20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/64 - 2026/166
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/05/2023
NUMARASI : 2022/257 E. - 2023/195 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Başvurunun Tescili
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/05/2023 tarih ve 2022/257 E. - 2023/195 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "şekil+..." ibareli başvurusunun, davalı şahısların "..." ibareli markalarına dayalı olarak itirazları üzerine, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile davalı şahıslara ait redde mesnet markalar arasında iltibas bulunmadığını, markalarda "..." ibaresi ortak olarak yer alsa da müvekkilinin dava konu başvurunun bir bütün olarak redde mesnet markalardan farklı bulunduğunu, ayrıca "... "ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürerek, 2022-M-5740 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait redde mesnet marka arasında iltibas koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "... +şekil " ibareli marka başvurusu ile davalı şahıslara ait "..." asli unsurlu redde mesnet markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tarafların markalarının asli ve belirleyici unsurlarının "..." ibaresi olduğu, markalar arasında emtia benzerliğinin de bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "... +şekil " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden " ..." asli unsurlu redde mesnet markalardan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile redde mesnet markalar arasında benzerlikten dolayı işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markaların bütünü itibariyle bıraktığı genel izlenimin farklı bulunduğunu, müvekkilinin markasının sadece "..." ibaresinden oluşmadığını, başvuruda kullanılan şekil ve diğer kelime unsurunun yeterli ayırt ediciliği sağladığını, "... "ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, "... " ibaresinin Latince de yeni anlamına geldiğini, tarafların faaliyet alanlarının da farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "şekil+..." ibareli başvuru ile "..." asıl unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibare ve şekil unsurunun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davacı tarafça tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüşse de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/6250 Esas, 2024/8061 Karar sayılı kararı sayılı ilamında "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilerek, "..." ibareli başvuru ile "... ..." ibareli marka benzer kabul edildiğinden, davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı, tarafların markaları arasında, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 16, 35 ve 41 sınıf mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.