Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

2. Ceza Dairesi         2025/11231 E.  ,  2025/22904 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2025/1280 E., 2025/997 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz isteminin, eylemin TCK'nın 142/2-h maddesi kapsamında kalmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2022/242 Esas, 2022/743 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.12.2023 tarihli ve 2022/2704 Esas, 2023/3295 Karar sayılı kararı ile “...Sanığın kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında ısrarla katılanın olay nedeniyle uğradığı zararı gidermek istediğini beyan etmesi ve çalmış olduğu akülerin yerini akrabası olan tanık ...'ya söyleyerek soruşturma aşamasında katılana iadesini sağlaması karşısında; Katılanın kovuşturma aşamasında alınan beyanında; "soruşturma aşamasında çalınan akülerin kendisine iade edildiğini, ancak çalışır vaziyette olmadıklarını, kullanılamaz halde olduklarını" beyan ettiği görülmekle, teslim ve tesellüm tutanağında suça konu akülerin marka ve modelleri ile özellikleri belirtilmiş olmakla, söz konusu suça konu akülerin kolluk vasıtasıyla araştırma yaptırılarak ya da bilirkişiden rapor alınarak suç tarihindeki çalışır ve çalışmaz vaziyetteki ikinci el değerlerinin tespit ettirilmesi, ardından çalışır vaziyetteki ikinci el değerinden çalışamaz vaziyetteki ikinci el değeri mahsup edilerek katılanın uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi, daha sonra bu zarar miktarının sanığa bildirilerek kendisine zararı karşılaması için süre ve imkan tanınması, sonucuna göre eğer zararı karşılarsa hakkında hükmolunan cezadan etkin pişmanlık sebebiyle TCK'nın 168/2 maddesi gereğince indirim yapılması ve suça konu akülerin suç tarihindeki çalışamaz haldeki ikinci el değerinin akülerin suç tarihindeki ikinci el çalışır vaziyetteki değerine göre kıyaslama yapılarak yapılan iadenin (suça konu akülerin soruşturma aşamasında sanık tarafından katılana iade edilmesi nedeniyle) tatmin edici düzeyde olup olmadığının da belirlenerek, eğer tatmin edici düzeyde olduğu kabul edilirse; bu seferde, katılana kısmi iade nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat edip etmediğinin sorulması, eğer muvafakat ederse sanık hakkında hükmolunan cezandan etkin pişmanlık sebebiyle TCK'nın 168/1 maddesi gereğince indirim yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.12.2023 tarihli ve 2022/2704 Esas, 2023/3295 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Dörtyol 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2024/353 Esas, 2025/90 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog