T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA VE İSTEM :
Davacı ... ile davalı ...’ın evli olduğu, taraflar arasında ....
6.Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile boşanma davası ve ...
7.Aile Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyası ile mal rejiminin tasfiyesi davasının devam ettiğini, davacının, ...'nın 50 yıldır şişeleyicisi ve aynı zamanda Türkiye'nin önde gelen en eski gıda şirketi olan ...'in sahiplerinin kızı ve yönetim kurulu üyesiyken davalıyla evlendiğini, davalı ... ise bu tarihlerde ekonomik bakımdan iyi durumda olmadığını, tüm gayrimenkullerinin haczedildiğini, davalının aynı zamanda ... şirketler grubunun sahiplerinin oğlu ve 2-3 kamyonla küçük çapta nakliye işi yapan ... A.Ş'nin ortaklarından olduğunu, tarafların ekonomik ve sosyal durum içindeyken evlendiğini ve evlilikleri davacının davalıya sağladığı maddi-manevi destek ile ayakta kaldığını, davacının ... Türkiye'nin tüm Türkiye çapında nakliye işini yapan ... A.Ş, ortaklan ile ortak iş yapmak üzere bir araya geldiğini, taraflar yeni bir şirket kurmak yerine, bu ortaklığı hali hazırda davacının eşi/davalının ortağı olduğu ... A.Ş. bünyesinde gerçekleştirdiklerini, böylelikle, davacının bahsi geçen iş için davalı eşini temsilci tayin ettirmiş olduğunu, davalının bu tarihten itibaren,... A.Ş.'deki hisselerine sahip olmasının davacı ... 'ın dolaylı temsilcisi sıfatıyla gerçekleştiğini, bahsi geçen dolaylı temsil ilişkisi gereğince davalı, kendi adına davacı davacı hesabına aldığı hisseleri, işbu vekillik sözleşmesinin yasal bir sonucu olarak daha sonra davacıya devrettiğini, davacının anne ve babası tarafından 2002 yılında davacı adına bağışlamadan rücu sebepli tapu iptal ve şirket hisselerinin rücu sebebi ile ...
9.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, söz konusu dava ile davacının mal varlıklarına ara karar ile ihtiyati tedbirin konulduğunu, davacının hakkında açılan ihtiyati tedbir talepli bu dava nedeni ile mal varlığını muvazzalı olarak azaltma yoluna gittiğini ve 2003 yılında dava konusu şirkette bulunun %48 hissesini davalıya muvazzalı olarak devrettiğini, davacının yine bu dönemde, kendi banka hesaplarındaki paralarını, davalının annesi ... ve kardeşi ...'ın banka hesaplarına aktardığını, böylelikle görünürde davalının eşi ve kardeşinin hesaplarında olan ama gerçekte davacıya ait olan paraların kontrolünün davacının olması için davacıya vekaletnameler verildiğini, davacının, anne ve babasıyla olan davaları bitince bahsi geçen paraları geri aldığını, ilgili bankalara sorulduğunda bu husus ortaya çıkacağını, davacının birtakım inançlı temlikler yaptığını ve bu kapsamda 2003 yılında davalı eşine muvazaalı olarak devrettiği ...A.Ş.’ndeki %48 hissesini davalı eşinden geri alamadığını, 2003 yılında davalının, davacının %48 hissesini devralmasıyla %65,34'e çıkan hissesinin bir kısmını diğer ortaklara devrettiğini ve davalının daha sonra hisse devri ile hali hazırda %48 hisseyle şirketteki ortaklığının devam ettiğini, inançlı işlemde inanılan kişi, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya kararlaştırılan süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana veya onun göstereceği üçüncü kişiye devretmeyi yüklenmekte olduğunu, bu kapsamda, inançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağladığını, bu doğrultuda, davalı, davacının ... A.Ş'deki %48 hissesini davalar bittikten sonra davacıya geri devretmesi gerekirken devretmediğini, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm yasal hak, dava ve talepleri saklı kalması kaydıyla; inanç sözleşmesine dayalı olarak davacı ... tarafından davalı ...’a devredilen ... A.Ş. Üzerindeki %48 hissesinin iadesi ile davacı ... ’a (iadeten) devrine ve davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Mal rejimi davasında söz konusu hisseler nedeni ile kazanç elde edemeyeceğini anlayan davacının şimdi de hayal ürünü iddialarla eldeki davayı açarak kötü niyetli hareket ettiğini ve davacının yasal dayanaktan yoksun taleplerine itibar edilmemesi gerektiğini, davacının davalıdan aldığı hisseleri gereği davalıya iade etmesini hangi nam altında inançlı işlem-temlik olarak telakki ettiğinin anlaşılmadığını, bu iddialannın yasal dayanağı bulunmadığını, davacı, davalıdan devir aldığı şirket hisselerini geri devretmiş olup, eldeki dava ile davalıya devir aldığı şirket hisselerini sahiplenmekte ve bu hisseler benimdir dediğini, bu iddiasına itibar edilmesini beklediğini, kişisel hırsları uğruna hem adaleti meşgul etmekte, hem asılsız haberleri basına servis etmekte hem de ben mağdurum haklarım elimden alındı dediğini, davacının yapmak istediği sadece ve sadece davalıyı baskı altına almak ve boşanma davasında istediği fahiş tazminat ve nafaka rakamlarını ödemeye mahkum bırakmak olduğunu, davacı her ne kadar inançlı işlem yapıldığı ve dava konusu hisselerin kendisine ait olduğunu iddia etse de; ... A.Ş.’de adına tescilini talep edebileceği bir hissesi ve iddia edildiği gibi inançlı temlik bulunmadığını, zira dava konusu ... A.Ş. ... Ticaret Sicil Memurluğu.. sicil numaralı şirket olduğunu,... A.Ş.; 30.01.1985 Tarihinde “... A.Ş.” unvanı ile 2.500.000 TL sermaye ile kurulduğunu, şirket 1986 yılından unvan değişikliği yaparak yeni unvanı “... A.Ş.” olup, merkezinide ...’ya taşıdığını, davalının şirkete 1986 yılında ortak olup, ilk ortaklığının %40 hisse ile başladığını, tarafların o tarihte tanışık bile olmadığını, tarafların 1992 yılında evlendiklerini, 1998 yılında %9 artırarak %49 hisse sahibi olduğunu, aynı yıl %24'lük hisseyi davacıya devrettiğini, 1986 yılında sahip olduğu kendi hissesini davacıya devrettiğini, 2000 yılında %25 hisse daha devrederek davacının %49 pay sahibi olduğunu ve davalının 1986 yılında sahip olduğu hisseleri eşine devrettiğini, aynı yıl %1 hissenin davalıya devredildiğini ve 2001 yılında müvekkilinin ...'den %3,75, ...'den % 3,75, A....'den % 3,75 ve....'den %1,33 hisse devralarak %17,33 hisse sahibi olduğunu, 2003 yılında davacının davalıdan devraldığı %48 hisseyi devrederek hissesi kalmadığını, böylece devredilen %49 hissenin davacı tarafından davalıya devredilip, davacının hissesinin kalmadığını, davalının toplam hisse durumununda %65,33 olduğunu, davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunu beyanla davacının haksız, yasal dayanağı olmayan iddialarına itibar edilmeyerek haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, beyan dilekçeleri, ...
6.Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ...
7.Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ...
9.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası, ...
3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, ...A.Ş'nin ticaret sicil kayıtları, ortaklık kayıtlarını gösterir ticari evrakları, pay devrine ilişkin evraklar, bilirkişi incelemeleri ve tüm dosya kapsamı...Bozma kararı öncesinde dava konusu uyuşmazlık hakkında iddia savunma ve toplanan tüm deliller incelenerek, inançlı işlem yoluyla davalıya devrolunduğu iddia olunan şirket hisselerinin davacı adına tescili gerekip gerekmediği, davacı yanın davalıdan alacağı varsa miktarın saptanmasına için dosya alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve alanlarında uzman SMMM bilirkişisi ..., gayrı menkul değerlendirme uzmanı bilirkişi ... ve ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi ... tarafından Mahkememize ibraz edilen 28/02/2017 tarihli raporda özetle; "...davacı tarafın, davalı ile aralarında olduğunu iddia ettiği inanç sözleşmesinin varlığının ispatının Yargıtay kararları uyarınca yazılı delil ile gerçekleştirilmesi gerektiği, tarafların “eş” durumunda olmalarının HMK md. 203/1-a'da yer alan senetle ispat kuralının istisnasından yararlanmalarına olanak sağlamadığının yine Yargıtay tarafından kabul edildiği, Yargıtay'ın içtihadı gereğince bu durumda davacının inanç sözleşmesinin ispatını senet (kesin delil) ile gerçekleştirmesi gerektiği, fakat delil başlangıcı niteliğinde bir belge getirmesi durumunda tanık deliline başvurarak iddiasını ispatlayabileceği, ancak dava dosyasında yapılan incelemeler neticesinde, bir “İnanç Sözleşmesi”ne veya “inançlı işlem” olarak adlandırılabilecek bir işleme veya bu bağlamda bir delil başlangıcına rastlanmadığı sonucuna varılmıştır." şeklinde kanaatte bulundukları anlaşılmıştır. Mahkememiz ilk kararı Yargıtay kararı ile kaldırıldığından bu kez Yargıtay kararı ile bağlı olduğundan bozma kararı doğrultusunda araştırmalar yapılmış, konusunda uzman bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır.
Bozma kararı sonrası dosyanın dava dışı şirket ...A.Ş'nin "..." adresinde yer alan defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak; Yargıtay 11 HD'nin...esas, ... karar sayılı bozma ilamında belirtilen taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan ve devredildiği iddia edilen hisselerin senede bağlanıp bağlanmadığı, çıplak pay olup olmadığının araştırılarak rapor düzenlenmesi için dosya menkul kıymetler konusunda uzman bilirkişi ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenilen 14/03/2022 tarihli raporda özetle; " Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal ( itibari ) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini ( hisse senetlerini ) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır ( ..., Şirketler Hukuku, 2.bası, 2012, s.240,241 ). Dava dosyasında bulunan şirket pay defterinden davacının 30.09.1998 tarihinde 48 adet hisse karşılığı 1.200.000.000 TL değerinde ... 'dan hisse aldığı, 1999 yılında sermaye artırımından hisse adedinin 2.880 adete çıkarak 72.000.000 TL olduğu, 12.06.2000 tarihinde 3.000 adet hisse karşılığı 75.000.000 TL değerinde ...'dan hisse aldığı, 16.10.2000 tarihinde 120 adet hisse karşılığı 3.000.000 TL değerinde hissenin ...'a satıldığı, 26.12.2013 tarihinde ise davacının uhdesindeki toplam 5.760 adet hisseyi 144.000.000 TL karşılığı ...'a sattığı ve şirkette hissesinin kalmadığı anlaşılmaktadır. Dava dosyasında bulunan hisse devir evraklarından ... ve ... arasındaki hisse devir evraklarında bedelin nakden ödendiği görülmektedir. Yargıtay 11 HD'nin ...Esas, ...karar sayılı bozma ilamında belirtilen taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan ve devredildiği iddia edilen hisselerin senede bağlanmadığı, çıplak pay olduğu," şeklinde kanaatte bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraf itirazları uyarınca bu kez Sermaye Piyasası Kurulu alanında ve SMMM alanında uzman bilirkişi ... ve ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi...'a dosya tevdi edilmiş ve bilirkişilerden alınan 27/07/2023 tarihli bilirkişi raporda özetle; "Dava dışı şirketin 17.12.2009'daki sermaye artırımından sonra ...'a ait payların 4608 adet olduğu ve bu tarihten sonrasına ait başka bir kaydın dosyaya ibraz edilmediği,...'a ait işlemler olarak, 30.09.1998'de ...'dan satın alınan 48 adet payı bulunan ...'ın 1999 yılı sermaye artırımından gelen paylarla birlikte toplam pay adedinin 2832'ye yükseldiği, 12.06.2000'de ...'dan satın alınan3 000 adet, 16.10.200'de ...'a satılan 120 adet ve 26.12.2003'te ...'a satılan 5760 adet paydan sonra...'a ait payın kalmadığı ve bu tarihten sonrasına ait başka bir kaydın dosyaya ibraz edilmediği,. Dosyanın mevcut kapsam ve içeriği dahilinde ihtilaf konusu olan ve devredildiği iddia edilen hisselerin senede bağlı olmadığı, dolayısıyla çıplak pay mahiyetinde oldukları" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Dosya arasına alınan bir kısım evraklar ve itirazlar üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan 29.03.2024 tarihli bilirkişi 1.ek raporunda özetle; "1. Kök Rapordaki tespitlerimizi ve değerlendirmelerimizi değiştirmeyi gerektirecek yeni bir tespitin yapılmadığı,2. Dosyadaki temel meselenin açıklığa kavuşturulabilmesi için dava dışı Şirketin kuruluştaki esas sözleşmesi ile kuruluşundan başlayarak bütün genel kurul toplantılarında düzenlenen toplantı tutanakları ile bu tutanakların eki olan hazirun cetvellerinin dosyaya sunulması halinde Şirketin kuruluşunda tespit edilen bir pay formu (çıplak veya senede bağlanmış) bulunup bulunmadığı, varsa bu formun sonraki bir genel kurul kararıyla değiştirilip değiştirilmediği ve hangi tarihte değiştirildiği hususlarının tespit edilebileceği,3.Arz ettiğimiz bu delillerin ve Mahkemece takdir edilecek başka delillerin dosyaya celbinin Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Dava konusu şirkete ait defterlerin ... ilinde olduğunun bildirilmesi üzerine burada inceleme yapmak üzere .... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ve SMMM alanında uzman bilirkişi ... tarafından dosyamız arasına sunulan 27/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davacı ... 48 adet ve 3000 adet hisseyi Davalı ...'dan satın almış ve bedelini nakden ödemiştir.
Yapılan devir işlemi tarafların karşılıklı imzalarıyla düzenledikleri tutanakla gerçekleştiği tespit edilmiş olup Dava dışı Şirketin defter kayıtlarına yansıtılmıştır. (EK-1 , EK-2 Satın alma tutanakları) Dava dışı Şirketin 14/07/1999 tarihinde yaptığı Genel kurulda alınan kararla sermayesini 5.000.000- TL'dan 300.000.000-TL'na artırma kararı almış ve 04/08/1999 Tarih ve 4848 sayılı T.Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. Yapılan sermaye artışı neticesinde Davacı ... Rüçhan hakkını kullanarak ilave 2832 adet paya sahip olmuştur. İşlem, defter kayıtlarına da kaydedilmiştir. Davalı ... 120 adet ve 5760 adet hisseyi Davacı ... 'dan düzenledikleri devir tutanaklarıyla bedelini nakden ödeyerek satın almıştır. Yapılan işlemlerin Yasal ticari ve pay Defterlerine kaydedilmiştir. ((EK-1, EK-2 Satış tutanakları) Yapılan yerinde inceleme neticesinde hisselerin pay defterinde takip edildiği ve senede bağlanmamış olduğu tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce SMMM alanında uzman bilirkişi ... ve ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden 03/03/2025 tarihli ara karar ile yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 06.08.2025 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle;1. Kök Rapordaki ve Birinci Ek Rapordaki tespitlerimizi ve değerlendirmelerimizi değiştirmeyi gerektirecek yeni bir tespitin yapılmadığı,2. Dosyadaki temel meselenin açıklığa kavuşturulabilmesi için dava dışı Şirketin kuruluştaki esas sözleşmi ile kuruluşundan başlayarak bütün genel kurul toplantılarında düzenlenen toplantı tutanakları ile bu tutanakların eki olan hazirun cetvellerinin dosyaya sunulması halinde Şirketin kuruluşunda tespit edilen bir pay formu (çıplak veya senede bağlanmış) bulunup bulunmadığı, varsa bu formun sonraki bir genel kurul kararıyla değiştirilip değiştirilmediği ve hangi tarihte değiştirildiği hususlarının tespit edilebileceği, 3. Arzettiğimiz bu delillerin ve Mahkemece takdir edilecek başka delillerin dosyaya celbinin Mahkemenin takdirinde olduğu şeklide görüş ve kanaat bildirilmiştir.
GEREKÇE
Dava, davaya konu ... A.Ş.'deki davalıya ait %48 oranındaki payın taraflar arasındaki gerçekleştiği ileri sürülen inançlı işlem gereği davacı yana iadesi istemine ilişkindir.
Davacının dava konusu “...A.Ş.”de mevcut hissesinin bulunduğu, söz konusu hissenin inançlı olarak davalıya devrediği ve inanca konu işlemin yerine gelmesine rağmen davalının söz konusu şirket hissesini davacı devretmemesi nedeni ile davacının inanca dayalı olarak devri yapılan hisse devrinin tarafına iadesini ve davacı adına tescilini talep ettiği olayla ilgili olarak;
Davacının iddiasının; aile tarafından hakkında açılan tapu iptal ve şirket hisselerinin devirinin iptali davası nedeni ile dava konusu şirketteki hissesinin ileride mal varlığı tasarruf yetkisindeki kısıtlamalar ortadan kalktıktan sonra geri devri için davalıya devredildiğini fakat davalı tarafından şirket hissesindeki devrin geri gerçekleştirmediğini, davacının devir işleminin inanca dayandığını ve inancın gerçekleştiğini, davalının tescilin devrini yerini getirmemekte haksız olduğunu beyanla şirket hissesinin tarafına devri ile tescili talebi şeklinde olduğu, Davalının savunmasının ise, aralarında inanç sözleşmesinin bulunmadığı, söz konusu hisse devirleri karşılığında bedelinin nakden ödenerek alındığı, davacının iddialarının soyut belanda kaldığı ve devri gerçekleşecek bir husus bulunmadığı şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Dava konusu şirket hisselerinin ne şekilde devre konu edildiği, devre konu hisselerin senede bağlanıp bağlanmadığı, payların çıplak pay olup olmadığı, devirde inançlı işlemin bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacının iddiasının ispatının ne şekilde olacağı ve hisse devrinin davacıya iadesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık Safahatı:
Dava konusu uyuşmazlık hakkında dava öncelikli olarak ...
24.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış, ilgili Mahkeme tarafından ...E.K sayılı ilamı ile 17/09/2013 tarihinde dava konusu uyuşmazlıkta görevli Mahkemenini Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan görevsizlik kararı verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/01/2014 tarihli ...Esas ...karar sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanarak söz konusu dosya Mahkememize gönderilmiş ve Mahkememizin ... Esas sayılı sırasına kaydedilip yargılamaya bu dosya üzerinden devam olunmuştur.
Mahkememizce ... Esas sayılı dosyasında 30/05/2017 tarihinde yapılan yargılama ve toplanan deliller uyarınca, söz konusu uyuşmazlıkta davacının alacağını yazılı delil ile ispatlayamaması nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, kararın ilk olarak davacının istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiş, ilgili istinaf dairesinin...Esas ve ...Karar sayılı 31/01/2018 tarihli kararı ile istinaf incelemesinin esastan reddine karar verilmiş ve kararın davacı tarafından bu kez temyiz edilmesi üzerine bu kez Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve ...Karar sayılı 12/11/2019 tarihli kararı ile "Mahkemece,
TTK’nın 415. ve 416. maddeleri ile yukarıdaki ilkeler gereğince davacının talebi değerlendirilerek öncelikle, devredildiği iddia edilen hisselerin senede bağlanıp bağlanmadığı, çıplak pay olup olmadığı araştırılarak, senede bağlanmamış ve çıplak pay niteliğinde ise, çıplak payın alacağın temliki hükümleri gereğince yazılı sözleşme ile devri mümkün olduğundan devri iddia edenin iddiasını tanık ile ispat etmesinin mümkün olmadığı, senede bağlanmış ise, hisse senetlerinin devri, devir beyanı ve payın teslimi ile gerçekleştiğinden maddi vakıa olan bu hususun tanıkla ispatının mümkün olacağı nazara alınarak sonucuna göre tanık dinletme talebinin de değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile kaldırılarak dosyanın Mahkememize gönderilmesi üzerine dosya yukarıda yazılı bulunan esasına kaydedilmiş ve davaya Yargıtay kararı uyarınca gerekli incelemenin yapılması amacı ile kaldığı yerden devam edilmiştir.
Yargıtay ilamı uyarınca hukuki inceleme ve açıklamalar; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Hisse Senetlerinin Devri" başlıklı 415. Maddesinde Hamiline yazılı senetler düzenlenmiş olup madde hükmünün "Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıslar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder." şeklinde, Nama yazılı senetlerin düzenlendiği 416. Maddesinin ise " Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder." şeklinde kabul edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu madde hükmü uyarınca her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul belirtilmemiştir.
TTK'nın 415. maddesi uyarınca, hamile yazılı senetler, elden teslim ile devredilir ve bu işlemle pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise, ciro ve teslim ile devredilir, devir şirkete karşı pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.
Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir.
Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak Borçlar Kanunu'nda düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılır.
Bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak payın devrinin hukuki niteliği bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devrinden faklıdır. Zira, bedelinin tamamı ödenmiş pay tali yükümleri bir yana bırakacak olursak, pay sahibi açısından herhangi bir malvarlıksal borç içermediğinden sahip olduğu alacak hakkı niteliğindeki haklarından ötürü devri alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşecektir. Oysa, bedeli tam olarak ödenmemiş pay için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Çünkü bedeli tam ödenmemiş pay, pay sahibi dışından malvarlıksal borç niteliğindeki taahhüt edilen pay bedelinin ödenmesi borcunu içerir.
Anonim ortaklıklarda pay sahibinin asli borcu, taahhüt ettiği payların karşılığını oluşturan edimin ifasıdır. Bu kural hem nakdi hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Pay sahiplerinin taahhüt ettikleri payların karşılığını oluşturan edimi ifa etme borçları, ortaklık dışında da bir alacak hakkı teşkil eder. Bu durumda, karşılığı tamamen ödenmemiş bir payın devri devralan kişi açısından bir borç yüklenmesi niteliğine sahip olacağından ötürü devir işleminin borcun üstlenilmesi hükümleri uyarınca, yani bir iç üstlenme sözleşmesi ve alacaklı konumundaki anonim ortaklığın onayı alınmak sureti ile yapılması gereklidir. İç üstlenme sözleşmesinin tabi olduğu şekil şartı hakkında hiç bir hüküm öngörülmemiştir. Bu nedenle, hukukumuzda hakim olan şekil serbestisi ilkesi uyarınca tarafların söz konusu nakil sözleşmesini herhangi bir özel şekle bağlı olmaksızın sözlü, yazılı veya resmi şekilde yapabilme hususunda serbest oldukları düşünülebilir. Ancak pay, sadece kendisine bağlanan borçların değil aynı zamanda hakların da kaynağını teşkil eder. Alacak haklarının devrinin alacağın devri hükümlerine tabi kılındığı düşünülecek olursa, taahhüt edilen payın karşılığını ödeme borcunun yanında, ortaklık haklarını da içeren bedeli tam ödenmemiş payın devri işleminin de yazılı şekilde yapılması zorunluluğu söz konusudur. Dolayısıyla bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleşir. Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir. (Sevi, Ali Murat, Anonim Ortaklıkta Payın Devri , Ankara 2012, 294 vd.)
İnançlı işlem ise; bir kimsenin (inanan) güven duyduğu başka bir kişiye (inanılan) mal veya haklarını devretmesi ve bu kişiyle, belirli bir amaç gerçekleştiğinde veya süre dolduğunda bu hakların geri iade edilmesine dair yaptığı sözleşmeye dayalı tasarruf işlemidir. Genellikle teminat sağlama, yönetim kolaylığı veya gizlilik gibi nedenlerle başvurulan bu işlemler, taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanır.
İnançlı işlemin temel özellikleri şunlardır: İki unsurlu yapı: İnançlı işlem, taraflar arasındaki İnanç Sözleşmesi ve mülkiyeti devreden Tasarruf İşlemi (tapu, devir vb.) olmak üzere iki kısımdan oluşur. İade Yükümlülüğü: İnanılan kişi, kendisine devredilen malı, anlaşma şartları sona erdiğinde gerçek sahibi olan inanana geri vermekle yükümlüdür.
Yapılan Tüm Bu Açıklamalar Uyarınca Mahkememizce Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Yargıtay bozma ilamı uyarınca dava konusu “...A.Ş.”'ne ait tüm ticari defter kayıtları, devre ilişkin evraklar, genel kurul toplantı tutanakları dosyamız arasına alınmış ve alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından gerekli incelemeler yapılmış ve defterlerin bulunduğu mahal mahkemeye talimat yazılarak defterler üzerinde gerekli incelemeler yapılmıştır.
Dosyamız arasına alınan iki farklı SMMM bilirkişi ile bir bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlar uyarınca, dava konusu şirketin 30.01.1985 tarihinde “... A.Ş.” unvanı ile 2.500.000 TL sermaye ile kurulduğu, şirketin 1986 yılından unvan değişikliği yaparak “... A.Ş.” unvanını aldığını, merkezinin...’da bulunduğu, davalının 20/04/1987 yılında yapılan Genel Kurul Toplantısı ile 100 hissesi ile şirkette %40 payının bulunduğu, davacı ile davalının 1992 yılında evlendikleri, 16/11/1998 tarihinde 1997 tarihli genel kurul tutanağı ile davacının davalıdan satın alınan 48 pay ile şirkette %24 davalının ise 50 pay ile %25 hissedar olduğu, 20/07/1999 tarihinde şirketin sermaye arttırımına gittiği ve 12/06/2000 tarihinde davacının davalıdan satın aldığı 3000 pay ile şirkette toplam 5880 payının bulunduğu anlaşılmıştır. 16/10/2000 tarihinde davacının söz konusu payların 120 tanesini davalıya sattığı ve yine 26/12/2003 tarihinde kalan 5760 payının tamamını davalıya sattığı ve bu tarih itibari ile şirkette hissesinin kalmadığı anlaşılmıştır.
Dosyamız arasında bulunan ve davacı ile davalı arasında gerçekleştirilen ve dava konusu şirketin ticari defterlerine kaydedilen alıma ve satıma ait tutanaklar ile özellikle dava konusu davacı tarafından davalıya satılan 16/10/2000 tarihli ve 26/12/2003 tarihli tutanakların bulunduğu anlaşılmıştır. Söz konusu tutanaklarda açıkça tarafların tüm satışlardan kaynaklı olarak pay satışlarındaki bedelin nakden alındığının imza altına aldıkları tespit edilmiştir.
Şirket defterlerinde yapılan inceleme neticesinde söz konusu payların herhangi bir pay senedine bağlanmadığı ve çıplak pay mahiyetinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından iddiasına konu inançlı işleme ait davalı ile arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını ve bu hususun tanık delili ile ispatlanacağını beyan ettiği anlaşılmakla;
Dosyamız arasına gelen Yargıtay ilamı uyarınca yapılan inceleme neticesinde söz konusu pay devrinin çıplak pay olduğu, paya ilişkin bedelin tamamının alındığı hususunda tarafların mutabık olup bu hususta yazılı sözleşmenin bulunduğu, bu durumda bedeli tamamen alınan çıplak pay hükümlerinin Borçlar Kanunu'nda düzenlenen alacağın temliki hükümlerine göre ispatlanması gerektiği ve alacağın temlikinin ise geçerli olabilmesi için ancak yazılı şekilde yapılması gerektiğinden, davacının bu kapsamdaki tanık dinletme talebi kabul edilmemiş ve davacının inançlı işleme ilişkin iddiasının yazılı olarak ispat edemediğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Davanın REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.459,20 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.727,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 45.00,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı yana VERİLMESİNE, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekilleri ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30.01.2026 KATİP ... e-imzalıdır HAKİM ... e-imzalıdır