4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2024/7760 E. , 2025/14729 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın sürücüsü davalı ...'ın ise maliki olduğu aracın 25.09.2012 tarihinde davacı müvekkiline çarparak ağır derecede yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza sonrasında müvekkilinin birçok ameliyat geçirmek durumunda kaldığını halen yürümekte zorlandığını ve normal bir insanın günlük hayatta yaptığı basit hareketleri dahi ifa edemez durumda olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... açısından poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'a ait aracın müvekkili sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçelerden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere kişi başına 225.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle kusur tespitinin ayrıca davacının maluliyet oranının tespiti gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yasal düzenlemeler kapsamında haksız olduğunu savunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkillerinden manevi tazminat talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, müvekkillerinin kazadan sonra davacıya sarf ettikleri tedavi masraflarının ve ekonomik desteğin 70.000,00 TL olduğunu, manevi tazminatların zenginleşme aracı olarak görülmediğini, davacının talebinin reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2015 tarih ve 2014/1212 E.-2015/1080 K. sayılı kararı ile davanın davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak kısmen kabulüne, 188.542,07 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kabul edilen maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının fazlaya ilişkin olarak talep etmiş olduğu maddi tazminat isteminin reddine, davacının davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 25.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının davalılar ... ve ... hakkında açmış oldukları manevi tazminatın fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.02.2019 tarih ve 2016/6816 Esas, 2019/2304 Karar sayılı ilamında; "...Her iki rapor arasında açıkça ve büyük oranda bir çelişki bulunmaktadır. Yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca davacının gelirine ilişkin olarak yapılan araştırma yetersizdir.
Davacı vekili müvekkilinin şirket ortağı olduğunu ayrıca müdürlük görevi de bulunduğunu iddia ettiğine göre davacının kazadan önce ne kadar gelir elde ettiğinin tespiti için mahkemece, İstanbul Ticaret Odasına yazı yazılarak şirket ortağı olan aynı zamanda müdürlük sıfatı da olan birisinin elde edebileceği gelirin sorulması, SGK ve çalıştığı işyerinden gelire ve ödemelere ilişkin belgelerin getirtilmesi, kendi hesabına çalışıyorsa ilgili kuruluşlardan gerekli belgelerin sorulması, gelirin kazadan önce geriye doğru tespitinin yapılması, gerekirse yeniden aktüer raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 188.542,07 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kabul edilen maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının fazlaya ilişkin olarak talep etmiş olduğu maddi tazminat isteminin reddine, davacının davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 25.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; şirket ortağı ve yöneticisi olan müvekkilinin söz konusu şirketten herhangi bir ödeme almadığına ilişkin olarak yapılan tespit ve bu tespit doğrultusunda yine hatalı şekilde asgari ücret üzerinden tazminat hesaplaması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından şirketin ticari hacmi gelir-giderleri, benzer büyüklükteki şirketlerin ilgili dönemde ortaklarına-yöneticilerine ödemiş olduğu ücretler gibi hususlar dikkate alınarak müvekkilinin şirket ortak ve yöneticiliğinden elde edebileceği gelirin tespit edilmesi gerektiğini, bozma ilamında ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak ücret tespiti yapılması gerektiği hüküm altına alınmışken hayatın olağan akışına aykırı şekilde müvekkilinin asgari ücretle istihdam edildiğinin kabulü ve bu doğrultuda hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama ile 188.542,07 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiğini, ancak gerekçeli kararda da belirtildiği üzere bozma ilamı öncesinde dosyaya sunulan ıslah dilekçesinde 207.061,00 TL olarak belirtilen söz konusu talebin (dosya kapsamında alınan son aktüerya raporunda 700.000,00 TL üzerinde tazminat hesaplaması yapılmış olmasına rağmen) 188.542,07 TL olarak kabul edilmesi ve eksik tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin ücretinin yeniden tespiti ile manevi tazminat rakamlarının da müvekkilinin ücretinde meydana gelen değişiklik doğrultusunda güncellenmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan son aktüerya raporunun 16.05.2022 tarihli olduğunu, mahkeme karar tarihinin 21.11.2023 olduğunu, sürekli iş göremezlik tazminatının yeni asgari ücret güncellemesi sonrası tekrar hesaplanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; yargılamaya konu somut olayın kasten işlenen bir fiilden meydana gelmediğini, manevi tazminata karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, 28.07.2021 Adli Tıp Kurumu raporunda davacının iyileşme süresinin 25.09.2012 tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği hususuna değinildiğini, hal böyle iken bilirkişice sürekli iş göremezlik zararının hesaplanmasının kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, yine 16.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda dosyada mübrez daha önceki itirazlar nazara alınarak bu yönde bir hesaplama yapılmadığını, fakat davacının SGK hizmet döküm cetveli nazara alınmadan bilirkişice hesaplama yoluna gidildiğini, davacının SGK hizmet dökümü nazara alındığında davacının çalışma hayatına ara vermediğini ve davacının meslekte kazanma gücünü yitirmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık;
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
1.10.04.19 92... /4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmasının ya da hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği belirtilen bir yükümlülüğün hüküm fıkrasında reddedilmiş olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.
HMK'nın 297/II maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde olması gerekir. Mahkemece gerekçeli kararda; bozma ilamı öncesi sunulan ıslah dilekçesinde maddi tazminata dair talep 207.061,00 TL olarak belirlendiği, son aktüer raporunda ise 14.166,66 TL geçici iş göremezlik ile 760.675,04 TL sürekli iş göremezlik zararı belirlendiği, davacı vekilince bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporundan sonra talep artırım/ıslah işlemi yapılmadığı, mahkemece sehven ıslah dilekçesinde talep 188.542,07 TL olarak değerlendirilerek önceki karar gibi kısa karar tesis edildiği, bu durumun gerekçeli karar yazım aşamasında fark edildiği, çelişki olmaması adına bu hususun belirtilmekle yetinildiği ve kısa karara göre hüküm tesis edildiği belirtilmiş, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 2 97... . maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma nedenine göre davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde davacıya ve davalılar ... ve ...'a iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.