7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2023/2713 E. , 2025/13207 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yönünden; katılan ... İdaresi vekiline usulüne uygun olarak 22.03.2022 tarihinde tebliğ edilen hükmü, 1 haftalık yasal süreden sonra 03.05.2022 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Katılan ...
İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan İncelemede Katılan ... İdaresi vekilinin yokluğunda verilip 22.03.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı
Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 03.05.2022 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II. O Yer
Cumhuriyet Savcısı ve Sanığın Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan İncelemede
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanığın, ödeme imkanının bulunmadığını beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi gereği cezada kazanılmış hak nedeniyle cezanın 03.04.2015 tarihli hükümde belirlenen netice ceza üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken; "2 yıl 11 ay hapis cezası ve 4 gün adli para cezası olarak belirlenmesine" şeklinde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Açıklanan nedenle, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hüküm fıkrasında yer alan (1-c) ve (1-d) bentlerinin çıkartılarak bu bentlerin yerine gelmek üzere hükme "1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi gereği kazanılmış hak nedeniyle cezanın, 03.04.2015 tarihli hükümde tayin olunan 2 yıl 11 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası üzerinden İNFAZINA" ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.10.2025 tarihinde karar verildi.