Karar No
K. 2026/1184
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/745

KARAR NO: 2026/1184

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/11/2024

NUMARASI: 2021/268 Esas - 2024/816 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar sebebiyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/03/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/borçlu tarafından 21.04.2020 tarihinde ... İlçesi, ...Mahallesi, ... adresinde yapılan çalışma ile 26.12.2019 tarihinde ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:...... önü adresinde yapılan çalışmalar esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 12.527,29-TL'nin tahsili amacıyla 2 ayrı (İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... - 5.365,20.-TL + 227,54.-TL = 5.592,74.-TL ile İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ...... - 6.669,77.-TL + 264,78.-TL = 6.934,55.-TL) ilamsız takip yapılarak borçluya Örnek No: 7 ödeme emri gönderildiğini, yetkiye borca ve icra takibine itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olsa da müvekkili şirket tesislerine hasar verilmiş olup söz konusu zarar verici eylemin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkil şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri İİK 50. Maddesinin atfı ve HMK'nın 16. Maddesi gereği yetkili olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını belirterek, İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyalarına yapmış olduğu haksız ve yersiz İtirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Davacı yanın 2 farklı adreste meydana geldiğini iddia ettiği hasarlar için tek bir davaya konu ettiğini, olayların öncelikle tefrik edilmesi gerektiğini, hasar mahallinde müvekkil şirket tarafından her hangi bir çalışma yapılmadığını, iddia edildiği gibi bir hasarın varlığı halinde söz konusu hasarın muhatabının müvekkili şirket değil, dava dışı .......Şti olup müvekkili şirketin hasarla bir ilgisi bulunmadığını, ayrıca haksız fiil tazminat borcunun doğması için hukuka aykırı bir fiile zarar arasında illiyet bağının kurulması gerektiğini, müvekkili şirketin ilgili ihtisas birimlerince hasara sebebiyet verildiği iddia edilen lokasyonda keşif yapıldığını, sundukları ekli resimlerde de açıkça görüldüğü gibi söz konusu adreste müvekkil şirkete ait olmayan ancak dava dışı.........A.Ş. tarafından yapılan yeraltı güzergahının olduğunun görüldüğünü, müvekkile şirkete ait hatların yer altında değil, ..... güzergahında bulunduğunu, bu sebeple müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının montaj, araç ve işçilik bedellerini isteyemeyeceği hususunun yerleşmiş içtihat kararlarıyla kesinlik kazandığını, montaj, araç ve işçilik bedelleri, yakıt giderlerinin genel giderler olup, haksız fiil meydana gelmese de ödenmesi gereken giderler olduğunu, zarar ile ilgisi bulunmadığını, haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu giderlerin zarar kapsamına dahil edilmeyeceğini, yine dağıtılmayan enerji bedeli ve eşik kesinti süresi aşım maliyetinin talep edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, dosyada fatura kesildiğine dair bir delil bulunmamasına rağmen hesaba kdv eklenmesinin de hukuka aykırı olduğunu, kusur durumunun da araştırılması gerektiğini, faize de itiraz ettiklerini, icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz açılan davanın öncelikle husumet sebebiyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; ........ tarihinde ... İlçesi, ...Mahallesi, ... adresinde yapılan çalışma olup, "Geçmiş tarihli yapılan çalışmada kablo yaralar oluşmuş. Vuruk tarihi bilinmiyor." açıklamasıyla "Hasar Süreci Bilgilendirme Formu" adlı tutanak düzenlenmiştir. Burada hasar sorumlusu gösterilmemiştir. Daha sonra bu tutanağa istinaden düzenlenen "Dağıtım Tesislerine VerilenHasar Tespit Tutanağı Formu" düzenlenmiş, burada sorumlu olarak davalı kurum gösterilmiştir. Bu tespitin nasıl yapıldığı belli değildir. Dinlenen tanığın da olayla ilgili bilgisi olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı kurum yukarıda belirtilen 18.11.2022 tarihli cevabi yazılarında, söz konusu mahalde yeraltı hatlarının olmadığını, havadan geçen yer üstü hatlarının bulunduğunu söylemiştir. Bu sebeple söz konusu talep yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ........ tarihinde ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:......önü adresinde yapılan çalışma olup, bu tutanakta "..., fiberoptik kablo çalışması yaparken kabloya zarar vermiş ve üstü kapatılmış, ileriki günlerde yağan yağmur sonucu zedelenen kablonun içine su sızması sonucu kabloda arıza meydana gelmiştir." açıklamasıyla "Hasar Süreci Bilgilendirme Formu" adlı tutanak düzenlenmiştir. Hasara sebep olduğu söylenen kazının ne zaman ve kim tarafından yapıldığı belli değildir. Hasar çok daha sonra ortaya çıkmıştır. Tutanakta davalı kurum gösterilmiş ise de bu tespitin nasıl yapıldığı anlaşılamamaktadır. Dinlenen tanığın da olayla ilgili bilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Davalı kurum yukarıda belirtilen 18.11.2022 tarihli cevabi yazılarında, söz konusu mahalde yeraltı hatlarının olmadığını, havadan geçen yer üstü hatlarının bulunduğunu söylemiştir. Bu sebeple söz konusu talep yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş olup, her ne kadar bilirkişiden ek rapor aldırılması talep edilmiş ise de, özellikle davalı kurumun yer altı nakil hatlarının bulunmadığı düşünüldüğünde 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek ek veya yeni bir heyetten rapor almaya gerek duyulmamış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

A-İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu talep yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, B-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasına konu talep yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine,..." karar verilmiştir.

Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,müvekkili kurum personeli tarafından davalı kurum ismi tutanakta yer aldığına göre hasar mahalinde davalı kuruma ait çalışma yapıldığının ispatlandığını, tutanakta tespiti yapan personellerin tanık sıfatıyla dinlenilmeden davanın reddine dair hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına geldiğini, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Dosya içeriğinden;

Davacı vekilinin üç adet tanık gösterdiği, tanıklardan ..........'ün 08.01.2024 tarihli celsede dinlendiği, aynı celsede davacı vekili diğer tanıkların dinlenmesine gerek olmadığını düşündüklerini belirterek dosyanın bilirkişiye gönderilmesini istediği, davalı taraf da tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesine bir itirazları olmadığını beyan ettiği, buna göre İlk derece mahkemesince delillerin toplanmış olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, haksız fiil iddiasını ispat edemediği, davanın kabulünü gerektirir nitelik ve yeterliliği haiz bir delilin dosyaya kazandırılamadığı, buna göre somut olayda maddi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/.... Esas 2024/... Karar sayılı ./11/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3.İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5.6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

6.Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/03/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog