5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2025/11317 E. , 2025/13927 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimi kararının yoklukla ve butlanla malul olduğunun tespiti, tedbiren kararın yürütülmesinin geri bırakılması ve müvekkil şirkete kayyım atanması istemli İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış, mahkemece 29.04.2025 tarihli ve 2025/189 Esas sayılı ara kararıyla davacı vekilinin tedbir talebinin ve yönetim kayyumu atanması talebinin ayrı ayrı reddine istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine istinaf incelemesi için gönderilmiştir. Talep eden 23.06.2025 tarihli dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Başkanı ve üyesi hakkında hakimin reddi talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince 11.07.2025 tarihli kararıyla talep eden vekilinin hakimin reddi talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. Talep
Talep, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Daire Heyet Başkanı Hakim ... ve Üye Hakim ... hakkında hakimin reddi talebinin kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
II. Reddi
Hakim Sebepleri
Talep edenin hakimin reddi talep dilekçesinde özetle; şirketin 19.04.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimi kararının yoklukla ve butlanla malul olduğunun tespiti, tedbiren kararın yürütülmesinin geri bırakılması ve müvekkili şirkete kayyım atanması talepli İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/422 Esas sayılı davada davacının şirkete kayyım atanması talebinin mahkemenin 05/08/2022 tarihli ara kararıyla reddedildiğini, mahkemenin 05.08.2022 tarihli ara kararı hakkında Dairenin 2022/1823 Esas,2022/1606 Karar sayılı ve 17.11.2022 tarihli kararıyla, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin 05.08.2022 tarihli ara kararının HMK'nın 353 (1) b-2 maddesi gereği kaldırılmasına, şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verildiğini; mahkemeye sundukları 28.11,2022 tarihli dilekçeyle şirkete kayyım atanmasına karar verilen Daire kararının gerekçesini oluşturan durum ve koşulların değiştiğinden bahisle yeni deliller ibraz edilerek HMK 396 uyarınca ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, mahkemenin 14.12.2022 tarihli ara kararıyla HMK 396'ya göre değişen koşullar nedeniyle talebin kabulüne, Dairenin 2022/1823 Esas, 2022/1606 Karar sayılı ve 17/11/2022 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına ve davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini; bu karara karşı davacının istinaf yoluna başvurduğu, Daire'nin 2023/232 Esas, 2023/485 Karar sayılı ve 04/04/2023 tarihli kararıyla HMK'nın 396. maddesi kapsamında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararın istinaf kanun yoluna tabi olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun HMK 341 (1) ve 346 (1) uyarınca usulden reddine karar verildiğini; yargılama aşamasında davacının 25/07/2024 tarihli dilekçesiyle yeni bir durum değişikliği olduğundan bahisle şirkete tedbiren kayyum atanmasını talep ettiğini, mahkemenin 22/08/2024 tarihli ara kararıyla HMK 396'ya göre mevcut durum ve koşulların değiştiğine dair dosyada yeni delil bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verildiğini; bu karara karşı davacının istinaf yoluna başvurduğunu, esasen bu ara karara karşı da istinaf yolu açık olmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Dairenin 2024/1476 Esas, 2025/90 Karar sayılı ve 17/01/2025 tarihli kararıyla, hukuka, kanuna ve dosya içeriğine aykırı şekilde karar verildiğini, inceleme yapan ve şirkete denetim kayyımı atanmasına karar veren ret talebinde bulunulan Daire Başkanı ve Üye Hakimin mesleğinin gerektirdiği özene ve hassasiyete aykırı davrandığını; dosyanın 6 ay gibi bir süre bekletildiğini, taraflar arasında görülmekte olan bir kısım dava dosyalarında, karşı taraf vekillerinin daire ile görüşerek 2024/1476 sayılı dosyada şirkete kayyım atanacağından bahisle bekletildiğine dair beyanda bulundukları hususunda duyumlar alındığını, bu hususun dosyaya 17.01.2025'te sundukları dilekçeyle ve şifahi olarak da aktarıldığını, ancak aynı gün istinaf yolu kapalı olan dosyada hukuk garabeti mahiyetindeki ilamla müvekkili şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, bu durumun dahi hakimlerin tarafsız davranmadığını gösterdiğini, taraflara eşit davranılmadığını, esasında duyumlarının gerçek olduğunu gösterdiğini; dairenin kendi içtihatlarıyla da çelişen karar vermesinin şirketi zarara uğratması nedeniyle kararı veren başkan ve üyelerin HSK'ya şikayet edildiğini, şikayetin yapılmasının dahi şikayet edilen hakimler tarafından tarafsız ve ön yargısız yaklaşılamayacağının emaresi olduğunu; bu aşamada aynı taraflar arasında başka bir dava olan incelemeye konu İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/189 Esas sayılı dosyasında mahkemenin 29.04.2025 tarihli ara kararıyla, genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması ve davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanması taleplerinin reddine karar verildiğini; bu karara karşı davacının istinaf yoluna başvurması sebebiyle dosyasının Daire'ye tevzi edildiği; benzer iddialarla açılmış yukarıda bahsedilen diğer dosyadaki süreç dikkate alındığında, reddi talep edilen hakimler tarafından eldeki dosyada tarafsız ve objektif değerlendirme yapılacağı hususunda ciddi ve makul şüphelerin mevcut olduğunu, zira bahsedilen dosyanın tarafları ve konusu ile eldeki dosyanın tarafları ve konusunun birebir aynı olduğunu, istinaf kararı kesin mahiyette olacağından tarafsızlık ilkesine aykırı şekilde bir karar tesis edilmesi halinde üst kanun yoluna başvurarak kararın hukuka uygun hale getirilmesinin de mümkün olmayacağını; ifade ettikleri sebeplerle hukuki sürecin adil ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi adına, talebe konu hakimlerin, davaya yönelik vereceği kararlara dair şüphelerinin arttığını ileri sürerek, mahkeme heyetinin tarafsızlığına halel geldiği noktasında dilekçe içeriğinde aktarılan gerekçelerle somut emareler ortaya konulduğundan Daire Başkanı ... ve Üyesi ... hakkındaki reddi hakim talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
III. Reddi
Hakim Mütalaa Evrakı
Yargılama dosyasının tarafları ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmadığı gibi yasaklılık sebeplerinden herhangi birisinin de söz konusu olmadığını, dilekçede sözü edilen ve taraflar arasında görülen davalardaki tedbir istemlerine ilişkin istinaf incelemelerinde kanuna ve usule uygun şekilde kararlar verilmiş olup talebin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinde düzenlenen ret sebeplerinin hiçbirisine uymadığını belirterek reddi hakim talebinin reddi gerektiği mütalaa olunmuştur.
IV. Ret Talebini
İnceleyen Merci Kararı
Davalı taraf, Dairenin 17.01.2025 tarihli ilamına konu mahkeme ara kararının istinaf yolu kapalı olduğundan bahisle tıpkı Daire'nin 04.04.2023 tarihli kararında olduğu gibi usulden reddi gerekirken başvurunun kabulü ile talebin kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının, reddi istenen hakimlerin tarafsız davranmadığını gösterdiğini iddia etmekte olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinde hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep var ise veya beş bent halinde sayılmış hallerde ret sebebinin varlığının kabul edildiği düzenlendiği, gerekçeli hukuki bir değerlendirme yapılarak oluşturulmuş Daire'nin taraflar arasındaki başka bir dosyadaki 17.01.2025 tarihli ilamı nedeniyle, reddedilen hakimlerin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren nasıl bir önemli sebep bulunduğu davalı vekilinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı taraf, hukuki olarak hatalı olduğunu düşündüğü bir karardan hareketle 6100 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi kapsamında somut bir hususu ortaya koyamamış olup, soyut duyumlarına ve subjektif değerlendirmelerine dayalı iddialarla ret talebinde bulunduğu, söz konusu karara imza atmış olan Daire Başkanı ve üye hakimlerin de, davalı tarafından şikayet edilmesi de, taraflar arasında aynı Kanun'un 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi anlamında bir düşmanlık olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki ilk derece yargılaması sonucunda verilecek karara karşı istinaf yolu ve istinaf mahkemesince verilecek karara karşı da temyiz yolu açık olduğu, yargılamada yapıldığı düşünülen hukuki yanlışlıkların söz konusu aşamalarda ileri sürülmesinin mümkün olduğu, buna göre davalının ileri sürdüğü sebepler anılan Kanun'un 36 ncı maddesindeki sebeplerden olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin hakimin reddi talebinin reddine, 6100 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin altıncı fıkrasında ret talebinin kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunan hakkında 500 TL'den 5.000 TL'ye kadar disiplin para cezasına hükmolunacağı düzenlendiği gerekçesiyle de davalı hakkında takdiren 3.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Talep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddi hakim talep dilekçesinde ileri sürdüğü reddi hakim sebeplerini tekrar ederek ayrıca hüküm ve koşulları oluşmayan müvekkil aleyhine hükmedilen disiplin para cezasına yönelik kararın kaldırılması gerektiğini belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, hakimin reddi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Kanunu’nun 21... nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.
2.6100 sayılı Kanun’un “Ret Sebepleri” başlıklı 36 ncı maddesi şöyledir: "(1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:
a)Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.
b)Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.
c)Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.
ç)Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.
d)Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması."
3.6100 sayılı Kanun’un “Ret talebini incelemeye yetkili merci” başlıklı 40 nci maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez."
4.6100 sayılı Kanun’un “Ret Talebinin İncelenmesi” başlıklı 42 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir."
3.Değerlendirme Dosya kapsamında yapılan incelemede, 6100 sayılı Kanun'un anılan maddeleri dikkate alındığında üye hakim hakkında hakimin reddi sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle talep eden vekilinin reddi hakim talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Talep eden vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.