13. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/466
- Karar No
- 2025/1982
- Karar Tarihi
- 18.01.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/466 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...Müvekkil şirket ile davalı Banka arasında 27.04.2005 tarihinde imzalanan 25.000.000 EUR ve 05.11.2009 tarihinde imzalanan 25.000.000 EUR limitli Genel Kredi taahhütnamelerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan 14.01.2010 tarihli ek kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu ek kredi sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde davalı bankanın uygulamalarından ve fiyat politikalarından rahatsız olan müvekkil, krediyi süresinden önce kapatmak istemiştir. Davalı banka, sözleşmeye aykırı bir şekilde fahiş miktarda belirlemiş olduğu 784.270 EURO'nun ödenmesi halinde kredinin erken kapatılacağını bildirmiş, bildirilen bu miktar 12.12.2011 tarihli müvekkil talimatı ile ihtirazi kayıtla ödenerek kredi kapatılmıştır. Kredinin kapatılmasından sonra davalı banka aleyhine dava açılarak; Ek kredi sözleşmesinin 3. maddesine dayalı olarak müvekkilden haksız tahsil edilen yönetim komisyonundan dolayı şimdilik 5.000 Euro'nun; Fahiş kredi faiz oranları nedeniyle fazla ödenen miktardan şimdilik 5.000 Euro'nun; müvekkilden ikinci kez haksız surette tahsil olunan yönetim komisyonunundan dolayı şimdilik 5.000 Euro'nun, Ek kredi sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca haksız tahsil edilen erken kapama komisyonunun şimdilik 5.000 Euro'sunun faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili talep edilmiş, ve harca esas değer 25.000 Euro gösterilerek bu meblağ üzerinden harç yatırılmıştır. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/155 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden yargılamada alınan Bilirkişi Kurulu raporunda; davaya konu ek kredi sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca alınması gereken erken kapama komisyonu ve BSMV toplamının 451.444,89 EUR olması gerektiği, müvekkilden toplam 784.270 EUR alınmış olmakla 332.825,11 Euro'nun fazladan tahsil edildiği, diğer talepler yönünden müvekkilin bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine, 09/04/2014 tarihli dilekçeyle, davanın miktarı 25.000 Euro'dan 307.825,11 TL arttırılarak dava değeri 332.825,11 Euro'ya (955.6823,11 TL 'ye) ıslah edilmiştir. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2016 tarih ve 2016/155 Esas, 2016/438 Karar. Sayılı kararında; davanın kabulü ile; 332.825,11 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca yabancı para mevzuatına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilime verilmesine karar vermiştir. Kararı Temyizen İnceleyen Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 22/11/2018 tarih ve 2016/13873 Esas, 2018/7303 K. Sayılı ilamı ile işin esasına girerek, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile özetle; farklı alacak kalemleri yönünden 5.000'er Euro'dan toplam 25.000 Euro üzerinden dava açılmış ise de mahkemece hüküm kurulurken dava dilekçesinde erken kapama komisyonu için talep edilen meblağın şimdilik kaydı ile 5.000 Euro olduğu, ıslah dilekçesi ile erken kapama komisyonu bakımından 307.825,11 Euro artırım yapıldığı nazara alınarak 312.822,11 Euro ( 307.825,11+5.000= 312.822,11 Euro) üzerinden karar verilmesi gerekirken anılan husus nazara alınmadan “talep aşımı” yaratılacak şekilde 332.825,11 Euro üzerinden hüküm kurulmuş olmasını doğru bulmamış ve karar sadece bu yönüyle bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkeme 09/05/2019 tarih ve 2019/93 E, 2019/363 K sayılı kararı ile "312.825,11 EURO'nun dava tarihi olan 11/04/2012 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a.maddesi gereğince hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar vermiştir. Yargıtay bozma ilamına uyularak, ıslah sırasında yatırılan harç dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak 312.825,11 Euro üzerinden hüküm kurulmuş ise de davalı bankadan talep edilebilecek olan toplam alacak miktarının 332.825,11 Euro olduğu, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla bozmada belirtilen hususların, 09/05/1960 gün ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğurduğu, dolayısıyla da hüküm dışında kalan ve farkı oluşturan 20.000 Euro'luk bakiye alacağın da müvekkile ödenmesi gerektiği açık ve tartışmasızdır. ( 332.825,11 - 312.825,11 = 20.000 ) söz konusu 20.000 Euro'luk alacağın tahsili için davalı banka aleyhine Ankara 3. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip yapılmış, ancak takibe itiraz edilmiştir. Arabuluculuğa başvurulmuş ise de uzlaşma sağlanamadığından işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur. Söz konusu alacak miktarı yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde belirlenmiş ve kesinleşmiştir. basiretli olma durumunda olan davalı bankanın takibe vaki itirazının haklılığından ve iyi niyetinden söz edilemeyeceğinden, müvekkil lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini de talep etmek gerekmiştir. Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı ilamsız takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere müvekkil şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini... " talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "..... Müvekkili banka ile davacı ... Turizm İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi arasında 27.04.2005 ve 05.11.2009 tarihlerinde Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmıştır. 04.01.2010 tarihinde taraflar aralarında ek kredi sözleşmesi imzalamış olup işbu sözleşme, erken kapama şeklinde davacı tarafın 12.12.2011 tarihli talimatıyla müvekkil bankanın karşı tarafa bildirdiği 784.270 Euro'nun ödenmesiyle kapatılmıştır.
Davacı taraf işbu konuyu mahkemeye taşımış ve İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen dava, mahkemenin 09.05.2019 tarihli kararıyla sonuçlanmıştır. davacı söz konusu mahkeme kararından gayri olarak Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün... esas numaralı dosyasıyla 20.000 Euro fazla alacak iddiasıyla ilamsız takip başlatmış olup müvekkil banka yasal süresi içinde takibe itiraz ederek takibi durdurmuştur. Söz konusu uyuşmazlığa ilişkin ilamsız takip açılamaması ve ayrıca davacının müvekkil bankaya karşı davayı yöneltmesinde herhangi bir hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir:
Davacı tarafın ilamsız takip başlatmasında hukuki yararı yoktur. Davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı taraf ilamsız takibine konu 184.054 TL para alacağı için usulü kazanılmış hakkı bulunduğu iddiasıyla bozmayla birlikte yeniden hüküm tesis edilen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/155 esas, 2016/438 karar sayılı kararını dayanak olarak göstermiştir. Her ne kadar söz konusu mahkeme, bu kararını Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13873 esas, 2018/7303 karar sayılı bozma ilamına uyarak 2019/93 esas, 2019/363 karar sayılı kararıyla yeniden hüküm tesis ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş ise de davacı taraf uyuşmazlığa konu tutarı müvekkil banka tarafından ödenmesi iddiaları ile ilamsız takip başlatmıştır. Başlatılan bu takip hukuka uygun değildir. Davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte; müvekkil bankanın davacıya karşı 184.054 TL'lik ya da herhangi bir başka ödemesi bulunmamaktadır. Davacının dayanak olarak gösterdiği ilk derece mahkemesi kararı, yargıtay tarafından bozulmuş tekrar yapılan yargılama sonucu Yargıtay'ın bozma kararına uygun olarak yeniden hüküm tesis etmiştir. Hem itirazın iptali davasına konu 184.054 TL'lik bedel konusuzdur hemde konusuz kalan bedel hakkında müvekkil banka açısından husumet bulunmamaktadır. Davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir. Davacının talepleri yönünden zamanaşımı defi'inde bulunuyoruz Dava konusu uyuşmazlık itirazın iptali yönünde olup zamanaşımı süresi, 2128 sayılı icra iflas kanunu'nda düzenlenmiştir. 2128 sayılı kanunun 67. maddesinde itirazın iptali davası için zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup davacı, dava konusuna ilişkin talepleri yönünden süresi içinde davasını açmamış olup zamanaşımına uğramıştır. zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ederiz.
Davacı tarafın usulu kazanılmış hakkı yoktur.
