurmadığı, olay mahalline yaklaştığında ön ilerisinde trafik yoğunluğu nedeniyle duraklamakta olan otomobili zamanında fark ederek kazayı önlemeye yönelik etkin tedbir almadığı, dikkatsiz seyri sırasında ön ilerisinde duraklamakta olan otomobile tedbirsizce çarptığı, kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsü dava dışı .....'ın ise sevk ve idaresindeki kamyon ile gündüz vakti meskun mahalde seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde ön ilerisinde ilerlemekte iken kaza yaparak seyir şeridini kapatan kamyona çarptığı, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olup, belirlenen kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, davalıların bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilleri değer kaybı tazminatına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Somut olayda ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri arasındaki fark esas alınarak değer kaybı hesaplanmış olduğundan, davalıların değer kaybı tazminatına yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Toplanan deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, zarar kalemlerinin olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak hesaplanmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacıyı bağlamamasına, davalı tarafın iskonto indirimi yapılmadan davacının gerçek zararından sorumlu olmasına, hasar bedelinden ZMMS ve İMMS poliçeleri kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluğun bulunmasına, hasar bedelinin poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının, davacının ihbar yükümlülüğüne kasten aykırı davrandığının ve tenzili muafiyet koşullarının oluştuğunun davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, sigortalı aracın ticari nitelikte olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinin yerinde olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davalıların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davalı ..... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 14.192,47-TL'den peşin alınan 3.548,11-TL'nin mahsubu ile bakiye 10.644,36-TL harcın davalı .... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalı .....Şti. yönünden istinaf karar harcı olan 14.192,47-TL'den peşin alınan 2.664,38-TL'nin mahsubu ile bakiye 11.528,09-TL harcın davalı ...... Şti.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
4.İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2025