T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1822 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/1076 Esas - 2023/481 Karar
TARİH: 11/05/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'ın davacı şirketten ayrılır ayrılmaz davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu ve halen bu firmada aynı işle iştigal ettiğini, ...'ın davacı ile iş akdi feshedildiğinde davacı hakkında işe iade davası açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, adı geçen davalının diğer davalı ... ve ..... Şti'nde yönetim kurulu üyesi ve yetkili müdür olduğunu; davalılardan...'in de davacı şirkette çoklu taşıtım sistemleri müdürü olarak çalıştığını, davacının müşterilerinden olan...Şirketini ve aynı şirketin .......da kurulu...... Şirketinin müşteri portföyünden çıkartılmasını talep etmesi üzerine anılan firmaların müşteri portföyünden çıkartıldığını, adı geçen davalının bu iki firmayı davalıları rekabette öne geçirmek amacıyla portföyden çıkatırarak davacıyı yanılttığını, bu iki firmanın yüklerinin davalılardan tarafından taşındığını öğrendiklerinde davalı...'in istifasının talep edildiğini, adı geçen davalı istifa ettikten sonra davalı ...şirketinde işe başladığını, adı geçen davalıların gerek bu eylemleriyle, gerekse davacıdan aldığı bilgi ve sırları paylaşarak, gerekse dava dilekçesinde yazılı olan diğer eylemleri nedeniyle davacı aleyhine hakkız rekabette bulunduklarını beyanla davalıların haksız rekabete konu eylemlerinin tespiti ve engellenmesi, davalıların davacıyı haksız rekabet nedeniyle uğrattıkları ve uğratacakları muhtemel maddi kayıpların dava sırasında belirlenecek bedelle ticari faizle giderilmesine, dava sırasında belirlenecek bedelle davalıların kusurları nedeniyle davacının zarar ve ziyanlarının tazmini , haksız rekabet sonucunda davalı lehine davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığında da belirlenecek miktarın ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili şirkete çalışmalarının bulunmadığını, müvekkilinin " ...." isimli firma dışında dava dilekçesinde belirtilen hiçbir şirket ile çalışması bulunmadığı gibi dava konusu konteynırlarla da ilgili bir çalışmanın mümkün olmadığını, dolayısıyla müvekkili yönünden haksız rekabetin bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ve... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkillerine isnat edilen tüm eylemlerin iş akdi devam ederken varlığı iddia edilen eylemler olduğunu, bu nedenle davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından HMK madde 107'ye aykırılık mevcut olduğunu, davalılardan ........'un iş akdinin davacı tarafından fesh edildiğinin, ........'ın ise davacının basıksıyla istifa ettiğini, müvekkillerinin davacı iş veren nezdinde her zaman üzerinden amir ve müdürü olan iş verenin ve iş veren vekilinin gözetim ve denetiminde çalıştıklarını, herhangi bir şekilde konteynır kullanmadıklarını, taraflar arasında yazılı rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, müvekkillerinin herhangi bir ticaret sır verilmediğini bu nedenle müvekkilleri tarafından haksız rekabet yaratacak sır kavarımı veya paylaşımının mümkün olmadığını beyanla davanın öncelikle görev yönünden olmadığı takdirde esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ...Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı firmanın yaptıkları işlerin benzer olması nedeniyle aynı iş konumunda çalıştırdıkları personelinde birbirine benzer iş yapmasının olağan olduğunu, dolayısıyla personelin bir iş yerinden ayrılıp diğer iş yerinde işe başlamasının olağan bir durum olduğunu, ... Firmasının , müvekkilinin çalışanı olan...'nun eski çalıştığı dönemlerden portföyünde olan bir firma olduğunu, dolayısıyla bu durumun haksız rekabet teşkil etmediğini, davacının iddia ettiği konteynırlardan sadece birinin müvekkili tarafından kiralandığını, müvekkilinin diğer iki konteynırla hiçbir ilgisinin olmadığını , dava dilekçesinde yazılı olan haksız rekabet iddialarının yersiz olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 11/05/2023 tarih ve 2022/1076 Esas - 2023/481 Karar sayılı kararında; " Tüm dosya kapsamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD. 2020/995 E, 2022/1586 K ssyılı ve 03.11.2022 tarihli kararına hep birlikte değerlendirilmesinde ; dava, haksız rekabet iddiasıyla tazminat talebine ilişkin olup, TTK m. 54 ve devamı maddelerinde belirtilen haksız rekabet hükümlerine dayanmaktadır. Haksız rekabet TTK m. 54/2'de "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkiyi etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar" olarak tanımlanmış ve devamında örnekleme yolu ile haksız rekabet teşkil edebilecek fiiller sayılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD. 2020/995 E, 2022/1586 K sayılı kaldırma ilamı da dikkate alınarak bilirkişi heyetine sektör bilirkişide eklenmek sureti ile ek rapor alınmış olup bilirkişi heyet raporun göre; taşımacılık sektöründeki müşterilerin hizmet aldıkları şirketin işyerinde veya ofisinde değil çoğunlukla anlık iletişim araçlarıyla operasyondaki personel ile iletişim kurdukları, bu nedenle müşterilerin, şirketten ziyade anlık iletişim araçlarıyla görüştükleri personele bağlılık hissettikleri, dolayısıyla çalışanın firma değiştirmesiyle çoğunluk müşterinin de kendiliğinden firmalarını değiştirdikleri, taşıma-lojistik sektörü özelinde bu durumun ticari hayatın akışına uygun olduğu ,davalılar .... ve ..'ın uzun yıllar edindikleri bilgi birikimini, tecrübelerini ve hatta edindikleri müşteri portföyünün büyük bir kısmını (kendileri bu yönde bir eylemde bulunmasa bile) daha önce çalıştıkları firmalardan davacı şirkete de taşımış olması; davacı şirketten ayrılmaları ile birlikte veya bir süre sonra davacı şirketten davalı gerçek kişilerin çalıştığı davalı şirkete intikal etmesi mümkün olduğu; sektörel bakımdan taşıma şirketlerinde müşterilerin şirketten ziyade ani iletişim araçlarıyla iletişim kurduğu şirket çalışanlarına kendilerini bağlı hissettiği, çalışanların ayartma yönünde herhangi bir eylem yapmasalar dahi müşterilerin büyük çoğunlukla kısa süre içinde (iki şirket arasında çok açık bir fark olmadıkça) ve büyük oranda onlara takiben yeni şirkete geçtikleri; ayrıca davalı gerçek kişilerin tüm müşteri portföyü ile tüm bilgi birikimlerinin davacı şirket sayesinde oluştuğu ileri sürülemeyeceği gibi, bu bilgi birikimi ve tecrübenin ticari sırlardan faklı olduğu ve davalı gerçek kişilerin bunları sonraki işyerlerinde de uygulayabileceğinin değerlendirildiği; davalı gerçek kişilerin yeni bir iş kurma ve iş sözleşmesini sonlandırmalarının girişim ve çalışma özgürlüğü bağlamında anayasal güvence altında olduğu ve bu nedenle başlı başına haksız rekabet eylemi sayılamayacağı; davacı tarafça ayrıca davalı şirketin haksız rekabet eylemine ilişkin de iki çalışanın bünyelerine katılması dışında bir veri sunulmadığı, tespit edilmiş olup bu kapsamda davacı yanın ileri sürdüğü haksız rekabet eylemleri hakkında somut veriler ortaya koyması gerekmekte olup dosya münderecatındaki delillerin haksız rekabet eylemini somut ve objektif olarak ispatlamaya yeterli olmadığı ,davalı şirketin haksız rekabet eylemine ilişkin de iki çalışanın bünyelerine katılması dışında bir veri sunulmadığı, davalı şirketlerin portföyüne geçen müşterilerin ise davalı gerçek kişilerin veya davalı şirketlerin dürüstlük kurallarına aykırı bir eylemi ve bu eylemle müşteri geçişi arasındaki ilişkinin davacı tarafından ortaya konulamadığı bu kapsamda dayanılan bu sebeplerin TTKm. 54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği, mevcut durum itibari ile davacı tarafça haksız rekabet iddiası ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''Açılan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK md. 54 vd. hükümleri incelendiğinde haksız rekabete ilişkin, “tarafların rakip olma zorunluluğunun bulunmaması”, “aldatıcı hareket veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın mevcut olması”, “failin yarar sağlamasının şart olmaması”, “failin kusurun aranmaması”, “zarar görme şartının bulunmaması” gibi bazı ilkelerin varlığının dikkat çektiğini, haksız rekabet konusu eylemlerin aykırılık teşkil etmesinde davalı şirketin ekonomik yönden güçlendirildiğinin görülmesinin yanında, unutulmaması gereken bir hususun da; haksız rekabet hükümlerinin sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil rekabete dayalı ekonomik düzenin korunmasını amaçlaması olduğunu (Poroy,Yasaman S.291,İmregün S.386), yasa koyucunun amacının uygulanması mümkün olmayan yasal düzenlemeleri yapmak değil bizzat bu yasal düzenlemeler ile rekabetin düzenlenmesini ve dürüst güvenilir ortamda hukuka uygun gerçekleşmesini sağlamak; buna aykırı davrananlara da yargı erki tarafından uygulanması gereken yaptırımları belirlemek olduğunu; dolayısıyla uygulanmayacak veya uygulanması engellenecek yorumlarla yasal düzenlemeleri kadük bırakmanın haksız rekabeti büyüttüğünü ve saldırgan rekabet koşullarının oluşmasına neden olduğunu, bu yönden bakıldığında davalı şirketin istinaf başvurusunun yerinde olmadığının görüleceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, haksız rekabeti, aldatıcı hareket veya dürüstlük kurallarına aykırı diğer şekillerde ekonomik rekabetin kötüye kullanılması olarak tanımlamaktadır.Rakipler veya tedarikçilerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu; bu kapsama giren her türlü fiilin haksız rekabet teşkil edeceğini, Davalı şirketler ........ ve .......... şirketlerinin davacının eski çalışanlarından... ve davalı şirket kurucu ortağı ...’ı bünyesine katarak, davacının rekabet gücünü zayıflatmayı amaçlamadıklarını ve malesef yargı kararlarının lehlerine olması nedeniyle de bunu başardıklarını, davanın makul yargılanma süresini aştığını ve bu konuda da haklarını kullanıcaklarını da gözeterek davanın kısa bir özetini yapmakta fayda bulunmakta olduğunu, Davanın açıldığı yıl olan 2014 yılı dilekçelerinden önemli kısımların alındığını, dava dilekçelerin de; davalı eski çalışanlar davalı şirketin kendilerine sunduğu yüksek ücret, davalı ...’a sunulan ortaklık teklifi ve bunun gibi kişisel menfaatleri uğruna davacı şirketin ticari sırlarını davalılara sunarak haksız rekabetin unsurları olarak davada yer aldıklarını,
Davalılardan...’in davacı firmada ........... yani Çoklu Taşıtım Sistemleri Müdürü olarak çalıştığını, ..'in; ... A.Ş‘nin devamlı müşterilerinden olan .. .........Şti ve aynı şirketin Almanya’da kurulu........ şirketini yeterli kazanç getirmediği karsız olduğu gerekçesiyle müşteri portföyünden çıkarılmasını ısrarla talep ettiğini; bu talepleri sonucu firmaların müşteri portföyünden çıkarıldığını, oysa ..... firmasının ve ......... firmaları ile .....nin yıllık iş hacminin 3.024.625 TL’lık kısmını karşılayan firmalar olduğunu; davalının bilerek ve isteyerek 6012 sayılı TTK 55.madde 2. Fıkra hükmünde yer alan” Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, ”fiilini gerçekleştirdiğini; müşteri portföyünden çıkardığı bu iki firmayı üçüncü kişi olan davalıları rekabette öne geçirmek amacıyla davacıyı yanılttığını; müşteri portföyünden çıkarılan bu iki firmanın davalılar tarafından yüklerinin taşındığı öğrenildiği gün 16 Haziran 2014 davalı...’in istifasının talep edildiğini; K......... 17 haziran 2014 günü iş hayatında önemli bir sosyal paylaşım ağı olan ....’ da kendini ..... ... şirketinde “....” olarak belirttiğini ve orada işe başladığını, davalılardan ...’ın 21.03.2014 tarihinde Davacı ..... İŞ Kanunu 25.madde’ye aykırı eylemleri nedeniyle iş akdinin feshinin sonrasında Batu İntermodal’ da kurucu ortak olmasının ardından davalıların (eski çalışanlar ve davalı şirketler) birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğratmak amacıyla harekete geçtiklerini, davalı...’ in davacı müvekkili firmada çalıştığı dönemde davacı şirketin eşya taşıma amacıyla kiraladığı 3 adet konteynerin kayıp olduğu ve bu konteynerlerin davalı şirketlerin menfaatine taşıma yaptıklarının belirlendiğini, müvekkili şirketin eski Intermodal Müdürü olan ....'in direktif vererek, bazı konteynerleri şimdiki İş Geliştirme Müdürü ve diğer davalı ...’ın hissedarı olduğu ...A.Ş.ve diğer davalı şirket .......... A.Ş’nin kullanımına tahsis ettiğini; konteynerlerin birini ise ..... Lojistik eski çalışanı ..... ile organize ederek, müvekkili şirketin kullanım alanından çıkartarak kendi çıkarlarına göre kullandıklarını; Sevan Haçikoğlu'nun şu an .......’te Operasyon Müdürü olarak ....... ile beraber çalıştığını, ........'in davacı firmadan ayrıldıktan sonra defalarca talep edilmesine rağmen konteynerleri teslim etmediğini ve davalı şirketler yararına kullanmayı sürdürdüğünü; uzun araştırmalar sonucunda konteynerlerin izine rastlandığın ve ikisinin yerinin tespit edildiğini, konteynerlerin bulunduğu KB Nakliyat lojistik Dağıtım firmasının gönderdiği e-mailde söz konusu kayıp konteynerlerden 2 adetinin...’ in talimatı ile DSV harici firmalar özellikle davalılar tarafından taşıma işlerinde kullanıldığının belirtildiğini; kayıp konteynerlerden bir adetinin de şu anda ...adına kullanıldığı ve İtalya’nın Trieste limanından çıkarak Türkiye .... limanında boşaltılacağı bizzat... tarafından ..... çalışanı .....’a bildirildiğini, davalının eski çalışan davacı işyerinde başladığı haksız rekabet eylemlerine işten ayrıldıktan sonrada hızla devam ettiğini ve etmekte olduğunu, davalı...’in yetkisi dahilinde yapılan müşteri .... ... firmasının taşıması için .... ile anlaşıldığı ortadayken 08.05.2014 ve 15.05.2014 tarihli .....’dan İtalya’ya yapılan iki adet konteyner yüklemesinin akıbeti hakkında ... A.ş’den, ..... konu ile yetkiliye herhangi bir fatura kesilmediğine dair soru sorulduğunu ve sevkiyatların Davalı... tarafından takip edildiği ancak kendisi işten ayrıldığından taraflarına fatura kesilmeden önce konteynerler ve yükler hakkında 17.09.2014 tarihli mail kontrol ederek ... A.Ş’ye bilgi dönülmesi talep edildiğini, ancak ilgili sevkiyatın diğer davalı...’in kontrolünde, davalı Davalı ...’ın erkek kardeşi olan ...’ın yetkili olduğu şirket .............Şti.’ne yaptırıldığının ortaya çıktığını; hizmetlerin ...........Uluslararası taşımacılıktan alınmasına rağmen konteyner masraf (kira v.d) faturalarının davacı firmaya ödettirildiğinin ortaya çıktığını, davalı...'in; davacı .....’nin gümrük işlemlerini yapan ... sahibi ...’ında ortağı olduğu ....Şti’inde gizli ortak olarak yer aldığını, davalıların .........’nin müşterilerinin taşıma işlerini haksız rekabet yaratarak 3.firmalara yaptırdıklarını ve bu işlere ait gümrük işlemlerini de bu firma üzerinden yaptıklarını, davalı şirketler .....( ....) ve .... KARAYOLU (..... ULUSLARASI TAŞIMACILIK) firmalarının ortakları arasında yer alan kişinin aynı kişi olduğunu; ....... adlı bu kişinin her iki davalı şirketin de ortağı olduğunu; davalı eski çalışanların söz konusu haksız rekabet eylemlerinde bu iki firmaya haksız çıkar sağlamakta olduklarını; davalı şirketlerden hangisi taşıma işi için o anda uygun ise o şirket ile taşıma yaptırdıklarını,
Davalı ... davacı işyerinde ... Director yani Kara Bölümü Direktör’ü olarak çalıştığını; iş kanunu 25.madde’ye aykırı eylemleri nedeniyle iş akdinin feshedildiğini; davalı ...'ın, davacı müvekkili ... A.Ş’nin de bünyesinde bulunan ... yabancı yatırımcı ortağın ....’da yer alan şirketinden yani ......’dan D....’nın Türkiye Acenteliğini 2 Temmuz 2014 tarihinde mail yolu ile talep ettiğini, ... ‘in kendi ofisi olan Davacı ... A.Ş Türkiye’de yerleşik yabancı sermayeli bir şirket olarak yer almasına rağmen bu e-mail üzerine .....Acente Müdürünün o dönemki ... A.Ş Genel Müdürüne yazarak konuyu ilettiğini ve bu şekilde davalının haksız rekabeti ve BK’ na göre yükümlü olduğu rekabet yasağına aykırı davranışı bir kere daha tescillenmiş olduğunu, davalı ...’ın erkek kardeşi olan ...’ın yetkili olduğu şirket ..... Şti. nin müşterilerine ait taşıma hizmetleri .......den alınmasına rağmen ...kesilen navlunların faturası davacı ... A.Ş’ ye ödetildiğini; davacı müvekkili Şirketin,üçüncü şahıslar lehine zarara uğratıldığını, davalı ... diğer davalı... ile birlikte hareket ederek davacı şirketin iş ve ticari sırlarını bilecek durumda olduklarından zarara uğratmak amacıyla haksız rekabet yaratmakta olduklarını, ayrıca BK anlamında rekabet yasağına aykırı davranışlar sergilemekte olduklarını, eski çalışanın sadece kendisinin değil, aynı zamanda başka bir üçüncü kişinin de rekabet kabiliyetini arttırmaya yönelik, destekler eylemlerinin de haksız rekabeti belirleyen, ekonomik rekabeti etkileyen eylemler olduğunu; işten ayrılan eski çalışanların birden ayrılmayıp kademeli ve zaman içinde ayrıldıklarını; ilk ayrılan çalışan ...’dan sonra işten ayrılan çalışan..., ilk ayrılan eski çalışana davacı şirket hakkında yeni politikaları ile ilgili bilgi akışını sürdürdüklerini ve o an için kendileri açısından 3.kişi konumundaki davalı şirketin ekonomik rekabetini destekler ve kabiliyetini arttırır eylem içinde olduklarını; 6012 sayılı TTK 55.madde 2.fıkrada yer alan haksız rekabet eylemine uyan davranış sergilediklerini, eski çalışanların haksız rekabet eylemlerini davacı işyerinde çalıştıkları dönemde planladıklarını ve 01.03.2014 tarihinde her iki davalı eski çalışanın kiralık işyeri baktıklarına ilişkin e-mail yazışmalarının ekte sunulduğunu, her iki davalı çalışan birlikte hareket ederek davacının müşterileri olan... bünyesinde yer alan ......A.Ş ve ... ......A.Ş firmalarının taşıma işlerini davalı firmalar aracılığı ile gerçekleştirdiğini, haksız rekabet yaratarak davacının kurumsal kimliğine zarar verdiklerini, böylelikle; davalıların yarattıkları haksız rekabet eylemi sonucunda kaybedilen ve davacı için en önemli olan bazı firmalar ve bu firmalar ile yapılan yapılan iş ve kapasiteleri yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını; davalı firmanın kısa bir sürede bu kadar firmayı zahmetsiz olarak kazanma yolunda gittiğinin en açık örneği olduğunu, Eski çalışanları bünyesine katmak yoluyla onlardan aldığı bilgi ve sırları paylaşarak haksız rekabet yaratan davalıların eylemlerinin, müşteri ve eski çalışanların rekabet kurallarına aykırı şekilde kendine yönlendirilmesinin rekabeti etkileyen eylemler olduğunu, davalı işletmelerin, işinde uzman, kabiliyetli ve yeterli tecrübeye sahip birini çekerek rekabet gününü arttırmayı hedeflerken aynı zamanda, eski çalışan davalıları kendi bünyesine katarak önceki işletme olan davacının rekabet gücünü zayıflattığını; bu şekilde davacıdan ayrılmaya zorlanan her müşterinin davalı işletmenin rekabet günü artıracağını; olayda müşterilere verilen fiyatın altında fiyat veya daha uygun koşullar içeren ama piyasaya aykırı sayılabilecek vadelerde ödeme koşulları sunan ve onlarla iş ilişkisini deşifre eden bir anlayış içindeki davalı haksız rekabet yarattığını, ekonomik rekabete katılan her kimsenin, ekonomik ilişkilerle dolu bu alanda sadakatle davranmak, dürüst ve hileli olmayan rekabetin içinde olduğunu göstermek adına saldırgan yöntem ve bunların icrasından kaçındığını kanıtlamak zorunda olduğunu; serbest rekabet ortamında yer alan her kişinin rekabet piyasasının güvenini boşa çıkarmayacak şekilde davranmak zorunda olduğunu; davada maalesef davalıların bu şekilde hareket etmek yerine daha kolay yolu seçerek menfaat sağlamak yoluna gittiklerini; eski çalışan davalıların daha fazla ücret ve /veya prim ve belki kişisel menfaatler uğruna piyasa kurallarını hiçe saydıklarını, davalı işletmenin de serbest piyasa kurallarının getirdiği dürüst ve güvenilir tacir olma sıfatını hiçe sayarak davacıyı rekabet ortamından dışarıya atacak davranışlar içine girdiğini, eski çalışanın vaatlerle eski işletmeye davacıya karşı davranmaya yöneltilmesi; bu eylemi yapan davalının amacının kasıtlı olarak ihtiyacı olmadığı halde davacıyı zarara uğratmanın, piyasadan silmek amacını taşıdığından haksız rekabet olduğunu; davalının, davacının işlerinden eski çalışanlarını bir anda almadığını, kademeli ve zaman içinde aldığını ve davacıyı zarara uğratmaya ve haksız rekabete konu eylemlerine devam etmekte olduğunu, davalı işletme sahibinin, davacının işletmesinde çalışan personeli sırf ve sadece bu işletmenin hizmet ve ticari sırlarını, pazarlama usullerinin sırlarını elde etmek amacıyla bünyesine kattığından haksız rekabet hükümlerinin alanına giren eylem gerçekleştirdiğini; davalı işletmelerin, davacının faaliyet alanındaki ve listesindeki tüm müşterilere vaatlerde bulunarak cirosunu arttırmakta olduğunu; konu ile ilgili delillerimizi toplanacağını; davacı ile çalışmaktayken eski çalışan davalıların geçişinden sonra davacının kaybettiği tüm müşteri listesi ve belgeleri gerek müşterilerden gerekse davalı firmaların kayıtları incelendiğinde ve davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkmış olacağını, Davalı işletmelerin, davacının çalışanlarını davacı aleyhine ekonomik zarar ve piyasa gücünü doğrudan zayıflatmayı hedefleyerek teşvik ve tahrik ederek vaadlerle bünyesine kattıklarını, davalı sadece davacı çalışanı olarak 6 kşiyi bünyesine kattığını, 4 kişiyi de katmak için uğraştığını; ....... İzmir ofisinin yeni müşteri kayıplarına uğramamak için bu dört kişinin maaşlarını arttırarak gitmelerine engel olduğunu, davalı, davacının eski çalışanları sayesinde davacının müşterileri ile eski çalışanların tanışıklığından faydalanarak yeni müşteriler elde ettiğini, kendi emeği ve çabasına dayanmadan bir rekabet ortamı geliştirdiğini, davacının faaliyet alanı deniz taşımacılığı sektöründe rekabetini imkansızlaştıracak derecede ticari sır ve eski çalışan bilgi ve tecrübelerinden çekinmeden faydalandığını, 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin ilgili tüm maddelerinin ihlal edildiğini, Davalı çalışanların davacının iş politikalarını, ticari sırlarını,piyasa kuralları dahilinde belirlense dahi sır olarak saklanması yasa gereği olan tüm satış politikalarını davalıya davacı ile yaptıkları sözleşmeye ve davacı işyerinin çalışma koşulları arasında bu durumun yasak olduğu açıkça belirtilmesine rağmen (belirtilmemişse bile ) sunmalarının, davacının işyerinde beraber çalıştığı diğer mesai arkadaşlarını da zaman içinde kademeli olarak davalı şirketin bünyesine aynı amaçlarla katılmasını sağlamak için teklif götürmelerinin, davalı eski çalışanların normal piyasa koşulları içindeki bilgi ve tecrübelerini kullanmaları değil eski işverenleri olan davacıyı hedefleyen şekilde bilgi ve tecrübelerini müşterilerle olan tanışıklıklarını kullanmalarının, yazılı bilgi ve belgeleri de davalı işletmeye transfer ederek kullanmalarının, bu şekilde de davacıyı zayıf düşürmek ve/veya onun iş faaliyetlerini imkansızlatırmak amacının güdülmesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların davacının ticari sırlarını ifşa ettiklerini; ticari sır kavramının, şirketlerin yazışmaları, şirketlerden elde edilen bilgilerin, fiyat politikaları, şirket stratejileri gibi bilgilerin yani ticari sırlarının saklanması, ifşa edilmemesi uluslararası rekabet yasalarındada, uluslararası ticari alanlarda da kabul edilmiş bir kavram olduğunu, davanın devamında birçok bilirkişi raporu alındığını ve lehe raporlar bulunmasına ve diğer aleyhe yetersiz raporların da birbirleri ile çelişmesine rağmen yeterli istinaf incelemesi dahi yapılmadan şirketler yönünden taraflarının lehine olan kararın ortadan kaldırıldığını ve davanın reddedildiğini; dolaysıyla istinaf başvurusu yapma zorunlulunun ortaya çıktığını, Mahkeme kararının dayandığı bilirkişi kök ve ek raporunun itirazlarına rağmen karara dayanak yapıldığını; oysa ki;dosya kapsamına sundukları tüm delillerin açık olarak haksız rekabetin varlığını ortaya koyduğunu, haksız rekabetin TTK'da özellikle dürüst ve bozulmamış bir rekabeti desteklemekte olduğunu; yerel mahkemenin ilk kararında bu konuda doğru tespitlerde bulunmasına rağmen istinaf incelemesinde yapılan uyarıları tamamıyla yanlış yorumlayarak çalışanların haksız rekabet yaratmadığı Anayasal özgürlüklerine atıf yaparak davalı şirketlerin de haksız rekabetlerinin olamayacağı sonucuna vardığını, çalışanların yıllarca birikim yaptıkları sektörde müşteri bağımlılığını da kendilerinde oluşturmaya yönelik davacıyı kötüleyen ve yanıltan davranışlarını ise tecrübelierine bağlayarak onlar hakkında da davayı reddettiğini; bu şekildeki bir kararın hem TTK'nın hemde piyasa ekonomisinde kurulmaya çalışılan dürüstlük kuralına uygunluk ve bozulmamış rekabet kavramlarını yok saymak olduğunu; o halde tüm çalışanların kendi başlarına tacir gibi hareket etmekle haksız rekabetin süjesi olmaya devam edeceklerini; ticari şirketlerin ise bir anlamının kalmayacağını; hukuki bir alt yapıya sığdıramadıklırı gerekçenin dayanaksız ve yasal temelinin olmadığını, ticari şirketlerin kurulduğu andan itibaren tecrübeli ve müşteriyi bağımlı kılmış çalışanı bünyesine katmasının serbest piyasa ekonomisi içinde haksız rekabeti yasal kılmaya yönelik bu karar ile yıllarını sektörüne vermiş şirketlerin emeği ve potansiyelini yok saymak olduğunu; bu konunun taraflarınca mantıklı bir izahı mümkün olmadığını; müşteriyi kendine bağımlı kılan çalışanın davacı müvekkilin olanaklarını kullanarak bu imkanı elde ettiğini; bu konunun da bilerek göz ardı edildiğini Dosya kapsamında tüm delilleri mevcut iken halen somut delil olmadığını iddia eder bir bilirkişi raporunun tarafsız objektif olduğundan veya bilirkişilerin yetkin olduğundan bahsedilmesinin inandırıcı olmadığını; bu raporların da karara dayanak yapılmasının kararın ortadan kaldırılması gerekli olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına ve davanın kabulüne yargılama gider ve vekalet giderinin davalılara yükletilmene karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle oluşan zararın tazmini istemlerine ilişin olup, mahkemece dairemizin kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında; taşıma sektöründe uzman bilirkişi de eklenerek ek rapor tanzimi için dosyanın önceki heyete tevdii edildiği, davacının defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, dosyadaki delillere göre düzenlenen ek rapor doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesindeki iddiaları ve kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki beyanları tekrarla, ilk derece mahkemesinin kaldırma ilamı sonrası verdiği kararın, ilk kararın tam tersi yönünde olduğu, dosyaya mübrez delilleri ile hem davalı şirketlerin hem de davalı eski çalışanların haksız rekabet eylemlerinin sabit olduğu, mahkemenin kaldırma ilamı sonrası aldığı bilirkişi heyet raporuna yaptıkları itirazlar değerlendirilmeksizin karar verildiği yönündedir. Dosya içeriği belgelerden, davalı...'in SGK hizmet döküm cetveline göre 07/06/2013- 16/06/2014 tarihleri arasında davacı şirket çalışanı olduğu, 20/06/2014 tarihinden itibaren ...şirketinde çalışmaya başladığı, davacı şirkette çalışmaya başlamadan önceki dönemde taşıma ve lojistik alanında faaliyet gösteren şirketlerde yaklaşık on üç yıl çalışmasının bulunduğu, davalı ...'ın SGK hizmet döküm cetveli kapsamından; 28/04/2011- 19/03/2014 tarihleri arasında davacı şirket çalışanı olduğu, davacı şirkette çalışmaya başlamadan önceki dönemde taşıma ve lojistik alanında faaliyet gösteren şirketlerde yaklaşık sekiz yıl çalışmasının bulunduğu, davalı...A.Ş.'nin sicil kayıtları kapsamından; şirketin 09/05/2014 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davalı ...'ın şirket kurucu ortağı ve müşterek yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, davalılar... ve ...'ın diğer davalı... Şirketi'nde ortak, çalışan veya yetkili olmadıkları anlaşılmaktadır. Davalı ... ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiği, davalının açtığı işe iade davasında; davacının sözleşmeyi geçerli ve haklı nedenlere dayanarak feshetmediği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen Bakırköy 25. İş Mahkemesi'nin 2014/159 esas, 2015/117 karar sayılı kararının temyiz edildiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yaptığı temyiz incelemesi sonucu 2015/16263 esas, 2015/22863 karar sayılı kararı ile feshin geçerli nedene dayandığı sonucuna ulaşmış, 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiş, karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da reddedilmiştir. İncelenen dosya kapsamından davacının işe iade davasında haklı nedenle iş sözleşmesinin feshi iddiasını dayandırdığı vakıaların eldeki haksız rekabet davasında ileri sürülen olgularla ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının delil listesinde bildirdiği İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/161808 soruşturma sayılı dosyası celbedilmiş, tarafları ve konusunun iş dava ile ilgisi bulunmadığı anlaşılmış, davalı ...vekili tarafından doğru soruşturma numarası bildirilmiş, davacının kayıp konteyner şikayeti nedeniyle başlatılan İstanbul Anadolu CBS'nin 2014/161878 soruşturma sayılı dosyasında, şüpheliler ..., ... ve ...Şirketi hakkında kullanma hırsızlığı ve dolandırıcılık suçlarından yürütülen soruşturmada 2016/90286 karar sayılı ve 07/11/2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı karar örneği, itiraz üzerine İstanbul Anadolu 5 Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2016/......
D. İş sayılı 06/01/2017 tarihli itirazın reddine dair verdiği karar örneği dosyaya sunulmuştur.
Mahkemece kaldırma ilamı sonrası yaptırılmasına karar verilen bilirkişi incelemesine davacı defterleri ibraz edilmemiştir. Davalı gerçek kişiler ile davacı arasındaki iş sözleşmelerinde yazılı bir rekabet yasağı kaydı bulunmadığından, TBK'un 444 maddesi kapsamında rekabet yasağına aykırılık nedeniyle sorumluluklarına gidilemez. Bu durumda davalı gerçek kişilerden davalı ...'ın davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir şirketin kurucu ortağı ve yetkisi olması, yine diğer davalı .....'ın bu rakip firmada çalışmaya başlaması tek başına haksız rekabet teşkil etmeyecektir. Davalı gerçek kişilerin davacı şirkette çalışmaya başlamadan önce de aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerde uzun süre çalışmış bulunmaları karşısında yeni kurdukları veya yeni çalışmaya başladıkları rakip şirketlerde, şahsi mesleki tecrübelerini kullanmaları da haksız rekabet teşkil etmeyecektir. Davalı gerçek kişilerin, davacıdan elde ettikleri ticari sır kapsamındaki, müşteri portföyü, fiyat politikası gibi bilgileri davalı şirkete aktardıkları, davalı şirketin bu bilgilerle müşterilere daha düşük fiyat vererek haksız rekabete aykırı şekilde müşterilerin kendisi ile çalışmasını sağladığı yönündedir. Kaldırma ilamı öncesinde taraf defterleri ve dosyaya mübrez deliller üzerinde yapılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının portföyünde bulunan...ve... firmaları ile 2012,2013 ve 2014 yıllarında ticari ilişkisinin bulunduğu, 2014 yılında bu firmalar ile davalı Batu İntermodel Şirketi arasında da ticari ilişki olduğu; Sarten firması ile davacı arasında 2014 yılında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı ... Şirketi ile bu firma arasında 2013 yılında, davalı ...Şirketi ile bu firma arasında 2014 yılında ticari ilişki bulunduğu; davacı ile... bünyesindeki, ...Aş, ..., ..., ..., ..., ... şirketleri arasında 2012,2013,2014 yıllarında ticari ilişki bulunduğu, davalı ... Şirketi ile ...Aş, ..., ..., ..., ... şirketleri arasında 2012,2013,2014 yıllarında ticari ilişki olduğu, davalı ...Şirketi ile ... şirketi arasında 2014 yılı Ekim ayı sonrasında ticari ilişki başladığı; 2013 yılı ve öncesinde davacı şirket portföyünde bulunan toplam 31 şirketin, 2014 yılında davalı ...şirketi ile çalışmaya başladıkları, davalıların bu 31 şirket dışında başka müşterilerinin de bulunduğu tespit edilmiş ise de; davacının davalı ...Şirketi'nin kurulduğu tarihten sonraki dönemde bu 31 şirket ile çalışmaya devam edip etmediği incelenmemiştir. Kaldırma ilamı sonrası yapılmasına karar verilen ek mali bilirkişi incelemesine davacı defterleri ibraz edilmediğinden, davacının bu 31 şirketle çalışmaya devam edip etmediği, iş hacminde azalma veya artış olup olmadığı incelenememiş, davacının davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri kapsamında müşteri porföyünü kaybettiğine yönelik iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Dosyada anılan 31 şirketin daha önce yalnızca davacı şirket ile çalıştıklarına, taşıma ve lojistik alanında yalnızca davacıdan hizmet aldıklarına dair bir delil olmadığı gibi, gerek taraf tanıklarının anlatımları, gerekse dosyaya mübrez diğer deliller arasında davalı şirketin, yahut davalı gerçek kişilerin bu müşterileri rekabet düzenini bozacak şekilde, davacıya ait ticari sır niteliğindeki fiyat politikalarını haksız şekilde kullanarak, davacının verdiği tekliflerden daha düşük fiyat vererek, davacı şirketin iş ürünlerini kötüleyerek ve müşterilere yanıltıcı bilgiler vererek bünyelerine kattıklarına dair somut delil bulunmamaktadır. Davalı gerçek kişilerin davacı şirketin eski çalışanı olması ve davalı ...Şikreti'nin cirosunun yarısının bu 31 müşteriden sağlanması tek başına haksız rekabetin varlığını ispata yeterli olmayıp aksi davacı tarafından ispat edilemediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2025/1455 esas, 2025/5957 karar sayılı; 2024/5820 esas, 2025/3908 karar sayılı ilamları) Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3.Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.