Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

2. Ceza Dairesi         2023/13403 E.  ,  2025/17728 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2021/4437 E., 2022/474 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin,“cezalandırmaya yeterli delilin bulunmadığına ” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.02.2019 tarih ve 2018/909 Esas , 2019/247 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.02.2021 tarih ve 2019/3872 Esas, 2021/514 Karar sayılı kararı ile “1-Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 05.03.2020 tarih, 2019/11781 Esas ve 2020/3381 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143/1, 43/1. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıl üzerine çıkması dikkate alınarak,

CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa müdafi atanması ve müdafii eşliğinde savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,2-Dosya kapsamı ve iddianamedeki anlatıma göre sanık hakkında 29/03/2018, 31/03/20 18... /04/2018 tarihli eylemlerden dava açıldığı halde 31/03/2018 tarihli eylemle ilgili olarak hüküm kurulmamış olması, 3-Dosya kapsamındaki CD inceleme ve araştırma tutanağında sanığın yüzünü siyah peçe ile (kısmen) örttüğünün belirtildiği, görüntülerden alınan fotoğraftan da sanığın depoya girmeye çalıştığı sırada tanınmamak için tedbir alarak yüzünü kısmen kapatmış olduğu görülmekle eylemin TCK'nın 142/2-h maddesi ile birlikte 142/2-f maddesinde düzenlenen ''tanınmamak için tedbir alarak hırsızlık'' suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde tartışılmaması, 4-Dosya kapsamındaki olay tutanakları, olay yeri inceleme raporları ile katılan beyanlarında suça konu yerin depo olarak kullanıldığı, katılanın ayrı bir işyeri olduğu görülmekle, müstakilen depo olarak kullanılan yerlere girmenin tek başına işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturmayacağı gözetilerek, suça konu yerin iş ile ilgili veya ticari faaliyet yürütülen işyeri binasına bitişik veya eklentisi niteliğinde olup olmadığı olay yerinde keşif yapılarak tereddüde yer vermeyecek şekilde kesin olarak tespit edilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğundan” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin,05.02.2021 tarih ve 2019/3872 Esas,2021/514 Kararı ile bozma üzerine verilen Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.10.2021 tarih ve 2021/424 Esas, 2021/823 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2 maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog