10. Hukuk Dairesi 2025/5761 E. , 2025/16152 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerinin temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin davalı işyerinde makine işçisi olarak çalışmakta iken, 01.05.2014 tarihinde halı sıkma makinasına eli sıkışarak iş kazası geçirdiğini, davacının kaza nedeniyle sağ kolunun koptuğunu ve işlevsiz hale geldiğini, davacının iş güvenliği ve iş sağlığı tedbirleri alınmadan çalıştırıldığını, davacının meslekte kazanma gücünü büyük oranda kaybettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile bakiye 54.553,99 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
3.Davacı vekili asıl davadaki talebini 31.01.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 200.850,43 TL'ye, 01.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 456.689,74 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesi ile dava konusu iş kazasından müvekkil şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazaya davacının sebebiyet verdiğini, davacının her türlü iş güvenliği eğitimini aldığını, davalı işverenin kaza tarihinden itibaren davacıya her türlü maddi ve manevi destekte bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"....Asıl dava yönünden; SGK’ya Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda %21,2 oranına göre ilk peşin sermaye değeri sorulmasına rağmen %39,2 oran üzerinden 77.619,07 TL peşin sermaye değeri oluşturulduğu %21,2’ye göre herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını dair 11.10.2022 tarihinde cevap verdiği görülmüş adli tıp raporunda belirtilen maluliyet oranının Kurumun iç işleyişinde dikkate alınmadığı anlaşılmıştır. ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 20.02.20 15... sayılı Kararı ile davacının iş göremezlik derecesinin %39.02 olarak belirlendiği, Adli Tıp Kurumunun 13.03.2020 tarihli raporunda davacının meslekte kazanma gücünün %21.02 olarak kaybettiği tespit edilmiştir.
Dosyamızdan alınan 26.11.2018 tarihli kusur raporunda işverenin %70 oranında, davacının da %30 oranında kusurlu olduğu görülmüştür.
01.05.2014 tarihinde davalı işyerinde makinacı olarak çalışan davacının işe başladığı kumaşı rulo halinde sararak kesen rewinder makinasında ruloya gelen kumaşı maket bıçağı ile kestiği sırada sol kolunu kaptırması neticesinde yaralandığı iş kazasında malüliyetinin %21.02 olarak belirlendiği, kusur raporunda işverenin %70 oranında, davacının da %30 oranında kusurlu olduğu bu suretle maddi zararın oluştuğu gözetilerek maddi tazminat talebinin ıslah ve talep artırım dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle kısmen kabulüne karar verilmiştir. 05.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda peşin sermaye değeri tenzil edilmediğinden usul ekonomisi gereğince Mahkememizce hesaplama resen yapılmıştır.
77.619,07 TL (peşin sermaye) + 3.951,77 (geçici iş göremezlik ödeneği) = 81.570,84 TL x 0,70 (kusur) = 57.099,50 TL tenzil edilmesi gereklidir.
Davacının kusur ve maluliyet derecesine tekabül eden 492.836,69 TL – 57.099,50 TL = 435.737,19 TL maddi tazminat alacağı olduğu 13.12.2019 tarihinde 12.000,00 TL geçici ödeme talebi kabul edildiğinden daha önce ödenen bu miktarında maddi tazminattan indirilmesiyle 435.737,19 – 12.000,00 TL = 423.737,19 TL hüküm altına alınmıştır...
Birleşen dava yönünden; davacının 07.03.2019 tarihinde ıslah dilekçesi verdiği, 24.09.2020 tarihinde Mahkememizce karar verildiği, davacının da istinaf talebi olduğu görülmekle 02.11.2022 tarihli dilekçe ile de değer artırım talebinde bulunduğu anlaşılmakla belirsiz alacak davasında alacağın tamamı dava konusu edildiğinden aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması halinde dersdestlik söz konusu olacağından birleşen dava yönünden, ortada derdest bir dava varken davacı tarafın aynı konuda yeni bir dava açtığı anlaşıldığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle
1.Asıl dava yönünden, Davanın kısmen kabulüne,
a)423.737,19 TL net maddi tazminatın, iş kazası tarihi olan 01.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b)25.000,00 TL net manevi tazminatın, iş kazası tarihi olan 01.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Birleşen dava yönünden, Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, ek davanın reddinin hatalı olduğunu, PSD ve geçici işgöremezliğin mükerrer mahsup edildiğini, geçici işgöremezlik ödemesinin tamamının mahsubunun ve peşin sermaye değeri hesabının tartışılmaksızın tamamının mahsubunun hatalı olduğunu, daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davalı müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, kazaya dikkatsiz ve basiretsiz davranışları sonucunda davacı işçinin sebebiyet verdiğini, davacı işçinin maluliyet aylığı bağlanması beklentisinde olduğundan tedaviyi reddettiğini, tazminat hesaplamalarının eksik incelemeler ve hatalı tespitlerle yapıldığından işbu rapor/raporlar denetime elverişli olmamakla birlikte yasaya, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu bu bilirkişi raporlarında SGK tarafından ödenen peşin sermaye değerleri, geçici ödeme, peşin ödeme vb. hususlar raporda dikkate alınmadığını ve hesaplamalardan mahsup edilmesi gereken tutarların mahsup edilmediğini, davaya konu olay sonrası hastane masrafları ve sair giderlerin tamamının müvekkili şirket tarafından karşılandığını, bu giderlerin tamamının da hesaplanan tutardan düşülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
A) Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre temyize konu edilen manevi tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemleri yönünden;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece asıl dava ile ilgili olarak, 26.05.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamından önce alınan 03.07.2020 tarihli ek hesap raporunda davacının %21,2 sürekli iş göremezlik oranı, davalı işverenin %70, davacının %30 kusur oranı esas alınmak suretiyle ve %39,2 sürekli iş göremezlik oranına göre Kurumca bağlanan gelirin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı kusur karşılığının mahsubu ile hesaplanan 84.317,62 TL maddi tazminat miktarına göre hüküm kurulduğu, tarafların istinaf talebinde bulunması üzerine verile 26.05.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamınında, davacının maluliyeti ile ilgili olarak, SGK 11.04.2017 tarihli Sağlık Kurulu kararında ve Yüksek Sağlık Kurulunun 15.01.2018 tarihli raporunda %39,2 oranında tespit edilen oranın davalının itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 13.03.2020 tarihli raporu ile %21,2 olarak tespit edildiği, davacı vekilinin Adli Tıp Kurumu raporunu kabul etmedikleri ancak yeniden rapor taleplerinin şu aşamada olmadığına ilişkin yazılı beyanda bulunduğu gerekçesiyle maddi tazminat hesaplamasında %39,2 maluliyet oranına göre bildirilen ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek miktarının mahsubu yapılmakla yanılgıya düşüldüğü, hesaplamada %21,2 oranına göre ilk peşin sermaye değerinin SGK'dan sorularak buna göre Kurumca rücu edilebilecek miktarın mahsubuyla maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtilmesi nedeniyle kaldırma kararından sonra alınan 20.10.2022 tarihli hesap raporunda PMF yaşam tablosu ve %10 iskonto oranı, %21,2 sürekli iş göremezlik oranı, %70 ,işveren %30 davacı kusur oranı uygulanmak suretiyle ancak ilk peşin sermaye değerli gelir düşülmeden belirlenen bakiye 456.689,74 TL tutarındaki maddi tazminata açık bir itirazda bulunmayarak ıslah dilekçesi ile talebini bu tutara göre ıslah ettiği, öte yandan Mahkemece hükme esas alınan 04.05.2023 tarihli hesap raporunda PMF yaşam tablosu ve %5 iskonto oranı, %21,2 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden ve bilinen dönem sonunun ileriye çekilerek yapılan hesaplamada 492.836,69 TL olarak belirlenen maddi tazminat tutarından ise Mahkemece resen %21,2 sürekli iş göremezlik oranına belirlenen ilk peşin sermaye değerli gelir ile geçici iş göremezlik ödemesinin kusur karşılıkları mahsup edilmek suretiyle bakiye 423.737,19 TL üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda davacı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra alınan 20.10.2022 tarihli hesap raporuna davacı tarafından açık bir itirazda bulunulmadığı, bu nedenle 456.689,74 TL üzerinden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve bu tutar üzerinden %21,2 sürekli iş göremezlik oranına göre belirlenen ilk peşin sermaye değerli gelirin ve geçici iş göremezlik ödemesinin kusur karşılığının düşülmesi gerektiği gözetilmeden yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, 20.10.2022 tarihli bilirkişi raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, 456.689,74 TL üzerinden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilmek suretiyle %21,2 sürekli iş göremezlik oranına göre belirlenen ilk peşin sermaye değerli gelirin ve geçici iş göremezlik ödemesinin kusur karşılıklarının düşülmesi sonucu belirlenecek maddi tazminat tutarına göre bir karar vermekten ibarettir.
Ayrıca, birleşen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi karar da yerinde değilse de maddi tazminat tutarının 456.689,74 TL olarak davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın varlığı nedeniyle birleşen davada davacının talebinin, kaldırma kararı sonrası alınan hesap raporlarından olan 23.01.2023 tarihli raporda belirlenen 511.243,73 TL olarak hesaplanan tutarın bakiyesi olduğundan, birleşen davanın derdestlik gerekçesiyle reddi kararı yerinde değilse de sonuca etkili olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.