10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/1297
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:20/12/2023
NUMARASI:2020/329 Esas - 2023/1041 Karar
DAVANIN KONUSU:Rücuen Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/07/2025
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın zorunlu trafik sigortası poliçesinin davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde, zorunlu taşımaçılık mali sorumluluk sigorta poliçesinin davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde, zorunlu ferdi kaza sigorta poliçesi ve kasko poliçesinin de ... Sigorta A.Ş. nezdinde düzenlendiğini, davalı...şirketinin aracın işleteni olduğu aracın, davalı ...'in sevk ve idaresinde iken, 10.04.2012 tarihinde sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile oluşan trafik kazasında müvekkili şirketin bir kısım sigortalılarının yaralandığını ve vefat ettiğini, yaralanması nedeniyle tedavi gören sigortalılar ile vefat eden sigortalıların tüm tedavi, bakım ve sair tazminatlarının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, kazaya karışan aracın ticari nitelikteki otobüs olması nedeniyle ödenen tazminata avans faiz işletilmesi gerektiğini, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi gereğince tedavi giderlerinden davalı ...'nın sorumlu olduğunu, tedavi ve sağlık giderleri ile birlikte, ulaşım, yeme-içme, özel diyet, konaklama, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı...vs giderlerden diğer davalıların sorumlu olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkili şirket tarafından sigortalılarına ödenen 617.158,37-CHF (İsviçre Frangı) tazminatların fiili ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; kazaya karışan ... plaka sayılı araca ilişkin olarak müvekkili şirket nezdinde Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ve Genişletilmiş Kasko Poliçesi düzenlendiğini, ayrıca müvekkili şirket tarafından devralınan ... Sigorta A.Ş nezdinde de, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi bulunduğunu, davacı tarafça sunulan delillerin Türkçe tercümelerinin sunulması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından talep edilen bedellerin poliçe kapsamında olup olmadığının tespiti için davacı tarafça ödenen bedellerin kime, ne kadar ve hangi kalem için (vefat nedeniyle, tedavi gideri...vs) açıklanması gerektiğini, koltuk ferdi kaza sigortası yönünden, Genel Şartlar'ın A.3.3 madde hükmü karşısında müvekkilinin kaza tarihinden iki yıl sonra yapılan tedavi gideri ödemesine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, genişletilmiş kasko poliçesi yönünden ise İMMS teminatı kapsamında sorumluluğunun ancak zorunlu trafik sigortasının teminat limitinin aşılması halinde doğacağını, araca ait zorunlu trafik sigorta poliçesinin ise, diğer davalı ... Sigorta şirketi nezdinde düzenlendiğini, sorumluluğun kusur oranı ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu, tedavi giderleri yönünden sorumluluğun ...'ya ait olduğunu, tedavi giderlerinin teminat kapsamında olmadığını, devralınan ... Sigorta şirketi nezdinde düzenlenen zorunlu taşımacılık poliçesi bakımından ise, davaya konu kazanın, il içi taşıma sırasında veya 100 km altında yapılan taşıma sırasında meydana gelmiş olması halinde tazminat talebinin teminat kapsamında bulunmadığını, kusur raporunun ATK'dan alınması gerektiğini, davacının iddia olunan zararının İsviçre Frangı olması nedeniyle ancak 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde yer alan faize hükmedilebilecek iken avans faiz isteminin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu trafik sigortası bulunduğunu, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin kişi başı 200.000,00-TL ve kaza başına 3.200.000,00-TL olduğunu, tedavi giderlerinin teminat kapsamında olmadığını, kazanın taşıma işi esnasında meydana gelmiş olması sebebiyle zararın öncelikle zorunlu taşımacılık sigortacısı tarafından karşılanması gerektiğini ve söz konusu poliçe teminat limitinin tükenmesi halinde müvekkili şirketin sorumluluğu doğacağını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespiti için ATK'dan rapor alınması gerektiğini, her ne kadar davadan evvel başvuruda bulunulmuş ise de, cevaben tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğun ...'ya ait olduğu bildirildiğinden temerrütten bahsedilemeyeceğini ve ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin açıklattırılması gerektiğini, kaza neticesinde birden fazla kişinin yaralandığı ve vefat ettiğinin anlaşıldığını, bu nedenle davacı tarafça alacak kalemlerinin açıklanmasından sonra her bir sigortalı yönünden davanın tefriki gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine yöneltilen dava bakımından iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili kurum aleyhine dava açılmadan evvel başvuruda bulunulması gerektiğini ancak davacı tarafça başvuru şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ödemelerin rücu edilebilmesi için Genel Şartlara uygun ödeme olması gerektiğini, sigorta şirketleri yönünden halefiyet hakkının 6102 sayılı TTK'nın 1472 sayılı madde hükmünden kaynaklandığını, yabancı sigorta şirketlerinin bu hakkı bulunmadığı gibi, tedavi giderlerine yönelik alacağın devredilemeyeceğine ilişkin 5510 sayılı Kanun'un 93/1 madde hükmü karşısında ödeme yapan sigorta şirketlerinin müvekkili kurumdan rücuen tahsil talebinde bulunmalarının mümkün olmadığını, 2012/5 sayılı Genelge'nin 1/5.madde hükmünde yer alan "Yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkelerde sürdürmeleri halinde yurt dışında verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır." düzenlemesi karşısında öncelikle dava dışı sigortalıların Türk vatandaşı olup olmadığının tespiti gerektiğini, yabancı uyruklu olduklarının tespiti halinde yurt dışında devam eden tedavi giderlerinden müvekkili Kurum'un sorumluluğu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili kurumun yasal hasım olması sebebiyle avans faiz isteminin yersiz olduğunu ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu kazanın 10.04.2012 tarihinde meydana geldiğini, ancak eldeki davanın 8 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, müvekkilinin işleten sıfatı bulunmadığını, kazaya karışan aracın, dava dışı ... Gıda Temizlik şirketi ile aralarında 01.09.2010 tarihinde yapılan taşımacılık protokolü ile adı geçen şirkete verildiğini, yine 01.09.2014 tarihinde ve 01.09.2015 tarihinde protokol düzenlendiğini, 2012 yılına ait taşıma hizmet bedellerine ilişkin fatura düzenlendiğini, söz konusu protokoller ile faturaların, araca ilişkin müvekkili ile diğer şirket arasında 2010 ila 2015 yılları arasında uzun süreli kiralama işi yapıldığının ispatı olduğunu, aracı kullanan davalı sürücü ...'in kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, manevi tazminat miktarına avans faizi isteminin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "...6098 Sayılı TBK'nın 127. Maddesi alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin 2 halde alacaklıya halef olacağını belirtmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1472. Maddesi Sigortacı sigorta tazminatını ödediği taktirde hukuken sigortalının yerine geçer hükmüne haizdir. Aynı maddede sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder hükmüne haizdir.
TTK'nın 1481. Maddesi sigortacının sigorta tazminatı ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçeceğini, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin edilen bedel tutarında sigortacıya intikal edeceğini belirtmiştir.
Bilirkişi raporunda da beyan edildiği üzere TTK'nın m. 1472 ve 1481 uyarınca sigortacının halef olabilmesi için sigorta ettirene yapılan ödemenin geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanması gerekmektedir. Davacı yanca dava açılırken bir çok delil ibraz edilmemiş olup mahkememizin 20.01.2021 tarihinde icra edilen duruşmasında eksik deliller nedeni ile ön inceleme duruşması ertelenerek davacıdan 1 nolu ara karar ile hangi sigortalısının vefat ettiğini, ölümü nedeni ile kimlere ne tutarda ödeme yapıldığını, yaralanan diğer sigortalılara yapılan ödemeleri, ödeme tarihlerini, söz konusu ödemenin neye istinaden yapıldığını, sigortalıların kimlik bilgilerini ve sigortalılar ile arasındaki sigorta poliçelerini ibraz etmek üzere işin mahiyetine uygun 2 ay kesin süre verilmiş, 2 nolu ara kararda davacının sunduğu tercümeli ödeme belgelerinde ödeyen kişi olarak davacı şirketin isminin geçmediği, davacının hukuken halef sıfatına haiz olup olmadığının bu nedenle anlaşılamadığı gerekçesi ile davacı vekiline bu delilleri sunmak üzere tekrar kesin süre verilmiş, 22.