43. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1044
- Karar No
- 2026/54
- Karar Tarihi
- 20.01.2026
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1044
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/04/2025
NUMARASI : 2024/841 Esas - 2025/292 Karar
Taraflar arasındaki Yargılanmanın İadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı yargılamanın iadesi talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ... A.Ş. Taksim şube yetkilileri ve çalışanları tarafından, paralarını kendi bankaları olan ... AŞ’nin güvencesi altındaki ... Ltd.’de değerlendirilmesi yönündeki yönlendirme ve iknaları sonucunda ... A.Ş’ye güvenerek müvekkili ... ... %25 faizle 13.01.2000 vadeli 252.290USD %78 faizle 20.01.2000 vadeli 68.880,50TL ve 13.680,46TL, müvekkili ... ... ise %78 faizle 20.01.2000 vadeli 16.714,88TL’sını yatırdığını, müvekkillerin parasının ... banka gönderilmediği ... A.Ş çalışanlarınca tedbirli ve basiretli bir şekilde hareket edilmediğini, müvekkilleri yanlış yönlendirildiği, hiçbir güvencesi olmayan ... ...Ltd. hesaplarına paralarının yatırılmasının sağlandığı ve müvekkillerin hayatları boyunca edindikleri birikimlerin iç edildiği bu sebeple de fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla uğranılan zararın tazmini için şimdilik 2.000.000.000-Eski TL talebiyle 11.06.2002 havale tarihli dilekçe ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2002/856E. sayı ile açılan bu tazminat davasında talep edilmiş ise de davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiğini, zira kararın verildiği dönemde ... mudileri tarafından TMSF ve ... aleyhine açılan davalarda husumetin ... Bankasına yöneltilmesi gerektiğinden bahisle davaların esasına girilmeyip husumetten reddine karar verildiğini , mahkemelerin uygulaması ve Yargıtay içtihatları da bu yönde olduğunu, ... A.Ş. yetkilileri hakkında yürütülen ceza davası sonucunda ... adına toplanan mevduatların ‘havale görünümlü mevduat toplama’ niteliği arz ettiği, müdilerin parasının fiilen ... banka aktarılmadığının tespit edildiğini ve yetkililer hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm verildiğini, bu sebeple Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.03.2012 tarih 2010/11077E. 2012/2947K. sayılı ilamında işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekçesi ile husumetten red kararı bozularak bozma neticesinde dosya İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek 2012/269E. üzerinden görülmeye başlandığını, bozma neticesinde davanın esasına girilerek müvekkillerin talepleri incelenmiş ve haklılıkları bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.09.2013 tarih 2012/269E. 2013/232K. sayılı ilamı ile müvekkillerin talepleri bakımından ıslah edilen tutarlar da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, bahsi geçen karar davalılar vekillerince temyiz edilmekle yeniden bozma sonrası İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/770E. sayılı esasını aldığını, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.02.2016 tarih 2015/770E. 2016/140K. sayılı ilamında da aynı hataya düşülerek 04.02.1948 tarih 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı sebebiyle bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından bahisle davanın dava dilekçesindeki harca esas değeri üzerinden kabulüne ve fazlaya ilişkin talepler yönünden reddine başka bir deyişle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiğini, temyiz talebinin reddine dair kararın akabinde müvekkiller karar düzeltme talebinde bulunmuşsa da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2020 tarih 2018/4484E. 2020/1034K. Sayılı Kararı ile temyiz taleplerinin reddine karar verildiğini ve bu haliyle kesinleştiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/856E. 2004/354K. Sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve davanın esasına hiç girilmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ilk bozma ilamında işin esasına girilmesi gerektiğine karar verildiğini ve ilk derece mahkemesinin kararı bozulduğunu, bozma kararı neticesinde ilk defa işin esasına girildiğini , bilirkişi raporu alındığını ve dava konusu miktarın ıslah edilme imkanı bu aşamadan sonra doğduğunu, yerel mahkeme kararına uyulması ile birlikte yeniden muhakeme aşamasına girilmiş olacağından duruşma henüz bitmediğini, bu sebeple bozma ilamları sonrasında ıslah yapılamayacağına ilişkin İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması mümkün olduğunu, oysaki işbu davada dava değerinin artırılması istemi ile yapılan ıslah, husumetten red kararının esasa girilmesi gerekçesi ile bozulduğu için, esasa yeni girilmekte ve ek bir tahkikata gerek bulunmadığını, bu da Yargıtay içtihadı birleştirme kararı ile korunan amaca ters düşmediğini, nitekim 1959 tarihli içtihadı birleştirme kararı ile 1948 sayılı içtihadı birleştirme kararınde belirtilen hususlar açıklığa kavuştuğundan yeniden tahkikata geçilmiş olması sebebiyle dava konusu taleplerin ıslah edilmesinin mümkün hale geldiğini, yargılama devam ederken HMK'da değişiklik olmuş ve 1948 tarihli içtihadı birleştirme kararının uygulaması ile ilgili hak kayıpları söz konusu olduğundan HMK 177/2. maddesi ile bu husus açıklığa kavuşturulduğunu, 1959 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile 1948 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının müvekkil bakımından uygulanması imkanı kalmadığını, tüm bu sebeplerle 1948 tarihlİ İçtihadı Birleştirme Kararı sonraki tarihli 1959 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile uygulama bakımından ortadan kalktığından artık söz konusu davada müvekkiller yönünden uygulanması mümkün olmadığından işbu kararın yargılamasının iadesi gerektiğini, söz konusu dava kesinleşene kadar müvekkilin reddedilen kısım bakımından ek dava açma imkanı kalmadığını, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamında yargılamanın iade edilmesi gerektiğini, davanın kabulüne ve yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı TMSF vekilinin cevap dilekçesinde özetle;müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, talebin zaman aşımına uğradığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel kurulu'nun 2021/7 Esas 2022/2 Karar sayılı ve 22.04.2022 tarihli kararı ile TMSF tarafından el konulan bankalarda ...hesabı sahibi mudilerin ...alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zaman aşımının başlangıcının tespitinde haksız fiilin gerçekleşme tarihi olan ...hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki talep mahkemece yeniden incelense bile Yargıtay HGK açık hükmü nedeniyle davacıların 15.10.1999-18.10.1999 ve 13.12.1999 tarihlerinde ...bankasına havale ettikleri ve tahsilini talep ettikleri tutarlar hakkında zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceğini, davanın TMSF yönünden reddini karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılamanın yenilenmesi şartları bulunmadığını, davanın kesin hüküm yönünden reddi gerektiğini, ıslah edilen tutar zamanaşımına uğradığını, önceki yargılamaya ait dava dosyasında mevcut olduğu için tekrar edilemyen bütün savunmalar, ıslah, kesin hüküm, husumet, zamanaşımı, davanın genişletilmesi yasağı ve sair tüm itiraz ve beyanlar ile ayrıca re’sen tespit edilecek hususlar da dikkate alınarak; davanın/yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Somut olayda davacılar tarafından ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin HMK m.375'teki hangi bende uyduğu hususunun incelenmesi gerekmektedir.1. İleri Sürülen Sebeplerin HMK m.375'teki Bentlerle Karşılaştırılması: Davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri temel sebepler şunlardır:- 04.02.1948 tarih 10/3 sayılı İBK'nın bu davaya uygulanmasının mümkün olmadığı, - 04.02.1959 tarih 13/5 sayılı İBK'nın esas alınması gerektiği,- HMK m.177/2'deki değişikliğin etkisi,- Usule ilişkin bozma olduğundan ıslahın mümkün olduğu,- Hak arama hürriyetinin engellenmesi.Bu sebepler HMK m.375'te dokuz bent halinde sayılan nedenler kapsamında kalmamaktadır.Davacıların tüm iddiaları, esasen "usul hukukunun yanlış uygulandığı" veya "sonradan çıkan düzenlemeler ışığında kararın gözden geçirilmesi gerektiği" yönündedir. Bu türden iddialar:- HMK m.375'te sayılan sebeplerden hiçbirine uymamaktadır -Hukuki yorum ve değerlendirme alanına girmektedir - Kesinleşmiş kararların istikrarını bozucu niteliktedir 2. Önceki Yargılamada Bu Hususların Zaten Tartışılıp Karara Bağlandığı. Somut olayın yargılama geçmişi incelendiğinde: - Davacılar, 1948 tarihli İBK'nın uygulanmaması gerektiği yönündeki iddialarını önceki yargılama aşamalarında da ileri sürmüşlerdir.- Bu hususlar hem temyiz hem de karar düzeltme aşamalarında Yargıtay tarafından değerlendirilmiştir- Yargıtay, davacıların bu iddialarını haklı bulmayarak temyiz ve karar düzeltme taleplerini reddetmiştir. Bu durum, davacıların şu anda yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürdükleri hususların, zaten yargısal denetimden geçerek sonuçlandırıldığını göstermektedir. Aynı hususların yargılamanın iadesi yoluyla yeniden tartışmaya açılması, kesin hüküm ilkesine açıkça aykırıdır.
IV. SONUÇ VE KARAR A
. Yargılamanın İadesi Şartlarının Oluşmadığı HMK m.375'te Sayılan Sebeplerden Hiçbirinin Bulunmadığı Yapılan inceleme sonucunda, davacıların ileri sürdüğü sebeplerin HMK m.375'te sınırlı sayıda düzenlenen yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirine uymadığı tespit edilmiştir. Davacıların iddiaları özünde:- İçtihadı Birleştirme Kararları arasında tercih yapılması- Usul hukukundaki sonraki düzenlemelerin etkisi - Hukuki yorumların değiştirilmesi gibi hususlara dayanmakta olup, bunların hiçbiri kanunda sayılan objektif ve somut yargılamanın iadesi sebepleri arasında yer almamaktadır. Davacıların İddialarının Hukuki Dayanaktan Yoksun Olduğu: Davacıların talebi, esasen kesinleşmiş bir mahkeme kararında yapılan hukuki yorumun değiştirilmesi amacını taşımaktadır. Ancak hukuki yorumlar, ne kadar tartışmalı olursa olsun, yargılamanın iadesi sebebi teşkil etmez. Bu türden talepler için öngörülen hukuki yollar (temyiz, karar düzeltme) zaten davacılar tarafından kullanılmış ve sonuçlandırılmıştır. B. Davanın Esasa Girmeden Reddi: Yargılamanın İadesi Şartlarının Oluşmaması:HMK m.375'te sayılan yargılamanın iadesi şartlarının bulunmaması halinde, mahkemenin davanın esasına girmesi mümkün değildir. Zira yargılamanın iadesi, istisnai nitelikte olağanüstü bir kanun yolu olup, ancak kanunda sayılan sınırlı sebeplerin varlığı halinde başvurulabilir.Somut olayda bu şartların oluşmadığının tespiti üzerine, davanın esasa girmeden usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 04.02.1948 tarih 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın işbu davaya uygulanmasının mümkün olmadığını, 04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına bakıldığında, husumet sebebiyle red kararı verilmesi sebebiyle henüz davanın esasına girilmemiş olduğundan 1948 tarihli İçtihatı Birleştirme Kararının uygulanamayacağının açıklığa kavuştuğunu, yargılama devam ederken HMK'da değişiklik olmuş ve 1948 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının uygulaması ile ilgili hak kayıpları söz konusu olduğundan HMK 177/2. maddesi ile bu hususun açıklığa kavuşturulduğunu, 1959 tarihlİ İçtihadı Birleştirme Kararı ile 1948 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının müvekkili bakımından uygulanmasına imkanı kalmadığını, söz konusu dava kesinleşene kadar müvekkilinin reddedilen kısım bakımından ek dava açma imkanı kalmadığını, karar henüz kesinleşmeden HMK'da meydana gelen değişiklik ile ilgili gerek temyiz gerekse karar düzeltme aşamalarında talepte bulunulduğunu ve artık kanunla düzenleme yapılmış olması ile kararın bozulması talep edilmişse de bu talep mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamında yargılamanın iade edilmesi gerektiğini beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.04.2025 Tarih 2024/841E. 2025/292K. Sayılı kararının bozulmasına, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.02.2016 tarih 2015/770 Esas ve 2016/140 Karar sayılı kararının HMK 375. Maddesi uyarınca yargılamasının iadesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ... ... hesabına havale edilen paranın tahsili istemine ilişkin davada verilen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen karar hakkında yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa konusu uyuşmazlık temelde; yargılamanın iadesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Yargılamanın yenilenmesi, yargılama hataları ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374. maddesi, ''Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.Yargılamanın şekli anlamda kesinleşmesi, yargılama güvenliğine ilişkin olup, kesinleşen bir hükme karşı daha önceden ileri sürülen ve yargılama sırasında dikkate alınmamış hususların bulunduğu kabul edilerek yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz.Yargılamanın iadesi sebepleri HMK nın 375. Maddesinde tahdidi olarak sayılmış olup, yorum yoluyla başka sebeplerin yargılamanın iadesi sebebi yapılması mümkün değildir. HMK.375.maddesi ''(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.f)Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.g)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.i)Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (2)Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. " şeklindedir.Yargılamanın iadesi istemine konu olan İstanbul14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/770 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; ilk olarak İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/856 Esasına kaydedilen dosyada, davacılar ... ... ve ... ... tarafından davalılar ... Fonu ve ... A.Ş.(... A.Ş.) aleyhine ...bankasına havele edilen paraların gerçekte gönderilmediği ve davalı banka bünyesinde kaldığı iddiasıyla 1.000.000.000 TL nin davalılardan tahsili talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda davalıların pasif dava ehliyetleri bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 01.03.2012 tarihli, 2010/11077 esas ve 2012/2947 sayılı ilamı ile davacıların talebi içinde kendisine ait paranın ...Bankası hesabına gönderilmeyip, davalı bankada kaldığı, bankanın da mevduattan sorumlu olduğu iddiası da bulunduğu gözetilerek davalı ... A.Ş.'nin Bankalar Kanunu ve TTK hükümleri gereğince davacı zararından sorumlu olup olmadığı hususu incelenerek neticesine göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verildiği, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/269 esasında yeniden görülmeye başlayan davada yapılan yargılama sonunda davalı TMSF'ye karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davacı ... ...'in ... AŞ'ye karşı açtığı davasının ıslah edilmiş haliyle kabulü ile 252.290 USD'nin ve 82.560,96 TL'nin davalı ... AŞ'den tahsiline, davacı ... ...'in ... AŞ'ye karşı açtığı davasının ıslah edilmiş haliyle kabulü ile 16.714,88 TL'nin davalı ... AŞ'den tahsiline karar verildiği , Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/17523 Esas ve 2014/8725 Karar sayılı ilamıyla 04.02.1948 tarih 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı, davacılar vekili tarafından bozma sonrası yargılama aşamasında ıslah edilen ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen ıslaha konu istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verildiği, bu kez İstanbul14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/770 Esasında yeniden görülmeye başlayan davada yapılan yargılama sonunda davalı TMSF hakkındaki hüküm kesinleşmiş bulunduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı... AŞ hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davacı ... ... yönünden 1.000 TL, ... ... yönünden 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınıp davacılara ödenmesine, ıslah edilen kısma yönelik davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 06.02.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafça, 04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın hatalı olarak uygulandığı, 04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile HMK'nın 177/2. maddesindeki düzenlemeler gereğince bozmadan sonra ıslahın mümkün olduğu, bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal edildiği belirtilerek yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuştur. Asıl davada verilen hükme karşı başvurulan temyiz ve karar düzeltme kanun yolu incelemelerinde yargılamanın iadesi istemine konu hususlar ileri sürülmüş olup, artık bu iddiaların yeniden yargılamanın yenilenmesine konu edilmesi mümkün olmadığı gibi davacı tarafça ileri sürülen nedenlerin yasada sınırlı sayıda belirlenen yargılamanın iadesi nedenlerinden olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacıların yargılamanın iadesi talebinin usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3.Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026