Esas No
E. 2024/234
Karar No
K. 2024/234
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/234 - 2026/479

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/11/2023

NUMARASI : 2023/7 E. - 2023/391 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2023/7 E. - 2023/391 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili, davalı şahsın 28/04/2022 tarihinde 2021/066668 sayılı "..." ibareli markanın 41.sınıfta tescili için gerçekleştirdiği başvuruya, müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz edilmiş ise de, dava konusu YİDK kararı ile itirazın nihai olarak reddedildiğini, verilen kararın haksız olduğunu, müvekkilinin "..." markası altında anaokulu, ilkokul, ortaokul, fen lisesi, anadolu lisesi, adalet meslek lisesi ve sağlık meslek lisesi şeklinde bir eğitim zinciri içerisinde hizmet verdiğini, “...” ibaresini içeren markalarını işletme adı ve tescilli marka olarak 1993 yılından beridir eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen yoğun ve yaygın bir şekilde kullandığını, markalarına tanınmışlık vasfı kazandırdığını, başvurunun müvekkilleri markaları ile karıştırma ihtimali yaratacak derecede yüksek benzerlik içerdiğini, taraf markalarının birebir aynı hizmetleri kapsadığını, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibaresinin öncelikli hak sahibi olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 26/10/2022 tarih ve 2022/M-14130 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusunun kapsamındaki 41.sınıfta “...” ibaresinin piyasaya sunulan markalarda yaygın olarak kullanılan, davacı tarafından yaratılmamış, bu anlamda orijinalliği bulunmayan ayırt edicilik vasfı zayıf bir unsur olduğunu, eski markanın ayırt edici gücü yönünden markalar ele alındığında, düşük düzeyde ayırt ediciliği haiz “...” ibareli davacı markaları ile davaya konu “...” ibaresinin karıştırılmasının olası bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı Şahıs vekili, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkiline ait marka ile davacıya ait markalar arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait markada ayırt edici unsurun “...” ibaresi olmayıp "..." ibaresi olduğunu, itiraza konu “...” kelimesinin bir şahsa veya bir markaya özgülenemeyeceğini, ayırt etme gücü olmayan ve herkesin kullanabileceği basit bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen hizmetleri açısından sağlanmış olduğu, kavramsal, sesçil, görsel açıdan bütünsel olarak dikkate alındığında, her ne kadar taraf markalarında ortak “...” ibaresi yer alıyor olsa da davaya konu markada ön plana çıkan ibarenin “...” ibaresi olduğu, markada konumlandırılış şekli ve anlamsal açıdan “... ve meslek eğitim kursları ve danışmanlık akademisi” ibarelerinin bir bütün olarak yan unsur olduğu, davaya konu markada söz konusu ibarelerin ayırt ediciliğinin olmadığı, ilk bakışta dikkat çeken unsurların farklılığının taraf markalarını birbirlerinden uzaklaştırdığı, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik ve 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesinden ve SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece müvekkilinin markalarına ayırt edicilik kazandırıldığı kabul edildiği halde taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabul edilmesinin kararı çelişkili hale getirdiğini, başvuru markasının müvekkilinin seri marka ailesinden biri algısı ve şube izlenimi verdiğini, "..." ibaresinin şehir adı olması nedeniyle dava konusu markaya ayırt edicilik kattığının söylenemeyeceğini, müvekkilinin "..." ibareli markalar üzerinde eskiye dayalı kullanımdan kaynaklanan üstün hakkının bulunduğunu, markalarının tanınmış olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira davacı markalarında "..." ibaresi asli unsur olduğu halde dava konusu markada bu ibarenin verilen hizmeti refere edecek şekilde tali unsur biçiminde konumlandırıldığı, karşılaştırılan markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, anlamı itibariyle başvuru kapsamındaki 41.sınıf hizmetlerde sıklıkla kullanılan ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, bütünsel açıdan taraf markalarının birbirinden yeterince ayrıştırdığı, marka işaretleri benzer olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, davacının dava konusu marka üzerinde SMK'nın 6/3.maddesi anlamında öncelik hakkının söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog