T.C. BURSA BAM 1. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/11/2022 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : ....
....
Taraflar arasında görülen davada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın istinafı üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; davalılardan ... tarafından , davalılardan ... aleyhine .... 9.İcra Dairesi ....sayılı icra dosyası ile alacaklı olduğu iddiası ile icra takibi başlatıldığını, bu icra dosyasından müvekkili şirkete İİK 89. maddesi gereğince birinci ve ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, icra dosyasının borçlusu olan ...'e müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, tam tersine ...'den 557.000,TL alacaklı olduğunu, davalı ...'in ,icra dosyasında alacaklı olan gözüken davalı ... ile anlaşmalı olarak müvekkil firmadan tahsilat yapmak amacıyla birlikte hareket etmek suretiyle müvekkili firmaya haciz ihbarnamelerini gönderdiğini belirterek müvekkilinin davalı ...'e borçlu olmadığının tespitini, teminatsız olarak .... 9.İcra Dairesi ....sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin müvekkil yönünden durdurulmasını akabinde müvekkil yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 02.11.2022 tarihli ara kararı ile İİK'nın 89. maddesinde, haciz ihbarnamelerinin gönderilme usulü, haciz ihbarnamelerine karşı üçüncü şahsın itiraz şekli ve süreleri, itiraz etmeyen veya itiraz süresini kaçıran üçüncü şahsın başvurabileceği hukuki yolların ayrıntılarıyla düzenlendiği, İİK'nın 89. maddesi uyarınca borç zimmetinde sayılan üçüncü şahsın, aralarında maddi hukuk anlamında hukuki ilişki bulunmayan alacaklıya karşı açtığı davada İİK'nın 72. maddesine dayanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilgili icra dosyasında davacı aleyhine yapılacak icrai işlemlerin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır. Talep, İİK'nın 89/3. maddesine dayalı menfi tespit davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir. HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkında iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (madde 389/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir. 2004 sayılı İİK'nun 89/3. maddesi gereğince, ikinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir, bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. İİK 72. maddede düzenlenen menfi tespit davası borçlu tarafından açılan bir dava iken, İİK 89/3'de düzenlenen menfi tespit davası takibin borçlusu tarafından değil, İİK 89. maddedeki yasal yollara başvurmayan veya süresinde başvurmadığı için haciz ihbarnamesindeki miktar yönünden borçlu konumuna gelen 3. şahıs tarafından açılan bir davadır. Somut olayda; davacı tarafça İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, uyap kayıtlarından .... 1. İş Mahkemesi ....esas sayılı dosyasında borçlu ...' in davacı şirkete karşı işçilik alacaklarına dayalı dava açtığı, bilirkişi raporu ile bir kısım alacağının bulunduğu tespit edildiği, dolayısı ile davacı açısından yaklaşık ispat kurallarının gerçekleşmediği gözetildiğinde davacı taraf istinaf başvurusunun HMK/353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye irad kaydına,
3.İstinaf yoluna başvuran tarafın yaptığı istinaf giderinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davacı tarafından yatırılan istinaf avansının kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine,
5.Kararın taraflara tebliği ile harç tahsili ve iadesi ile avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/02/2024 günü HMK'nın 362-(1)-a maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. ...
Başkan
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Katip
...
(e-imzalıdır)