Davacı tarafından kazanılmış usulü bir hak olmadığı gibi müvekkil banka lehine bir usulü kazanılmış hak bulunmaktadır. İş bu itirazın iptali davasının reddi ile haksız ve kötü niyetli olarak ilamsız takip açan davacı tarafından ödenilecek şekilde red olunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, müvekkil banka lehine tazminat hükmedilmesini talep etmekteyiz. Huzurdaki davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla talep ediyoruz." talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 18/01/2023 tarih ve 2020/631 Esas - 2023/37 Karar sayılı kararında;".........Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle; taraflar arasında 27.04.2005 tarihli 25.000.000,00 EUR limitli ve 05.11.2009 tarihli 25.000.000,00 EUR limitli Genel Kredi Taahhütnameleri ile kredi ilişkisi bulunduğu, kredilerin erken kapatılması nedeniyle talep edilebilecek komisyon 451.444,89 EURO iken davalı tarafça davacıdan toplam 784.270,00 EUR komisyon alındığı, dolayısıyla davacıdan 784.270,00 EUR - 451.444,89 EUR 332.825,11 EUR fazla tahsil edilmiş olduğu, fazla tahsil edilen kısma ilişkin olarak İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/93 Esas sayılı dosyasında 312.825,11 Euro bedele ilişkin olarak davanın kabulüne karar verildiği, mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu ve İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davacının erken kapama komisyonuna ilişkin olarak davalı taraftan toplam 332.825,11 Euro alacağının bulunduğu, hesaplanan ve hükme bağlanan miktarlara göre davacının bakiye 332.825,11-312.825,11= 20.000 EURO alacağının bulunduğu, bu sebeple davalının takibe yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile; davalının, Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 20.000 Euro üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına, asıl alacağa 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli EURO mevduata verdiği en yüksek faiz oranı uygulanmasına 2- Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile takip konusu 20.000 EURO'nun takip tarihi (09/10/2019) itibariyle T.C. Merkez Bankası döviz kurlarına göre EURO efektif satış değerine göre harca esas değer olarak belirlenen 128.370,0 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın davacıya karşı 184.054 TL'lik ya da herhangi bir başka ödemesi bulunmadığını, davacının dayanak olarak gösterdiği ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay tarafından bozulduğunu, tekrar yapılan yargılama sonucu Yargıtay'ın bozma kararına uygun olarak yeniden hüküm tesis edildiğini, hem itirazın iptali davasına konu 184.054 TL'lik bedelin konusuz olduğunu, hem de konusuz kalan bedel hakkında müvekkil banka açısından husumet bulunmadığını, bu nedenlerle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, yerel mahkemenin itirazlarını değerlendirmeden kabulünün hukuka aykırı olduğunu,
Davacı tarafından kazanılmış usulü bir hak olmadığını, müvekkil banka lehine bir usulü kazanılmış hak bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin hatalı yorumlama yaparak kazanılmış hak hususunu hatalı değerlendirdiğini, zira usulü kazanılmış hakkın derdest bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi neticesinde taraflardan biri lehine doğan hak olduğunu, usulü kazanılmış hakkın kanun tarafından oluşturulmuş bir kurum olmadığını, kazai içtihatlarla hukuk sistemimize girmiş olduğunu, usulü kazanılmış hak ile ilgili birden fazla içtihadı birleştirme kararı olmakla birlikte 04.02.1959 ve 09.05.1960 tarihli içtihadı birleştirme kararlarının, bu hakkın ne olduğu ve nasıl uygulandığı hakkında yol gösterici Yargıtay kararları olduğunu, söz konusu uyuşmazlıkta müvekkil bankanın İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/155 Esas sayılı kararını temyiz ettiğini ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/13873 Esas, 2018/7303 Karar ile davacının tam da talepte bulunduğu konular hakkında müvekkil bankanın temyiz itirazlarını kabul ederek kararın davalı yararına bozulmasına karar verdiğini, görüldüğü üzere davacı taraf yönünden değil aksine müvekkil banka lehine bir usulü kazanılmış hak oluştuğunu, davacının iddiaları