T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2023
ESAS-KARAR NO : 2021/644 E - 2023/508 K
DAVANIN KONUSU : Tazminat
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15 yıldır ..., ... ve ... ulusal markalı ürünlerin bayiliğini yapmakta iken davalı ile akdettiği 01/03/2019 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli ek protokol ile davalı firmanın ... Doğal Kaynak Suyu ürünlerinin satışını üstlendiğini, sözleşme ve protokolün tek nüsha olarak düzenlendiğini ve davalıda bulunduğunu, imzasız örneklerinin dava dilekçesine eklendiğini, müvekkilinin sözleşme ile davalı ürünlerinin ... bölgesinde tek satıcılığını yaptığını, protokolde eski (..., ... ve ... markalı) ürünlerin satışını yaptığı müşterilerine davalıya ait ... markalı ürünlerin satılacağı ve müvekkilinin satış sebebiyle sattığı ürünlerin %10'u oranında bedelsiz ürün kazanacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin eski ürünlerin satışını terkederek davalıya ait ürünlerin satışını gerçekleştirmeye başladığını, davalı firmada yaşanan yönetimsel değişiklikler sonrasında sözleşme süresinin bitiminden önce 03/03/2021 tarihinde davalı yeni üst yönetimin 01/01/2021 tarihi öncesine ait tüm sözleşmeleri feshettiğini, müvekkiline ait bayiliğin davalı tarafından başka bir bayiye verildiğini, ilişkinin sonlandırıldığını, müvekkilinin bedelsiz ürün hakkı bulunmasına rağmen davalının bölge satıcısını değiştirmesi sonrasında yeni bölge satıcısı tarafından müvekkilinden bedelsiz ürünlerle ilgili alacak talebinde bulunulduğunu, icra takibine itiraz üzerine davalı tarafından itirazın iptali davasının açıldığını, müvekkilinin eski ürünlerin satışını bıraktığı için artık eski ürünlerin satışını kaybettiğini belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL menfi zarar ve 10.000,00 TL müspet zarar olmak üzere toplam 20.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak yazılı bir bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlı ek protokol imzalanmadığını, davacının sunduğu bayilik sözleşmesinin maktu sözleşme olduğunu, sözleşmede imza bulunmadığını, davacı bilgilerinin de yazılı olmadığını, müvekkilinin imzalamadığı bir sözleşme nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacının müvekkili şirketin ... bölgesinde tek satıcılığınını üstlendiğini, davacının müvekkilinin ürünlerinin bayiliğini yapmakta iken aynı depoda ... Su markalı ürünlerin de satışını yaptığının tespit edildiğini, uyarıya rağmen satışa devam etmesi üzerine bayilik ilişkisinin haklı nedenle sona erdirildiğini, asıl müvekkilinin zarara uğradığını, davacının başka marka su sattığı gibi hedeflenen miktarda satış da yapamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yetki itirazının reddiyle, davacı şirketin dosyaya sunmuş olduğu sözleşmede davalı şirketin imzasının bulunmadığı, davalı şirket tarafından sözleşmenin varlığı ve geçerliliğinin kabul edilmediği, bilirkişi raporları ve dosya kapsamından taraflar arasında cari bir ticari ilişkinin olduğu anlaşılmakta ise de taraflar arasında akdedilmiş geçerli bir sözleşme bulunmadığından, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden ve bayilik sözleşmesine aykırı hareket edildiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle davacının müspet zarar tazmini talebinin yerinde olmadığı, menfi zarar yönünden ise, taraflar arasında geçerli bir bayilik sözleşmesi olmadığı gibi, dosyadaki delillere göre tarafların yeni bir sözleşme kurulacağına dair inançlarının da olmadığı, davacının ne şekilde menfi zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının sözleşme ve protokolü mail yoluyla müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin de sözleşme ve protokolü imzalayarak davalı şirkete gönderdiğini, sözleşme asıllarının davalı şirkette olduğunu, davalı şirketin satış müdürü tarafından müvekkiline gönderilen mailde anlatılan hususların doğru olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin imzalanmadığı varsayılsa bile mail yoluyla gönderilen sözleşmenin yani icabın müvekkili tarafından imzalanarak davalıya teslim edildiği sabit olduğundan sözleşmenin kurulduğunu ve bayilik ilişkisinin başladığını, davalı şirket yetkililerinin isticvap edilmesine ve davalı şirket satış müdürünün tanık olarak dinlenmesine yönelik taleplerin mahkemece red edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bayilik sözleşmesinin şifai olarak yapılabileceğini, taraflar arasında cari ilişki kurulduğundan ticari ilişkinin de mutlaka sözleşmeden kaynaklandığını, uyuşmazlığın çözümü için müvekkili, davalı ve distribütör firmalar arasındaki ilişkilerin de detaylı incelenmesi gerektiğini, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkide davalıya ait su ürünlerinin müvekkiline tesliminin doğrudan değil bölge distribütörleri tarafından yapıldığını, davalı firma tarafından müvekkiline doğrudan fatura düzenlenmediğini, davalının distribütörlere, distribütörlerin de müvekkiline fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya düzenlenen faturaların ise yeni müşterilerindeki başka markalara ait eski damacanaları alıp davalıya göndermesinden kaynaklı davalının müvekkilinine ödediği bedellere ilişkin olduğunu, bunun dışında yine davalının yaptığı indirimlerin yansımasına ilişkin müvekkili tarafından davalı adına hizmet bedeli adı altında faturaların düzenlendiğini, bu nedenle distribütör firmaların defterlerinin de incelenmesi gerektiğini, ek protokoldeki müvekkilinin eski müşterilerine davalıya ait ürünlerin satılması nedeniyle %10 oranında bedelsiz ürünün verileceğine ilişkin hükmün değerlendirilmediğini, anlaşma uyarınca müvekkilinin müşterilerinden eksik aldığı tutara ilişkin müvekkili tarafından davalıya düzenlenen faturalara yönelik detaylı hesaplama yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının haksız fesih iddiasına dayalı menfi ve müspet zarar talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğu ve davacının yazılı sözleşme nedeniyle zarara uğradığının ispatlanamamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6.Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 20/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."