10. Hukuk Dairesi 2025/8421 E. , 2025/15978 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... ... 3. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA
Müvekkillerinin 27.07.2015 tarihinde vefat eden ...'ın yasal mirasçıları olduğunu, müvekkillerinin murisi ..., olay tarihinde ... Cumhuriyet Parkı'nda park görevlisi olarak çalışmakta olduğunu, muris ..., .... Tic. Ltd. Şti.'de SGK'lı olmakla birlikte bu şirket alt işveren olup üst işveren ... olduğunu, muris ... bu kapsamda çalışmasının tamamını ... Belediyesine bağlı Cumhuriyet parkında yaptığını, müvekkillerinin murisi ... Cumhuriyet Parkı'nda park görevlisi olarak çalışmakta iken 27.07.2015 tarihinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, murisin ölümü müvekkilleri için ani ve beklenmedik olduğu kadar bir hayli sarsıcı olduğunu, müvekkillerinin murise işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, işyerinde bulunduğu sırada çalışma ve esnasında kalp krizi geçirdiği dikkate alınırsa 5510 sayılı Kanun uyarınca söz konusu olayın iş kazası olduğunu, olaydan sonra eşini yitiren müvekkili ... ile babalarını yitiren ..., ..., ... ve ... manevi olarak derin bir üzüntü yaşamış olduklarını, aynı zamanda müteveffanın maddi desteğini yitirdiğini, maddi tazminat olarak şimdilik her bir müvekkilinin için 20,00 TL olmak üzere toplam 100,00-TL'nin olay (kaza) tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat olarak her bir müvekkili için 60.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL'nin olay (kaza) tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; delilleri arasında bulunan işyeri kayıtlarından anlaşılacağı üzere ... işçi, ...Müh. Hizm Gıda Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... A.Ş Adi Ortaklığı çalışanı olup işbu davanın ...Müh. Hizm Gıda Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... A.Ş. Adi Ortaklığı'na izafeten ...Müh. Hizm. Gıda Tur San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... A.Ş'ye açılması gerekirken yalnızca ... A.Ş.'ye açılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının tüm taleplerinin zamanaşımı ve görev yönünden reddine, haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esas yönünden reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı taraf tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi ..., diğer davalı ... çalışanı olduğunu, Belediyenin memur, daimi işçi ya da sözleşmeli personeli olmadığını, bu nedenle davanın belediyemiz yönünden, husumet açısından reddi gerektiğini, davacının davaya konu ettiği lazmınai iddiasını davalı müvekkite yöneltebilmesi için aralarında bir iş akdinin bulunması gerektiğini, belirtmek gerekir ki davalı müvekkil Belediye ile davacı arasında herhangi bir iş akdi bulunmadığını, dolayısıyla tüm bu nedenlerle davalı müvekkil Belediye açısından hukuki ve maddi koşulları oluşmadığını, davacının davalı ... personeli olmadığı anlaşıldığından iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...1-Talep artırım dilekçesi gözetilerek davanın kısmen kabulü ile
a)Davacı ... yönünden net 726.922,81 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine,
c)Davacı ... yönünden net 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d)Davacı ... yönünden net 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
e)Davacı ... yönünden net 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
f)Davacı ... yönünden net 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
g)Davacı ... yönünden net 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, .." şeklinde karar vermiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 ve 355. maddeleri gereğince esastan reddine, .. " karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca İlk Derece Mahkemesine ibraz edilen 22.04.2019 tarihli dilekçeleri ile ...Müh. Hizm. Gıda Tur. San ve Tic. Ltd. Şti ile ... A.Ş. Adi Ortaklığı'nı oluşturan ortaklardan .... Hiz.Gıda Tur.San ve Tic. Ltd. Şti.'nin davaya dahil edilmesi talep edilmiş olmasına karşın İlk Derece Mahkemesi kararında bu talepleri hakkında herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde ...Müh. Hizm. Gıda Tur. San ve Tic. Ltd. Şti&... A.Ş Adi Ortaklığı'nı oluşturan ortaklardan .... Hiz. Gıda Tur.San ve Tic. Ltd. Şti.'nin de kusurlu olup hükmedilen tazminat tutarından diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği şeklindedir.
Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde özetle; davaya konusu olayın bir iş kazası olmadığı, ... işçinin dışarıdan bir etki olmaksızın yaptığı iş ile işyerinden bağımsız olarak kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdiği, ... işçinin geçirmiş olduğu kalp krizi ile yapılan işin ya da işyeri koşullarının arasında uygun bir illiyet bağının bulunmadığı, işbu sebeple söz konusu olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün değil iken İlk Derece Mahkemesince müvekkile fahiş nitelikte kusur atfedilen raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, müteveffanın son ücretine ilişkin kök rapordaki hatalı tespitin tekrar edildiği, müteveffanın ücretinin asgari ücret olduğu, davacının ücretinin 2015 yılı asgari ücret olarak tespiti ile hesaplama yapılması gerektiğinden alınan hesap raporlarının hatalı olduğu, bakiye yaşam süresi hesaplanırken TRH-2010 tablosunun değil, PMF-1931 tablosunun esas alınması gerektiği, sağ kalan eşin evlenme ihimali rapor tarihine göre değil, müteveffanın ölüm tarihine göre belirlenmesi gerektiği, tazminatın bir zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı, bilirkişi raporlarında asgari ücrette yapılan güncelleme ile birlikte hesaplanan tazminat tutarlarındaki artışın kabulünün mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı itirazlarının değerlendirmeye alınmamış olup davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazlarının kabulü ile tüm taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği şeklindedir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ın diğer davalı ... çalışanı olduğu, belediyelerinin işçisi olmadığı, davanın belediyeleri yönünden husumet açısından reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, belediyelerinin olayda hukuki olarak sorumluluğunun bulunmadığı, belediyelerinin çalışanlarının sadece işin sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetlendiği, işbu davada ölüm olayında meydana gelen kalp krizinin iş kazası olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin olarak bilirkişi incelemesinin yaptırılması gerektiği, bilirkişi raporlarında müvekkili idarenin diğer davalıdan çok daha az kusurlu olduğu belirtilmişse de tüm kalemlerden birlikte aynı sorumluluğa hükmedilmesinin hakkaniyete, usul ve kanuna aykırı olduğu, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir iş akdinin bulunmadığı şeklindedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir.
10.maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan iş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını etkilediği gibi müteselsil sorumlular arasında 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi anlamında üçüncü kişinin bulunması durumda hesaplanan maddi tazminat tutarından tenzil edilecek Kurum ödemelerinin miktarını da etkilemektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; somut olayda, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, ... işçi ...'ın işyerinde park görevlisi olarak çalıştığı, kalp krizi nedeniyle öldüğü ve olayın iş kazası olduğu açıktır. Ancak Mahkemece alınan bilirkişi raporu oluşa uygun değildir. Şöyle ki davacının kalp damar rahatsızlığının mevcut olduğu, ailesinden gelen bir yatkınlığının da bulunduğu, yapılan muayenesinde de günde yaklaşık iki paket sigara içtiği, alkol tükettiği belirtilmesi karşısında ağır ve tehlikeli işlerden sayılmayan park bahçe temizlik işlerinde çalıştırılan davacının kalp krizi geçirmesine sebep olacak stresli bir ortam ve efor sarfedecek durumun olay tarihi itibariyle olmadığından, oluşa uygun yeniden kardiyoloji uzmanın da bulunduğu yeni bir heyetten ayrıntılı bir rapor alınması gerektiği gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
O halde kusur oranlarının tespiti açısından Mahkemece yapılacak iş; öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, ... sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden davacının şahsi sicil dosyasının da tümü getirtilerek, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı işyeri hekimliği, iş gücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar mahiyette rapor aldırmak alınacak bu raporla beraber dosyadaki veriler değerlendirmek usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır..
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.