Esas No
E. 2025/1235
Karar No
K. 2025/5962
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2025/1235 E.  ,  2025/5962 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/2134 Esas, 2024/1878 Karar
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/196 E., 2021/142 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişinin 2019/84501 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin adına tescilli "..." ibareli markalarına dayalı yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, ancak taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu gibi emtia benzerliği de bulunduğunu, müvekkili adına tescilli markaların herkes tarafından bilindiğini, "..." ibareli başvurunun müvekkili markaları ile iltibas yaratacağını, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanacağını ve haksız rekabete yol açacağını, müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, dava konusu markanın müvekkiline ait ... ibareli alan adı ile de benzer olduğunu, “...” ve “...” ibarelerinin, müvekkili şirketin ticaret unvanı ve işletme adının esas unsuru olması yanı sıra bahsedilen alan adının da esas unsuru olduğunu, “...” ve “...” ibareli markaların sektörünün prestijli markalarından “...” markası adı altında piyasaya sürüldüğünü, “...” markasının tanınmış marka olarak korunduğunu, “...” markasının tanınmışlığı nedeniyle de tüketici nezdinde esas unsuru “...” ve “...” ibareli markaların bilinir kılındığını, tüketicinin “... ” markasını butik mağaza zincirleri olarak tanıdığını ve tercih ettiğini, müvekkili şirkete ait tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusuna konu edilmesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerledirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-5023 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, davacıya ait “...” ibaresini taşıyan itiraz konusu markaların ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, taraf markalarının karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarındaki mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, hitap ettikleri hedef kitlelerinin farklı olduğunu, markaların karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacı markalarında yer alan "..." ibarelerinin tek başlarına ayırt edicilikleri düşük, zayıf ibareler olduğu, zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, somut olayda dava konusu markanın şekil ve kelime unsurundan müteşekkil olarak bir bütün halinde "..." şeklinde somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, bir bütün halinde bu ibarenin davacıya ait markalardan iltibas tehlikesini bertaraf edecek derecede farklılaştığı, zira ortalama tüketici kesiminin markaların ayırt edici unsurlarını bölüp, parçalamadan bir bütün halinde algılayacağı, bir bütün halinde "..." kelimesinin davacıya ait markalarla görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ihtiva etmediği, taraf markalarındaki bir kısım ortak 7. sınıf emtia tüketicisinin dikkat düzeyinin yüksek, 35. sınıf açısından da hizmetin türüne göre ortalama tüketicinin dikkat derecesinin değişken olduğu, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, “...” ibareli markanın davaya konu markanın başvuru tarihi itibariyle özellikle “süpermarket” sektöründe tanınmışlığının bulunduğu, ancak “...” ibaresi olmaksızın tek başına “...” ibaresinin veya bu ibarenin Türkçe karşılığı olan “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından, tanınmış olunan sektör dışında kalan mal/hizmetler üzerinde görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında yapılan inceleme sonucu “...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmadığından SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacıya ait "..." ibareli alan adının 2009 yılından bu yana aktif olarak kullanıldığı, alan adının 35. sınıfta çeşitli markalara ait gıda, temizlik, kozmetik, elektronik, bebek, ev, evcil hayvan ürünleri gibi çok geniş yelpazedeki ürün grubunun online satış hizmetleri kapsamında kullanıldığı, her ne kadar davacıya ait bu alan adı davaya konu marka kapsamındaki 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları, piller mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” bakımından kullanılsa da, gerek alan adında, gerekse alan adı içeriğinde yer alan "..." markası ile dava konusu "..." markası arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/6 hükmü koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, SMK 6/9 hükmü uyarınca kötüniyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog