8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/2483 E. , 2025/6384 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
KARAR : Bozma sonrası ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vakıf yöneticilerinin görevden alınması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili ... dava dilekçesinde, ...'nın yönetim kurulu üyeleri olan davalıların; evrakta sahtecilik, güveni kötüye kullanmak ve vakıf tüzel kişiliği kullanılarak nitelikli dolandırıcılık yapmak suçlarını işlemek suretiyle adı geçen Vakfı zarara uğrattıklarını, bu sebeple ... Meclisi'nin 09.05.2016 tarihli ve 186 nolu kararı ile davalıların görevden uzaklaştırılmalarının uygun bulunduğunu açıklayarak, ...'nın yöneticileri olan davalıların görevden alınmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen fiillerin kendisinin vakıf yönetimine seçilmesinden önce gerçekleştiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen fiillerin kendisinin vakıf yönetimine seçilmesinden önce gerçekleştiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ... vekilince verilen cevap dilekçesinde; davalıların Vakfı zarara uğratmadıklarını, tam tersi Vakfın yararına iş ve işlemlerde bulunduklarını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; yargılama devam ederken Vakıf yönetiminin değiştiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davalı ...'in kusuru nedeniyle vakfı zarara uğrattığı, diğer yöneticilerin ise vakfı zarara uğratıcı bir eylemlerinin bulunmadığı, bu davalı yönünden ... Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/293 Esas, 2019/382 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak; davanın konusuz kalması nedeniyle reddine, 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10. maddesinin (f) bendinin 2. fıkrası uyarınca, vakfı zarara uğrattığı tespit olunan davalı ...'in 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca meclis üyesi olmasının ve 5 yıl süre ile aynı vakfın yönetim ve denetim organında görev almalarının yasaklanmasına, ayrıca başka bir vakfın yöneticisi olduğu takdirde görevden alınmış sayılarak 5 yıl süre ile hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev almasının yasaklanmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili ile davalılardan ... ile ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 18.09.2023 tarihli ve 2022/1422 Esas, 2023/4380 Karar sayılı ilamı ile davacı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince davalıların vakıf yönetiminden ayrılmaları sebebiyle davanın konusuz kaldığı kabul edilmiş ise de, dava konusu Vakıf tarafından İstanbul ... Bölge Müdürlüğü'ne sunulmak üzere düzenlenen 23.10.2018 tarihli ve Yönetim Kurulu Mütevelli Heyeti Üyeleri Değişikliği Bildirimi başlıklı belgenin incelenmesinden, davalılardan ...'in 12.10.2018 tarihli ve 23 sayılı yetkili organ kararı ile yönetim kurulu üyeliğine yeniden seçildiği anlaşıldığından, bu davalı yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına; davalıların yargılama giderine yönelik temyiz itirazlarının ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davalı ...'in vakfı zarara uğrattığının ispat edilememesi nedeni ile aleyhine açılan davanın esastan reddine; davalılardan ... ve ...'in dava devam ederken ölmeleri, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise yöneticilik görevlerinin sona ermesi nedeni ile konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili verdiği temyiz dilekçesinde; vakıf yöneticilerinden ... ve ...'ın, dava açıldıktan sonra, dava konusu Vakfın yöneticiliğinden istifa dilekçesi vermiş olup davanın devamı sırasında vakıf yöneticilerinin tamamına yakının değiştiğini ancak, ... Kanunu'nun 10/4. maddesi gereği, anılan kişiler fiilen görevde bulunmasalar dahi; dava talepleri gereği, "gecici olarak görevden uzaklaştırılmalarına ve kanunda geçen diğer müeyyidelerin uygulanmasına" karar verilmesi gerektiğini, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava, vakıf yöneticilerinin 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında görevden alınmaları istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca ... Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.