Esas No
E. 2022/7462
Karar No
K. 2023/789
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

DENİZLİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...

KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 25/12/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/05/2025 (Ara Karar)

NUMARASI : ....

DAVACILAR : 1-... - ...

...

2-... - ...

...

VEKİLİ: Av. ...- ...
DAVACI: 3-... -...

...

VEKİLLERİ: Av. ...- ...

Av. ...- ...

DAVALI: ... -...- ...
VEKİLİ: Av. ...- ...
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 26/12/2025

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkillerinden ...'nin .... Mahallesi ... Bulvarı No:.... .../... adresli iş yerini davalı ...'dan kiraladığını, sonrasında yakın konumda yer alan aynı sokakta ...'de bulunan dükkanı da 950.000,00TL bedel karşılığında ...'ye devrettiğini, söz konusu devir işlemine konu borcun ödenmesi karşılığında 30.000TL elden nakit olarak ödeme yapıldığını, ayrıca toplamda 920.000TL tutarında 8 adet senet alındığını, söz konusu senetlerde ...'nin keşideci sıfatıyla diğer müvekkiller ...ve ...'ın ise aval sıfatıyla bulunduğunu, müvekkillerinin zorla bu taşınmazdan el çektirildiğini, bu sebeple sözleşme ve buna bağlı olarak imzalanan senetlere konu borç doğuran ilişkinin meydana geldiğini, çünkü iş yeri devrinin gerçekleştirilemediğini, buna rağmen davalı ...'ın bahsi geçen senetleri icra takibine konu ettiğini, müvekkillerin 15.10.2021 kira başlangıç tarihli 3.000,00TL kira bedeli karşılığında ... Mahallesi ....Sk. No:... .../... adresinde bulunan boş arsayı kiraladıklarını ve üzerine oto bakım tamir servisi işini yapmak üzere çelik konstrüksiyondan yapı yaptırdıklarını ve 21.12.2021 tarihinde faaliyete başlattıklarını, daha sonra esas icra dosyasına konu olan ... Mahallesi .... Bulvarı No:... .../... adresli dükkanın 920.000,00 TL senet karşılığında ayrıca müvekkillere devredildiğini, bu ücretin 30.000,00 TL'sinin elden ödendiğini, bu yerin davalı tarafından zorla davacılara el çektirilerek 12.02.2022 tarihinde davalı uhdesine geçtiğini, konuya ilişkin olarak ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş Esas sayılı dosyası kapsamında kiraya konu yerde yapılan imalatların, içerisinde mevcut malzemelerin ve devredilen işyeri içerisinde bulunan faturalı malzemelerin değerlerinin tespiti ile ilgili olarak delil tespiti başvurusunda bulunulduğunu, bu kapsamda 16/4 adresinde mevcut taşınmazda tespit yapılmış ise de işyeri devrine konu olan taşınmazda tespit yapılamadığını, davalı tarafın söz konusu eylemleri nedeni ile Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet yapıldığını, söz konusu şikayet kapsamında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...soruşturma numaralı dosyası kapsamında her ne kadar takipsizlik kararı verilmiş ise de davalı ...'ın bahsi geçen dosya kapsamında mevcut olan beyanlarında icra takibine konu olan senetlerin iş yeri devri için müvekkiller tarafından kendisine verildiğini beyan ettiğini, bu nedenle söz konusu senetlerin iş yeri devri ile ilgili olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf mevcut olmadığını, davaya konu senetlerin iş yeri devri karşılığında müvekkiller tarafından imzalandığını, ancak müvekkillerin taşınmazlardan el çektirme yoluyla zorla çıkartıldıklarını, bu konuya ilişkin tanıklarının olduğunu, bu nedenle ortada borç doğuran hukuki bir işlem olmadığından dolayı takibe konu senetlerden dolayı müvekkillerin borçlu olmasından bahsedilmesinin mümkün olmadığından bahisle davalarının kabulüne, ... İcra Dairesi'nin .... Esas numaralı takip dosyasında, .... İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı takip dosyasında mevcut olan takiplerin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili mahkememize cevap dilekçesinde özetle:

Davacı tarafın geçerli bir kira sözleşmesi ile bu taşınmazı kiraladıktan sonra müvekkil davalıya ait olan eşyaların bir kısmını müvekkilden habersiz olarak sattığını ve bir kısmını da yanlarına alarak ... ilini terk ettiklerini, davacıların müvekkil davalıya ait eşyaları satıp ... ilini terk etmeleri üzerine müvekkilinin davacılara yönelik olarak Güveni Kötüye Kullanma suçu nedeniyle şikayette bulunduğunu, davacı tarafın davalıdan kiralamış olduğu ... Mahallesi ... Sokak No:... .../.. adresinde yer alan taşınmaz üzerine oto bakım, tamir ve servisi işini yapmak üzere çelik konstrüksiyondan yapı yaptırdığını iddia etse de bu hususun doğru olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde devredilen işyeri ile ilgili olarak işyeri faaliyetlerini yürütebilmek adına bir çok parça tedarik edildiğinden bahsetmişse de bu hususun yargılama konusuyla bir ilgisi bulunmadığını, nitekim davacı tarafın bu tedarik işlemlerini işletmek amacıyla kiraladığı oto tamir bakım servisi için gerçekleştirmiş olup bunun devamındaki süreçte de bu işyerinde faaliyet göstermediğini, bu hususun ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında da sabit olduğunu, davacıların davalı müvekkile borçlu olduklarını, soruşturma dosyasındaki mesaj kayıtlarında da bu hususun sabit olduğundan bahisle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe konu bonolarda davacıların keşideci ve kefil, davalının ise lehtar olduğu, tarafların birlikte delil olarak dayandıkları ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ....Soruşturma sayılı dosyasında; davalı yanın 11/03/2022 tarihli ifadesinde özetle; davacı ve eşi ...'ın ... Mahallesi ....Bulvarı No:... .../... adresindeki işyerini devralmak istediklerini, davalının davacılara işyerinin değerinin 950.000,00-TL olduğunu söylediği, davacıların ilk ödemeyi 30.000,00-TL olarak, bir ay sonra 120.000,00-TL ve diğer aylar 50.000,00-TL olarak senet getirdiklerini ve davalıya toplamda 950.000,00-TL tutarlı senet verdiklerini ancak bono bedellerinin ödenmediği ve devre ilişkin sözleşme yapılmadığını beyan ettiği, buna göre davalının soruşturma dosyası ifadesiyle dava konusu bonoların iş yeri devir bedeli olarak verildiğini kabul etmiş olup devrin gerçekleşmediği taraf beyanları ve tapu kayıtları ile sabit olduğu, dolayısıyla bono bedellerinin ödenmemesi gerekçesi ile işyeri devrinin gerçekleştirilemediği, dolayısı ile bonoların bedelsiz kaldığı davacı yanca ispat edilmiş olduğu; her ne kadar dava dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de İİK 72/5 şartları oluşmadığı ve kötü niyetin ispat edilemediği gerekçesi ile; "1-)Davanın KABULÜ ile;

1.1-) Davacıların ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve işbu takip dayanağı olan; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/07/2022 vade tarihli ve 340.000,00-TL bedelli bono ve 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/05/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,

1.2-) Davacıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve işbu takip dayanağı olan; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/01/2022 vade tarihli ve 130.000,00-TL bedelli bono, 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/02/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bono, 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/03/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bono, 30/12/2021 düzenleme tarihli, 05/04/2022 vade tarihli ve 200.000,00-TL bedelli bono, 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/04/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bono, 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/06/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,

2.)İİK 72/5 şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkemece somut olayın eksik incelendiğini ve hatalı karar verildiğini, davacı taraf, bahsi geçen senetlere konu herhangi bir borç mevcut olmamasına rağmen icra takibi başlatıldığını iddia etmişse de, takibe konu edilen senetler bono niteliğinde olup kambiyo senedi vasfına haiz olduğunu, kambiyo senetlerinin özellikleri bakımından illetten mücerret senetler olduğunu, asıl borçtan bağımsız ve soyut borç ikrarını içeren senetler olduğunu, bu bağlamda asıl borç ilişkisi sakat veya geçersiz olsa dahi kambiyo senedinin geçersizliğinin söz konusu olmayacağını, bu nedenle davacı tarafın herhangi bir borç ilişkisi olmaksızın senetlerin icra takibine koyulduğu yönündeki iddiasının asılsız ve gerçeğe aykırı olup aynı zamanda hukuki itibar edilebilirliği de bulunmadığını, davacı taraf, müvekkil davalının icra takibine konu olan senetlerin işyeri devri için davacılar tarafından kendisine verildiğini beyan ettiğini iddia etmişse de, kambiyo senetlerinin teminat senedi olduğuna yönelik kayıtların vs. senet üzerinde bulunması, bu senetlerin teminat senedi vasfını kazanmaları bakımından tek başına yeterli olmadığını, kendisi tarafından düzenlenen senetlerin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden tarafın, bu senetlerin teminat senedi olduğunu yazılı bir belgeyle ispat etmesi gerektiğini, somut olayda davacı taraf tarafından dosyaya sunulan herhangi bir yazılı belge bulunmadığı gibi, davacı tarafın bu hususta dayandığı tek delilin, müvekkil davalı hakkında takipsizlik kararı verilen soruşturma dosyasında, müvekkil davalı tarafından söylendiği iddia edilen beyanlar olduğunu, kambiyo senetlerinin teminat senedi olduğu yönündeki iddianın, yazılı bir delille ispatlanması gerektiğini; davacı tarafın müvekkil davalıya ait taşınmazı, içerisinde müvekkil davalıya ait tüm aletler ve eşyalar ile birlikte kiraladıklarını, aynı şekilde devre konu işyeri de içerisinde mevcut bulunan aletler ve eşyalar ile birlikte devir anlaşmasına konu olduğunu, devre konu işyerinin içerisinde eşyalar ile birlikte devredildiğini, yerel mahkemece bu husus eksik değerlendirilmiş olup icra takiplerine konu bonoların sanki sadece işyeri devri için düzenlendiğinin kabul edildiğini, oysa ki, işyerleri içerisindeki aletler ve eşyalar da bonoların düzenlenmesinde etken olduğunu, her ne kadar işyerinin devri hususundan bahsedilse de, devir işleminin işyerinin mülkiyetinin devrinin değil, işletilmesinin devri olduğunu, yerel mahkemece tapu kayıtlarında devrin gerçekleşmediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacıların işyeri içindeki eşyaları müvekkilden habersiz bir şekilde sattıklarını .... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası içerisindeki mesaj kayıtlarından da anlaşılacağı üzere kabul ettiklerini, yerel mahkeme tarafından delillerinin toplanmadığını, bu sebeple eksik inceleme sonucu hatalı karar verildiğini, bu nedenlerle istinaf talebinin kabulü ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih ve .... Esas .... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacıların haksız ve yersiz davasının reddine, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle:

Davalı tarafça istinaf başvurusuna konu edilmiş olan ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senetler bedelsiz mahiyette olup müvekkiller tarafından işyeri devri ile ilgili olarak verildiği hususunun sabit olduğunu, işyeri devri olgusunun gerçekleşmediği, gerçekte müvekkillerin bahsi geçen işyerinden zorla el çektirildiği taraf beyanlarından anlaşılmakta olup işyeri devrinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle dava konusu senetlerin bedelsiz kaldığını, davalı taraf istinaf dilekçesi içeriğinde, bahsi geçen işyerinin kendilerine ait eşya ve aletlerle birlikte kiralandığını, bahsi geçen bonoların eşya ve aletleri de kapsar şekilde kiralandığını beyan etmişse de Davalı ...'ın kollukta vermiş olduğu ifadesinde aynen "ben iş yerimi kiraladıktan sonra şahıs burayı rot-balans-teker-jant ve tamirhane olarak dizayn etmiştir." ibaresi mevcut olup, bahsi geçen senetlerin yalnızca kira ilişkisini ile ilgili olarak verildiğini ikrar ettiğini, bu nedenlerle davalı taraf istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 72 hükmü uyarınca takipten sonra açılan, bedelsizlik iddiasına dayalı bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı taraf, icra takibine konu bonolarda davacı ...'in keşideci, diğer davacıların ise avalist olduğunu, söz konusu senetlerin davalıya işyeri devri için verildiğini, davalının işyerinin davacılarca 950.000,00 TL karşılığında devralındığını, devir için davacı tarafça ilk olarak 30.000,00 TL verilip kalan bakiye 920.000,00 TL için davalıya icra takibine konu senetlerin verildiğini, fakat davalı tarafça davacıların işyeri devrine konu taşınmazdan cebir kullanılmak sureti ile zorla el çektirildiğini, işyeri devri gerçekleşmediğinden borç doğuran ilişkinin meydana gelmediğini ve senetlerin bedelsiz kaldığını, ortada borç doğuran herhangi bir işlem olmadığından takibe konu senetlerden dolayı davacıların borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; davalı taraf ise; senetlerin illetten mücerret olduğunu, senetlerin veriliş nedeninin işyeri devri olduğunu, davacıları zorla işyerinden çıkarmak gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacıların iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davaya ve ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibine konu bonoların incelenmesinde; 30/12/2021 tanzim tarihli,15/07/2022 vade tarihli, 340.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı; 30/12/2021 tanzim tarihli, 15/05/2022 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davaya ve ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takibine konu bonoların incelenmesinde; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/01/2022 vade tarihli ve 130.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/02/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/03/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 05/04/2022 vade tarihli ve 200.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/04/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı; 30/12/2021 düzenleme tarihli, 15/06/2022 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bononun keşidecisinin ..., avalistlerinin ... ve ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bedel kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasındaki ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekilerin ... ... ve ..., şüphelilerin ... ve ... olduğu; suç tarihinin 12/02/2022 olup suçun dolandırıcılık, hakaret ve tehdit olduğu, müştekilerin şüphelilerden senetle ödeme yaparak devraldıkları ve kiraladıkları işyerinden zorla çıkarıldıklarından bahisle şikayetçi oldukları, yapılan soruşturma sonucunda müştekilerin şikayetine konu olayların hukuki ihtilaf niteliği taşıdığı, somut olayda dolandırıcılık suçunun ya da başkaca suçun unsurları oluşmadığından 01/04/2022 tarihinde şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.

Davalının davacılardan, devraldıkları işyerindeki jant ve lastikleri üçüncü kişilere sattıklarından bahisle şikayetçi olduğu soruşturma dosyası olan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma sayılı dosyasında açılan kamu davası olan ... Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dava dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde; sanıkların ... ve ... olduğu, katılanların ...,...,... ve .... olduğu; suçun güveni kötüye kullanma ve hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma olduğu; mahkemece yapılan yargılama sonucunda ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı 09/12/2025 tarihli ilamı ile sanıkların ..., ... ve ...'ye ait araçları tamir etmek maksadı ile uhdelerine alıp kendilerine geri teslim etmeden dükkanı kapatıp kaçtıkları eylemlerinin hukuki ihtilaf olduğu ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle ve sanıkların katılan ...'a ait işyerini içinde bulunan jant ve lastiklerle birlikte devralıp devralmadıkları hususunun da hukuki ihtilaf olduğundan ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği; kararın istinaf aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı, davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi sadece inkar etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı, davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir sebeple hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise; bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Eldeki davada davacı, bonoların iş yeri devri için verildiğini ve devrin gerçekleşmediğinden senetlerin bedelsiz kaldığını ispatla yükümlüdür.

Somut uyuşmazlıkta; takiplere konu bonolarda davacıların keşideci ve aval veren, davalının ise lehtar olduğu, tarafların birlikte delil olarak dayandıkları .... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında; davalı yanın alınan beyanında; davacılar ile davalının davalıya ait .... Otomotiv ünvanlı işyerinin devri hususunda sözlü olarak anlaştıkları, bu kapsamda davacıların işyeri devir bedeline ilişkin takiplerin dayanağı bonoları düzenleyerek davalıya verdikleri hususunda uyuşmazlık bulunmadığı; davacıların bu işyerini bir süre çalıştırdıktan sonra davalının kendilerini işyerinden zorla, cebir ve tehditle çıkardığından bahisle işyerini terkettiklerini, davalının ise davacıların kendilerinin cebir ile işyerini terke zorlandığı iddiasını kabul etmeyerek davacıların işyeri devrine ilişkin senetlerin bedellerini ödeyememeleri üzerine kendisinin isteği ile işyerinden çıktıklarını savunduğu; bu durumda tüm dosya kapsamı nazara alındığında, devre konu işyerinin davacılar ... ve ... tarafından bir süre işletildikten sonra terkedildiği, hatta terkedildiğinde işyeri içinde kendilerine tamir için bırakılan dava dışı şahıslara ait araçların dahi bulunduğu sabit olmakla; yerel mahkemece işyeri devrinin gerçekleşmediği, bu durumda dava ve takibe konu bonoların tümünün bedelsiz kaldığı yönündeki kabul isabetli değildir. İşyeri devri gerçekleştiğine ve daha sonra davacıların işyerini terkettiğinin ve dolayısı ile taraflar arasındaki işyeri devrine ilişkin sözleşmenin feshedildiğinin anlaşılmasına göre sözleşmenin tasfiyesi ve tarafların birbirlerine verdiklerinin iadesi gerekir. İşyeri davacı tarafça terkedildikten sonra, davalı uhdesine geçtiği de anlaşılmakla, davacı tarafın işyeri devri için nakit olarak davalıya ödediği iddia olunan bir kısım bedelin ve davacı tarafça işyerinden elde edilen kazancın işyeri devri için anlaşılan sözleşme bedelinden mahsubu ile bakiye kısım için bonoların bedelsiz kaldığı hususu düşünülmeden toplam tüm bono bedelleri için bedelsiz kaldığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.

Davalı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.

Kabule göre de; 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesi; " (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." hükmünü düzenlemiştir. Buradan hareketle aval verenin borcu bağımsız bir borçtur. Başka bir ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa dahi aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Aval veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilir, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Aval verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zamanaşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir.

Yukarıda yapılan açıklamalar nazara alındığında somut uyuşmazlık bakımından mahkemece de avalist olduğu kabul edilen davacılar ... ve ...'ın, 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü karşısında, dava konusu senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiası asıl borçluya ait şahsi defi niteliğinde olduğundan bedelsizliğe yönelik defiyi hem senet lehtarı hem de hamil olan davalıya karşı ileri süremeyeceği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile avalist olan bu davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/02/2023 tarihli, 2022/7462 Esas, 2023/789 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih, ....Esas ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.Davalı tarafından yatırılan 15.711,30 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

4.Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5.İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

6.İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa talep halinde iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.25/12/2025 ...

Başkan

...

...

Üye

...

...

Üye

...

...

Katip

...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.