4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının19.09.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile pay devri yolu ile ----ortak olduğunu ve dava dışı diğer ortak ---- ile davalı -----müştereken temsile yetkili olduklarını, 2014 yılından 2017 yılına kadar şirketin faaliyetlerini başarılı bir şekilde devam ettirdiğini ancak bu tarihten sonra dava dışı diğer ortak ---- ortaklığı amacına aykırı ve zarara uğratacak şekilde fiillerde bulunduğunu, şirkete ihanet ettiğini, 2018 yılı itibariyle şirketin borca batık hale gelmesinin sebebi olduğunu, şirket alacaklarının şirket hesabına değil üçüncü şahıslara yönlendirdiğini, davacıya haber vermeden bankalarla temlik edilen faturaların ve işlemlerim imzaları için davacının imzasını kullandığını mahkemeden bunun tespiti için ayrıca bilirkişi talep ettiklerini, gene dava dışı ortak-----Gazetesi'nde sahtecilik yaparak kendi kız kardeşi ----- şirket ortağı göstermek suretiyle yurt dışındaki müşterilerden onun hesabına para göndermesini istediğini ve gönderilen paraların dekontlarının dilekçe ekinde sunulduğunu, şirketin 2017 yılı sonu itibariyle borçlarını ödeyemez hale geldiğini davacının şirketin tekrar ekonomik olarak toparlanabilmesi için uğraştığını ancak ----- sorumluluklarını yerine getirmekten kaçındığını tüm bu sebeplerle davacının bu saatten sonra şirket ortaklığını sürdürmesinin ağır bir külfet olacağını belirterek 26.08.2020 tarihinde ---- Noterliğinin ------ yevmiye sayılı ihtamamesi ile haklı nedenlerle şirket ortaklığından ayrılmak istediğini bildirdiğini belirterek davacının şirket ortaklığından çıkarılmasının kabulüne, şirket ortağı ----- dava süresi içerisinde işlem yapmasının kısıtlanmasına, yargılama ve vekalet giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle: Davalı vekiline usulüne uygun olarak tebligat gönderildiği ancak cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; Davalı şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma talebine ilişkindir. Dosya dava konusuna ilişkin rapor düzenlemesi için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi Raporu;
Ticaret Sicil Kayıtlarının İncelenmesi; Dava konusu şirkete ait ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda: şirketin ------ sicil numarası ile 07.11.2012 tarihinde 20.000,00 TL sermaye ile kurulduğu kuruluş esnasındaki sermaye yapısı temsil yetkisinin aşağıdaki gibi olduğu Dayanak: ------ 13.11.2012 tarih ----- Sayı 306-307. Sayfa ----- gazetesi ŞİRKETİN KURULUŞTAKİ ORTAKLIK YAPISI VE TEMSİL ADI SOYADI PAYI ORANI TEMSİL ---- 10.000,00 %50 İlk 5 yıl münferiden temsil ----- 10.000,00 %50 İlk 5 yıl münferiden temsil TOPLAM SERMAYE 20.000,00 100,00%
Hisse Devri Dayanak: ------ 14.10.2014 tarih ---- Sayı ----- Sayfa ---- gazetesi Şirketin ----. Noterliğinin 01.10.2014 tarih, ------ Yevmiye numarası ile genel kurul kararı ile şirket ortaklarından --- şirkette mevcut 10.500,00 TL hissesini tamamını ---.noterliğinden 17.09.2014 tarih ve ----- sayı ile onaylı hisse devir sözleşmesiyle davacı ---- devrettiği görülmüştür. Hisse devri sonunda şirketin sermaye yapısı temsil yetkisinin aşağıdaki gibi olduğu Dayanak: ----- 14.10.2014 tarih ----- Sayı 456 Sayfa ----- gazetesi ŞİRKETİN HİSSE DEVRİ SONRASI ORTAKLIK YAPISI VE TEMSİL ADI SOYADI PAYI ORANI TEMSİL ---- 24.500,00 %70 İlk 30 yıl münferiden temsil ---- 10.500,00 %30 İlk 30 yıl münferiden temsil TOPLAM SERMAYE 35.000,00 100,00% ŞİRKETİN SON TESCİLİ Dayanak: ----- 04.09.2018 tarih 9652 Sayı 232 Sayfa ----- gazetesi Davalı şirketin 09.04.2018 tarihinde ----- Gazetesinde birleşmeden dolayı alacaklılara çağrı yaptığı şirketten alacaklıların ellerinde belgeleriyle şirket adresine gelip kayıt yaptırmaları ilanı görülmüştür. Şirketin Son Durumu Dayanak: ----- Uygulama Grup Müdürlüğü Yoklama Fişi Davalı şirketin 18.02.2020 tarihi saat 13:06 itibariyle ilgili adreste bulunmadığından vergi dairesince resen terk işlemi yapıldığı ilanı görülmüştür Şirketin Mali Durumu Son Durumu
4.b-Bankalardan Gelen Şirket Hesaplarının İncelenmesi ; Sayın mahkemenin ilgili bankalardan istediği davalı firmanın 2018 -2021 yılı arası hareketler aşağıda incelenmiştir.
