11. Ceza Dairesi 2021/29380 E. , 2025/14880 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerektiği, bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu nitelikli hâlin uygulanamayacağı nazara alındığında ; katılanın, telefonla arayarak kendisini emniyet mensubu olarak tanıtan kişi tarafından kandırılması sonucu sanığın banka hesabına 11.000 TL yatırması şeklinde gerçekleşen somut olayda, bankanın ödeme aracı olarak kullanılması nedeniyle banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasından söz edilemeyeceği, sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 158/1-L maddesinde düzenlenen "kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi, kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturacağı ancak suç tarihi itibariyle 158/1-L maddesinin yürürlükte olmadığı bu nedenle eylemin aynı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "Dolandırıcılık" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkumiyet kararının verildiği 12.11.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.