Esas No
E. 2025/1117
Karar No
K. 2026/146
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/1117 Esas
KARAR NO: 2026/146
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/11/2025
KARAR TARİHİ: 17/02/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 17/02/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;

İSTEM

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin uzun yıllardır ambalaj, Pet film, mürekkep, reflektör ve çeşitli sanayi tipi üretim girdilerinin tedariğini gerçekleştiren bir işletme olduğunu, her bir faturanın elektronik ortamda davalıya ulaştırıldığını, davalı tarafından hiçbir surette süresi içerisinde itiraz edilmediğini, tacir olan davalının ticari defter ve iş disiplinine uygun olarak fatura içeriklerini kabul ettiğini, taraflar arasındaki bu düzenli ticari ilişki içinde 21.04.2025 tarihli ve 540.636,96 TL bedelli faturanın ticari hacmi ve kapsamı itibariyle en önemli teslimatlardan biri olduğunu, konu fatura kapsamında yer alan ürünlerin müvekkili şirket tarafından hazırlanıp sevkiyata hazır hale getirdikten sonra davalıya gönderildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkide tüm siparişlerde aynı prosedür uygulandığını, ürünler sevk edildikten sonra e-fatura düzenlenmiş ve elektronik ortamda davalının sistemine düştüğünü, davalının fatura içeriğine TTK m. 21/2 uyarınca sekiz günlük süre içinde hiçbir itirazda bulunmadığını, eksik veya ayıplı olduğuna dair hiçbir bildirim yapmadığını, müvekkilinin alacağının tahsili için icra takibi başlatılmasından sonra ilk defa borcu inkar ettiğini beyanla davalı tarafından Bakırköy .... İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptalini, anılan icra takibinin kaldığı yerden devamını, davalının borcu açık ve sabit olmasına rağmen tamamen kötü niyetle itiraz ettiği anlaşıldığından, İİK m 67 uyarınca asıl alacağın %40'dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalının mal kaçırma ihtimali ve borcu ödeme yönünde iradesinin bulunmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğundan dava tarihindeki alacak tutarı üzerinden davalının menkul ve gayrimenkullerine teminatsız veya uygun görülecek miktarda teminat karşılığı ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi’nin .... esas sayılı takip dosyası ile faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Davalı gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. -T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. -5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.

Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. -19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.

Buna göre;

1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

2.Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. -Mahkememizce ilgili vergi dairelerine, Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve Bursa Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalıya ait kayıtlar celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Vergi dairesi kayıtlarına göre mükellefin daireleri yetki alanında 28/11/2024 tarihinde başladığı işini 26/12/2025 tarihinde bıraktığı, faal olduğu dönemde gerçek usulde vergilendirildiği, işletme hesabına göre defter tuttuğunun tespit edildiği, ticaret sicilde de davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, Esnaf Ve Sanatkarlar Odası cevabında Esnaf ve Sanatkarlar Bilgi Sistemi(ESBİS)'nde kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. -Yine kayıtların incelenmesinde uyuşmazlık tarihi itibariyle davalının işlerinin Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığı görülmektedir. -Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Davacı tüzel kişi tacir olsa da davalı gerçek kişinin mevcut kayıtları kapsamında uyuşmazlık konusu fatura tarihi itibariyle tacir sıfatının bulunmadığı görülmektedir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. -Uyuşmazlığın mutlak ya da nispi ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan,

HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,

2.6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,

3.6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

4.6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,

5.6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi.17/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog