10. Hukuk Dairesi 2025/3200 E. , 2025/15832 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Batı 5. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 29.11.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda kusurlu bulunan davacının zararını sigorta şirketinden tahsil ettiği halde kötüniyetli olarak dava açtığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine
608.417,44 TL maddi tazminatın ( taleple bağlı kalınarak) kaza tarihi olan 28.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine
25.000,00 TL Manevi tazminatın 28.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 23.11.2022 tarihli heyet raporunda, davacı işçinin %20 oranında, davalı işverenin %80 oranında kusurlu bulunduğu, heyet raporunun 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamış olduğu, ayrıca tespit edilen kusur oranlarının 30.05.2017 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı müfettiş raporu ile de uyumlu olduğu, Kurum Sağlık Kurulunca verilen 14.10.2016 tarihli rapor ile Yüksek Sağlık Kurulunca verilen 04.06.2018 tarihli raporda, davacının maluliyetinin %20 olarak tespit edildiği, ATK 3. İhtisas Kurulunun 09.12.2019 tarihli raporu ile %29 maluliyet tespit edilmesi ve çelişki oluşması nedeniyle ATK Başkanlığı Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 26.11.2020 tarihli kararı ile davacının maluliyet oranının %29 olarak tespit edildiği, böylece Mahkemece uygulanması gereken yasal prosedür yerine getirilerek maluliyet oranının belirlendiği görülmekle, davalının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilemeyeceği kanaatine varıldığı, gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) (b) 1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a)Dosyada alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden %29 maluliyet oranı esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Adli Tıp raporu veren Kurulda ortopedi ve travma alanında uzman bir kişinin bulunduğunu, diğer uzmanların farklı uzmanlıklara sahip olduğunu, ortopedi ve travmatoloji uzmanlarından oluşacak bir heyet tarafından inceleme yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını,
b)Olayda davacının ağır kusurlu olduğunu, kusura yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, illiyet bağının zarar görenin kusuru nedeniyle müvekkili yönünden kesildiğini,
c)Dosyada yapılan tazminat hesaplarında İşveren Mali Mesuliyet Sigortası gereğince Yapı Kredi Sigorta tarafından davacıya yapılan ödemeler dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığını,
d)Olayda kusurlu bulunan davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
e)Davada ihbar edilen sıfatıyla bulunan ... firmasının üst işveren olarak sorumlu olmadığı yönünde karar verilerek sorumluluğun yalnızca müvekkiline atfedilmesinin ve %80 kusur oranının müvekkiline yüklenmesinin hakkaniyete ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b)6100 sayılı HMK nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c)Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.