yönünden kesinleşen bir husus olmadığı gibi de kazanılmış bir usulü hakkın da var olmadığını, kaldı ki usulü kazanılmış hakkın varlığının söz konusu olabilmesi için, hakkı bahşeden usuli işlemin, yapılmış olduğu tarihte yürürlükte olan kanuna uygun bir şekilde yapılmış olması gerektiğini, aksi takdirde usuli işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan usul kanununa aykırı bir işlemin, hukuka uygun olduğunun söylenemeyeceğini, işbu uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesinin karar verirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen hakimin taleple bağlılık ilkesine uygun olarak kararını vermemiş olduğunu, davacı tarafın talep ettiğini aşarak davayı kabul ettiğini, HMK'ya aykırılık teşkil ettiğini, davacının taleplerinin haksız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece savunmaları dikkate alınmadan kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacı ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerin davacı tarafından vadesinden önce/erken kapatılması nedeniyle, davalı banka tarafından tahsil edilen erken kapama komisyonunun iadesi talebi ile başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava dosyası ve uyap kayıtları incelendiğinde;Davacı tarafından davalı banka hakkında taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin müzayaka altında imzalandığının tespiti, haksız yere tahsil edildiği iddia olunan dosya masrafı, faiz ve erken kapama komisyonun tahsili istemi ile ilgili olarak İstanbul (kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/244 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 26/05/2014 tarih ve 2013/244 Esas - 2014/123Karar sayılı kararı ile;...'' buna göre her iki kredinin toplam 429.947,51 Euro komisyon + 21.497,38 Euro BSMV (Toplam 451.444,89 Euro) alınması gerekirken 746.653 Euro komisyon +37.617 Euro BSMV (Toplam 784.270 Euro) alındığı, 332.825,11 Euro nun fazla alındığı,'' gerekçesiyle davanın kabulü ile 332.825,11 Euro’nun davalıdan temerrüt faizi ile tahsiline karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.nin 19/11/2015 tarih ve2014/14988 Esas - 2015/12315 Karar sayılı kararı ile;''...Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda HMK'nın 184 ve devamı maddelerinde belirtilen usullere uyulmadan, tarafların iddia ve savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir,'' gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosyanın mahkemelerin birleşmesi üzerine İstanbul 11 ATM.'nin 2016/155 Esasına kaydedildiği, mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama sonucunda 24/05/2016 tarih ve 2016/155 Esas - 2016/438 Karar sayılı kararı ile;''...... buna göre her iki kredinin toplam 429.947,51 Euro komisyon + 21.497,38 Euro BSMV (Toplam 451.444,89 Euro) alınması gerekirken 746.653 Euro komisyon+37.617 Euro BSMV (Toplam 784.270 Euro ) alındığı, 332.825,11 Euro’nun fazla alındığı, bu nedenle fazla alınan bu paranın dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca yabancı para mevzuatına uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine ve erken kapama komisyonlarının taksit vadelerinde tahsil edilmesi gerektiği,'' gerekçesiyle davanın kabulü ile 332.825,11 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca yabancı para mevzuatına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD.nin 22/11/2018 tarih ve 2016/13873 Esas -2018/7303 Karar sayılı kararı ile;''...'' dava dilekçesinde ek kredi sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca yönetim komisyonun (dosya masrafı) haksız tahsilinden dolayı şimdilik 5.000 Euro'nun, kredi faiz oranlarının fahiş olduğunun tespiti ile fazla ödenen miktardan şimdilik 5.000 Euro'nun, 20.04.2004 tarihinde ana para üzerinden % 0.50 oranında hesaplanan davacıdan ikinci kez haksız surette tahsil olunan yönetim komisyonunundan (dosya masrafının) dolayı şimdilik 5.000 Euro'nun, ek kredi sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca haksız tahsil edilen erken kapama komisyonunun şimdilik 5.000 Euro'sunun faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş, harca esas değer 25.000 Euro gösterilerek bu meblağ üzerinden başvuru harcı yatırılmıştır.
