44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1918 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/09/2023
NUMARASI : 2021/120 E. - 2023/158 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 2016 yılının son aylarında kurulduğunu, 2017 yılında yurtdışı kaynaklı fondan yatırım almış ve faaliyetlerini hızlandırdığını, 2. El araç alım-satımını kendisine ait dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilmesine dayalı modern bir internet girişimi olduğunu, internet sitesi ve diğer dijital platformlar üzerinden tüketici tarafından kendisine bilgileri verilen otomobillerin ekspertizini yaparak bir fiyat belirleyip akabinde kısa sürede teklif sunarak tüketicinin kabulü halinde aracın satın alınması daha sonra da alınan araçların çoğunlukla ticari şirketlere ve 3. Şahıslara satılması ile bu işlemden kazanç sağlanması şeklinde işlediğini, bu iş kapsamında birçok farklı bölgede oto ekspertiz ve araç alım noktaları oluşturduğunu, bu noktalarda teknolojik altyapı oluşturulmuş, alanında uzman personel istihdam edilmiş olup şirket merkezi ve diğer elemanları ile koordineli bir sistem kurulduğunu, “...” markasını tescil ettirdiğini, ... numaralı “...” markası ile 16.10.2017 tescil tarihli ... numaralı “...” markalarının sahibi iken, Bakırköy 55.Noterliği'nin ... Yevmiye Numaralı ve 23.01.2020 tarihli marka devir sözleşmesi ile "..." ibareli markayı diğer davacı ...Ş'ye devrettiğini, ... ... A.Ş'nın da aynı iş kolunda faaliyetini sürdürdüğünü, davalı tarafça "..." ibareli markanın tescili için ...'ye başvuru yapılmış, ilgili başvurudan haberdar olur olmaz tarafımızca 29 Nisan 2019 - 323 Sayılı bültende yayınlanan ve tescili talep edilen “ ...” marka başvurusuna itiraz edilmiş ve nitekim davalının " ..." ibareli marka başvurusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 28.07.2020 tarihli kararı ile kısmen reddedilmiş ve "..." ibaresinin TESCİL EDİLEMEYECEĞİ görüş ve kanaatine varıldığını, davalı tarafça yine aynı şekilde 09.04.2019 tarihli ... sayılı .....sınıflarda tescilli "... com ... ..." ibareli markanın ise tescil edildiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/34 Esas sayılı dava dosyası ile marka hakkına tecavüz sebebiyle tazminat istemli davanın açılmasından bir süre sonra davalı tarafın, adına tescilli olan " ... com ... " ibaresini çok yaygın olarak kullanmaya başladığını, davalının kötüniyetli olduğunu, ... sayı ile tescilli " ... com ... " markasını da kötüniyetle tescil ettirdiği, zira müvekkillerimiz markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık ve bilinirlikten kötüniyetle istifade etmekten başka bir amaç gütmediği, davacının "..." isimli şirketle görüşmeler yaparak markayı satın almayı planlarken vazgeçerek, ... nezdinde " ... " ve " ... com ..." ibareli markaları tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil ettirdiğini, davalı şirketin üst düzey yöneticileri 2018 yılı içerisinde müvekkil şirket yetkilileri ile görüşerek davacı şirketteki yabancı fona ait hisseler ve iş modeli ile ilgili görüşmelerin yapıldığı ancak anlaşma sağlanmadığı, sonrasında davalının kendi ilan sitesine ek olarak ... adı ile davacının kullandığı iş modeline de adım atarak davacının tescilli markasına tecavüz eylemlerinin başladığını, bu hususa ilişkin mail yazışmalarının olduğunu, mail incelendiğinde görüleceği üzere, " ... 'IN iştiraklerinden biri olan ....com adına cfo konumunda bulunan ..., davacılara ait marka hakkında sunum talep etmiş ve müvekkil tarafından talep doğrultusunda markaya ilişkin sunum hazırlanarak, ... Ve ... Holding'in kurucusu ve sahibi ...'a 13.04.2018 tarihli e-mail ile gönderildiğini, davacının "..." isimli şubelerini açtığı ilk yıllarda, aracını satmak isteyen müşterilerinin ekspertizi dava dışı " ... A.Ş" isimli firma tarafından yapıldığını, ... isimli firmanın, davalı ... com'un iştiraki olup, davalı ... com "..." isimli şirketin a grubu en büyük paya sahip hissedarı olduğunu, dolayısıyla davalı şirket, davacı şirketin mevcut durumundan, markasından, potansiyelinden en başından bu yana haberdar olup, hissedarı olduğu ... isimli şirketle de geçmiş dönemde çalıştığını, davalının "... ..." ibaresine başvuru yaparak, ilgili başvurunun reddedilme ihtimaline karşılık "... ..." ibaresinden bir türlü vazgeçmeyerek " ... com ... ..." ibaresini de tescil ettirmeye çalışmasının kötüniyeti açıkça ortaya koyduğunu, yani potansiyel tüketici kitlesi, önceleri davacının sahibi olduğu " ..." şubesine geldiğinde, aracının ekspertizi ... isimli ekspertiz firmasında yapıldığından, davalı şirket de davacıya ait müşteri portföyünü "... ..." ve "... com ..." markası yaratarak yine kendi hissedarı olduğu ...'dan yeni kurduğu önceleri bizzat "... ..." olarak kullandığı sonrasında "... com ..." olarak kullandıklarını iddia ettikleri ekspertiz noktalarına çekmeyi amaçladığını, davalının ... sayı ile tescilli " ... com ... " markasının tescilinin MK 2 maddesine açık bir aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle markanın hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalı ve davacı şirketin somut fiillerine yani ticari kazanç sağlama yöntemlerine bakıldığında aynı mal ve hizmet sınıfında yer almanın da ötesinde birebir aynı yöntem ve iş modelini izlediklerini, davalı şirketin önceden sadece internet ilanları üzerinden hareket eden “sahibinden.com” benzeri olan "....com" şeklinde bir faaliyet gösterirken sonrasında tıpkı müvekkil şirket gibi direkt tüketicinin araçlarını 2. El olarak hızlı bir şekilde satın alma yöntemini kullanmaya başladığını, davalının yakın tarihte aynı yöntemi kullanmaya başlamış ve aynı yöntemi kullanmanın ötesine de geçerek reklamlarında davacıya ait tescilli markaya ilişkin hakka tecavüz eder nitelikte eylemlerde bulunduğunu, aynı satış ve pazarlama yöntemi kullanılmasında bir itirazlarının olmadığını ve fakat ek olarak akabinde davacının tescilli markasının haksız ve iltibas yaratacak şekilde kullanılması tamamen kötüniyetli ve müvekkilin bilinirliğinden ve tanınmışlığından faydalanarak üst sıralarda yer almak, ön plana çıkmak çabası olduğunu, davacı şirket reklam ve tanıtım faaliyetleri kapsamında televizyon, radyo, internet ilanları, billboard, taşıt giydirme (otobüs,minibüs,servis aracı) vb. bir çok faaliyette bulunduğunu, çok ciddi harcamalar ve yatırımlar yaptığını, davacının büyük emek sarf ederek ayrıcalık kazandırdığı ve bilinir hale getirdiği markanın özellikle fizibilite raporlarını, mevcut potansiyelini görmeleri üzerine davalı tarafça "... COM ..." ibaresine başvurarak tescil ettirmiş olmaları tamamen kötüniyetli bir tescil olduğunu, davalı tarafın Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu dilekçelerde (YİDK kararı iptali istemiyle) " söz konusu görüşmelerin gizlilik çerçevesinde yapıldığını" iddia ederek, bu hususu inkâr ettiklerini, davalı adına tescil edilen 09.04.2019 tarihli ... sayılı ....sınıflarda tescilli "... com ... ...” markasının hükümsüzlüğünün tespiti ve terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ....com 2000 yılında kurulmuş Türkiye'nin otomobil alım satımı pazarında ... online pazar yeri olan ....com internet sitesinin ve IOS ve Android cihazlar için hazırlanan ....com mobil uygulamasının sahibi olduğunu, internetten araç almayı ve satmayı güvenilir kolay ve konforlu kılmak üzere sistemi kurarak iyileştirmeyi amaçladığını, araç ilanı vermek isteyen veya araç almak isteyenlerin ....com mobil uygulaması ile her an her yerden işlem yapabildiğini, 2016 yılında www...net ....net ve ....com bünyesinde bulunan ... Holding ailesine katıldığını, davalının ....com bünyesinde alt marka olarak yer alan ....com/... markası için 2019 yılında Mart ayında ....com web sitesinde ve sosyal medyada lansman yaptığını, bu alt marka ile ....com internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden online araç alım satım ve değerleme hizmeti verdiğini, ... no ile tescil edildiğini, ... sayılı marka