4.b.1.----- istediği hesap hareketleri dökümü dosyada olmasına rağmen açıklama kısımları ve alıcılar okunamadığı için bu bankadan ortakların ne kadar para hesaplarına aktardığı anlaşılamamaktadır.
4.b.2. ----- 20.07.2022 tarihli mahkemenize cevaben yazdığı yazı incelendiğinde 2018 yılı içinde ortaklardan ---- 261.850,00 TL , ----- 43.300,00 TL şirket hesaplarından kendi hesaplarına para transferi yapıldığı görülmüştür.
4.b.3. --- 18.07.2022 tarihli mahkemenize cevaben yazdığı yazı incelendiğinde 2018 yılı içince --- 552.937,00 TL , --- 31.250,00 TL şirket hesaplarından kendi hesaplarına para transferi yapıldığı görülmüştür. Toplamda bankalardan gelen davalı şirket hesap incelemelerinde 2018 yılı içinde şirket ortaklarından ----- 814.787,00 TL, ------ 74.550,00 TL para transferi yapıldığı görülmüştür. Ek1
4.c-Davalı Şirket Defter ve Belgelerinin İncelenmesi ; Dava dışı ----- 26.07.2023 tarihli mahkemeye sunduğu dilekçe ile 2015-2016-2017 yılı defter ve belgelerin şirket Muhasebecisi --- tarafından 19.03.2018 tarihinde tutanak ile davacı ----- teslim edildiği beyan edip teslim tutanağını dilekçe ekinde sunduğu görülmekle birlikte davacı ----- vekilinin 11.12.2023 tarihli dilekçesinde davacının şirket Ticari Defterlerini ayrıldığı şirkette bıraktığını ifade etmiş, dolayısıyla temin edilemeyen şirket defterleri üzerinde inceleme yapılamamıştır.
4.c-Davalı Şirket Bilaço ve Gelir Tabloları İncelemesi; davalı şirketin 2016-2017-2018-2019-2020 yılları kurumlar vergisi beyannameleri aşağıda incelenmiştir. Gelir Tablosu ------ GELİR TABLOSU ----- ADI 2016 2017 2018 2019 2020 Davalı şirketin 2016-2019 yıllarına ait gelir tablosunda sadece 2017 yılında 86.429,21 TL kar ettiği bu yıldan sonra 2018 yılında 608.092,64 TL ve 2019 yılında 173.643,28 TL zarar ettiği ve satışlarının 2019 yılında büyük oranda düşerek 232.073,27 TL olduğu görülmüştür. 2020 yılında ise vergi dairesi yoklamasında adresinde bulunmadığı tespit edildiği için beyanname verilemediği görülmüştür.
Davalı şirketin 2016-2019 yıllarına ait özet bilançosunda özkaynaklar 2016 yılında 26.390,22 TL ve 2017 yılında 112.819,45 TL olumlu durumda iken 2018 yılında ( eksi ) -.470.638,10 TL, 2019 yılında ( eksi) -644.281,35 TL ye gerilediği görülmüştür. 2020 yılında ise vergi dairesi yoklamasında adresinde bulunmadığı tespit edildiği için beyanname verilemediği görülmüştür.
Özetle her iki mali tabloda da davalı şirket mali verileri yıllar itibariyle olumsuz bir seyir izlediği, şirketin 2017 yılı sonundan sonra kaydi bilanço verilerine göre borca batık hale geldiği, faaliyetin takip eden 2018-2019 yıllarında asgari seviyelere gelip 2020 yılından itibaren gayri faal duruma düştüğü görülmüştür. Genel Değerlendirme;
Mali Yönden Genel Değerlendirme: Davalı şirketin 07.11.2012 tarihinde 20.000,00 TL TL sermaye ile kurulduğu, davacı -- 17.09.2014 tarih ve ----- sayı ile onaylı ----- gazetesinin ilanı ile davalı şirkette % 30 paya sahip olduğunun ve dava dışı şirket ortağı ------ ile müşterek yetki ile görev yaptıkları, şirketin vergi dairesinin yoklaması ile yerinde olmadığından resen terk durumda olduğu ve 2020 yılından itibaren beyanname veremediği, ticari defter ve belgelerinde bulunamadığından inceleme yapılamadığı,
Davalı şirket 2018 yılı banka hesapları incelemesinde dava dışı ortak ---- 814.787,00 TL davacı ------ 74.550,00 TL para transferi yaptığının, Şirketin 2017 yılında artı 112.819,49 TL olan öz kaynaklarının 2018 yılında eksi -470.638,10 TL ye 2019 yılında ise eksi -644.281,35 TL ye gerilediği, gene 2017 yılında 86.429,81 TL net kar beyan eden davalı şirketin 2018 yılında 608.092,64 TL, 2019 yılında ise 173.643,28 TL zarar beyan ettiği görüldüğü,
Şirketler Hukuku Yönünden Değerlendirme: Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 Sayılı Kanun'un 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır.
Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 Sayılı Kanun'un 638. maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 Sayılı Kanun'un 638/1. maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 Sayılı Kanun'un 638/2. maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan ... hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Kanun'da çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Haklı sebepler somut olayın niteliğine göre belirlenecek olup bu sebepler şahsi yahut maddi nitelikte olabilir. Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez -----Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkûm edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi).
Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir -----şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. Davacının, 14.10.2014 tarih ----- Sayılı ---- Gazetesinin 456ıncı sayfasında 10.500,00 pay ile % 30 0rtaklığının devam ettiği ve ilk 30 yıl için her iki ortağın münferiden şirkette müdür olarak görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin 2018 yılı banka hesapları incelemesinde dava dışı ortak diğer ortak ve müdür ---- 814.787,00 TL Davacı ------ 74.550,00 TL para transferi yaptığını ve 2018 de zarar açıkladıkları görülmüştür.
Davacının ortak ve diğer ortak ile birlikte tek başına tek imza ile yönetim ve temsile yetkili görevli müdür olması sebebi ile görevini yerine getirirken tüm özeni göstermek zorundadır. Şirketin menfaatlerini dürüstlük çerçevesinde gözetmek yükümü ve borcu altındadır (TTK 626, f. I). Somut olayda davacı müdür sıfatı ile gerekli özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Zarar açıklanan yıl diğer ortak ve müdür olan----- ile kendisine şirket kasasından ödeme yapılmıştır. Müdür olarak hem de ortak olarak şirkete karşı bağlılık borcu bulunmaktadır (TTK m. 613). Mahkemenize konu somut olayda, davalı şirketin tescil edilmiş olduğu 30.03.2011 tarihinden dava tarihi olan 10.04.2023 tarihine kadar genel kurul toplantısı yapılmamıştır. Davalı şirketin kamu kurumlarına yüklü miktarda borcunun bulunduğu ve bu zamana kadar şirket tarafından ödenmediği görülmüştür. Bu kamu borçlarından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanuna m. Mük 35 göre ortaklık, müdürler de sorumludurDavacının haklı nedenle çıkma talebinde yalnızca haklı nedenlerin varlığı yetersizdir. Yargıtay ayrıca hukukun genel ilkelerine dayanarak, Davacının kusurlu olup olmadığının araştırılmasını da arar. Yargıtay -----“……Dairemiz yerleşmiş içtihatlarına ve hukukun genel ilkelerine göre kusurlu olan taraf kendi kusurlu davranışlarından kendisi lehine bir sonuç çıkaramaz. Mahkemece tarafların sunduğu tüm deliller incelenip, değerlendirmek suretiyle davalı şirketin işlemez hale getirilmesinde müdür ve ortak sıfatı ile gerekli denetimleri yapmayarak, şirketin terk işlemine tabi tutulduğu ve tasfiyesinin yapılmadığı, oysa Müdürlerin şirketin tasfiyesinde Müdürlerin organ olarak varlığını koruyup tasfiye de de görevli olacaklardır (TTK m. 536). Davacının şirketin zarar açıkladığı yıl birlikte ödeme alarak, o yıldan sonra şirketin vergi dairesinin yoklaması ile yerinde olmadığından resen terk durumda olduğu ve 2020 yılından itibaren beyanname veremediği, ticari defter ve belgelerinde bulunamadığından inceleme yapılamadığından kendisi de kusurludur. Hukuk düzeni bir kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talep etmesine izin vermeyeceğine dair kanaat belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda neticeten tasfiye aşamasına gelmiş şirkette ortağın çıkmasında hukuki yarar olmadığına dair kanaat belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Dava şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma talebine ilişkindir.
Mahkememizce de benimsenen bilirkişi raporuna göre;
Davalı şirketin 2018 tarihinden dava tarihi olan 09.03.2023 tarihine kadar genel kurul toplantısı yapmadığı, bu durumun ortaklıktan alacaklı olan kişi ve vergi alacağı olan maliyenin haklarını ihlal ettiği, davacının davalı şirkette karar almaya ve temsile yetkili müdür olmasına rağmen görevlerini yerine getirmeyerek kusurlu olduğu, Davalı şirketin 2018 yılında ( eksi ) -.470.638,10 TL, 2019 yılında -644.281,35 TL ye gerilediği, 2020 yılında ise vergi dairesi yoklamasında adresinde bulunmadığı tespit edildiği için beyanname verilemediği, Davacının müdür olarak şirketi derhal genel kurul çağrısı yaparak iflas veya tasfiye yapması gerektiği halde, bunun yerine çıkma davası açması ve tüm dosya kapsamında davacının, davalı şirketin geldiği durum itibari ile kusurlu olduğundan ortaklıktan haklı nedenle çıkma şartlarının iş bu davada oluşmadığı değerlendirilmekle davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davanın REDDİNE
1.Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL'nin başlangıçta alınan 127,10 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 488,03 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2.Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,
3.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalılar vekilinin yokluğunda vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.