2. Ceza Dairesi 2023/16439 E. , 2025/20624 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve hükmedilen cezanın türü ve süresine göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; suça konu altınların sanık ve şikâyetçi tarafından birlikte alınmış olup başkasına ait bir mal söz konusu olmadığından hırsızlık suçunun oluşmadığı, zira şikâyetçinin zilyetliğinden çıkartılan bir mal da söz konusu olmadığı, olaydan sonra tarafların birlikte yaşamaya devam etmelerinin sanığın kastının bulunmadığını ortaya koyduğu, hırsızlık suçunun işlendiği kanaatine varılması hâlinde ise söz konusu altınların 5237 sayılı Kanun'un 144/1-a maddesi kapsamında kaldığı, sanığın suç işleme kastının bulunmaması ve suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.10.2020 tarihli ve 2019/700 Esas, 2020/327 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2021/99 Esas, 2021/1889 Karar sayılı kararı ile "Sanık hakkında TCK'nın 142/2-h maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı ve 142/2-h maddesinde öngörülen cezanın alt sınırı itibariyle CMK'nın 196/2 maddesi gereğince istinabe yasağı olmasına karşın talimat mahkemesince sanığın savunması alındıktan sonra esas mahkemenin 15/10/2020 tarihli celsesinde hazır bulunan sanığın savunması alınırken kimlik tespiti yapılmadan ve hakları hatırlatılmadan geçersiz olan önceki kimlik ve hakları tahtında savunması alınmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 1 47... . maddelerine muhalefet edilmesi, Sanığın olay günü eski eşi olan mağdurun ikametinde bulunduğu sırada aralarında çıkan tartışma sonucu mağdurun evde sakladığı altınları çalıp evden ayrıldığı, bir kaç gün sonra mağdurun kontrol etmesi sonucu altınların yerinde olmadığını fark edip dosyada mevcut mesajlaşma dökümlerinden anlaşılacağı üzere sanığa altınları çalıp çalmadığını sorduğu, sanığın da çaldığını kabul edip altınları sattığını ve bir miktar borcunu kapattığını beyan ettiği, mağdurun kovuşturma aşamasındaki beyanına göre, sanığın altınları mağdura tekrar iade ettiği anlaşılmakla, altınların iade zamanı belirlenerek, sanık hakkında TCK'nın 168/1-2 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan sanığın üzerine atılı suç sübut bulduğu halde TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçundan mahkumiyeti yerine dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmiş olması" gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1 No lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2021/99 Esas, 2021/1889 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/609 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.