T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2004 - 2026/416 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/06/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/159E., 2021/572K.
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: 20/04/2017 tarihinde sigortalı ... İnşaat şantiye sahası içinde yer alan depo olarak kullanılan bölümde bulunan malzeme ve kabloların çalındığını, sigorta ettiren ... İnşaat firması ile davalı ... Güvenlik şirketi arasında imzalanan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi gereğince şantiye sahasının güvenliğinin davalı ... Güvenlik firmasınca sağlandığını, ekspertiz raporu ile tespit edilen hasar miktarı olan 46.395,61-TL'nin 12.09.2017 tarihinde sigorta ettiren firmaya ödendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 46.395,61-TL’nin sigortalıya ödeme tarihi 12.09.2017'den itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
Davalı vekili özetle: Davada tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu bu nedenle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayda şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, olayda sigorta ettirenin kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da bir kişinin zarara kendisinin kusuru ile sebebiyet vermesi halinde o kişinin zarara katlanması gerektiğinin belirtildiğini, davalı şirketin tamamen kusursuz olması nedeniyle davacı şirketin hukuken rücu hakkı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasını istemiştir.
İlk derece mahkemesince "... davanın, TTK.
1472.maddesi kapsamında davacı sigortacının sigortalısına ödemiş olduğu tazminatın rücuen tazmini talebine ilişkin olduğu, dava konusu hırsızlık olayının 20.04.2017 sabahında anlaşıldığı, sigortalı şirket çalışanlarının 19.04.2017 tarihi saat 18:30 sularında inşaatın bulunduğu şantiyeden ayrıldıkları, davalı şirketin sözleşme kapsamında güvenlik hizmetinin 19:30-09:00 saatleri arasında veriliyor olması, savcılıkça yapılan soruşturmada daimi arama kararı verilerek soruşturmanın devam ediyor oluşu, şantiye alanında kamera sisteminin bulunmayışı, inşaat çevresinin kısmen tel örgü ile çevrili oluşu, yer yer açıklıkların bulunduğu anlaşılmakla hırsızlık olayının davalının güvenlik hizmeti verdiği saatlerde yapıldığının ispatlanamadığından davalının dava dışı sigortalı ile imzalamış olduğu özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi kapsamında haksız fiilden kaynaklanan zarardan sorumlu olmadığı, davacının ödemiş olduğu tazminatı davalıya rücu edemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TBK. 74.md uyarınca savcılık aşamasında derdest bir soruşturma dosyasının oluşunun sözleşme hükümleriyle birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine sebebiyet veremeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, TTK m 1472 uyarınca, sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalıdan rücuen tahsili taleplidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2.) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,-TL'den peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin düşümü ile kalan 672,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3.) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4.) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 19/02/2026
Başkan Üye Üye Katip