T.C. .... BAM ... HUKUK DAİRESİ
T.C.
.....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
..... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ..../....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Av. ... - ...
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, .... nezdinde sigortalı bulunan davalı .............'ne ait ......... plakalı aracın, ......... nezdinde ........... No.lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigortası) Sigorta Poliçesi ile 22/11/2011 - 22/11/2012 tarihlerini kapsar şekilde davalı adına sigortalı olduğunun, sigortalı aracın 12.02.2012 tarihinde dava dışı .......... tarafından alkollü olarak kullanıldığı sırada, ........... plakalı araca tam kusurlu olarak arkadan çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini ve araçta bulunan yolculardan ...'nın kaza sonucunda sürekli malul kalmış olduğunu, kazada sürekli olarak sakat kalan dava dışı ... tarafından .... aleyhine ....... tarihinde ......sayılı dosya ile Sigorta Tahkim Komisyonuna maluliyet tazminatı talepli başvuru yapıldığını, Tahkim yargılaması sonucunda verilen ...... tarih ve K....... sayılı karara itiraz üzerine verilen ....... tarih ve...... tarihli kararın icrası için açılan .... ...İcra Müdürlüğü'nün ........
E. Sayılı dosyasına şirket tarafından 12.03.2015 ve
17.03.2015 tarihinde toplam 312.951,10 TL tazminat ödendiğini, malul ... tarafından 14.04.2015 tarihinde şirket aleyhine, ......... sayılı dosya ile Sigorta Tahkim Komisyonu’na bakıcı gideri talepli başvuru yapıldığını, Tahkim yargılaması sonucunda verilen .......arih ve K...... sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararı'na itiraz üzerine verilen ...... tarih ve....... tarihli İtiraz Hakem Heyeti Kararı'nın icrası için açılan ... ...... İcra Müdürlüğü'nün .......... E. sayılı İcra dosyasına sigorta şirketi tarafından 6.11.2015 tarihinde
289.140,07 TL ve 26.01.2016 tarihinde 35.657,87 TL olmak üzere toplam 324.797,94 TL, kazada sürekli olarak sakat kaldığı ve yine sürekli olarak bakım ihtiyacı içerisinde bulunduğu yargı kararları ile sabit olan kazazede ... için sigorta şirketi tarafından 312.951,10 TL maluliyet tazminatı ve 324.797,94 TL bakıcı ücreti olmak üzere toplam 637.749,04 TL tazminat ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün en az 84.7mg/dl alkollü ve alkolün etkisinde olmasına rağmen aracı kullandığını belirterek dava ve bedel artırım hakları saklı kalmak kaydı ile 637.749,04 -TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigortalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, açılan davayı kabul etmediğini, müvekkiline ait ...... plakalı araç sürücüsü .........'ın alkollü olduğunu kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için alkollü olduğu varsayılsa dahi mezkur kaza salt (münhasıran) alkolün etkisi altında meydana gelmediğini, zira, mezkur kazanın oluşumunda .........plakalı araç sürücüsünün ve/veya diğer 3 kişilerin kusuru olması, olayın gecc geç saatte meydana gelmesi, gelmiş olması, trafik durumu, trafiğin sıkışık olması, yolun darlığı, kazalı ...'nın emniyet kemerini takmamış olması, hava şartları vs koşulların dahi mezkur kazanın, zararın oluşumunda etkisi olduğunu aynı yerde başka kazaların meydana geldiği, maluliyet ve zarar yönünden, ayrıca rucu şartlarının oluşmadığı ve sorumluluğunun doğup doğmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu işlem ile ilgili herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ... şirketine sigortalı, davalı şirketin maliki olduğu ...... araç sürücü ........'ın alkollü olarak kullanıldığı sırada ...... plakalı araca tam kusurlu olarak arkadan çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada çarpılan araçta seyahat etmekte olan ...'nın yaralandığı, meydana gelen kazada araç sürücüsünün %100 kusurlu olması ve aldırılan bilirkişi raporlarından kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması nedeniyle sigorta genel şartları uyarınca teminat kapsamı dışında kaldığı anlaşılmış olup, aktüerya bilirkişi raporuyla belirlenen davacı ödemelerinin kazada yaralanan ...'nın hesaplanan malüliyet tazminatına ve bakıcı giderlerine uygun olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile; 637.749,04-TL alacağın 312.951,10-TL'sinin 17/03/2015 tarihinden, 289.140,07-TL'sinin 06/11/2015 tarihinden, 35.657,87-TL'sinin ise 26/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, olayda rücu şartlarının oluşmadığını, mahkeme tarafından keşif yapılarak keşfe katılan bilirkişilerden alınan raporda ve ... ......İhtisas Dairesinden alınan raporda kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin tespit edildiğini, kazanın oluşumunda müvekkiline ait aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kazının karşı araç sürücüsünün kontrolsüz şerit değiştirmesinden kaynaklandığını, kabul anlamına gelmemek üzere SGK tarafından ......Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ve ......esas sayılı dosyaları ile açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarında müvekkiline ait aracın sürücüsünün kazanın oluşumunda birinde % 30 diğerinde % 40 kusuru bulunduğunun tespit edildiği ve bu kusur oranları dikkate alınarak karar verildiğini, bu yönüyle kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, ATK ön raporundaki eksiklikler giderilmeden ....... rapor alınmasının hatalı olduğunu, maluliyet oranını tespiti için yetkili mercinin ....... Adli Tıp Kurumu olduğunu, maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu, .......Devlet Hastanesinin 01/02/2018 tarihli raporuna göre kaza zedenin % 80 engelli olduğunun tespit edildiğini, .............. Merkezinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 28/10/2014 tarihli raporda % 89 oranında maluliyeti bulunduğunun tespit edildiğini ve hükme esas alınan raporda ise % 100 maluliyeti bulunduğunun tespit edildiğini bu nedenle maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ......... ATK 'dan rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan hesap raporu tarihindeki verilerin kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet tazminatı talepli dosyada raporun 2014 yılı verileri kullanılarak hesaplanmasına rağmen yargılamadaki bilirkişi tarafından 2015 yılı verilere göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, sigorta tahkik kararında alınan raporda kazazedenin bakiye ömrünün PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplanmasına rağmen bilirkişi tarafından TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, poliçe limiti üzerine yapılan ödemelerin raporda ayrıştırılmadığını beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava; trafik kazası nedeniyle ödenen bedelin sigortalıdan rücuen tazmini davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği ile bu yönüyle rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, alınan kusur raporlarının çelişkili olup olmadığı ve maluliyet raporları arasında çelişkili bulunup bulunmadığı ile maddi tazminat hesabına ilişkindir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Yine 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez'' hükmü mevcuttur. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK'nun 1281. Maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi) hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, sigortacı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Olaydan sonra tanzim edilen kaza tespit tutanağından kazanın oluşumunda kusurun sigortalı araç sürücüsüne ait olduğunun, diğer araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Olayla ilgili yapılan ceza yargılaması sonundan ......Asliye Ceza Mahkemesinin ...... esas ........ karar sayılı dosyasında davalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu ve diğer araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalı araç sürücüsünün hapis cezası ile cezalandırılması ile hakkında verilen cezanın ertelenmesine karar verildiği ve kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine kesinleştiği görülmüştür. Davacı ... şirketi aleyhine sigorta tahkim komisyonuna yapılan başvuru ile ilgili olarak alınan kusur raporunda da aynı şekilde kazanın oluşumunda sigortalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve diğer araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan keşif sonrası bilirkişilerden alınan raporda kazanın oluşumunda sigortalı aracın sürücüsünün aracın hızını ayarlayamaması nedeniyle kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün de işaret vermeden şerit değiştirme kuralını ihlal ettiğinden dolayı kusurlu olduğu bu yönüyle kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkeme tarafından davacı vekilinin itirazın üzerine kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespiti için ......İhtisas Dairesinde raporalınmış olup alınan raporda kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespit edilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine mahkeme tarafından kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespiti için ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak kara yolları fen heyetinden iki trafik bilirkişisi ile bir nörolog bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Talimat ile alınan raporda kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün şerit izleme ve doğrultu değiştirme kurallarına aykırı hareket etmesi nedeniyle % 100 kusurlu olduğu ve kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğinin tespit edildiği görülmüştür.
Keşif sonrası bilirkişi heyetinden alınan rapor ile talimat ile bilirkişi heyetinden alınan rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle ..... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak İTÜ ' den iki trafik bilirkişisi, bir nörolog bilirkişi ve bir sigorta bilirkişisinden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup alınan raporda sigortalı araç sürücüsünün hızı sınırını aşarak dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde seyir halinde iken takip mesafesini koruyamadığını ve öndeki araca çarparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, diğer araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığının ve kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğinin tespit edildiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından dava dışı SGK tarafından kazazedeye yapılan ödemenin rücusu istemi ile ....
....İş Mahkemesine açılan iki ayrı davada sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tali kusurlu bulunduğunun tespit edilmiş olması ile yargılama sırasında keşfe katılan bilirkişilerden alınan rapor da aynı şekilde değerlendirme yapıldığı ve ATK' dan alınan raporda kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespit edilememesi nedeniyle kusur raporları arasında çelişki bulunduğundan ve rücu şartlarının oluşmadığından bahisle istinaf isteminde bulunmuş ise de; keşiften sonra alınan bilirkişi raporuna itiraz üzerine talimat ile alınan bilirkişi raporunda çelişki bulunması nedeniyle mahkeme tarafından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için farklı bir heyetten talimat ile rapor aldırılmış ve alınan rapor ile raporlar arasındaki çelişki giderilmiş olup hükme esas alınan en son raporun kaza tespit tutanağı ve ceza yargılaması sırasında alınan raporlar ile uyumlu olduğu gibi kaza anını gösteren CD görüntüleri kapsamında yapılan değerlendirmenin kazanın oluşum şekline de uygun olması nedeniyle raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından ve alınan rapor uyarınca kazanın salt alkolün etkisi meydana gelmiş olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı vekili maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu ve ATK tarafından ön raporda belirtilen eksikliklerin giderilmeden yetkili olmayan kuruluş tarafından maluliyet raporu tanzim edilmiş olması nedeniyle maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğundan bahisle istinaf isteminde bulunduğu görülmüştür.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Kaza ile ilgili olarak yaralanan kişi tarafından davalı aracın sigorta şirketine karşı sigorta tahkim komisyonuna yapılan müracaatta maluliyet raporu olarak ...... Devlet Hastanesinin 27/08/2014 tarihli raporunda belirtilen % 83 oran esas alınarak tazminat hesabı yapılmış ve hesaplanan tazminat miktarının poliçe limitini aşması nedeniyle poliçe limiti kadar tazminata hükmedilmiştir. Karara itiraz edilmesi üzerine itiraz hakem heyeti tarafından ......... Başkanlığının 26/12/2014 tarihli raporuna göre kazazedenin maluliyet oranın % 63 yerine % 89 olarak hesaplanması doğru değil ise de % 63 ' e göre yapılan hesaplamanın da poliçe limitini aşması nedeniyle bu hususun değişiklik gerektirmediğinin kabul edildiği görülmüştür. Zarar gören tarafından daha sonra tekrar sigorta tahkim komisyonuna müracaat ile bakıcı giderini talep ettiği ve sigorta tahkim komisyonu tarafından maluliyet oranın % 63 olarak kabul edildiği görülmüştür.
Dava dışı yaralanan hakkında ......Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen 01/08/2012 tarihli raporda % 80 oranında engelli olduğunun tespit edildiği ve yargılama sırasında ........Merkezinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 28/01/2019 tarihli raporda kaza nedeniyle dava dışı ...'nın % 100 malul kaldığının tespit edildiği ve bu raporun hükme esas alındığı görülmüştür.
Dava dışı ...'nın kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığının tespiti için alınan raporun ......... Başkanlığından alındığı anlaşılmakla Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinin maluliyet raporu tanzim edebilecek kuruluş olması nedeniyle davalı vekilinin maluliyet raporunu tanzime yetkili mercinin ATK İhtisas Dairesi olduğuna ilişkin istinaf istemi yerinde değil ise de; sigorta tahkim komisyonu tarafından hükme esas alınan .......... Başkanlığı tarafından tanzim edilen rapor ile yargılama sırasında aynı kuruluştan alınan rapordaki maluliyet oranları arasında çelişki bulunması nedeniyle dava dışı ...'nın kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı ile var ise oranı ve sürekli bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı hususunda öncelikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınması ile alınan rapor ile önceki hükme esas alınan raporun çelişmesi halinde bu durumda ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkili raporuna göre karar verilmiş olması nedeniyle davalı vekilinin maluliyete ilişkin istinaf isteminin bu yönüyle kabulü gerekmiştir.
Davalı vekili sigorta poliçe limiti üzerinde yapılan ödemelerin bilirkişi raporunda ayrıştırılmadığını beyanla istinaf isteminde bulunmuş ve bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarının davacı tarafından asıl tazminat ile birlikte yargılama gideri, faiz, harç ve vekalet ücreti toplamında da fazla olması nedeniyle ödenen toplam miktarının rücu edilebileceğinin tespit edilerek ödenen miktardan tazminat ve ferilerine ilişkin açık bir tespit bulunmadığı anlaşılmakla, her ne kadar gerçek tazminat miktarı ödenen miktardan fazla olmak üzere hesaplanmış ise de, davacının asıl tazminat olarak poliçe limiti ile sınırlı olarak yaptığı ödeminin faiziyle ve ferileri ile birlikte doğru olup olmadığının ve fazla bir ödeme olup olmadığının tespit edilmesi ve denetlenmesi gerekmekte olduğundan bilirkişi tarafından bu hususta yapılan ödemenin detaylı şekilde hesaplanması gerektiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Davacı ... şirketi tarafından açılan davanın rücu davası olduğu ve sigorta şirketi tarafından ödemenin sigorta tahkim ve itiraz hakem heyeti kararın göre yapıldığı anlaşılmakla bu durumda davalı ... tahkim dosyasının tarafı olmadığından ödediği tüm miktarı değil ancak gerçek zararı rücu edebilecektir Bu durumda eğer gerçek zarar ödenen miktardan fazla ise ancak ödenen miktardan fazla rücu olmayacağından bu miktarın dikkate alınması gerekmektedir.
Sigorta tahkim komisyonu tarafından yapılan hesaplamanın poliçe limitinin üzerinde hesaplanması nedeniyle davacının poliçe limiti ile sorumlu tutulmuş olması nedeniyle mahkeme tarafından maluliyet oranın tespiti için rapor alınmasından sonra aktüerya bilirkişisinden alınacak ek raporda sigorta tahkim komisyonu kararındaki tazminat hesabının yapıldığı tarihlerdeki verilere ve o hesaplamada kullanılan ve davalının aleyhine olmayan hesaplama yönteminin ( Yargıtay Uygulamalarına göre yaşam tablosu olarak TRH 2010 yaşam tablosun kullanılması kabul edilmiş ise de eğer sigorta tahkim kararında PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmış ise bunun davalının lehine olması nedeniyle hesaplamada bu yaşam tablosunun kullanılması gibi..) dikkate alınarak hesaplama yapılması ile sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir. 6100 sayılı HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (a-6) bendi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ..... ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......tarih ve ....../....... - .../...... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2.Davalı tarafından yatırılan 10.891,16 TL nisbi istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
3.Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yargılama sonunda verilecek gerekçeli kararda dikkate alınmasına,
5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 16/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...