10. Ceza Dairesi 2024/6226 E. , 2025/12197 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
... 31. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, ... 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli ve 2022/33 Esas, 2023/12 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 tarihli ve 2023/31364 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2024 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2024 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” amir hükmü ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve 9. fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında,
Sanığın inceleme dışı 21/04/2019 tarihinde işlediği aynı neviden suç nedeniyle (değişen suç vasfı nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak) ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli ve 2019/334 esas, 2020/87 sayılı kararıyla, 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan hükmün 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri uyarınca açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın itiraz edilmeksizin 11/03/2020 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde inceleme konusu dosyaya konu 26/10/2021 tarihinde aynı türden suçu işlediği, dolayısıyla sanık hakkında daha önce 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi gereğince verilen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olması nedeniyle inceleme konusu 26/10/2021 tarihli suçun anılan kararın ihlali niteliğinde olması nedeniyle ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı ve düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. ... 30.
Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli ve 2022/33 Esas, 2023/12 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Kanun yararına bozma istemi ve Tebliğname'de sanık isminin "Basim" yerine "Besim" olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede:
1.Şüpheli hakkında, 26.10.2021 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan başlatılan soruşturma sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2022 tarihli ve 2021/223768 Soruşturma, 2022/3902 Esas, 2022/575 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
2.Yapılan yargılama sonucunda, ...
30.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli ve 2022/33 Esas, 2023/12 Karar sayılı kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca beş yıl süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği,
3.Sanık müdafiinin itirazı üzerine mercii ... 31. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.02.2023 tarihli ve 2023/149 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği,
B. Dosya arasında bulunan ...
7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/334 Esas, 2020/87 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1.Şüpheli hakkında, 21.04.2019 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan başlatılan soruşturma sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2019 tarihli ve ... Soruşturma, 2019/31856 Esas, 2019/6644 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
2.Yapılan yargılama sonucunda, ...
7.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/334 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca beş yıl süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, kararın, itiraz edilmeksizin 11.03.2020 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
C. 5237 sayılı TCK'nın 191.
madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.
Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.
Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.
Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir.
Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Dosyalar kapsamına göre;
Somut olayda, incelemeye konu ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.10.2021 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda ...
30.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca beş yıl süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği,
İncelemeye konu suç öncesinde de sanık hakkında 21.04.2019 tarihli eylem nedeniyle ...
7.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/334 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine rağmen birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 11.03.2020 tarihinde kesinleştiği, ancak zorunlu olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı için ...
7.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olarak kabul edilemeyeceği, İnceleme tarihi itibariyle UYAP üzerinden ve adli sicilde yapılan incelemede aynı nev'i suçtan herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı da görülmediği,
Dolayısıyla, incelemeye konu ... 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli ve 2022/33 Esas, 2023/12 Karar sayılı kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı içinde eriyeceği ve kesinleşme öncesinde işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi gerektiği ve cezanın belirlenmesinde alt sınırdan ayrılma hususunda takdir hakkının kullanılması ile teşdit sebebi yapılabileceği anlaşıldığından, ... 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın reddine dair mercii ... 31. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.02.2023 tarihli ve 2023/149 Değişik iş sayılı kararının yerinde olduğu anlaşıldığından, Kanun yararına bozma istemi ve Tebliğname'de yer alan bozma gerekçesi yerinde görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
B. ... 7.
Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/334 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.11.2025 tarihinde karar verildi.