T. C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1436 Esas - 2026/39
T.C.
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; 29.08.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müteveffa ....'un sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın davalı ....'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile çarpışması neticesinde ...'un vefat ettiğini, geride eşi ..., kızı... ile oğulları ... ve ...'in kaldığını, ....'un kaza esnasında 62 yaşında olup köyde hayvancılıkla iştigat ettiğini, kazaya karışan ....plakalı aracın .... Ltd. Şti. tarafından kısa süreli kira sözleşmesi ile ....'ın adına kiralandığını, kiralayan şirketin tazminat sorumluluğunun bulunduğunu, kazanın oluşumunda ....'ın asli kusurlu olduğunu, yapılacak yargılama neticesinde davacı ... için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı... için 50.000,00 TL manevi tazmiantın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı ....Sigorta A.Ş. Vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde kasko sigortası poliçesi bulunduğunu, davacıların manevi tazminat istemlerine ilişkin poliçe limitinin 25.000,00 TL olduğunu, kendilerine bu poliçe kapsamında 10.000,00 TL manevi tazminat ödenerek ibra edildiklerini, bu nedenle haklarında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ....Genel Sigorta A.Ş. Vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan... plakalı aracın kendileri nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe limitinin kaza tarihi itibariyle 268.000,00 TL olarak belirlendiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı belirlendikten sonra talebin değerlendirilmesinin gerektiğini bildirmiştir.
Davalı ....Ltd. Şti vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç kiralama alanında faaliyet gösterdiğini, kazaya karışan .... plakalı aracın müvekkili şirket bünyesinde olduğunu, bu aracın müvekkilinin bilgisi dışında ....'a tesliminin yapıldığını, bu amaçlada savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLER
Trafik kazası tespit tutanağı, Ankara Batı ... ACM'in ....E., .... K. sayılı dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırması, 09.06.2015 tarihli kusur bilirkişisi raporu, 02.10.2015 tarihli tazminat (aktüerya) bilirkişisi raporu, 09.05.2016 tarihli ek rapor, 30.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi, davalı ... Sigorta AŞ nezdinde bulunan ibraname ve ekleri ve tüm dosya kapsamı.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda, mahkememizin 12/12/2019 tarihli ve... esas, ... sayılı kararı ile; "1-a)Davacı.... 'un davalı .... Sigorta AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat isteminin reddine, b)Davacı ....'un diğer davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat isteminin kabulü ile, 9.519,18TL maddi tazminatın bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm altına alınan miktarın 1.000,00TL'sine davalılardan .... ve ....Ltd. Şti. Yönünden 29/08/2014 tarihinden itibaren, diğer davalı ... genel sigorta AŞ. yönünden 27/10/2014 tarihinden itibaren, bakiye 8.519,18TL 'ye de tüm davalılar yönünden 30/05/2016 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, 2-Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı .... için 25.000,00TL, davacı ....t için 25.000,00TL, davacı ....için 25.000,00TL, davacı .... için 25.000,00TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...,.... Sigorta AŞ. Ve.... Limited Şirketinden müştereken ve müteselsilen (davalı ...sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 25.000,00 TL ile sınırlı olarak) alınarak davacılara verilmesine, hüküm altına alınan miktarlara davalılardan .... Sigorta AŞ. Yönünden 28/09/2014 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise 29/08/2014 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, Davacıların manevi tazminat istemi yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, " karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 15/02/2021 tarihli ve 2020/724 esas, 2021/1336 karar sayılı bozma ilamında; "Somut olayda; her ne kadar davacılar vekilinin vekaletnamesinde ibraname düzenlemesi için gerekli özel yetkiye sahip olmadığı anlaşılmakta ise de; davacılar vekilinin sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin üzerinden 5 yıl geçtikten ve özellikle mahkemece verilen kararın Dairemizce manevi tazminat yönünden bozulması sonrasında şekli eksiklik olduğu gerekçesiyle ibranamenin yok hükmünde olduğu belirtilerek, iade işlemi gerçekleştirmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşıdığı açıktır. Bu durumda mahkemece, açıklanan bu hukuki ve maddi olgular ile Medeni Kanun'un 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları gereği, hakkın kullanımında iyiniyetle hareket edilmesi zorunluluğu çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesiyle, davacı tarafından verilmiş olan ibraname doğrultusunda manevi tazminata ilişkin olarak ... Sigorta tarafından yapılmış olan ödeme geçerli bir ödeme kabul edilerek, Dairemiz’in 04.12.2017 tarih, .... E-.... K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralı doğrultusunda inceleme yapıp davanın manevi tazminat talebi yönünden etkisi tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilerek mahkememiz hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Dava; ölümlü trafik kazazı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. ... ilçesi ... köyü yolunda 29.08.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacılardan ...'nın eşi, diğerlerinin ise babası olan .... vefat etmiştir.
Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/06/2016 tarihli karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/12/2017 tarih 2016/13989E.-2017/11279 K. Sayılı bozma ve 2018/1616 E, 2019/743 K sayılı karar düzeltme ilamı ile; sair itirazlar reddedilerek, dosyada mevcut ve davacı tarafın kabulünde olan ibraname fotokopisinin incelenmesinde, ödenen miktarın 10.000TL ve hasar sebebinin manevi olarak belirtildiği, bu halde yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı sigorta tarafından ibraz edilen ibra belgesinin aslının getirtilerek, davacı tarafın beyanlarıda gözönüne alınarak "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralı doğrultusunda inceleme yapılıp, manevi tazminat talebi yönünden etkisi tartışılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ayrıca davalı ... sigorta şirketinin sorumluluğunun toplamda 25.000,00 TL ile sınırlı olduğu belirtilerek bozulmuştur.
Davacı vekili tarafından, sigorta şirketi ile ibraname düzenlenmiş ise de, kendisinin ibra yetkisinin bulunmadığı ve ibranamenin geçersiz olduğu, ödenen 10.000TL nin de sigorta şirketine iade edildiği iddia edilmiştir. Bunun üzerine davalı.... sigorta şirketine yazılan yazının 11/11/2019 tarihli cevabında; davacı vekili ...'a 10.000,00TL ödeme yapıldığı ancak ödemenin 17/10/2019 tarihinde Av.... tarafından iade edildiği belirtilmiştir.
Gelen ibra ve eki belgelerinin incelenmesinde, Av... ın imzasının bulunduğu ancak vekaletnamesinde "ibra" yetkisinin bulunmadığı görülmüştür. İbranamede davacı asıla ait imzaya rastlanmamıştır.
Mahkememizce bozma ilamına uyularak, ilgili ibra evrakının celbi ile tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında işaret edildiği üzere davacı vekilince davalı .... sigorta şirketi ile ibraname düzenlenmiş ise de davacı vekilinin ibraname düzenlemesi için gerekli özel yetkiye sahip olmadığı, ibranamenin geçersiz olduğu, öte yandan iade edilen 10.000 TL ye dava sigorta şirketi tarafından bir itirazda da bulunulmadığı görüldüğünden, ibranamenin geçersiz olduğunun kabulü ile sigorta şirketinin diğer hakları saklı olarak, ödeme yapılmamış gibi değerlendirme yapılmıştır. Davalı araç şoförünün kusurlu eylemi sonucunda meydana gelen tarfik kazası neticesinde, davacıların desteğinin vefatı nedeniyle davacıların yaşadıkları üzüntü, çaresizlik ve acı nedeniyle ruh sağlıklarındaki bozulma, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulunun 22.06.1966 tarih, 1966/70 sayılı içtihadı ile belirlenen manevi tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin ilkeler ve Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2004 tarih 2004/370 karar sayılı içtihadıyla belirlediği caydırıcılık ilkesi gözetilerek ihlal sonucu davacıların uğradıkları manevi zaranın giderimi amacıyla paranın satın alma gücü itibariyle belirli bir meblağın davalılardan alınarak davacılara verilmesi suretiyle zedelenen yaşama sevinçlerini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmamak, davalı tarafları ekonomik bir yıkıma, sürüklememeksizin daha dikkatli ve özenli olmaya sevk etmek hedeflenerek günün ekonomik koşullarına göre davacılar ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, Hüseyin Kurt için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL olarak takdiren belirlenen manevi tazminatın, davalı... sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 25.000,00 TL ile sınırlı tutularak, davalılardan tahsiline karar verilmiştir
