2. Ceza Dairesi 2023/24551 E. , 2025/22283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin; ''İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme sonucu karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince bu eksikliğin giderilmediğine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi'nin 03/11/2021 tarihli ilamında belirtilen eksikler giderilmeden İlk Derece Mahkemesince verilen karar hatalı olup istinaf incelemesinde bu hususla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığına, olayın gerçekleşme saati hususunda mahkemece net bir kanıya varılamadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği suçun işleniş saati net olarak tespit edilemediğinden suçun gündüz vakti işlendiğinin kabulü gerektiğine, verilen kararın sanık lehine bozulmasına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2019/697 Esas, 2020/247 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2020/1631 Esas, 2021/2846 Karar sayılı kararı ile “...
1.Uyap kayıtlarına göre yaz saatinin uygulandığı suç tarihinde Mersin ilinde güneşin batış saatinin 16:51 olduğu, yaz saati uygulaması ve TCK'nın 6/1-e maddesi hükmü nazara alındığında gece vaktinin saat 18:51'den sonra başladığı, sanığın soruşturma aşamasında tespit edilen beyanında eylemini saat 19:00'dan sonra gerçekleştirdiğini belirttiği, mağdurun 29.10.2019 tarihli ilk ifadesinde sanığın iş yerine saat 19:45 sıralarında müşteri gibi girdiğini bir müddet durduktan sonra cam tezgahın içindeki telefonu alarak çıkıp gittiğini, bunu görünce 155 ihbar hattını aradığını beyan ettiği, 29.10.2019 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında olayın haber merkezince 19:50 sıralarında bildirildiğinin imza altını alındığı, dosya içerisinde bulunan kamera saatinin güncel olmadığının anlaşıldığı, ancak kamera saatinin güncel saatten kaç saat ileri olduğunun belirtilmediği, kovuşturma aşamasında taraflara suç saatinin sorulmadığı olayda; Kamera saatinin güncel saatten ne şekilde farklı olduğunun, buna ilişkin tespit yapılıp yapılmadığının ilgili kolluğa sorulması, sanığın ve mağdurun suç saatine ilişkin beyanlarının tespit edilmesi, mağdur tarafından olayın hemen akabinde 155 hattına yapılan ihbarın kayıtlarının ve konuşma dökümünün getirtilmesi ve toplanacak delillerin dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek sanık hakkında TCK'nın 143. maddesinin uygulanma koşullarının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Sanığın, adli sicil kaydındaki Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/78 esas, 2014/298 karar sayılı kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna ilişkin olup, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında; 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki genel kurallar değil, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesindeki özel hükümlerin uygulanması gerektiği, buna göre de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesindeki kuralların geçerli olacağı anlaşıldığından, sanığın ancak kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hallerinde hüküm açıklanabileceği gözetilmeden, sanığın denetim süresi içinde işlediği kabul edilen hırsızlık suçundan dolayı açıklanması geri bırakılan hüküm için CMK'nın 231/11 maddesi uyarınca bildirimde bulunulması, 3-15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunduğundan” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2020/1631 Esas, 2021/2846 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2023 tarihli ve 2021/811 Esas, 2023/115 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.