Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:.....

BURSA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : .....

KARAR NO: .....

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ..... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 01/12/2020

NUMARASI : .....

ASIL DAVADA:

DAVACI/KARŞI DAVALI : .....

VEKİLİ: Av. .....

DAVALI .....

VEKİLİ: Av. .....
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan),
DAVA TARİHİ: 26/01/2018

BİRLEŞEN ...../..... E. SAYILI DAVA DOSYASINDA:

DAVACI/KARŞI DAVALI: .....
VEKİLİ: Av..........
DAVALI: .....
VEKİLİ: Av. .....
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 25/12/2018
KARAR TARİHİ: 01/12/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 04.03.2024

Yukarıda bilgileri yazılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

ASIL DAVA:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 08.12.2017 tarihinde su arıtma maddesinin, Bursa’dan Trabzon’a nakliyesi için taşıma sözleşmesi yapıldığını, davalı şirkete ait 41 F 5864 plakalı nakliye aracının, 18.900 kg pac-dw-1716 su arıtma maddesini taşımak için Bursa’dan Trabzon’a götürülmek üzere ürünü saf bir şekilde Bursa’dan teslim aldığını, ancak davalı şirketin tankerinin iç temizliğini düzgün yapmaması sebebiyle ürünün üzerinde yağ tabakası oluştuğunu ve ürünün bu şekilde hasarlı teslim edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin başka bir ürün göndermek zorunda kalmasının yanında hasarlı ürünün iadesi için nakliye masrafı yaptığını, davalının müvekkili taşıma nedeniyle düzenlediği 10.856,00 TL değerindeki nakliye faturasını da davalıya iade ettiğini ileri sürerek ürününün heba olmasından ve hem de ek nakliyat masrafı olmak üzere toplam 31.880,00 TL’nin işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, dava konusu taşımayı yapan müvekkiline ait ..... plakalı nakliye aracının gerekli temizlik ve bakımı yapılarak taşıma işlemine hazır hale getirildiğini, 08.12.2017 tarihinde Trabzon’a götürmek üzere teslim alman ürün 10.12.2018 tarihinde imza karşılığında sorunsuz teslim alınarak boşaltım işlemininin gerçekleştirildiğini, teslimden yaklaşık dokuz gün sonra 19.12.2017 tarihinde davacıların kendi arasında düzenlediği tutanağın müvekkili bağlamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVADA:Davacı/birleşen davanın davalı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, karşılığında düzenlenen navlun faturasından kaynaklı alacağın ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı/birleşen davanın davacı vekili, müvekkiline ait su arıtma emtiasının taşımayı yapan araç tankerinin iç temizliğinin yapılmamış olmasından dolayı hasarlı olarak teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu taşıma işinde kullanılan .....plakalı aracın taşıma işleminden önce temizlik işlemine tabii tutulduğunun tanker temizleme belgesinden anlaşıldığı, ayrıca dosyada 08/12/2017 tarihli araç bakım ve temizlik taahhüt formu da bulunduğu, davalı şirketin taşıma öncesinde tanker temizliğini yaparak kendine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, yükleme taşıma ve boşaltma işlemleri esnasında ürünün hangi aşamada kirlendiğinin tespitine imkan sağlayacak numune alım ve kontrol işlemlerinin gerçekleştirilmediği ve ürününün hangi aşamada kirlendiğinin tespitinin teknik açıdan mümkün olmadığı, bu haliyle asıl davada davacının iddialarını ispat edemediği, birleşen davada ise, taraflar arasında tanzim edilen taşıma sözleşmesi gereğince 10.856,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, davacı tarafından düzenlenen faturaya konu taşıma işlemi gerçekleştirildiği sabit olduğu gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, takibe itirazın 10.856,00-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı birleşen davanın davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-birleşen davanın davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin aynı depodan araçlara ürün doldurduğunu, bir tankerdeki aynı ürün temiz teslim edilirken diğer tankerdeki aynı ürün tankerin iyi temizlenmemesi sebebiyle zayi olduğunu, bu durumun da ürünün hangi aşamada kirlendiğini ispat ettiğini, davalı taşıyıcının taşınma eşyasını teslim aldığından farklı şekilde teslim edilmesi nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu, bilirkişi tarafından örnek numuneye karışan ürünlerin analizini yapmadığını, örnek numunede davalı firmanın bir önceki sevkiyatlarındaki ürünlerin saf ürünü kirletip kirletmediğini karşılaştırmadığını, gönderilen numune ve tankerden çıkan ürün arasındaki gözle görülür bir fark bulunduğunu, müvekkil şirketten kusurlu mal gönderilme ihtimali bulunmadığını, davalının nakliye ücreti taşıma işleminin ayıplı olması sebebiyle kabul edilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine; birleşen dava ise, navlun alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı, davalı taşıma şirketine taşınmak üzere verilen su arıtma maddesinin taşımayı yapan aracın tankerinin iç temizliğinin gereği gibi yapılmamış olmasından dolayı hasarlı olarak teslim edildiğini, hasarlı ürünün yerine yenisinin gönderilerek hasarlı ürünün iade alındığını, hasarlı ürünün artık kullanılamaz olduğundan zarara uğradığını, ayrıca ek taşıma masrafı yaptığını iddia ederek bu zararın tahsilini istemiş, davalı ise, araç tanker temizliğinin taşıma öncesi yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuş, birleşen davada ise, ödenmeyen taşımadan kaynaklı navlun ücretinin tahsilini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı/birleşen davanın davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, davacı şirketin davalı şirketle 08.12.2017 tarihinde, su arıtma prosesinde koagülanı (topaklaştırıcı) olarak kullanılan inorganik yapıdaki sıvı su arıtma kimyasalının Bursa ilinden Trabzon iline nakliyesi için taşıma sözleşmesi yapıldığı, teslimat için kullanılacak olan ..... plaka numaralı tanker için dava dışı ..... ..... San. ve Tic Ltd. Şti tarafından 07.12.2017 tarihli “Tanker Temizleme Belgesi”nin düzenlendiği ve aynı zamanda araç şoförü tarafından 08.12.2017 tarihli araç bakım ve temizlik taahhüt formu verildiği, 08.12.2017 tarihli sevk irsaliyesinin tanzim edilerek stok depodan alınan şahit numune de teslim edilerek davacı şirketten teslim alındığı, 10.12.2017 tarihinde ..... ..... ..... ..... İçme Suyu Arıtma Tesisi Sorumlusu Ramazan KUL'a imza karşılığında ürünün teslim edildiği, sözleşme konusu işin yapılmasına istinaden 10.12.2017 tarihinde navlun faturası düzenlenmişse de, bu faturanın 15.12.2017 tarihli ihtarnameyle davalıya iade edildiği, hasarlı teslim edildiği iddia olunan emtia için davalı taşıyıcının yokluğunda 19.12.2017 tarihinde tutanak düzenlenerek geri alındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşıma, yurt içi kara taşıması olup, davalı taşıyıcının sorumluluğu TTK hükümlerine göre belirlenmelidir.

TTK'nın 875/1. maddesi uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.

Süresinde hasar ihbarının yapılmaması, davacının tazminat talep hakkını sona erdirmez. Çünkü,

TTK'nın 889. maddesi uyarınca, eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır. Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmediği durumlarda, ihbarın, eşyanın tesliminden sonraki yedi gün içinde yapılmamış olması halinde de geçerlidir. Bu yasal düzenlemeye göre, süresinde hasar ihbarının yapılmaması halinde, hasarın taşıma sırasında oluşmadığına dair taşıyıcı lehine bir karine oluşur. Yani, hasarın taşıma sırasında oluştuğunu ispat yükü taşıtana geçer.

Dosya kapsamında yer alan taşıma irsaliyesinden dava konusu emtianın 10.12.2017 tarihinde teslim edildiği, teslim belgesinde herhangi bir çekince bulunmadığı, bu haliyle dava konusu emtianın eksiksiz ve kusursuz olarak teslim alındığına karine teşkil ettiği, teslim tarihinden (9) dokuz gün sonra düzenlenen 19.12.2017 tarihli tutanakta teslim alınan emtianın ayıplı olduğu belirtilmişse de, bu belgede taşıyıcının veya sürücünün katılımı ve imzası yoktur. Bu nedenle,

TTK'nın 1066/son maddesi anlamında taşıyanın da hazır olduğu bir hasar tespiti yapıldığından söz edilemez.

Öte yandan; gerek yükleme, gerek taşıma, gerekse boşaltma işlemleri esnasında kirteticiye maruz kalabilecek ürünün hangi aşamaada kirlenebildiğinin tespitine imkân sağlayabilecek sevkiyat sürecinde temin edilmesi gerekli yeterli numune alımı ve kontrol işlemlerinin gerçekleştirilmediği dosyada alınan uzman bilirkişi raporundan sabittir.

Sonuç olarak; davacı taşıtan hasarın taşıma esnasında oluştuğunu ispatla yükümlü olup, dosya kapsamında hasarın kara taşıması esnasında oluştuğu davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi yerindedir. Açıklanan bu nedenlerle davacı/birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1.Davacı/birleşen dosya davalısı .....Ticaret A.Ş/vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Asıl dava yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından, davacı ..... Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Birleşen dava yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 741,57 TL karar harcından, peşin olarak alınan 186,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 555,57 TL'nin davalı/karşı davacı .....t Sanayi ve Ticaret A.Ş'den tahsili ile hazineye irat kaydına,

4.Davacı/birleşen dosya davalısı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. .....

Başkan

...

(e-imzalıdır)

.....

Üye

...

(e-imzalıdır)

.....

Üye

...

(e-imzalıdır)

.....

Katip

...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog