10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı ----- ile davalı -----arasında 01.01.2022 başlangıç tarihli taşıma hizmeti sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 18.03.2022 tarihinde fesih protokolü ile feshedildiğini, Davalı----nezdinde çalışan ---- iş akdinin sona erdirilmesi sebebiyle, adı geçen işçi tarafından davacı ve davalıya karşı işe iade davası ikame edildiğini, ---. İş Mahkemesi --- Esas sayılı dosyasından sigortalının işe iadesine dair karar verildiği,
İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin --- Esas sayılı dosyasından verilen karar ile istinaf taleplerin esastan reddine dair karar verildiği, Kararın ---- İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasından icra takibine konu edinildiği, İcra dosya borcunun davacı tarafından ödendiği,
Davacı tarafından yapılan ödemenin rücuııa tahsili için ---- İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığı, dosya borçlusu tarafından yapılan borca ve faize itiraz edildiği, Borçlu tarafından yapılan borca ve faize yapılan itirazın yerinde olmadığı, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini. Haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı ----- vekili tarafından dosyaya mübrez 17.12.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle: işe iade kararındaki alacakların hak edilmeleri için kararın kesinleşmesinin yeterli olmadığını, İşçinin işe başlamak amacıyla süresinde ihtar çekip çekmemesi İşe başvuruda işe ihtiyacının samimi olup olmaması Davet yapıldığında işe süresinde ve usulüne uygun başvurup vurmaması halleri eğer usulüne uygun ve samimi değilse yapılan tespit ortadan kalkmakta ve fesih otomatikman geçerli fesih halini aldığını, Bunlarla sınırlı olmayan sebeplerle icara dosyasına itirazda bulunduklarını, Davacının ise bu hususlar yerine ve uygunluk denetimi yapmaksızın icra dosyasının ilamsız icra takibi olmasına rağmen yani dosyanın dayanağı olan ilam bir eda ilamı olmamasına rağmen icra borcunu ödediğini. Davacının yargılamaya muhtaç bir icra dosya borcunu kendi inisiyatifi ile ödemeyi tercih ettiğini. İşçinin açması gereken dava sonucunda bilirkişi marifetiyle konu eda kararının dönüştüğünü. Davacının bu aşamayı engelleyerek bir nevi zımni olarak uzlaştığı, kendi tercihi ile zorunlu olmayan bir ödemeyi yaptığı. Bu durumun vergi hukuku açısından da sorunu olduğunu, bu sebeple kendi bağış ve anlaşmasının neticesini davalıya yüklemeye çalıştığını, sözleşmedeki işçi alacaklarının derecattan geçmeksizin keyfi olarak ödemesi olduğundan, yapılan ödemeden davalının sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR:
Bilirkişi raporunda özetle; "Alacaklı----aleyhine olarak --- İcra Müdürlüğü ----- sayılı icra dosyasından 30.04.2024 tarihinde başlatılan icra takibinde: Dosya borçlusu tarafından icra dosyasındaki asıl alacağa yapılan itirazın iptali, faize yapılan itirazın ise kısmen iptali ile 43.189,64 TL asıl alacak 926,51 TL. işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 44.116,15 TL. üzerinden icra takibinin devamı gerektiği, 593,49 TL. Olarak fazladan istenilen faizin icra takip miktarından dışlanması gerektiği." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Dosya içerisinde -----. İş Mahkemesi'nin 11.07.2023 tarih ve -----Sayılı İlamın Kesinleşmesi ve kesinleşme kararının tebliğinden itibaren, dava dışı işçi ----- İş Kanunu madde 21/6 hükmü uyarınca "işçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgiinii içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise. işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur." düzenlemesi uyarınca hak düşürücü süre 10 gün içerisinde işvereni olan davalı -----işe başlama niyetini, işe başlama başvurusunu (ispat açısından ihtar) yolu ile gönderdiğine dair dosyada tarafımızca değerlendirilmeye alınacak bir işe başvuru belgesi, işe başvuru belgesinin işveren davalı ------ tebliğin yapıldığına dair tebellüğ şerhine havi bir belge de bulunmadığına. Davacı asıl işverenin sorumluluğunun ve alt işverene rücu şartları yönünden; işe iade kararı sonrası dava dışı işçinin hak düşürücü süre içerisinde işe başlamak için işverenine başvurması ve işveren tarafından 30 gün içinde dava dışı işçiyi aynı koşullar altında işe başlatılmaması halinde, dava konusu icra takibine konu alacaklar yönünden asıl işverenin sorumluluğunun doğabileceğine ve alt işverene rücu edebileceğine aksi halde dava dışı işçi tarafından hak düşürücü süre içerisinde işveren olan alt işverene işe başvurduğuna dair belge olmaması halinde davacı olan asıl işverenin İşe İade Davasında hükmolunan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden kanun gereği sorumluluğu doğmayacağına " dair şimdilik bu aşamada kademeli kanaatimiz oluştuğuna, Asıl işverenin bilgisi dâhilinde olmadığı ve dava dışı işçi ---- tasarrufunda olan "işe iade sonrası, işe başlama için işvereni ----- süresinde başvurusu olup olmadığı hususunun aydınlanması için dava dışı işçiye çıkartılacak davetiye ile sorulmasına, işveren ----- tarafından işçinin başvurusuna karşı işe davet edip etmediğinin sorulmasına varsa belgelerin dosya arasına alınmasına, Mahkemenizce Davanın kabulüne dair karar çıkması halinde; Alacaklı ----- tarafından ---- aleyhine olarak --- İcra Müdürlüğü -----Esas sayılı icra dosyasından 30.04.2024 tarihinde başlatılan icra takibinde: Dosya borçlusu tarafından icra dosyasındaki asıl alacağa yapılan itirazın iptali, faize yapılan itirazın ise kısmen iptali ile 43.189,64 TL asıl alacak 926,51 TL. İşlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 44.116,15 TL. Üzerinden icra takibinin devamı gerektiğine, 593,49 TL. Olarak fazladan istenilen faizin icra takip miktarından dışlanması gerektiğine, " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava asıl işveren davacı şirketin davalı şirket tarafından çalıştırılan işçiye yapılan ödeme sonrası ödediği miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin eda hükmü olmayan mahkeme kararına istinaden başlattığı takibe davacının kendi isteği ile ödeme yaptığını, kendi tercihi ile yapmış olduğu ödemeyi müvekkili şirkete yükleyemeyeceğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
Davaya konu uyuşmazlığın, sigortalı işçinin açmış olduğu dava sonucunda kesinleşen işe iade ilamına konu cebri icra sonucu ödenen tazminatların, üst işveren - davalı alt işverenlerin sorumluluğu hususunda toplanmaktadır. ----İş Mahkemesinin ---- esas ve ---- karar sayılı ilamı ile dava dışı ---- hakkında davalı ----- ... Şirketindeki işyerine iadesi kararı verildiği, ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve ---- karar sayılı ilamı ile mahkeme kararının onandığı, söz konusu kararın 21/12/2023 tarihinde kesinleştiği dosya kapsamında anlaşılmıştır.
Davacının davalı şirketten halefiyet ilkeleri kapsamında üst işveren sıfatı ile işçiye ödemiş olduğu maddi tazminat bedelinden kaynaklı alacaklı olup olmadığı, davacı şirketin dava dışı işçiye yaptığı ödemeyi davalı şirketten alt işveren sıfatlarından kaynaklı tahsil hakkının bulunup bulunmadığı, davalı şirketin sorumlu olacağı miktarın saptanması amacıyla dosyanın 27/02/2025 tarihli ve 1 nolu celsesinin ara kararları uyarınca bilirkişiye tevdi edildiği,
26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda ödenen bedelin rücusuna ilişkin hesaplama yapıldığı görülmüştür. Davalı yanın bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü itirazların karşılanması amacıyla iş hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı da görevlendirilerek ek rapor alınması yoluna gidildiği, 01/11/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda konu ile alakalı olarak; "Dosya içerisinde -----. İş Mahkemesi’nin 11.07.2023 tarih ve ----Sayılı İlamın Kesinleşmesi ve kesinleşme kararının tebliğinden itibaren, dava ---- 21/6 hükmü uyarınca “İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.” düzenlemesi uyarınca hak düşürücü süre 10 gün içerisinde işvereni olan davalı-----işe başlama niyetini, işe başlama başvurusunu (ispat açısından ihtar) yolu ile gönderdiğine dair dosyada tarafımızca değerlendirilmeye alınacak bir işe başvuru belgesi, işe başvuru belgesinin işveren davalı ------ tebliğin yapıldığına dair tebellüğ şerhine havi bir belge de bulunmadığına,
Davacı asıl işverenin sorumluluğunun ve alt işverene rücu şartları yönünden; işe iade kararı sonrası dava dışı işçinin hak düşürücü süre içerisinde işe başlamak için işverenine başvurması ve işveren tarafından 30 gün içinde dava dışı işçiyi aynı koşullar altında işe başlatılmaması halinde, dava konusu icra takibine konu alacaklar yönünden asıl işverenin sorumluluğunun doğabileceğine ve alt işverene rücu edebileceğine aksi halde dava dışı işçi tarafından hak düşürücü süre içerisinde işveren olan alt işverene işe başvurduğuna dair belge olmaması halinde davacı olan asıl işverenin İşe İade Davasında hükmolunan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden kanun gereği sorumluluğu doğmayacağına" yönelik kanaat bildirdiği görülmüştür.4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda tüm dosya kapsamından; dava dışı işçi---- hakkında ----. İş Mahkemesi'nin ---- esas ve ---- karar sayılı ilamı ile davalı ------ ... Şirketindeki işyerine iadesi kararı verildiği, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamı ile mahkeme kararının onandığı, söz konusu kararın 21/12/2023 tarihinde kesinleştiği---- Genel İcra Dairesinin -----esas sayılı icra dosyası dava dışı işçinin ----- ... Şirketi ile ----- ... Şirketi hakkında; "kesinleşen işe iade tespit kararı sonrası işe başlatılmayan müvekkil işçinin net işe başlatmama ve net boşta geçen süre tazminat alacakları" sebep gösterilerek 16/02/2024 tarihinde takip başlatıldığı, takibe istinaden 04/03/2024 tarihinde 43.189,64 TL ödeme gerçekleştirildiği, sonuç olarak işe iade tespit kararının 21/12/2023 tarihinde kesinleştiği, işe iade kararının kesinleşmesinden sonra işçinin 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuru yapmak zorunda olduğu, başvuru yapılmaz ise işe iade kararı boşta geçen süre ücreti ve tazminat bakımından kararın hüküm doğurmayacağı, yapılan işe iade talebine işverenin 30 gün içinde cevap vermek zorunda olduğu, aksi halde işe başlama talebinin kabul edilmemiş sayılacağı yasal mevzuat ile hüküm altına alındığı, tüm bu sürelerin işveren için yasal hak olarak tanındığı, somut olayımızda ise işe iade tespit kararının 21/12/2023 tarihinde kesinleştiği, dava dışı işçinin 10 iş günü içerisinde işveren müracaat hakkının 03/01/2024 tarihinde dolduğu, bu tarihten itibaren işverenin 30 gün süresinin olduğu, bu sürenin 03/02/2024 tarihinde dolacağı, üst işveren davacı ----- 04/03/2024 tarihinde dava dışı işçiye ödeme yaptığı, davalı için yasanın tanıdığı sürelerin geçip geçmediğini, dava dışı işçinin davalı şirkete usulune uygun başvuru yapıp yapmadığını denetlemeden dava dışı işçiye ödeme gerçekleştirmesi olayında davamızın davalısı ------ ... Şirket vekilinin savunmalarının yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı taraf alacak iddiasının kanıtlayamadığı sabit ise de davanın kötüniyetle açıldığının da sabit olmaması nedeniyle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmakla koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay ---. Hukuk Dairesi -----
1.Davanın Reddine,
2.Davalı tarafından talep edilen kötü niyet tazimatının yasal şartları oluşmadığından talebinin REDDİNE,
3.Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 737,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5,58 TL harcın davacıya İADESİNE,
4.Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
5.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 43.189,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
7.3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.