8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/5711 E. , 2025/6054 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin niteliği ve dava değeri itibarıyla 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde davacı ... ve müşterekleri vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Av. ...'nin katılımıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.09.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; kullanım kadastrosu sırasında 2739 parsel numarasıyla Hazine adına tespit edilen ancak kadastro çalışmaları sonuçlanmayan çekişmeli taşınmaz hakkında, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın müvekkilleri adına miras payları oranında tescilini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olduğundan dolayı tescil edilmeyerek tescil harici bırakıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek, usulden ve esastan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, Kadastro Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, usulden ve esastan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 29.09.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 18.380,00 m²'lik bölümün 1/2'sinin ... mirasçıları adına; 1/2'sinin ise ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu; dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince 1940 tarihinde yapılan orman kadastrosu çalışmalarına göre orman tahdidi içinde bulunduğu, orman olan yerden tapu ve zilyetlik yoluyla yer kazanımının mümkün olmadığı, davacıların tutunduğu 16.11.1956 tarih ve 87 sıra numaralı tapu kaydının geldisinin 1934 tarihli olduğu, taşımazın 1940 yılında kesinleşen orman sınırlarında kalması sebebiyle tapunun hukuki değerini yitirdiği, sonradan tedavül görmüş olsa bile orman sınırında kalan tapuya dayalı olarak tescil talebinde bulunulamayacağı, taşınmazın 1986 yılında 3302 sayılı Kanun uyarınca 2/B parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış ise de 6831 sayılı Kanun'un ek 10. maddesi uyarınca Hazine adına çıkarılan yerlerin zilyetlik yoluyla tescilinin mümkün olmadığı, ancak 3402 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu çalışmaları yapılması durumunda hak sahipliğinin tespit edilebileceği, söz konusu taşınmazda ek 4. madde uyarınca çalışmanın yapılmadığı, davacıların 6292 yasanın 7. maddesi kapsamında herhangi bir talebinin bulunmadığı, bu konuda idareye bedelsiz iade başvurusunda bulunabileceği, TMK'nin 713. maddesine dayalı tescil koşullarının oluşmaması sebebiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacılar, 3116 sayılı Kanun'a göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarında orman tahdidi içerisinde kalan, 1986 yılında ise 3302 sayılı Kanun uyarınca 21 numaralı 2/B parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazın bir bölümünün, geldisi K. Evvel 1934 tarih ve 898 sıra numarada kayıtlı olan 16.11.1956 tarih ve 87 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek dava açmışlardır. Somut olayda davacı taraf, tapusuz taşınmazın bir bölümünün adlarına tescili isteminde bulunmuş olsalar da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. (6100 sayılı Kanun'un 33 üncü md.) Bu durumda iddianın ileri sürülüş şekline göre, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davacıların talebinin 6292 sayılı Kanun’un 7/1-b maddesi uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu tür davaların da idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu itibarla; Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle esastan ret kararı verilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu husus, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin, 6100 sayılı Kanun'un 370/4. maddesi gereğince belirtilen şekilde değiştirilmesine ve hükmün, anılan Kanun'un 370/2. maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.