Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/193
Karar No
K. 2025/855
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/193 Esas
KARAR NO: 2025/855
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/03/2023
KARAR TARİHİ: 10/12/2025

DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 17/03/2023 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin “--------” markası altında üçüncü kişilere franchise hakkı vermek yahut bizzat işletmek suretiyle restoran ve kafeterya işletmeciliği alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketle aralarında,-------- Mah. ------- Blv. No:------- -------- adresindeki dükkânın davalı şirketçe bu marka adı altında kafeterya olarak işletilmesi için 30.9.2015 tarihinde Franchise Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin devamı süresince davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları olduğunu, bu aykırılıkların giderilmesi için davalı şirkete ihtarnameler çekildiğini, hatta ödenmeyen cari hesap borçları nedeniyle aleyhine icra takipleri başlatıldığını, davacı şirketin, davalı şirketten olan 37.508,98 TL'lik alacağına karşılık 30.11.2020 tarihinde ---------İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı şirketçe takibe itiraz edildiğini, itirazın iptali davası açmak üzere arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, davacı şirketçe, itirazın iptali davası açılabilecekken, taraflarca yeniden anlaşma sağlanması nedeniyle itirazın iptali davası açılmadığını, dava şartı olan bu arabuluculuk yoluna başvurulmasıyla, davalı şirket yetkilisi --------, davacı şirketle olan ticari faaliyetini fiilen sona erdirme kararı aldığını, bundan sonra davalı şirketin, davacı şirket tarafında kesilen faturaları iade etmeye başladığını; davalı şirketin, 5 yıldır kesilen tüm faturaları iade etmeye başladığını, huzurdaki dava ve icra takibinin kaynağının bu durum olduğunu, davacı şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığını, davalı şirketin, kötü niyetli olarak, 5 yıl öncesine uzanan faturaları dayanak göstererek icra takibi başlattığını, davalı şirketin, ticari ilişkiyi fiilen sona erdirdikten sonra, franchise ilişkisinden doğan aylık marka kullanım ve danışmanlık bedeline ilişkin cari faturaları iade etmeye başladığını, bu iade faturaları davacı şirket tarafından davalıya tekrar gönderildiğinde ise davalı şirketin bu kez davacı şirketin 2016 yılında kestiği ve bedelini ödemiş olduğu faturaları dahi iade ettiğini, davalı şirketin 10.12.2020 tarihli, --------- numaralı TEMELFATURA isimli faturasının açıklama kısmının 2016 yılındaki marka kullanım bedellerinin iadesi, 10.12.2020 tarihli, --------- numaralı TEMELFATURA isimli faturasının açıklama kısmının 2017 yılındaki marka kullanım bedellerinin iadesi,10.12.2020 tarihli, ---------- numaralı TEMELFATURA isimli faturasının açıklama kısmının 2018 yılındaki marka kullanım, -------- sistemi ve ------- sistemi kullanım bedellerinin iadesi,10.12.2020 tarihli, ---------numaralı TEMELFATURA isimli faturasının açıklama kısmının 2019 yılındaki marka kullanım, ------- sistemi ve -------- sistemi kullanım bedellerinin iadesi olduğunu, davacı şirketin bu faturaları davalı şirkete, --------Noterliğinin 18.01.2021 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle iade edildiğini, davalı şirketin, bu faturaları ---------Noterliğinin 27.01.2021 tarih ve --------- yevmiye numaralı ihtarnamesiyle tekrar davacı şirkete gönderdiğini ve 288.162,81 TL alacaklı olduğunu iddia ederek paranın kendisine ödenmesini istediğini, talep edilen bu rakamın da dava konusu icra takibindeki asıl alacak olduğunu, davalı şirketin, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında, franchise sözleşmesi kapsamında aldığı hizmetlerin karşılığında keşide edilen, bedelini ödediği faturaları dayanak göstererek müvekkile karşı icra takibi başlattığını, tarafların ticari defterlerinin incelenmesiyle de davacı şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının anlaşılacağını, davacı şirketin davalıya borçlu olmasının, taraflar arasındaki sözleşmenin doğasına aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacı şirketin Franchise veren, davalı şirketin Franchise alan konumunda olduğunu, davacı şirketin davalıya para borcu doğuracak herhangi bir vakıa olmadığını, icra takibinin dayanağının belirsiz olduğunu, davalı şirketin “muhtelif faturalar” demek suretiyle, iddiasını somutlaştırmadan talepte bulunduğunu, ödeme emrinin davacı şirketin elektronik tebligat adresine yapıldığını, bu adresin kontrolünü yapan personeller arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle davacı şirketin yetkililerinin tebligattan haberdar olamadığını ve takibe itiraz edilemediğini, davacı şirketin o tarihlerde UETS sistemine yeni geçtiğini, tebligatların fiziken değil elektronik olarak yapılacağı konusunda personelin bilgi ve kontrol eksikliği, o dönemki ilgili personelin işten ayrılması gibi nedenlerle davacı şirketin tebligatı kontrol etmedeki ihmalkarlığı yüzünden bu noktaya gelindiğini, davacı şirketin hiçbir aşamada ve anlamda, takip konusu borcu kabul etmediğini davalı şirketin, 5 yıl öncesine uzanan faturaları iade etmek suretiyle kendisine bir alacak oluşturduğunu, bu alacak üzerinden icra takibi başlattığını, davacı şirketin bu takibe itiraz etmekte gecikmesinden yararlanıp, icra takibinin kesinleşmesini sağlayarak davacı şirketin mal varlığına hacizler tesis ettirdiğini, taraflar arasında bir ara anlaşma sağlandığını, davalı/takip alacaklısının, hacizleri kaldırarak dosyayı işlemsiz bırakacağını söylediğini, Bu minvalde 22.04.2021 tarihinde, gerekli tahsil harcının icra dosyasına yatırıldığını, davalı şirketin avukatının avukatlık ücreti ile icra takibi ve ihtarname masraflarının kendisine ödendiğini, davalı şirket vekilince, davacı şirkete ait banka hesapları üzerindeki hacizlerin kaldırılması için talep dilekçesinin dosyaya sunulduğunu, bankalar üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını, dosyanın takipsiz kaldığını zanneden davacı şirketin, davalı şirketin, kendisine ait araçlara yakalama şerhi tesis ettiğini öğrendiğinde ne olduğunu anlayamadığını, bu alacak iddiasının haksız şekilde zenginleşme amacına yönelik olduğunu, davanın kabulü ile davacı şirketin --------İcra Dairesi ---------- Esas sayılı dosyası kapsamında davalı/takip alacaklısı şirkete herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile takibin durdurulmasını, Kötü niyetli davalı şirket aleyhine %20'den aşağı olmayacak oranda kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmilini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

DELİLLER

Ticaret Sicil Müdürlüğünden tarafların son tescil bilgileri celp ve tetkik edilmiştir. --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp ve tetkik edilmiştir. Vergi dairesinden tarafların 2016-2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 yıllarına ait karşılaştırmalı BA-BS formlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.Bilirkişi 22/08/2023 tarihli raporunda özetle; davalı ---------Şti. yasal defterlerinin incelenmemiş olması sebebi ile yapılan incelemeler icra dosyası, dava dosyası ve davacı şirketin 2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yılı yasal defterleri ve muhasebe belgeleri ile sınırlı kaldığını, yapılan incelemeler sonucunda işbu raporun inceleme, değerlendirme ve tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtilen tüm hususlar ışığında; davacı ---------Şti.'nin 2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğunu, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu,yevmiye defteri kayıtları ile kebir defter birbiri ile uyumlu olduğunu, davacı --------Şti.'nin 2023 yılı yasal defterlerinin açılış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğunu, kapanış onay süresinin henüz gelmemiş olduğunu, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterinin birbiri ile uyumlu olduğunu, davacı yasal defterlerine göre, davalı --------Şti. davaya esas 27.01.2021 icra takip tarihi itibari ile 37.508,98-TL borç bakiyesi bulunduğunu, davacı yasal defterlerine göre, davalı---------Şti.'nin 17.03.2023 dava tarihi itibari ile 36.346,49-TL borç bakiyesi bulunduğunu, davacının yasal defterlerinin doğru olduğuna ve davalı yanca işbu davaya esas icra takibine konu edilen 288.162,82-TL tutarındaki 10 adet fatura bedelinden davacının sorumlu olmadığına karar verilmesi durumunda; davacı ---------Şti.'nin işbu davaya esas ---------İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasına istinaden davalı --------Şti.'ne gerek 27.01.2021 takip tarihi gerekse 17.03.2023 dava tarihi itibari ile herhangi bir borç bakiyesi bulunmayacağını, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda bir mali müşavir bilirkişi aracılığı ile davalının yasal defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile birlikte konusunda uzman bir teknik bilirkişi/ bilirkişiler vasıtası ile yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda davacının borç/alacak bakiyesi ile ilgili olarak nihai bir sonuca varılabileceğini beyan ve rapor etmiştir.

Bilirkişi 08/05/2025 tarihli ek raporunda özetle; davalı şirketin ticari defterlerinin lehine delil teşkil edip etmeyeceğine, davacı şirketin Temmuz 2020 dönemine ait hizmet faturasını mükerrer düzenlediğinin kabulü halinde 31.014,97 TL alacaklı olduğuna, davacı şirketin Temmuz 2020 dönemine ait faturanın döneminin yanlış yazıldığı ve geçerli olduğunun kabulü halinde ise 36.346,49 TL alacaklı olduğuna karar verilip verilmeyeceğini beyan ve rapor etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT

Dava, davacı tarafın davaya konu -------- İcra Dairesi'nin -------- Esas Sayılı icra takibine dayanak faturalar ve cari hesaptan kaynaklı olarak davalı tarafa borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Taraflar arasında 30.09.2015 tarihinde 5 yıl süreli franchising sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin V.maddesinde "Franchising Bedeli" başlığı altında davalı tarafından davacıya yapılacak ödemelerin düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı şirketin davacı şirket tarafından kesilen faturaları iade ederek davacı taraf hakkında başlattığı icra takibi nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmış olup sözleşme süresince davacı tarafça düzenlenen faturaların, davalı tarafça düzenlenen iade faturalarının, yine davalı tarafça düzenlenen fiyat farkı faturaları ile davacı tarafça bunlara ilişkin olarak düzenlenen iade faturalarının bilirkişi tarafından tek tek incelendiği, davalı tarafça davacı tarafa yapılan ödemelerin yine tek tek incelenerek raporda yer verildiği, davalı tarafça davacı tarafa düzenlenen faturaların çoğunluğunun davalı tarafça daha önce bedeli davacı tarafa ödenen faturalara ilişkin olduğu ve bu faturalara tablo halinde raporda yer verildiği anlaşılmış, Temmuz ayına ait hizmet bedeline ait faturanın mükerrer olduğunun kabul edilmesi halinde davacı tarafın davalı taraftan 31.014,97 TL alacaklı olduğu, Temmuz 2020 dönemine ait faturanın döneminin yanlış yazıldığı ve geçerli olduğunun kabulü halinde ise davacı tarafın davalı taraftan 36.346,49-TL alacaklı olduğu, bu haliyle her iki durumda da davacının davalı tarafa 27.01.2021 takip tarihi itibari ile herhangi bir borç bakiyesi bulunmadığı kanaatine varılmış, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça davaya cevap verilmediği ve delil dilekçesi sunulmadığı görülmekle, davanın kabulü ile davacının -------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı icra dosyasında davalıya;

İİK 72. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrası “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." hükmüne amirdir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.

Anılan hükme göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşulu aranmıştır. Alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Dosyada davalının davacı hakkında takip yaparken açıkça kötü niyetli şekilde ve davacının zararına olacak biçimde hareket ettiği yönünde ispata dair kesin ve yeterli delil bulunmadığından, koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile;

a- Davacının -------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı icra takibi sebebi ile davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, b-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 20.082,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.020,61 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.061,79 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 47.038,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan ve 179,90 TL başvurma harcı, 678,00 TL posta ve tebligat giderinden oluşan yargılama gideri ile peşin harç olarak alınan 5.020,61 TL olmak üzere toplam 5.878,51 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7.Yatırılan avanstan kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk İİK md.36 İİK md.72
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog