T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1870 - 2026/502 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 24/05/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/510 E., 2021/295 K.
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine HMK 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle: taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca özel güvenlik hizmeti sağlandığını, dava dışı işçi ...'ın kıdem tazminatı alacağının ödenmesi talebi ile son çalıştığı işverene başvurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanarak davacı tarafa ödeme yapıldığını, işçiye yapılan ödemelerden alt işverenlerin sorumlu olduğunu, ödenen tutarın alt işverenlerden rücuen tahsil edilmesi için firmalarla iletişime geçildiğini, bu aşamada bir kısım firmaların kendisine düşen miktarı ortaklığa ödediğini, davalı ödemediği için aleyhine Ankara 30. İcra Müdürlüğü' nün 2019/15619 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek takibe vaki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle: haklı gerekçesi olmaksızın işten ayrılan işçilerin kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, ödemelerin davalı şirket tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı işçilerin davalı Şirkette 04.05.2007 tarihinde çalışmaya başlayıp 15.05.2009 tarihine kadar çalıştıklarını, davacı tarafından kıdem tazminatı ödemesi gerçekleştirilen işçilerin, davacı şirket bünyesinden istifa ettikleri için ayrıldığını, bu işçilerin istifa tarihinden sonra çalışmaya devam edip etmediklerinin bilinmediğini, davalı şirketin kıdem tazminatından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, rücu talebinde bulunulan meblağın neye göre hesaplandığının belirli olmadığını ve alacağın likit olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "..... 03.10.2007 tarihinden itibaren geçerli 365 gün süreli, 2007/115930 ihale kayıt numaralı ve 01.10.2007 tarihli sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmeye dayanarak dava dışı işçinin davalı şirkette 14.05.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 227 gün ve 01.01.2008-15.05.2009 tarihleri arasında 494 gün çalışması olduğu, dava dışı işçi ... son işveren ... Özel Güvenlik Ltd. Şti. Nezdinden çalışırken iş sözleşmesinin fesih edilmesi nedeni ile, dava dışı işçiye arabuluculuk anlaşması üzerine kıdem tazminatı ödendiği , Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından ilgili makama hitaben yazılan 04.06.2018 tarihli yazıda, dava dışı işçi ...'ın 04.06.2018 tarihi itibarıyla 15 yıllık sigortalılık süresini ve 3600 prim ödeme gün sayısını doldurduğu belirtilerek, iş yerinden ayrılması halinde 1475 sayılı İş Kanununun 14. Maddesinin 1. Fıkrasının 5 no'lu bendi uyarınca, kıdem tazminatı almaya hak kazandığı belirtilmiş ise de; 31.12.2008 tarihli dilekçede dava dışı ...'ın 'Özel nedenlerimden dolayı şirketteki işimden istifa ediyorum' açıklamalarına yer verildiği, davalı şirket tarafından verilen 15.05.2009 tarihli işten ayrılış bildirgesinde, işten ayrılış nedeni olarak 03 koduna (istifa) yer verildiğinden dava dışı işçinin davalı şirket nezdinde geçen çalışma dönemi yönünden kıdem tazminatına hak kazanmadığı anlaşılmakla davacının davalıya rücu şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu anlaşılmakla davanın ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine......" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İşçinin istifa edip aynı yerde çalışmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçerli bir istifa bulunmadığını, 15.05.2009 tarihine kadar çalışma kaydının bulunduğunu, 31.12.2008 tarihinde yapılan istifanın geçersiz olduğunu, 01.10.2007 tarihinde taraflarca imzalanan sözleşmede işçilik ödemelerinden davalının sorumlu olduğunun hüküm altına alındığını ve davalının sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği iddiasıyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali taleplidir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; taraflar arasındaki sözleşmenin 23.maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin altıncı bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunlara aynen uygulamakla yükümlüdür" şeklinde ibare bulunduğu, yine sözleşmenin 35/e maddesinde " ''Yüklenici çalıştırıacağı işçilerin yemek ulaşım giderlerinin ödemesinin yanı sıra, 4857 sayılı İş Kanunu ve diğer iş mevzuatı; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve sosyal güvenlik ile ilgili diğer mevzuat, Vergi Kanunu ve vergi ile ilgili diğer mevzuat ve işveren-işçi ilişkisi nedeni ile diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Yüklenicinin bu yükümlülükleri nedeni ile sözleşme bedeli dışında hiçbir bedel yükleniciye ödenmez" şeklinde ibare bulunduğu, aynı maddenin f bendinde ise ödemeleri rücuen idareye derhal ödemekle mükellef olunduğu, davalı yüklenici şirketin dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı ile ferilerinden sorumlu olacağının değerlendirildiği, dava dışı işçinin çalışmasının 15.05.2019 tarihinde sona erdiği ve ayrılma nedeninin istifa olması değerlendirildiğinde işçinin kıdem tazminatına da hak kazanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle,
HMK 353/(1)-b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın kabulü yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
1.) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK 353/1.b.2 madde gereğince, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2021 tarih, 2020/510 E., 2021/295 K. sayılı KARARINI KALDIRARAK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, "1-Davanın KABULÜNE, Ankara 30. İcra Müdürlüğü' nün 2019/15619 sayılı dosyasına davalı itirazının iptali ile takibin devamına,
2.8.174 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.634,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 732 TL harçtan peşin alınan 116,61 TL'nın mahsubu ile bakiye 615,39 TL'nın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hesaplanan takdiren 8.174 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından sarfedilen 1.136 TL yargılama gideri, 54,40 TL başvuru harcı, 162,10 TL istinaf başvuru harcı toplamı 1.352,50 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6.Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7.Artan gider avanslarının talep halinde yatırana iadesine, "
3.) Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
4.) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 04/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip