T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1013
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/02/2022
NUMARASI:2015/1281 Esas - 2022/65 Karar
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağının bulunduğunu, söz konusu borcun ödenmemesi sebebiyle davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından borcun 196.587,00 TL'si kabul edilerek ödendiğini, geri kalan 36.281,96 TL'lik kısmına itiraz edildiğini, davalının yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın hukuki mesnettin yoksun olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı şirket aleyhine çeşitli tarihlerdeki fatura alacaklarına istinaden İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası kapsamında 232.868,96 TL değerinde icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrine kısmi itiraz edildiğini, söz konusu itiraz edilen alacak için davacı tarafından haksız olarak dava ikame edildiğini, davalı şirket tarafından söz konusu icra dosyasına yapılan itirazda 196.586,94 TL değerinde borçlu olduklarını belirterek kabul edilen miktar üzerinden kapak hesabı yapılarak 24/11/2015 tarihinde toplam 220.070,39 TL ödendiğini ve geriye kalan 36.282,02 TL değerindeki borca itiraz edildiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet alacağının davacı tarafça ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dosya kapsamında, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı şirketin satıcı konumunda olduğu, cari hesap ilişkisi kapsamında, davacının alacaklarının tahsili için , Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine biri işbu davaya konu toplam 3 adet icra takibi başlatıldığı, icra takipleri neticesinde davalı şirket tarafından yapılan ödemelere ait davalı şirketin icra ile ödenen tutarlarda sadece fatura ana para alacağının davacının cari hesabına işlemesi gerekirken, ödenen toplam tutar ile ödenen fatura tutarları arasındaki icra gideri, harç, faiz, avukatlık giderlerini vs. davacının cari hesaba kayıt ettiği bu şekilde mevcut kaydın davacı aleyhine borç azaltıcı işlem olacağı, davalının cari hesaplarında icra dairesine ödenen asıl fatura dışındaki tutarların cari hesaptan çıkartılması gerektiği, davacının 12. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyası ile davalı şirketten 10.960,93 TL fatura alacağını talep ettiği, takip talebinde alacağın sebebi olarak ; davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen ciro prim iadesi sebebi ile düzenlenen 16.11.2015 tarih ve ...-... nolu faturalara ilişkin 10.960,93 TL borcun gerekçe gösterildiği, işbu takip talebinin itirazın iptali davasına dönüştüğü, Mahkememizin 2015/1280 Esas sayılı kesinleşen dosyası ile davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla 10.960,93 TL fatura miktarının da düşülmesi gerektiği, taraflar arasındaki fark kayıtları çıkarıldığında, faturanın davacı kayıtlarında yer almadığı kabulü ile hesaplama yapılması gerektiği, Düzeltme işlemleri davacı kayıtlarında en eski tarih tarih olan 15.09.2015 tarihinden itibaren yapılması sonucunda, davacı şirketin davalı şirketten 30.721,65 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İİK 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almakta olup, davalının itirazında haksız olduğu ve alacağın likit olduğu dikkate alınarak kabul edilen alacak miktarının %20'sine tekabül den icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapordan, davacı ile davalı arasındaki alacağın varlığının ve miktarı hususundaki gerekli tespitleri içermediğinin mahkemece görüleceğini,. hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosyayı tamamen ve kapsamlı bir şekilde incelemediğini, davaya konu alacak noktasında yeterli açıklık bulunmayan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik veriler ışığında düzenlendiğini, bilirkişinin yalnızca davacının defterlerine dayanarak rapor oluşturduğunu, davalı şirket defterleri yönünden yeterli inceleme gerçekleştirilmediğini, davalı şirket tarafından 10.09.2015 tarihinde yapılan 313.483,63 TL tutarındaki ödemenin hangi faturalara istinaden yapılmış olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığını, yapılan ödemenin faturalara istinaden değil çeşitli denkleştirmeler içeren cari hesap ekstresine istinaden yapıldığını, yalnızca bu sebebin dahi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarında bir bozma sebebi olarak görülmekte olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispat edilip edilmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğu noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "Diğer Alacak Bilgisi 01.10.2015 tarihli 230.050,84 TL tutarında cari hesap ekstresine dayalı bakiye fatura alacağı, 03.07.2015 tarihli ..., ...,... numaralı 24.07.2015 tarihli ...,..., ..., ..., ... numaralı 27.07.2015 tarihli ... numaralı faturalardan kaynaklı bakiye alacak" sebebine dayalı olarak 230.050,84 TL asıl alacak, 2.818,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 232.868,96 TL'nin tahsili istemiyle 16.11.2015 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı tarafından 196.586,94 TL borç kabul edilip ödenerek, 36.282,02 TL'ye itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takip dosyası ile 24.11.2015 harçlandırma tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 10.960,93 TL fatura alacağını talep ettiği, takip talebinde alacağın sebebi olarak, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen ciro prim iadesi sebebi ile düzenlenen 16.11.2015 tarih ve ... nolu faturalara ilişkin 10.960,93 TL borcun gerekçe gösterildiği, işbu takip talebinin itirazın iptali davasına dönüştüğü, yukarıda ayrıntıları verildiği üzere T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1280 Esas sayılı kesinleşen dosyası ile davanın reddine karar verildiği, ek rapordan sonra yapılan bu tespit ile artık davacı vekilinin işbu faturaya ait sözleşme sunmasının da bir önem arz etmediği, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine toplam 3 adet icra takibi başlatıldığı, tüm takip taleplerinde aynı cari hesap kaydında olmakla beraber faturalarda mükerrerlik talebinin olmadığı, huzurdaki davaya konu İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında 232.868,96 TL asıl alacağı talep ettiği, takip ile talep edilen 9 adet faturadan 2 adet faturaya itiraz ettiği, takip talebinde kabul edilmeyen 2 faturanın ise 85.717,16 TL tutarlı olduğu, davaya konu takip ile istenilen 9 adet faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü ... Sayılı dosyasında davacı şirketin 681.452,22 TL cari hesap ekstresine dayalı bakiye fatura alacağını talep ettiği, söz konusu takibe konu faturaların gerek davacı gerekse davalı şirket kayıtlarında yer aldığı, toplam bakiye tespit edilirken davacı kayıtlarında yer alan 16.11.2015 tarihli 10.960,93 TL faturanın yargılama ile davacı aleyhine sonuçlandığından davacının cari hesap kayıtlarından çıkarılması gerektiği, bu durumda davalının borç tutarının 10.960,93 TL azalacağı, davalı ticari defterlerinde yer alan 11.278,32 TL, 24.209,00 TL, 10.586,97 TL ve 12.896,42 TL icra ana para hariç vs giderlerin davacının cari hesabından çıkarılması gerektiği, toplam tutar 58.970,71 TL, 42.000,00 TL tutarındaki İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına yapılan masrafların cari hesaptan çıkarılması gerektiği, huzurdaki davaya konu icra takip talebi için takip tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödemenin davacı kayıtlarında 193.923,70 TL ile davalı tarafından ise 220.079,39 TL olarak kayıt edildiği, aradaki farkın (220.079,39 TL -193.923,70 TL=) 26.155,69 TL olduğu, oysa takip dosyasında davalının 196.586,94 TL tutar borcu kabul ettiğini beyan ettiği, dosya kapak hesabında takipte kesinleşen miktarın 196.587,00 TL olduğu diğer icra giderleri ile beraber toplam bakiye borcun 220.070,39 TL olduğu, o halde davalının kayıtlarında cari hesapta kayıt edilmesi gereken tutar her iki firma içinde 196.587,00 TL olması gerektiği, davalı kayıtlarında yer alan 10.09.2015 tarihinde davacıya 313.483,63 TL ödeme yapıldığını gösteren kaydın ...tarafından İcra Dairesi hesabına 10.09.2015 tarihinde ödenen işleme ait kaydın olduğu, 42.000,00 TL ödemenin de davalı tarafından da beyan edildiği üzere bu icra takip dosyasına yapılan ilave ödeme olduğu, oysa önceki raporlarda da belirtildiği üzere davalı şirketin icra ile ödenen tutarlarda sadece fatura ana para alacağının davacının cari hesabına işlemesi gerekirken, ödenen toplam tutar ile ödenen fatura tutarları arasındaki icra gideri, harç, faiz, avukatlık giderlerini vs. davacının cari hesaba kayıt ettiği bu şekilde mevcut kaydın davacı aleyhine borç azaltıcı işlem olacağı, davalının cari hesaplarında icra dairesine ödenen asıl fatura dışındaki tutarların cari hesaptan çıkartılması gerektiği, davacı şirketin İstanbul 4.İcra Dairesi ... sayılı dosyada toplam takip bedelinin 683.463,79 TL olduğu, icra takip dosyasında talep edilen tutarın 681.452,22 TL ana para fatura alacağı ile 2.011,57 TL takip öncesi işlemiş faiz tutarından oluştuğu, davalı şirketin takip dosyasında sunduğu dilekçesinde 683.463,79 TL tutarı kabul etmediklerini 313.483,63 TL tutar borcu kabul ederek ödediklerini beyan ettiği, ödemenin 10.09.2015 tarihinde yapıldığı, bilahare 12.10.2015 tarihli dosya kapak hesabında takipte kesinleşen miktarın 313.483,63 TL olduğunun görüldüğü, dosya masrafına ait diğer giderlerindavalının beyanında da belirttiği gibi 42.000,00 TL olarak daha sonra ödendiği, o halde davalının kayıtlarında olan 42.000,00 TL tutarın davacının cari hesabından çıkartılması gerektiği, davalı kayıtlarında dava dışı İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’ne yapılan ödemenin 313.483,63 TL iken davacı kayıtlarında icradan yapılan bu tahsilatın 274.832,43 TL +35.889,00 TL=310.721,43 TL olarak kayıt edildiği, yapılan ödemede bilgi verilmediğinden kesinlik olmasa da davacıda yapılan tahsilat işleminin 313.721,43 TL kabulünün gerektiği, yapılan düzeltme kaydından sonra davacının davalı şirketten olan alacak tutarı, düzeltme işlemleri davacı kayıtlarında en eski tarih olan 15.09.2015 tarihinden itibaren olacağından; davacı şirketin 14.09.2015 tarih itibariyle davalıdan alacaklı olduğu miktarın 626.509,44 TL olduğu, (10.960,93 TL tutar yok sayılacaktır) bu alacak bakiyesine karşılık iki ayrı icra ödemesi nedeni ile tahsil kaydının 313.483,63 TL ve 196.587,00 TL tutarın kayıt edilmesi gerektiği, bu durumda davacının 16.11.2015 icra takip tarihinden sonra dosyaya yapılan ödemeler nedeni ile; (626.509,44 TL-313.483,63 TL-196.587,00 TL=) 116.438,81 TL alacaklı olacağı, ancak 22.10.2015 tarihinde davalıdan gelen 85.717,16 TL havale işleminin tenzili ile 30.721,65 TL olması gerektiği tespit edilmiştir.
Somut olayda, dava konusu takibin dayanağı 9 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından dava konusu takip dahil 3 adet icra takibi yapıldığı, tarafların ticari defterleri arasında farklılıklar bulunduğu, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasında 10.960,93 TL fatura nedeniyle yapılan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1280 Esas sayılı kesinleşen dosyası ile davanın reddine karar verildiği, ek rapordan sonra yapılan bu tespit ile artık davacı vekilinin işbu faturaya ait sözleşme sunmasının da bir önem arz etmediği, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine toplam 3 adet icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından icra dosyalarına yapılan ödemeler, davalının ticari defterlerine sadece ana para alacağını cari hesabına işlemesi gerekirken, ödenen toplam tutar ile ödenen fatura tutarları arasındaki icra gideri, harç, faiz, avukatlık ücreti vs cari hesaba işlemeksizin giderleştirilmesi gerekirken cari hesaba kaydettiğinden mevcut bu kayıtların davacı aleyhine borç azaltıcı işlemler olduğu bu nedenle davalının cari hesaplarında icra dairesine ödenen asıl fatura dışındaki tutarların cari hesaptan çıkartılması gerektiği görülerek, her ne kadar davalı tarafça yapılan ödemenin faturalara istinaden değil çeşitli denkleştirmeler içeren cari hesap ekstresine istinaden yapıldığı beyan edilmişse de, taraflar arasındaki cari hesabın zaten söz konusu takiplere konu faturalardan kaynaklandığından, davacının alacağından davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davacının 30.721,65 TL alacağı kaldığını tespit edilen denetime elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2.Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 524,65 TL harcın, alınması gerekli olan 2.098,59 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.573,94 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2026