Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/155
Karar No
K. 2026/98
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/155
KARAR NO: 2026/98
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/02/2024
KARAR TARİHİ: 28/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili 29.01.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında hafif çelik ve prefabrik bina üzerine sözlü olarak anlaşma yapılmıştır. Yapılan anlaşmaya uygun olarak anlaşma konusu işler müvekkili şirket tarafından yapılmıştır ve davalı şirkete teslim edilmiştir. Yapılan teslimatla birlikte yapılan işler faturalandırılmıştır. Davalı şirket tarafından faturaya bir itiraz gelmemiştir. İşin teslim edilmesi ve faturalandırılması sonrası müvekkili şirket ödeme beklemiş ancak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Ödeme yapılmaması üzerine davalı borçlu şirkete karşı ---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak borçlu davalı, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek adına takibe itiraz etmiştir. İtiraz üzerine taraflarınca arabulucuk başvurusu yapılmıştır.----- Arabuluculuk Bürosunun ---- büro dosya numarası, ------ arabuluculuk dosya numaralı dosyası ile yapılan görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamamıştır. Borçlunun yapmış olduğu itiraz tamamen kötü niyetli olup müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmeye ve güçleştirmeye yöneliktir. Bu sebeple haksız ve kötü niyetli itirazın iptali gerekmektedir.

Davalı tarafın borç miktarı, taraflara ait ticari defter ve kayıtlarda açıkça görünecektir. Davalı borçlu şirket, müvekkili şirket tarafından kesilen faturaya yasal süresi içinde itiraz etmemiştir. Bu sebeple alacağın tahsilini güçleştirmeye ve geciktirmeye yönelik itirazın iptali gerekmektedir. Davalı borçlu şirketin yapmış olduğu itiraz bir gerekçeye dayanmamaktadır. Bu haksız itiraz nedeniyle davalı icra takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelidir. Davalı borçlu haksız ve sari hesaplarından çok açık şekilde kendi belirleyebileceği likit bir alacağa tamamen, müvekkilinin borcun ödenmesi suretiyle alacağına kavuşmasını geciktirmek adına itiraz etmiş olup, yasal şartları somut olayda oluşmuş olan 'icra takip miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatı' ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ettiklerini, Yargıtay ----. Hukuk Dairesi-----Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” Yukarıda açıklanan tüm sebepler doğrultusunda davalı borçlunun, borca, faize ve tüm ferileri ile birlikte takibe yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali için mahkemede işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğundan bahisle davalı borçulunun -- İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının yapmış olduğu haksız itiraz sebebiyle icra takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile mahkumiyetine, tüm yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin de davalı borçlu tarafa yüklenmesine ve diğer alacaklara ait işlemiş ve işleyecek temerrüt faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili 13.04.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı İle Müvekkili Şirket Arasında Herhangi Bir Sözleşme, Ürün Ve İş Teslimi Bulunmamaktadır. Davacı Hiçbir Somut Veri Ve Delile Dayanmaksızın İşbu Haksız Davayı İkame Etmiştir.

Davacı tarafından, Müvekkili şirket ile davacı arasında; "Hafif Çelik ve Prefabrik Bina üzerine sözlü olarak anlaşma yapıldığı" iddia edilmiş ise de taraflar arasında işbu şekilde bir sözleşme mevcut değildir. Davacı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme ya da iş/ürün teslimi olmamasına rağmen davacı tarafından müvekkili aleyhine 28/11/2022 tarihli ---- no'lu ve 29/11/2022 tarihli ------ no'lu iki adet sevk irsaliyeli e- fatura düzenlemiştir. İşbu faturalar hakkında herhangi bir ihtarat yapılmadan ----. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Davacı şirket ile müvekkili şirket arasında hafif çelik satın alımı ve prefabrik bina yapımı üzerine sözlü veya yazılı anlaşma yapılmamıştır, herhangi bir sözleşme bulunmamamktadır. Davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların içeriğindeki "hafif çelik" ve "prefabrik bina yapım" şeklindeki ürün ve işler herhangi bir şekilde müvekkiline teslim edilmemiştir. Müvekkili şirket, davacı şirket ile bir sözleşmesinin olmaması aynı zamanda iddia edildiği gibi bir teslimatın yapılmaması ve faturaların gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi sonucu başlatılan haksız icra takibine yasal süresi içinde itiraz etmiştir. ---. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi, 19/06/2023 tarihinde durdurulmuştur. TTK. m. 21/1 maddesinden; faturanın düzenlenebileceği zamanın başlangıcı itibariyle anlaşılan, sözleşmenin kurulmuş olmasıdır. Fatura, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenip gönderilir. Bu anlamda, fatura, sözleşmenin icra aşamasıyla ilgili bir belgedir. Ancak, ifa sırasında veya daha sonradan düzenlenip verilmesi yanında, ifadan önce de düzenlenebilir. Bu sebeple de borcun ifa edildiğini göstermez. -----) TTK. m. 1530/2 vd. hükümlerinde de faturanın, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla önceden yapılan bir sözleşmeye dayanarak ve malın teslimi veya hizmetin sağlanması tarihinde, daha sonra ya da malın teslimi veya hizmetin sağlanmasından önce düzenlenip verilebileceği öngörülmektedir. TTK. m. 21/1 uyarınca, fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunması şarttır. Fakat, borç ifa edildikten sonra düzenlenip verilmesinden hareket edildiği söylenemeyeceği için; bu hükme dayanılarak, itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını göstereceği de söylenemez. ------İtiraza uğramayan fatura; malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. borcun ifa edildiğini göstermez.

Uyuşmazlık halinde, malın teslim edildiğini, işin yapıldığını vs. borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin (satıcı, işi yapan…), usulüne uygun olarak ispat etmesi gerekir . (------ Davacı, faturanın düzenlenebilmesi için dayanılan sözleşmeyi ve işin teslim edildiğini usulüne uygun olarak ispat edememektedir. İcra takibinin dayanağı olan mezkur faturalarda fatura muhatabı müvekkil şirketin kaşe ve imzası bulunmamaktadır. Teslim alan kısmı mevcut değildir. Fatura muhdeviyatındaki hizmet ve ürünlerin teslim edildiği olgusu dosyadaki mevcut belgelerle ispatlanamamaktadır.

Davacı taraf ispat yükünü yerine getirememektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. Maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." ve Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. HMK m.194 " Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur." gereğince de taraflar dayandıkları delilleri açıkça belirtmelidir. Taraflarca hazırlanma ilkesi uyarınca davacının iddialarını somutlaştıramadığı sabittir. Davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmesini talep ederiz Nitekim T.C. Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 29.11.2021 tarihli -------. Sayılı kararında "Dava, dava konusu ürünlerin satışı nedeniyle ödenmeyen bedellerin iadesi için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, satım sözleşmesine konu malların davalıya teslim edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını iddia etmiş, davalı ile satım ilişkisinin kurulmadığını, fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini savunmuştur.

Uyuşmazlık, davacı tarafça faturası düzenlenen malların davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer ALAN TESLİM ALAN KISMINDA İMZASI BULUNMAMAKTADIR. Bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. DOSYAYA İBRAZ EDİLEN FATURALAR MALIN TESLİM EDİLDİĞİNİ GÖSTERMEZ. DAVACI YASAL DELİLLERLE TESLİM OLGUSUNU İSPAT ETMELİDİR. Mahkemece, dava konusu yapılan ürünlerin davalıya tesliminin yasal delillerle ispatlanamadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. O halde; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler nazara alınarak, dava konusu ürünlerin davalıya teslimi usul ve yasaya uygun delillerle ispatlanamadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı'nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir." denilmektedir. T.C. Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 25.10.2018 tarihli------Sayılı kararında da "Dava faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı faturaya konu malların tesliminin usulüne uygun yapıldığını ispatla yükümlüdür. Mahkemece her ne kadar gerekçeli kararında faturada ve sevk irsaliyesinde davalının adının yazdığı belirtilerek malın teslim edildiği kabul edilmiş ise de salt fatura ve irsaliyede davalının isminin bulunması malın teslim alındığını ispata yeterli değildir. Teslime yönelik belgeler altında imzanın bulunması ve imzanın da davalı ya da çalışanına ait olması gerekir. Mahkemenin söz konusu fatura ve irsaliyelerin malın tesliminin ispatlandığı görüşü yerinde değildir." denilmekle salt faturanın, faturaya konu mal veya hizmetin teslim olgusunu ispata yeterli görülmediği vurgulanmaktadır. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkile yöneltilen talepler yönünden zamanaşımı itirazında bulunmaktayız. Davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. İİK m.67/2 "Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmüne haizdir. İşbu hükümde düzenlenen alacaklının haksız görülmesi halinde mahkum edilmesi gereken tazminat, kötüniyet tazminatıdır. Davacının taleplerinin haksızlığı ortadadır; icra takibine karşı borçlu tarafından İİK m.62 ve devamında düzenlenen itiraz hakkını kullanılması hak ve hukuka uygundur. Bu sebeple işbu davanın reddine, alacağın % 20 sinden az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle; davacının haksız davasının reddine, yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine, alacaklı/davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle davacının haksız davasının reddine, davacının yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İcra Dosyası: ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının------Şirketi olduğu, 885.000,00 TL 28.11.2022 tarih ve ----- nolu fatura ve 885.000,00 TL 29.11.2022 tarih ve ------- nolu faturaya dayalı toplam 1.770.000,00 TL alacak için 07/06/2023 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 12.06.2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 16.06.2023 tarihinde süresi içinde talep edilen esas alacak, faiz, her türlü fer’ileri ve tüm harç ve sairlerine de itiraz ettiklerini, alacaklı görünene hiçbir borcu olmadığı, borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü fer’ilerine açıkça itiraz ettikleri gerekçeleriyle borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın konularında uzman mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı, inşaat mühendisi bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taraf ticari defter ve kayıtları da yerinde incelenmek suretiyle rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir.

Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ----, SMMM ---- ve İnşaat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi ------ tarafından sunulan 12.07.2025 tarihli raporda özetle; "III-SONUÇ VE KANAAT Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde; Dava konusu uyuşmazlığın esası, taraflar arasında sözlü olarak akdedilen anlaşma çerçevesinde davalı alacaklının davalı borçludan tahsil edemediği borca ilişkindir. Karar doğrultusunda Davacı------2022 yılına ait ticari defterleri, faturalar ve belgeler incelenmiş, Ticari Defterlerinin 6102 sayılı TTK'nın 64-65 md.leri ve VUK” nun 224-225 md.leri gereğince usulüne uygun tutulduğu, defter beratlarına göre açılış ve kapanış tasdiklerinin de usulüne uygun yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu faturalandırılan işin yapısal açıdan gerçekleşip gerçekleşmediği objektif olarak tespit edilememektedir. Taraflar arasındaki ticari ilişki dava dosyasına sunulan 28.11.2022 ve 29.11.2022 tarihli faturalarla belgelenmiştir. Söz konusu faturalara göre davalı----- hafif çelik satışı ve prefabrik bina yapım bedeli karşılığı toplam 1.770.000 borcu bulunmaktadır. Takdir Yüce Mahkeme'ye ait olmakla birlikte ilgili borcun temerrüt faiziyle birlikte toplam tutarı 1.887.480,72 TL'dir. Davacının İcra inkâr tazminatı talebinin takdirinin Yüce Mahkemeye ait olduğu, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir,

Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına, mali müşavir bilirkişi tarafından mutlaka davalı ticari defterlerinin de incelenmesine karar verilmiştir.

Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ------ ve İnşaat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi ------ tarafından sunulan 07.01.2025 tarihli ek raporda özetle; "III-SONUÇ VE KANAAT Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar gerekçeleriyle; Dosya kapsamı, taraf beyanları ve mevcut bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; işbu bilirkişi incelemesi kapsamında davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenebilmesi amacıyla davalı vekili ile iletişime geçildiği, ticari defterlerin ibrazına yönelik olarak e-posta, telefon ve ------ yazışmaları yoluyla talepte bulunulduğu görülmektedir. Ancak davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde, defter ibrazından kaçınan taraf aleyhine değerlendirme yapılması mümkündür. Somut olayda, davalı tarafa ait ticari defterlerin ibraz edilmemiş olması nedeniyle, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak davalı defterleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılması mümkün olmamıştır. Bu itibarla, davalı tarafın ticari defterlerin incelenmediği yönündeki itirazlarının, defterlerin ibraz edilmemiş olmasından kaynaklandığı; kök raporumuzda yapılan tespit ve değerlendirmelere iştirak ettiğimizi beyan ederiz. Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir,

Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :

Dava, satış ve eser sözleşmesine istinaden tanzim edilen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça faturalara konu satışın gerçekleştiği ve eserin meydana getirildiği iddia edilmekte, davalı tarafça ise faturalara konu satışın gerçekleşmediği ve eserin meydana getirilmediği savunulmakta olup uyuşmazlık faturalara konu satışın gerçekleşip gerçekleşmediği ve eserin meydana getirilip getirilmediği noktalarında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." ve Eser Sözleşmesi A. Tanımı başlıklı 470 inci maddesi "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, davacı taraf ticari defterlerinin, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacı taraf ticari defter kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabul edileceği, defter kayıtlarına göre de davacı tarafın davalı taraftan 1.770.000,00 TL alacaklı gözüktüğü, davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ve eserin meydana getirilmediğini aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak dosyaya bu yönde bir delil sunmadığı kaldı ki davacı tarafça teslim belgesi ibraz edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava kabul ile sonuçlandığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile, - ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu -------Şirketi'nin yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 1.770.000,00 TL toplam alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA, - Asıl alacak 1.770.000,00 TL'nin %20'si olan 354.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu----- Şirketi'nden alınarak davacı/alacaklı -------Şirketi'ne verilmesine,

2.Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

3.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 120.908,70 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 8.850,00 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 30.227,17 TL toplam peşin harç olmak üzere genel toplam 39.077,17 TL'den mahsubu ile bakiye 81.831,53 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4.Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 30.227,17 TL peşin harç ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.153,00 TL olmak üzere genel toplam 60.807,77 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 265.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

7.Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.