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında 2 nolu ara karar ile davacı vekilinin yüzüne karşı delillerini sunması hususunda kesin süre verilerek sonuçları ihtar edilmiş, keza 3 numaralı ara karar ile kazada yaralanan ve ölen şahıslarla olan sigorta poliçelerini ve ödemenin neye istinaden yapıldığına dair tüm belgeleri sunması hususunda kesin süre verilerek sonuçları ihtar edilmiş, 23.02.2022 tarihinde icra edilen duruşmada yine davacının yukarıdaki ara kararda açıkça belirtilen bir çok delili sunmadığı,sunmadığı deliller tek tek yazılmak sureti ile davacı vekiline bu delilleri sunması hususunda detaylı ara karar oluşturulmuştur.Davacı yanca dosyaya ibraz edilen poliçe incelendiğinde sigortalının ... isimli şirket olduğu, sözleşme başlangıcının 01.01.2000 olduğu 1 yıl süreli olduğu, keza sunulan "... toplu işletme mali sorumluluk sigortası" başlıklı evrakta da sadece sigorta başlangıç tarihi bulunduğu, sigorta başlangıç tarihinin 01.12.2008 olarak belirtildiği, davacının kendisine duruşmalarda verilen kesin sürelere rağmen davada aktif husumeti olduğunu ispat edecek olay tarihinde geçerli sigorta poliçesi olduğunu ispat edemediği, dayanak belgelerini sunmadığı, buna dair bir poliçe sunmadığı, keza kazazedelerin ... isimli acente aracılığıyla tur paketi satın alıp Türkiye'yi ziyaret ettiklerine dair deliller sunulmadığından davacının somut olayda aktif husumeti olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan dava zaten aktif husumet nedeni ile red edilmiş olmakla birlikte davacının tazminat hesaplanması için istenen delilleri de sunmadığı,Ölen kişinin nüfus aile kayıt tablosunun ibraz edilmediği, anne ve babasının sağ olup olmadığının bilinmediği, anne ve babası sağ ise destekten yoksun kalma tazminat hesabında pay ayrılması gerektiği, davacının buna dair delil sunmadığı, ayrıca destekten yoksun kalan kadının yeniden evlenip evlenmediği bilgisinin de mevcut olmadığı, ibraz edilen mirasın reddi tutanağında bu ölen kişinin ... ismli bir mirasçısı olduğu, bu kişinin yaşının evrakta yazmadığı, destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanıp kazanmadığının belirsiz olduğu bu nedenlerle ölen kişinin eşi için yapılan hesaplamaların da denetimsiz olduğu, olayda yaralanan bir kısım kazazedelerin kesin hekim raporlarının da bulunmadığı, bu kişilerden bazılarına yapılan iş göremezlik ödeneklerinin neye istinaden yapıldığının belirsiz olduğu, kaç günlük dönemde hangi kazanca göre, hangi hekim raporuna istinaden iş göremezlik ödeneği ödendiğinin belirsiz olduğu yapılan hesaplamaların da davacının eksik evraklar sunması nedeni ile denetime uygun olmadığı görülmüştür...." gerekçesi ile;"Davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; tüm delillerinin dava dilekçesine ekli olarak 432 sayfa olmak üzere mahkemeye sunulduğu, ancak mahkemece sunulan belgelerin detaylı olarak incelenmediği, müvekkili şirket ile ... isimli şirket arasında 01.01.2000 başlangıç tarihli Toplu İşletme Mali Sorumluluk Sigortası düzenlendiği ve dosya kapsamına sunulduğu, sözleşme kapsamının ... isimli şirkete katılım sağlayan diğer diğer üye şirketleri de bağladığı ve üye olan işletmelerin sigorta hükümlerini kabul ettiği, kazazedelerin tur paketi satın aldıkları acentenin ... isimli şirkete üye işletmelerden olduğu, 01.12.2008 tarihli üyelik beyanı ile müvekkili şirketin de, imzalanan sigorta sözleşmesinin tarafı haline geldiği, mahkemece sadece sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihine bakıldığı, içeriğinin okunmadığı, sigorta sözleşmesinin, feshedilinceye kadar her yıl yenilendiği ve sözleşmenin 2014 yılında şirket yetkilisinin vefatı nedeniyle iptal edildiği, söz konusu tarihe kadar dolayısıyla da kaza tarihi itibariyle geçerli bir poliçe bulunduğu, Türk hukukuna göre, sigortacı, ödeme yaptığı oranda sigortalısının yerine geçer, mahkemece İsviçre hukuk mevzuatına göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği hususlarına ilişkindir.Dava, davacı nezdinde düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında, dava dışı hak sahiplerine ödenen tazminatın, zarar sorumlularından tahsili talebine ilişkindir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vekilince sunulan, davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında düzenlenen sigorta poliçesinin 01.01.2000 tarihli 1 yıl süreli olduğunun anlaşılmasına, söz konusu poliçenin, kaza tarihi itibariyle yenilenmiş olduğunu ve sigortalılığın devam ettiğini ispata yarar herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamına sunulmamış olmasına, davacı tarafça ödeme yapıldığı bildirilen hak sahiplerinin dava dışı ...şirketi tarafından düzenlenen tur ile Türkiye'ye geldiklerinin, dolayısıyla da sigorta sözleşmesi kapsamında hak sahibi olduklarının ve davacının halefiyete binaen eldeki davayı açmakta aktif husumeti bulunduğunun ispatlanamamış olmasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.