Davacı vekili 09.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporunda davalı bankaca müvekkilinden fazladan 332.825,11 Euro erken kapama komisyonu tahsil edildiği tespit edildiğinden 25.000 Euro’luk taleplerini 307.825,11 Euro artırarak 332.825,11 Euro’nun faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.Mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen erken kapama komisyonu dışındaki diğer ücret ve komisyonların sektör uygulamalarına göre makul sınırlar içerisinde kaldığı ve sözleşme şartlarına uygun olduğu değerlendirmesi yapıldıktan sonra ek sözleşmenin 5. maddesi uyarınca erken kapama komisyonun 332.825,11 Euro fazla alındığı kabul edilerek davanın kabulü ile 332.825,11 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü düzenlenmiştir.Bu durumda mahkemece hüküm kurulurken dava dilekçesinde erken kapama komisyonu için talep edilen meblağın şimdilik kaydı ile 5.000 Euro olduğu, ıslah dilekçesi ile erken kapama komisyonu bakımından 307.825,11 Euro artırım yapıldığı nazara alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken anılan husus nazara alınmadan “talep aşımı” yaratılacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosyanın İstanbul 11 ATM.'nin 2019/93 Esasına kaydedildiği, mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama sonucunda 09.05.2019 tarih ve 2019/93 Esas -2019/363 Karar sayılı kararı ile; ''.... erken kapama komisyonu için talep edilebilecek bedelin 332.885,11 Euro olarak hesaplandığı, bu hesaba göre davacı taraf ıslah dilekçesinde 25.000 Euro toplam talebini 332.825,11 Euro'ya yükseltmiş ise de; davacı tarafça, dava dilekçesinde erken kapama komisyonu için talep edilen bedelin şimdilik kaydı ile 5.000 Euro olduğu, bu nedenle davacı taraf ıslah ile erken kapama komisyonu yönünden talebini 307.825,11 Euro arttırdığının kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda erken kapamaya ilişkin davacı talebinin toplam 312.825,11 Euro olduğu anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak erken kapama komisyonu yönünden 312.825,11 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu miktarı aşan diğer kalemler yönünden davacı isteminin açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı kanaatine varıldığı,'' gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 312.825,11 EURO'nun dava tarihi olan 11.04.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD. 01.04.2021 tarih ve 2019/3889 Esas - 2019/3889 Karar sayılı kararı ile;''.... Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir,'' gerekçesi ile davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına, karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı taraf eldeki dava ile, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 22/11/2018 tarih ve 2016/13873 E, 2018/7303 K. Sayılı bozma ilamına İstanbul 11 ATM. Tarafından uyularak, ıslah sırasında yatırılan harç dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak 312.825,11 Euro üzerinden hüküm kurulmuş ise de davalı bankadan talep edilebilecek olan toplam alacak miktarının 332.825,11 Euro olduğu, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla bozmada belirtilen hususların, 09/05/1960 gün ve 1960/21 E, 1960/9 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğurduğu, dolayısıyla da hüküm dışında kalan ve farkı oluşturan 20.000 Euro'luk bakiye alacağın da ödenmesi gerektiği açık ve tartışmasız ( 332.825,11 - 312.825,11 = 20.000 ) olduğunu, 20.000 Euro'luk alacağın tahsili için davalı banka aleyhine Ankara 3. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip yapılmış, ancak takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bankacı bilirkişiden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Bu durumda, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sözleşmelerden kaynaklı kredilerin davacı tarafından vadesinden önce/erken kapatılması nedeniyle, davalı banka tarafından tahsil edilen erken kapama komisyonunun iadesi talebi ile İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/93 Esas sayılı dosyasında açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD. 01.04.2021 tarih ve 2019/3889 Esas - 2019/3889 Karar sayılı kararı ile;
Davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına, karar verildiği, 07.03.2022 tarihinde kesinleşen bu kararın eldeki dava yönünden kesin delil oluşturduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının erken kapama komisyonuna ilişkin olarak davalı taraftan toplam 332.825,11 Euro alacaklı olduğu, hesaplanan ve hükme bağlanan miktarlara göre davacının bakiye 332.825,11-312.825,11= 20.000 EURO alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu tespitler doğrultusunda İlk derece mahkemesince davanın kabulü yönünde kurulan hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabul ve gerekçesi yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.359,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.089,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.269,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.