başvurusunu yaptıklarını, ancak davacının yaptığı itiraz üzerine 35 ve 36 sınıftaki bir bir kısım hizmetler için kısmen reddedilen markanın tescil sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu, davalının ... ne olur başvurusunun yayınlanması üzerine 1 nolu davacılar tarafından davacılar adına kayıtlı olan ... ve ... sayılı markalara dayanılarak itiraz edildiğini, itiraz üzerine başvurularının 35. sınıftaki hizmetlerin bir kısmı ile 36 sınıftaki hizmetlerin tamamı bakımından kısmen reddedildiğini, kısmi Red kararlarına karşı yapılan itirazların YİDK tarafından reddedildiğini, YİDK kararının iptali için Ankara 4 FSHM'nin 2020/308 E.sayılı dosyasından işlem gören davanın derdest olduğunu, aynı zamanda Davalı tarafından davacılara ait markalar aleyhine marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini tespiti için Bakırköy 2 FSHHM’nde 2021/422 esas sayılı da menfi tespit davasının 02.03.2021 tarihinde açıldığını ve davanın derdest olduğunu, davacılar tarafından İstanbul Anadolu 2 FSHHM'nin 2021/34 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davasından çok kısa bir süre önce marka hakkında tecavüz haksız rekabet ve tazminat talepli davadan haberdar olunduğunu, Söz konusu dava ile davacılar tarafından davalarının ... kullanımlarından kaynaklanan davacılara ait ..., ... markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen fiillerin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ....com/ ... alan adına erişimin engellenmesi ve 75.000- TL maddi 10.000 TL manevi tazminatı hükmedilmesinin talep edildiği, söz konusu davanın da derdest olduğu, mahkemece davalı müvekkillerinin davaya konu fiili kullanımların önlenmemesi yönünde ters ihtiyati tedbire hükmedildiği ve davacıların tedbire itirazlarının reddine karar verildiği, konusu 2021/34 esas sayılı dosyada davalının dava konusu ....com ... markasal kullanımlarının davacılara ait ... ve ... markaları ile karıştırılma ihtimali yaratmadığının tespit edilmesi üzerine davacıların iş bu hükümsüzlük davasını ikame ettiği, davacıların iş bu davayı açmakta hukuki menfaatlerinin bulunmadığını, Zira söz konusu marka ile davacının markaları arasında benzerlik olmadığını, aynı zamanda her iki markada ortak olan tek unsurun zayıf ... ibaresi olduğunu, trik ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacak türden ve jenerik bir ibare olduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, 2 nolu davacının ... ve ... markalarına dayalı olarak ileri sürüldüğünü, 1 nolu davacı'nın ile bu davacıya ait ... markası bakımından davalarının kötü niyet iddialarına yönelik hiçbir bilgi ve belgeye yer verilmediğini, davacıların kötü niyet iddiaları dayanağı olarak davalı şirketin 1 nolu Davacı ... ile görüşmeler yaptığı ve bilahare Davacı adına tescilli markaların toplumda ulaştığı bilinirlik ve kötü niyetten istifade etmek amacıyla yapıldığı iddiasının olduğunu, Kötü niyet iddiasının ikinci dayanağının ise Davacı ...’in ... isimli şubelerini açtığı ilk yıllarda aracı satmak isteyen müşterilerin ekspertizinin dava dışı ... AŞ isimli firma tarafından yapıldığını ve bu firmanın davalı şirketin iştiraki olup davalının bu firmanın A grubu en büyük paya sahip hissedarı olduğu iddiası olduğu, yani davalının davacının markalarından ve faaliyetlerinden haberdar olmamasının mümkün olduğu belirtildiği, bu iddiaların Kötü niyeti ispata yeterli olmadığını, davacıların kötü niyet iddialarının ilk dayanağı bakımından davalarının ... ibareli marka başvurularında bulunmadan önce davacılardan araba ....com ile iletişime geçerek bu şirkete ait markaları satın almayı teklif ettiği iddia edildiği ancak davacılar tarafından ek 2 altında sunulan mail yazışması incelendiğinde Bu iletişimin 1 nolu davacı ile değil 2 nolu Davacı oto ... ile gerçekleştiğinin görüldüğü benzer şekilde davalı Ya iletilen sunumunda sadece ototring Şirketi hakkında ve bu şirketin faaliyetlerine ilişkin olup söz konusu sunum içerisinde diğer Davacı araba ... kombi trinkota markasına ilgili herhangi bir bilginin yer almadığını, davalı şirketin basiretli Tacir olarak ... şirketi ile görüşme yapmış olmasının kötü niyeti kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, davacıların ... ve ... markaları'nın ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, ... ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, ... ibaresinin hem bozuk paranın çıkardığı ses olup hem de peşin ve hemen anlamına geldiğini, davacı şirketler tarafından yaratılmamış Davacı şirketlerin markalarından daha önceye giden tescillere konu edilmiş hızlı ve peşin ödeme anlamında kullanımı bulunan ve sözlük anlamı da olan Dolayısıyla davacıların tek eline bırakılması mümkün olmayan ... ibaresinin Davalı tarafından davaya konu ....com ... markası kapsamında tescil ile konu edilmesinin kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceğini, davacının mobil uygulama ya da web sitesi üzerinden çevrimiçi değerleme yapması ekspertiz hizmeti vermesi ve araç sahiplerinden arabalarını satın alınmasının şeklindeki iş modelinin Davacı tarafından icat edilmiş bir iş modeli olmadı aynı iş modelinin sahibinden.com ... araba nakit acil araba ... ve benzeri web sitelerinde de uygulandığını, bu nedenle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi talep ettikleri beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..... tescil numaralı ŞEKİL markasının 12, 35, 36 ve 37 sınıfta 18/12/2018 tarihinde, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 12, 35, 36 ve 37. Sınıfta 16/10/2017 tarihinde davacı ... adına tescil edildiği, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 02/06/2009 tarihinde 35 ve 41. Sınıflarda, ...tescil numaralı ŞEKİL markasının 09, 12, 16, 35, 36, 37, 38, 39, 41 ve 42. Sınıflarda 13/03/2018 tarihinde, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 30/11/2017 tarihinde 35. Sınıfta davalı adına tescil edildiği, alınan bilirkişi raporunda ... ibaresinin tek başına 35. Sınıfta yer alan Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mal ve hizmetlerin bir araya getirilmesi (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetlerinde ayırt ediciliği zayıf bir ibare/marka olduğu, Davacı adına ... no ile tescilli ŞEKİL, ... no ile tescilli ŞEKİL ile davalı adına ... no ile tescilli ŞEKİL markaların ortak olarak 35/36/37. Sınıflarda yer alan aynı hizmetlerde tescil edilmiş oldukları, ancak renk, kompozisyon, görsel, fonetik ve kavramsal olarak farklı olduğu, benzer olmadığı, Davalının davaya konu marka başvurusunu kötüniyetle yaptığına ilişkin ispatın da yerine getirilmediğine dair tespitlerin yerinde olduğu, bu haliyle davacı tarafça iltibas iddiasının ispatlanamadığı kabul edilmiştir.
Davacı tarafın kötü niyetli tescil iddiaları da değerlendirilmiş,
Uyuşmazlık konusu markalar asli unsurları yönünden görsel, işitsel ve anlamsal açıdan birbirlerine benzememektedir. Yukarıda açıklandığı üzere kötüniyetin varlığı incelenirken, iyi niyetli olarak tescil ettirildiği iddia edilen markanın, kötüniyet iddiasında bulunan tarafa ait marka ile birebir aynı olup olmadığı, markanın ne derece yaratıcı ve ayırt edici olduğu, diğer markadan habersiz olarak tesadüfen tescil ettirilmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, tescilin diğer markanın tanınmışlığından ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olup olmadığı gibi hususlar yanında, asıl markanın asli ve tali unsurlarının birebir tescil ettirilip ettirilmediği hususunun önemli olduğu, davalı tarafın markasının davacı markası ile markanın tali unsurları açısından benzer olduğu, asli unsur yönünden benzerlik bulunmadığı, davacı tarafın davalı ile aralarında markaya ilişkin devir görüşmeleri yapıldığı yönündeki beyanlarının ve bu görüşmelerin yapılmış olmasının tek başına kötü niyetin ispatı olamayacağı kabul edilmiş, yine davacının markasında kullanılan "..." ibaresinin zayıf bir ibare olduğu, davacının da bu zayıf ibarenin yanına "oto" kelimesini ekleyerek markasını tescil ettirdiği, alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere Sunulan evraklar değerlendirildiğinde “...” markasının tescil edildiği şekle uygun olarak kullanıldığı fakat bu kullanımın Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında markanın olağan kullanımına işaret ettiği davalı markasında kullanılan ... ibaresinin de tek başına tescil ettirilmediği, davalı markasının asli unsuru olmadığı zayıf ve tali unsuru olduğu, bu haliyle davacı tarafın zayıf bir ibare olan ... ibaresine katlanma zorunluluğunun bulunduğu dikkate alınarak davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararında "Uyuşmazlık konusu markalar asli unsurları yönünden görsel, işitsel ve anlamsal açıdan birbirlerine benzemediği" yönünde yapılan tespitlerin hukuka aykırı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu m. 6/1 anlamında tescili istenen marka ile tescilli markalar arasında “karıştırma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlikten” bahsedebilmek için üç ayrı ihtimalin varlığı söz konusu olması gerektiğini, Avrupa Adalet Divanının da, ... Davasında; mal ve hizmetlerin benzerliği incelemesi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulunduğunu, divana göre, karıştırılma ihtimalinin birçok ilişkili faktörün birbirini etkilemesi sonucunda ortaya çıkacağını, halk bu malların farklı üretim yerlerine sahip olduğunu düşünse dahi iltibas tehlikesinin bulunabileceği hüküm altına alındığını, Avrupa Adalet Divanının bir başka kararında da; ayırt ediciliğin belirlenmesinde yalnızca marka adının değil, markayı oluşturan işletmesel ve/veya ekonomik kendisine ayırt edicilik kazandıran tüm değerlerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğine hükmettiğini, Avrupa Adalet Divanı kararlarında da markanın önceki tarihlerde tescil edilmiş markalar ile iltibas tehlikesinin değerlendirilmesinde tüketici nezdinde yaratmış olduğu algı da göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurlardan olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08.07.2020 Tarih Ve 2017/11-135 E. 2020/546 K. Sayılı İlamında benzer değerlendirme yapıldığını, bu kapsamda dosyada mübrez ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarına itiraz edilmişse de Sayın Mahkeme tarafından söz konusu itirazlar dikkate alınmayarak reddedildiğini,-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilenin aksine davalı markanın esas unsuru "..." olmayıp, davalı yana ait ibarelerdeki esas unsur da doğru olarak tespit edilemediğini, bilirkişi raporunda davalıya ait dava konusu markanın asli, baskın ve ayırt edici unsuru "..." olarak belirlendiğini ancak bu tespitin hatalı olduğunu, Yargıtay’a göre asli unsurun; markanın diğerlerinden ayırt edilmesini sağlayan; sözcük, harf, sayı gibi birden fazla unsur içermesi durumunda markanın bütünü üzerine bıraktığı izlenim itibariyle ayırıcılığı vurgulayan ve markanın tümüne hâkim olan işaret, o markayı benzerlerinden tefrike yarayan, yani markanın diğerlerinden ayırt edilmesini sağlayan unsur olduğunu, Markanın asli unsuru asıl akılda kalıcı olan kısım, bazen bir kelime bazen de bir şekil olabilceğini, Davaya konu markada ise " ... ..." ayrılamayacak nitelikte olup, esas akılda kalıcı olan kısım ise ... ifadesi iken ayırt ediciliği düşük olan, yaratıcı olmayan "..." kelimesinin asli unsur sayılmasının izahı mümkün olmadığını, Davalının "... ..." ibareli davaya konu tescilli markası bulunmasına rağmen tescilinden farklı olarak göze çarpar şekilde "..." ibaresini yoğun olarak kullandığını, 09.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda da; davalıya ait sosyal medya hesapları ve web sitesi incelemelerinde sıklıkla "..." ibaresinin kullanıldığının tespit olunduğunu, davalının "..." ibareli tescil başvurusunun reddedildiğini, YİDK kararının iptali talebiyle açılan dava da markalar arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle reddedilmişken; üstelik bu husus Ankara 4. FSHHM 2020/308 E. sayılı dosyada aldırılan bilirkişi raporu ile de tespit edilmişken; davalının "..." ibaresine yapmış olduğu eklentiler markalar arasındaki benzerliği aniden ortadan kaldıramayacağını, bu noktada Yargı kararları uyarınca yapılan eklentilerin asli unsur mu, tali unsur mu olduğunun değerlendirilmesi ve göz önünde bulundurulması gerektiğini, -Taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 2. FSHHM 2021/34 E. Sayılı dosyadan alınan 23/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının internet sitesinde "... ..." ibaresinin kullanıldığı, davalıya ait markanın ve bunun kullanılışının müvekkili şirketlerin markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğu ve iltibas yaratacağı kanaati belirtildiğini, Yargıtay'ın, içtihat haline gelmiş ilke kararlarında, marka adlarının asli (ayırt edici) ve tali unsurları bulunduğuna, aynı alanlarda faaliyet gösteren markalar arasında asli unsurlarda meydana gelen benzerliğin ise daha önceki tarihte tescil edilmiş marka hakkını ihlal niteliği taşıdığına önem atfettiğini, bu hususta Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/308 E. sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda da önemli değerlendirmelerde bulunulduğunu, davaya konu markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin, markalar arasında ekonomik veya işletmesel yönden bağ kurma ihtimalinin bulunduğunu, salt davaya konu marka adlarında yer alan "..." ibaresinin kavramsal olarak zayıf bir ibare olduğundan hareketle değil, müvekkilinin markalarına kullanımla ayırt edicilik kazandırma unsuru, markaların tüketici nezdinde oluşturduğu algı, müvekkilinin markasının kullanım alanları, iş modeli, dağıtım kanalları gibi unsurların kümülatif olarak değerlendirilmesi ve bu doğrultuda bir sonuca gidilmesi gerektiğini, iki marka arasındaki benzerliğin değerlendirilmesinin, her bir markanın birer bütün olarak ele alınması ve incelenmesi ile yapılacağını,-Tescili bulunan ... ve ... markaları ile davalının davaya konu markasıyla arasında büyük benzerlik bulunduğunu, Müvekkili şirketler ile "..." ibaresini kullanan davalı firmanın aynı iştigal konusunda faaliyet gösterdiğini, her ikisinin de araba alım- satımı için hizmet verdiğini, Müvekkiline ait markalar ile davalı tarafın kullandığı ibareler aynı tescil ve görsel etki bıraktığı için ortalama tüketiciler nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğunu, "..." ibaresine müvekkili tarafından gerek logo, gerek markaya yapılan yatırımlar ile ayırt edicilik kazandırıldığını, -delil olarak sundukları Yargı kararlarının somut olay nezdinde değerlendirilmesinden; markalar arasındaki ortak ve asli unsurun "..." ibaresi olduğu; bu ibarenin zayıf ibare olmadığı, tali unsur niteliğinde yapılan eklentilerin ise başlı başına iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağının anlaşıldığını,-Davalı tarafça "..." ibareli markanın tescili için ...'ye başvuru yapıldığını, ilgili başvurudan haberdar olur olmaz taraflarınca 29 Nisan 2019 - 323 Sayılı bültende yayınlanan ve tescili talep edilen “ ...” marka başvurusuna itiraz edildiğini, ve davalının " ..." ibareli marka başvurusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 28.07.2020 tarihli kararı ile kısmen reddedildiğini ve "..." ibaresinin tescil edilemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığını, davalı tarafça yine aynı şekilde ... sayılı 35,36,37,38,39 ve 42.sınıflarda tescilli "... com ... ..." ibareli markanın ise tescil ettirildiğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/34 Esas sayılı dava dosyası ile marka hakkına tecavüz sebebiyle tazminat istemli davanın açılmasından bir süre sonra davalı tarafın, adına tescilli olan " ... com ... " ibaresini çok yaygın olarak kullanmaya başladığını, davacı müvekkilinin "..." isimli şirketle görüşmeler yaparak markayı satın almayı planlarken vazgeçerek, ... nezdinde " ... " ve " ... com ..." ibareli markaları tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil olduğunu, Davalı şirketin üst düzey yöneticilerinin 2018 yılı içerisinde müvekkili şirket yetkilileri ile görüşerek müvekkili şirketteki yabancı fona ait hisseler ile ilgilendiklerini, devamında olumlu bir sonuç çıkmadığını, delil olarak mail örneklerinin sunulduğunu, davalının müvekkilinin markası ile yakından ilgilenmesi ve markayı devralmak istediğini beyan etmesinin sonrasında; müvekkilleri ile aynı iş modeline ve aynı iştigal konusuna sahip olması, aynı marka adı ile tescil yapılmasının ve ısrarla "..." ibaresinin kullanılması hususlarının birlikte değerlendirildiğinde davalının kötü niyetli olduğunu, -davacı müvekkilinin "..." isimli şubelerini açtığı ilk yıllarda, aracını satmak isteyen müşterilerinin ekspertizi dava dışı " ... TİC. A.Ş" isimli firma tarafından yapıldığını, Dava dışı ... isimli firmanın, davalı ... com'un iştiraki olup, davalı ... com "..." isimli şirketin a grubu en büyük paya sahip hissedarı olduğunu, davalı şirketin, davacı müvekkili şirketin mevcut durumundan, markasından, potansiyelinden en başından bu yana haberdar olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında sunulan deliller doğrultusunda Mahkeme kararının yerinde olduğunu, davacıların istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, ... tescil numaralı markasının 35, 36, 37, 38 ve 42. Sınıflarda tescilli ... COM ... ... markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağını, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "... COM ... + Şekil" markasının davacılar adına tescilli ... tescil numaralı "... + Şekil" ve ... tescil numaralı "... + Şekil" markaları ile benzer olup olmadığı, kötü niyetle tescil edilip edilmediği, bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilip verilemeyeceği, davacıların dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, "..." ibaresinin zayıf marka olup olmadığı hususları oluşturmaktadır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 12, 35, 36 ve 37 sınıfta 18/12/2018 tarihinde, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının .... Sınıfta 16/10/2017 tarihinde davacı ... adına tescil edildiği, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 02/06/2009 tarihinde 35 ve 41. Sınıflarda, ...tescil numaralı ŞEKİL markasının 09, 12, 16, 35, 36, 37, 38, 39, 41 ve 42. Sınıflarda 13/03/2018 tarihinde, ... tescil numaralı ŞEKİL markasının 30/11/2017 tarihinde 35. Sınıfta davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Ticaret sicil kaydı dosya içerisine getirtilmiş olup incelendiğinde; davacı ...' nin 01/12/2016 tarihinde, davacı ... şirketinin 13/01/2020 tarihinde, davalı ...' nin ise 22/01/2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... COM ... + Şekil" markasının davacılar adına tescilli ... tescil numaralı "... + Şekil" ve ... tescil numaralı "... + Şekil" markaları ile benzer olup olmadığı, kötü niyetle tescil edilip edilmediği, bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilip verilemeyeceğine dair marka uzmanı ... ve ... ile otomotiv sektörü uzmanı ... ' tan oluşan 04/07/2022 tarihli heyet raporunda ... no ile tescilli ŞEKİL+... , ... no ile tescilli ŞEKİL+... markaların Türk Patent nezdinde davacı adına tescilli olduğu, ... no ile tescilli ŞEKİL ... com ... ...+şekil markasının Türk Patent nezdinde davalı adına tescilli olduğu, ... ibaresinin tek başına 35. Sınıfta yer alan Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mal ve hizmetlerin biraraya getirilmesi (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetlerinde ayırt ediciliği zayıf bir ibare/marka olduğu, Davacı adına ... no ile tescilli ŞEKİL, ... no ile tescilli ŞEKİL ile davalı adına ... no ile tescilli ŞEKİL markaların ortak olarak 35/36/37. Sınıflarda yer alan aynı hizmetlerde tescil edilmiş oldukları, ancak renk, kompozisyon, görsel, fonetik ve kavramsal olarak farklı olduğu, benzer olmadığı, Davalının davaya konu marka başvurusunu kötüniyetle yaptığına ilişkin kanaatimizin oluşmadığına dair görüş bildirmişlerdir.
Davacılar vekilinin önceki rapora yaptıkları itirazlar da değerlendirilmek suretiyle davalı adına tescilli ... tescil numaralı "... COM ... + Şekil" markasının davacılar adına tescilli ... tescil numaralı "...+Şekil" ve ... tescil numaralı "...+Şekil" markaları ile benzer olup olmadığı, kötü niyetle tescil edilip edilmediği, ... ibaresinin zayıf marka olup olmadığı, davacıların markalarının kullanımları nedeniyle belli bir ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı konusunda marka uzmanı ...ile ... ve otomotiv sektörü uzmanı ... ' den oluşan 28/03/2023 tarihli heyet raporunda; Davacılar adına tescilli ... numaralı ŞEKİL ve ... numaralı ibareli markalar ile Davalı adına tescilli ... numaralı ve ŞEKİL ibareli marka arasında iltibas veya karıştırılma ihtimali bulunmadığı, “...” ibaresinin zayıf marka olarak nitelendirilebileceği, Davacılar tarafından “...” markasının kendi sektöründeki kullanımı neticesinde yüksek seviyede bir ayırt edicilik kazanmadığı, markada tek başına “...” ibaresi yer almadığından bir bütün olarak “...” ve “...” markalarının da zayıf marka olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dair görüş bildirmişlerdir. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü istemi yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir. Dosya incelendiğinde, YİDK kararının idari mahiyette olup mahkemeleri bağlayıcı nitelikte değil ise de, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/308 E. sayılı dosyasının ANKARA 20. BAM 2022/500 E. 2024/748 K. Sayılı kararı ile karara çıktığı, kararın YARGITAY tarafından onanarak kesinleştiği, ilgili dosyada, davalının ... sayılı ve “...” ibareli başvurusunun, davacı ... ....A.Ş 'nin "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu 35, 36 ve 37 sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiği, “.../...” markalarının davacılar tarafından dijital platformlarda araba alım satımı faaliyetlerinin yürütülmesinde Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, davalıların dava dosyasına sunmuş olduğu delillerin nitelik, nicelik ve içeriğinden anlaşıldığı, davacıların "..." ibaresini, kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu da gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu redde mesnet markalarından uzaklaştırmaya yetmediği sonucuna varıldığı, ilgili kararda "tirink" ibaresinin davacı tarafça ayırt edici hale getirildiğinin tespit edilmesi nedeniyle, iş bu Mahkeme dosyası bakımından da bağlayıcı olduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır."..." sözcüğünün tescil edildiği sınıfta ayırt edici nitelikte olduğu, davalı markasının sonraki tarihli tescilli olmakla marka hukukunda teklik ve öncelik ilkesi geçerli olup ... sözcüğünün başına ''...'' ibaresi eklenmesinin davalı markasını davacının önceki tarihli markasından farklılaştırmaya ve iltibası önleyecek mahiyette ayırt edicilik kazandırmaya yeterli olmadığı, markaların aynı ve benzer alt sınıflar yönünden iltibas yaratacağı, her iki markanın ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, davacının markaları ile daha önce karşılaşmış, hafızasında davacı markalarına ilişkin bir imaj bulunan ortalama tüketicinin davalı markası ile karşılaştığında, zihninde davacı markasını çağrıştıracağı yahut ilişkilendireceği, bu nedenlerle işletmeler arasında bağlantı kurma, davacının seri markası olarak algılanma ihtimali dâhil ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratacak şekilde benzerlik bulunacağından, aynı ve benzer alt sınıflar yönünden ayrıştırma yapılarak rapor alınması ve sonuca göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2.İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarih, 2021/120 E. 2023/158 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3.Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5.Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6.İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026