Esas No
E. 2025/485
Karar No
K. 2025/485
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/485 Esas - 2026/97

T.C.

SAKARYA

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2025/485 Esas
KARAR NO: 2026/97
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...

Av. ...

DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/07/2025
KARAR TARİHİ: 17/02/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında alım-satım ilişkisinden kaynaklanan ve tanzim edilen fatura ile sabit bakiye kalan bedelin tahsili amacıyla Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/14101 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibi sonrası asıl alacak miktarının ödendiği, sonrasında borca itiraz dilekçesi ile takibin durmasına neden olduğu, davalının icra takibine geçildikten sonra ana para borcunu ödemiş olsa da vekalet ücreti, faiz, tahsil harcı ve fer'ilerini de ödemek zorunda olduğu, bu nedenle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile alacağın %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi konuları ileri sürülmüştür.

Davalı tarafın cevap dilekçesinde sunmadığı dolayısıyla münkir sayıldığı anlaşıldı. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.

Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/14101 Esas sayılı takip dosyası kapsamında fatura ilişkisinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının faturaya yönelik ödeme yapıp yapmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususlarında olduğu anlaşıldı.

Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (..., ... : İcra ve İflas ..., Ankara 2013, s. 251).

Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.

Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E. 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E. 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E. 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Somut olay değerlendirildiğinde; Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/14101 Esas sayılı dosyasında davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 17.650,00 TL asıl alacak ve 4.920,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.570,72 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "29.04.2024 tarihli, 52.650 TL bedelli faturadan kalan bakiye alacak - 17.650 TL 17.650,00 TL" şeklinde belirtildiği, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalının borca itiraz ettiği ve takibin 17.12.2024 tarihinde durduğu, dava dilekçesine ekli banka dekontuna göre 27.11.2024 tarihinde takibe konu asıl alacağın tamamının davalıya haricen ödendiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesi incelendiğinde, icra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın haricen ödendiğinin davalı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen 17.650,00 TL asıl alacak miktarının haricen ödendiği ihtilafsızdır.

Yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından davacı tarafça bu husus gözetilerek dava açılmıştır.

Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve Mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece İcra Müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında Mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekir. Ödenen miktarın TBK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilemez. (Bkz. aynı yönde YargıtayHukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarihli 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı ilamı) Takip dosyasında ileri sürülen 17.650,00 TL asıl alacak miktarının davalı tarafça ödenmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi de yapılmamıştır. Takip tarihinden önce davalının temerrüte düşürüldüğüne dair delil ibraz edilmemiştir. Dolayısıyla takip dosyasında ileri sürülen işlemiş faiz talebi yerinde olmayıp, davalının itirazının haklı olduğu sonucuna varılmıştır.

Davalı borçlu tarafından 17.650,00 TL asıl alacak dava tarihinden önce ödenmiş olup, davacı alacaklının 17.650,00 TL asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır.

Davacı taraf da davasını bu hususu gözeterek açmıştır. Alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından (işlemiş faiz talebi dahil olmak üzere) somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı anlaşıldığından davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemiştir. (Bkz. aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarihli 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı ilamı) (Emsal, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2025/262 Esas, 2025/254 Karar ve 17.03.2025 tarihli ilamı)

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açılandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE, KISMEN REDDİNE,

-Davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2024/14101 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 17.650,00 TL asıl alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden iptali ile takibin devamına, davacının bu taleplerinin ve davalının 17.650,00 TL ödeme yaptığı konusunun İcra Müdürlüğü'nce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına, - 4.920,72 TL işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine,

2.Davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine,

3.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.205,67-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 17.650,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 4.920,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, olmak üzere toplam 615,40TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,

7.Davacı tarafından yapılan; 729,30-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 729,30-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 570,30-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,

8.Zorunlu arabuluculuk sürecinin davalı yönünden dava şartı olması nedeniyle hazine tarafından karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (sarf kararı yazılmadığından taktiren) kabul red oranı (%78,19 oranında kabul) dikkate alınarak 3.596,74-TL lik kısmının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, bakiyesibi ise davacı tarafından hazineye irad kaydına Dair, davacı vekili yüzünde, davalı vekili yüzünde miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. 17/02/2026 Katip ... ¸E-İmzalıdır Hakim ... ¸E-İmzalıdır

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog