T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1638 - 2026/199 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/09/2025
NUMARASI : 2023/847 Esas 2025/606 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12/02/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2018 tarihinde Kastamonu ilinde Üniversite içerisinden Gölköy istikametine seyir halinde iken davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plaka sayılı araç ile, davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı için şimdilik 500,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 12.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; davadaki taleplerini 228.835,16 TL' ye çıkarmıştır.
Davacı vekili 24.01.2022 tarihli dilekçesi ile; 99.596,24 TL'ye yükseltmiş noksan harcı tamamlamıştır.
Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ... plakalı araç, müvekkil şirkete, 07/08/2017–07/08/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 165294980 poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkiline yapılan başvuru 10187724 numaralı hasar dosyası açılmış ve müvekkilince dava öncesinde doğru veriler çerçevesinde hesaplama yapılarak 01.04.2019 tarihinde 31.068,00 TL ödeme yapıldığını, davacılara yapılan ödeme güncellenerek zarar hesabının yapılmasını ayrıca müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, 328.932,00-TL teminat limitinin bulunduğunu, sigortalının kusurunun tespitinin yapılmasını talep ederek teminat limiti ile sorumluluğu oranında hesaplama yapılmasını, ayrıca SGK tarafından rücuya tabi daimi iş göremezlik ödeneğinden ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin yapılarak var ise bu miktarın hesaplanacak olan tutardan düşülmesini taleple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, bilirkişinin düzenlenmiş olduğu ek raporda, mahkemece 2025 yılı verilerine göre hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 718.641,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olup, davalı tarafından yapılan 31.068,60 TL ödemenin yasal faiz oranı ile güncellenmesi sonucu bulunan 52.878,76 TL’nin mahsubu sonucunda, davacı lehine 665.762,25 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe limiti, 360.000,00 TL olup, poliçeden 31.068,60 TL ödendiğinden, 328.931,40-TL bakiye poliçe limiti kaldığı, dava konusu kazaya karışan, ... plakalı sigortalı aracın ticari-kamyonet olduğunun ZMMS poliçesinden tespiti edildiğinin belirtildiği, tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; davacı ...’in 02.03.2018 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, tüm vücut engellilik oranının %13 olduğu, iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde, davalı ... Sigorta ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın % 40 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...’in % 60 oranında kusurlu olduğu, 2025 yılı verilerine göre yapılan hesaplamada, davacı lehine 718.641,01 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olup, davalı tarafından yapılan 31.068,60 TL ödemenin yasal faiz oranı ile güncellenmesi sonucu bulunan 52.878,76 TL’nin mahsubu sonucunda, davacı lehine 665.762,25 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe limiti 360.000,00 TL olup, poliçeden 31.068,60 TL ödendiğinden, 328.931,40-TL bakiye poliçe limiti kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 328.931,40-TL tazminatın 01.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü Nail Kara’nın kusursuz olduğunu ve kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, ilk kararda hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsü %40 kusurlu bulunduğunu, fakat bu raporun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yargılama aşamasında mahkemeye sunulan kusur raporu uzman mütalaasından da anlaşılacağı üzere, sigortalı araç sürücüsüne en fazla %25 kusur atfedilebileceğini, ödeme tarihli zararın denetlenmesinde %25 kusura göre(kabul anlamına gelmemek üzere) hesaplamada davacının zararının karşılandığının görüleceğini, bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki veriler dikkate alınmadan prograsif rant yöntemi ile hesaplama yapıldığını, oysa ki AYM iptal kararından önce yapılan ödemede AYM iptal kararı uygulanamayacağından zararın denetlenmesinde ancak ödeme tarihindeki hesaplama yöntemi kullanılabileceğini, müvekkil şirket, davacıların 02.03.2018 tarihli kaza sonucu uğramış olduğu maddi zarara ilişkin 01.04.2019 tarihinde 31.068,60-TL ödeme yaptığını, yapılan ödeme ile meydana gelen kaza sonucu davacının uğradığı iddia edilen tüm zararların karşılandığını, davacıya yapılan ödeme 01.04.2019 tarihli olup, ödeme tarihi itibariyle yürürlükte olan 01.05.2015 tarihli ZMSS Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve %1.8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılmış ve ödeme tarihinde davacının tüm zararının karşılandığını, hukuk güvenliği çerçevesinde ödeme tarihinde, mevcut yasa ve içtihatlarla belirlenen uygulamaya istinaden ödeme yaparak borcundan kurtulan zarar sorumlusunun, Yargıtay’ın içtihat değişikliği nedeniyle sırf uygulanacak yaşam tablosunun ve hesap yönteminin değişmiş olması nedeniyle sonradan ortaya çıkan durum çerçevesinde yeniden tazminat borçlusu haline getirilmesi, hukuk güvenliğinin ihlali sonucunu doğuracağını, davacının ilk kararda maluliyete ilişkin itirazı olmadığından müvekkil şirket lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davacının hükme esas alınan gelirinin fahiş olduğunu, Asgari Ücretin 1.9497 katı üzerinden hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, davacı kaza tarihinde İlahiyat Fakültesi öğrencisi olup, okuldan alınan yazı cevabında davacının 06.07.2019 tarihinde mezun olduğunun belirtildiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yazı cevabında; "imam hatip" kadro unvanında göreve yeni başlayan personelin 2019 yılının ilk altı ayında 3.566,00-TL net maaş alacağı bildirildiğini, Bilirkişi Hesap Raporunda da mezun olur olmaz 06.07.2019 tarihinden itibaren 3.566,00-TL net maaş ile hemen çalışmaya başlayacağı varsayımı ile hesaplama yapıldığını, fakülteden mezun olduğu günün hemen ertesi günü kamuda imam hatip unvanı ile asgari ücretin 1,9497 katı (3.566,00-TL net gelir) gelir ile çalışmaya başlayacağının ülke şartlarına uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, avans faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ekte sunulan ve dosyada mübrez olan araç ruhsatına göre, aracın kullanım amacının "hususi" olarak belirtildiğini, yine sürücünün ifade tutanağı incelendiğinde sürücünün, Kastamonu Üniversitesi Kamu Yönetimi 1. sınıf öğrencisi olduğunu ve kaza esnasında araçla okula gittiğini ifade ettiğini, hem aracın hususi olarak kayıtlı olması hem de ticari amaçla kullanılmıyor oluşu değerlendirildiğinde, yasal faize hükmedilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hükümdeki faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, hükümde faiz başlangıç tarihi 01.04.2019 olarak belirlendiğini, halbuki usulüne uygun bir başvuru olmadığından maddi tazminat yönünden temerrüt tarihi en iyi ihtimalle dava tarihi olabileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararın HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir.
Ödemenin, ibranameye dayalı olmaksızın yapılması durumunda davacı ödemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek, bakiye zararı için hak düşümü süre söz konusu olmaksızın dava açabilir ise de, bu durumda dahi yapılan ödemenin, ödeme tarihi itibariyle zararı karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmeli, bu kapsamda yapılacak değerlendirmede, ödeme tarihindeki veriler ve Yargıtay tarafından benimsenen yöntem ve ilkeler nazara alınmalıdır.
Bilindiği üzere, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından ZMMS Genel Şartlar'ında 01/06/2015 tarihinden önceki dönemde (yahut poliçeye dayalı bir dava var ise poliçenin tanzim tarihi esas alınarak, öncesindeki Genel Şartlar'a göre tanzim edilmiş poliçe mevcut ise mevcut poliçe çerçevesinde), "gerçek zarar" hesabında, PMF1931 Yaşam Tablosuna göre, muhtemel yaşam süresi ve destek sürelerinin belirlenmesini, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin bilinmeyen dönem hesaplarında ise "Progresif Rant" formülü uygulanması gerektiğini kabul etmiş iken, Daire, AYM'nin KTK'nın 90. maddesindeki tazminat hesaplanmasında "Genel Şartlara" atıf yapan hükümlerin iptal edilmesinden sonra 2020 yılı Aralık ayında içtihat değişikliğine giderek, gerçek zarar hesaplanmasında "TRH 2010 Yaşam Tablosunun" ve "Progresif Rant Yönteminin" uygulanmasını kabul etmiş, yapılan içtihat değikliği ile 2010 yılından sonraki kazalar açısından, "gerçek zarar" hesabında bu yöntemin uygulanacağını kabul etmiştir. Bu nedenle tazminat borcunun yetersiz olması yahut hiç ödenmemiş olması durumunda davada hesaplanacak bakiye tazminatın yapılan içtihat değişikliği çerçevesinde uygulanması gerektiği Dairemizin de kabulündedir.
Uyuşmazlık, "Hukuk Güvenliği" çerçevesinde, ödeme tarihinde mevcut yasa ve içtihatlarla belirlenen uygulamaya istinaden ödeme yaparak borcundan kurtulan zarar sorumlusunun, Yargıtay'ın içtihat değişikliği nedeniyle, sırf uygulanacak yaşam tablosunun ve hesap yönteminin değişmiş olması nedeniyle sonradan ortaya çıkan durum çerçevesinde yeniden tazminat borçlusu haline getirilip getirilemeyeceğine, daha basit anlatım ile ödeme tarihinde TBK, KTK Hükümleri ve Yargıtay'ca benimsenen yöntem ile 100,00 TL zararı olduğu kabul edilen kişiye zarar görenin 100,00 TL ödeyerek sorumluluğu sona erdiği durumda, yıllar sonra Yargıtay'ın içtihat değişikliğine gitmesi nedeniyle ödeme tarihindeki ödemenin sonradan çıkan içtihat çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, bu kapsamda, tazminat miktarının ödeme tarihi itibariyle artması halinde örneğin 120,00 TL olması durumunda eksik ödemeden bahsedilip edilemeyeceği, yahut ödeme tarihinde 100,00-TL olan tazminatı sonra çıkan içtihat değişikliği ile 80,00 TL'ye düşmesi halinde yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.
Dairemizce bu hususta yapılan değerlendirmede, hukuk devletinde "hukuk güvenliğinin (Hukuki Güvenlik)", Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında; "mülkiyet hakkının da" teminatı olduğu yönündedir. Dolayısı ile bir şekilde öncesinde sonra eren borcun, sonrasında yasalar yahut içtihat değişikliği ile ödemenin yetersiz yahut fazla olduğu kabul edilerek, fazla ödemenin iadesinin sağlanması yahut yetersiz ödeme olduğunun kabul edilmesi ve bakiye tazminat belirlenmesi mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Bu açından, mevcut yasalar ve içtihatlar çerçevesinde yapılan ödemeden sonra, yasa değişikliği yahut içtihat değişliği nedeniyle ödemenin fazla olduğu ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talep edilemeyeceği gibi, kuralların her iki tarafa eşit uygulanması açısından, sonradan yapılan değişiklik ile ödeme tarihindeki tazminat miktarının yetersiz olduğu ileri sürülerek, bakiye tazminat istenemez. Bu açıdan haksız fiil nedeniyle meydana gelen zarara ilişkin olarak daha önce bir ödeme var ise, ödeme tarihindeki kanun ve uygulamalar çerçevesinde ödemenin yeterli olup olmadığı değerlendirilmeli, ödeme tarihindeki kanun ve uygulamalar çerçevesinde dahi ödemenin yetersiz olduğunun tespit edilmesi durumunda, güncel hesaplamanın, hükme esas rapor tarihindeki içtihatlar nazara alınarak yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Bu tür yaklaşım kişilerin sorumluluklarını yerine getirmesinde daha istekli olmasını sağlayacaktır.
Yukarıda da, açıklandığı üzere, cismani zarar nedeniyle tazminat davalarında, davadan önce yapılan bir ödeme var ise ödeme tarihi itibariyle yetersiz ödemenin olması durumunda bakiye zarar talep edilebileceğinden, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, öncelikle davalı tarafından daha önce yapılan ödemeye yönelik hasar dosyasının tamamı dosyaya kazandırılarak, öncelikle TRH2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faize göre ödeme tarihindeki verilere göre kusur oranı ve %13 maluliyeti olduğu gözetilerek tazminat miktarının hesaplanması, hesaplama çerçevesinde yapılan ödemenin yetersiz olması durumunda, hesap tarihine göre yapılacak hesaplamanın ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliği gereğince TRH2010 Yaşam Tablosu Ve Progresif Rant Yöntemine göre yapıldığı, önceki ödenen tazminatın ise güncellenerek mahsup edildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve denetime elverişli olmayan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Gelire ilişkin olarak ise, davacının üniversiteden mezun olur olmaz eğitimini gördüğü alanda hemen iş bulamayacağı gözetilerek, iş bulabilmesi için mezuniyetten itibaren makul işe giriş süresi olarak kabul edilecek süreye kadar asgari ücretten hesaplama yapılması, 1 yıllık makul süreden sonra ise tespit edilen gelir üzerinden hesaplama yapılması gereğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11/04/2016 tarih ve 2016/2990 Esas, 2016/4763 Karar sayılı ilamı)
İşletilecek faiz türünün tespitinde ise, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Mahkemece, aracın ruhsatı getirtilerek belirtilen şekilde değerlendirme yapılmaması da ayrıca isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair, istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
1.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12/09/2025 tarihli, 2023/847 Esas - 2025/606 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine,
4.İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 18. İcra Dairesinin 2022/7024 Esas sayılı dosyasına yatırılan 620.000,00 TL değerindeki teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
5.İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 4. Genel İcra Dairesinin 2023/140967 Esas sayılı dosyasına yatırılan 1.250.000,00 TL değerindeki teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
6.İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
7.Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.