10. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10370
- Karar No
- 2025/13268
- Karar Tarihi
- 09.10.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
10. Hukuk Dairesi 2025/10370 E. , 2025/13268 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılan arabuluculuk tutanağı usul, yasa ve hakkaniyet kurallarına uygun olmadığını ve iptali gerektiğini, davacılardan ...'ın eşi ..., davalının sahibi olduğu, kuyumcu atölyesinde 14.11.2022 tarihinde kalp krizi geçirdiğini ve yarım saat sonra oğlu ...'e haber verilmesi üzerine; ... tarafından hastaneye götürüldüğünü, ancak geçen süre neticesinde ...'in vefat ettiğini, davalı bu süreçte; "Bu çocukların geleceği için vakit kaybetmeden bir an evvel sigortalarını yaptıralım. Ben hemen bizim muhasebeciye talimatı veriyorum, avukata bilgilerinizi versin. Mağdur olmayın." dediğini, 22.11.2022 günü davalı işveren, davalının muhasebecisi ve davacı ..., çocukları ve babası ile toplandığını, söz konusu sözde ihtiyari arabuluculuk tutanağına göre; 14.11.2022 tarihinde gerçekleşen iş kazası kaynaklı ...'in vefatı nedeniyle; destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleri tazminatı, maddi ve manevi tazminat ile devletçe karşılanmayan diğer giderler ve iş sözleşmesinden kaynaklı ücret (maaş) alacağı, kıdem ve ihbar tazminatı, gece çalışma ücreti, ubgt ücretleri, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti, çocuk parası, prim, ikramiye, yol-yemek ücreti, maddi ve manevi tazminat konularında taraflar anlaşma sağlandığını, davacıların irade sakatlığına uğramış olmalarının yanı sıra ihtiyari arabuluculuk tutanağına göre sözde anlaşmaya varılan bedel davalının aşırı yararlanmasına neden olduğunu, davacıların müteveffanın ölümünün iş kazası olduğunu bilmeden hareket ettiklerini, ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağında anlaşmaya varılan kalemlerde hangi tazminat ve alacak için ne kadar meblağ anlaşmaya varıldığı belirlenmediğini, 22.10.2022 tarihli İhtiyari arabuluculuk tutanağının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile müteveffanın iş yerine geldikten 10 - 15 dakika gibi çok kısa bir süre sonra arkadaşlarına hafta sonundan beri kendisini kötü hissettiğini söylemesinden sonra kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, mahkemenin esasa girmemesi gerektiği kanaatinde isek te olayın iş kazası dahi nitelendirilmeme ihtimali ya da nitelendirilse dahi davalının kusur izafe edilemeyeceğini, ayrıca ...; davalı iş yerinde takriben 1 yıldır çalıştığını, ölüm nedenin kalp krizi olduğu, bir iş kazası olarak dahi değerlendirilmeme ihtimalinin Yargıtay kararlarınca sabit olduğunu, mütevaffanın 1 yıllık çalışan olduğu ve ödenen meblağın 150.000 TL olduğu gözetildiğinde kati surette davalı lehine aşırı bir yararlanmadan bahsedilemeyeceği, davalı kendisine kusur yüklenemeyeceği ve ödeme yapmasının zaruri olmadığı hususunda bilgilendirildiği halde aile için elinden geleni yaptığını, davacıların irade sakatlığına uğradıkları iddialarının mesnetsiz olduğunu, arabulucunun izah ettiği hususları da dinlemiş olduklarını, imzaladıkları evrakları da okumuş olmalarının gerekirliği sabittir ve hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, arabulucu arabuluculuk faaliyeti ile ilgili gerekli tüm açıklamaları yapmış, arabuluculuğun hukuki ve mali sonuçları hakkında tarafları sözlü olarak bilgilendirdiğini, arabuluculuk sürecine dair bilgilendirme formuna da tarafların tamamının imzasının olduğunu, uyuşmazlık konusu hakkında avukatlar ile görüştükleri ve bilgi sahibi oldukları hususlarında da beyanlarının alındığını, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere bağımsız bir arabulucunun huzurunda, arabulucunun merkezinde toplantı yapıldığını, iptal edilmesi isteminde arabulucu da davalıda haksız bir zan altında bırakıldığını, arabulucu görevini yerinde, zamanında, layıkıyla, arabuluculuk müzakerelerinin gereği her tür işlemi usüne uygun şekilde tamamlayarak süreci devam ettirdiğini ve sonuçlandırdığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacıların miras bırakanının vefatından sonra maddi ve mali hususlarda yapılan görüşme ve müzakereler neticesinde ortaya çıkan ve arabulucu huzurunda imzalanan 22.11.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağında teşhis olunan imzaların dava taraflarına ait olduğu hususunun sabit olduğu, işbu hususun itiraz ve inkar edilmediği, bununla birlikte davacı asılların beyanlarında açıkça ilgili tutanağı imzaladıklarını bildirdikleri, buna göre ortaya çıkan sonuçtan ve akıbetten haberdar oldukları, sair yükümlülüklerin taraflarınca yerine getirilmesi gerektiği, davacı tanığı ...'in beyanlarından da anlaşıldığı üzere davaya konu tutanağın imzalanması ve evvelindeki müzakere sürecinde davalı asıl ve arabulucunun herhangi bir baskısı ya da irade fesadına sebebiyet verecek eyleminin bulunmadığının sabit olduğu, Mahkememizce davaya konu tutanağın iptalini gerektirir somut bir çıkarım ve kanaate ulaşılamadığı anlaşılmakla sübut bulmayan ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.11.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı incelendiğinde; davacıların arabuluculuk başvurusu olmadığı, arabulucunun ne şekilde şekilde belirlendiği dosyadan tam olarak anlaşılmamakla beraber davacıların beyanı ve davacı tanık beyanı uyarınca arabulucunun davalı tarafından seçildiği anlaşılmış olup davacılara arabuluculuk faaliyetinin sonuçları hakkında temel bilgilerin verilmeden davacıların tüm haklarını ve hatta hak kazanmadıkları (ihbar tazminatı gibi) haklarını da içerir şekilde ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlendiği, vefat tarihi ile arabuluculuk tarihi arasında geçen süre dikkate alınarak davacıların arabuluculuk süreci ve sonuçları ilgili aydınlatmadıkları, arabulucunun bürosuna arabulucunun davetiyle değil de davalı işverenin belirlemesi üzerine gittikleri, davacıların arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde ve görüşme yeri konusunda herhangi bir iradelerinin bulunmadığı dikkate alındığında arabuluculuk görüşmelerinin temelini oluşturan müzakere aşamasının somut olayda gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmış, davanın TBK.'nın 39. maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmış, bu bağlamda davanın kabulü karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır. Yine bu noktada taraf beyanları uyarınca davacılara 150.000,00 TL ödendiği hususunun taraflar arasında görülecek olacak diğer davalarda gözetilmesi gerektiği kanaatine varılarak bu açıklamalar altında davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtildiği üzere kararın bu yönüyle kaldırılması gerekmekte olup bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere; yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararı tamamen ortadan kalkmakla, İlk Derece Mahkemesi kararı yerine, Davanın kabulü ile a- 22.11.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk son tutanağının iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk sonunda düzenlenen tutanağın niteliği ile aşırı yararlanma ve irade fesadı nedeni ile arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.