Öte yandan bozma kapsamı dışında kaldığından, davalılardan .... Sigorta A.Ş. Tarafından düzenlenen kasko poliçesi kapsamında maddi tazminat istenemeyeceğinden bu davalıya yönelik maddi tazminat isteminin reddi ile diğer davalılar aleyhine maddi tazminat istemi 9.519,18 TL üzerinden kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Mahkememizce verilen 2/12/2019 tarihli... Esas,.... Karar sayılı hüküm taraflarca davalı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/724 Esas, 2021/1336 Karar sayılı ilamıyla 'Somut olayda; her ne kadar davacılar vekilinin vekaletnamesinde ibraname düzenlemesi için gerekli özel yetkiye sahip olmadığı anlaşılmakta ise de; davacılar vekilinin sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin üzerinden 5 yıl geçtikten ve özellikle mahkemece verilen kararın Dairemizce manevi tazminat yönünden bozulması sonrasında şekli eksiklik olduğu gerekçesiyle ibranamenin yok hükmünde olduğu belirtilerek, iade işlemi gerçekleştirmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşıdığı açıktır. Bu durumda mahkemece, açıklanan bu hukuki ve maddi olgular ile Medeni Kanun'un 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları gereği, hakkın kullanımında iyiniyetle hareket edilmesi zorunluluğu çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesiyle, davacı tarafından verilmiş olan ibraname doğrultusunda manevi tazminata ilişkin olarak ... Sigorta tarafından yapılmış olan ödeme geçerli bir ödeme kabul edilerek, Dairemiz’in 04.12.2017 tarih, ... E-... K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralı doğrultusunda inceleme yapıp davanın manevi tazminat talebi yönünden etkisi tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken...' gerekçesiyle manevi tazminat talepli dava yönünden bozulmuştur.
1.Öncelikle sayın Dairenin kabulünde de olduğu üzere, davacılar vekilinin ibraname düzenleme yetkisi bulunmaması karşısında, davacılar vekilinin kendi beyanına göre bu sebebe dayanarak yetkisi dışında düzenlediği ibraname sonucu tahsil ettiği manevi tazminatı iade etmesinde MK 2. Maddesi anlamında objektif iyiniyet kurallarına aykırılıktan bahsedilemeyeceği hususunda mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur.
2.Kaldı ki, ibraname karşılığı 10.000 TL ödendiği ve mahkememizce 100.000 TL manevi tazminata hükmedildiği gözetildiğinde manevi tazminat miktarları arasında açıkça bir farklılık ve orantısızlık olduğu tartışmasızdır. Bu durumda da manevi zararın karşılandığından ve dolayısıyla manevi tazminatın bölünmezliği ilkesinden bahsedilemeyeceği de kuşkusuzdur.
3.Ayrıca tacir statüsünde olan ve ibranamenin ve tazminat hukukunun temel ilkelerine vakıf olması gereken davalı sigorta şirketinin de 17.12.2019 tarihinde iade edilen ödemeye bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunmaması veya ödemeyi iade etmemesi gözetildiğinde ibranamenin geçersizliğini ve iade edilen ödemeyi zımnen kabul ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Maddi tazminat istemine ilişkin talepler önceki bozma kararıyla kesinleştiğinden maddi tazminata ilişkin yeniden değerlendirme yapılmamıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/724 Esas, 2021/1336 Karar sayılı ilamına karşı mahkememizin 12/12/2019 tarihli ...Esas, .... Karar sayılı önceki ilamında direnilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde esasa dair "Maddi Tazminat yönünden daha önceden verilen karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, Manevi tazminat yönünden açılan davanın reddine," karar verilmiş, mahkememizden verilen 22/03/2022 tarih ve .... Esas.... sayılı karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2025 tarih ve 2024/(17)4-41 Esas, 2025/523Karar sayılı ilamı ile; "....davacılar vekili tarafından imzalanan 15.10.2014 tarihli “Hasar Tazminat Makbuzu ve İbraname” başlıklı belgede “Hasar Sebebi:Manevi” olarak belirtilen içerikten, davalılardan ... Sigorta A.Ş. tarafından 10.000,00 TL ödenmesi karşılığında...I Sigorta A.Ş’nin ibra edileceği belirtilmiş, davacılar vekilinin hesabına 30.10.2014 tarihinde 10.000,00 TL manevi tazminat ödemesi yapılmıştır. Özel Dairenin bozma kararı sonrasında davacılar vekili tarafından davalı.... Sigorta A.Ş’ye ihtarname çekilerek vekâletnamesinde ibraname yetkisi olmadığından sigorta şirketi ile aralarında düzenlenen ibranamenin yok hükmünde olduğu bildirilerek sigorta şirketi tarafından ödenen miktar, beş yıl sonra 17.10.2019 tarihinde iade edilmiştir.
Davacılar vekiline verilen vekâletname içeriği incelendiğinde, vekilin ibraname düzenlemesi için gerekli özel yetkiye sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte davacılar vekilinin, vekâletnamesinde ibraname yetkisinin olmadığını ve ibranamenin yok hükmünde olduğunu belirterek davalı... Sigorta Şirketi tarafından yapılan ödemeyi aradan yaklaşık beş yıl geçtikten sonra iade etmesinin hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda davacılar vekili ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen 15.10.2014 tarihli “Hasar Tazminat Makbuzu ve İbraname” başlıklı yazılı belge geçerli kabul edilerek davalı sigorta şirketi tarafından manevi tazminata mahsuben yapılan ödeme Medeni Kanun'un 2. maddesindeki dürüstlük kuralları gereği geçerli bir ödeme kabul edilerek "manevi tazminatın bölünemezliği" ilkesi doğrultusunda inceleme yapılıp davanın manevi tazminat talebi yönünden etkisi tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. O hâlde; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ilâmına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." gerekçesiyle kaldırılarak dosya mahkememize gelmiş, yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yapılan yargılamada yukarıda bahsedilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Mahkememizce verilen direnme kararına ilişkin bozması gözetilerek manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi ve davacı tarafça verilen ibra gözetilerek manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Maddi Tazminat yönünden daha önceden verilen karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına,
2.Manevi tazminat yönünden açılan davanın reddine,
3.Manevi tazminat davası yönünden; a-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 683,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 48,90 TL karar ve ilam harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, Mahkememizin 21/11/2022 tarih ve .... esas, .... karar, .... harç nolu harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iade edilmesinin istenilmesine,
Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, b-Davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi, .... ve .... Anonim Şirketinin kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara ödenmesine,
4.Davalı .... Sigorta A.Ş. Tarafından sarf edilen 250,00TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
5.Davalı .. Limited Şirketi tarafından sarf edilen 368,50 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/01/2026 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı TASHİH KARARI
Mahkememizin 14/01/2026 tarih ve .... esas,.... karar sayılı hükmünün kanun yoluyla ilgili kısmında, "Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi." şeklinde karar verilmiş ise de; mahkememizce verilen kararın da temyiz yasa yoluna tabi olması gerekmekte iken sehven istinaf kanun yoluna tabi olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, hükmün kanun yoluyla ilgili kısmının "Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi." şeklinde tashihine karar verildi.14/01/2026 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı