Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2024/4685 E.  ,  2025/7260 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2023/5 E., 2024/11 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 130 parsel sayılı taşınmaz yönünden; müdahil davacı ... ..., ...., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... ... ..., ..., ..., ...'ın davalarının kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olmaksızın müdahil davacı ... ... vekili tarafından ise duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin değerden reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 1987 yılında yapılan kadastro sırasında, 130 parsel sayılı 19.477 m² yüzölçümündeki taşınmaz 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydı ve bu kaydın tedavülü olan ve tutanağın ilgili sütununda yazılı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı ancak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen 18.04.2003 tarihli ve 1991/13 Esas, 2003/3 Karar sayılı kararın bir kısım taraflarca temyiz edilmesi üzerine hüküm Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.03.2004 tarihli ve 2003/3542 Esas, 2004/862 Karar sayılı ilamı ile "...Aktarılan davanın kapsamının yalnızca; hakkında hüküm kurulan 254 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile yine hakkında hüküm kurulan 130 parsel sayılı taşınmazın 18.07.1988 tarihli krokide kırmızı renkle taralı kısmı olduğuna işaret edilerek, aktarılan davanın kapsamı dışında kalan ( 141, 252, 253, 2 55... parsel sayılı taşınmazlar ile 130 parsel sayılı taşınmazın kapsam dışı kalan bölümünün) taşınmaz/taşınmaz bölümlerinin tutanak ve eki belgelerin olağan yönteme göre tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi; aktarılan davaların kapsamında kalan 130 parselin 18.07.1988 tarihli krokide kırmızı renkle gösterilen bölümü ve 254 parseller yönünden ise; dayanılan .... 1288 tarihli .... ve bu kaydında belirtilen “kah” hududu ile bu kaydın tedavülü olan .... 13 15... sıra numaralı tapu kaydında tarif edilen “.... oğlu ....” sınırının belirlenebilmesi için kayıtların yöntemince uygulanması ve kapsamının tayin edilmesi; kıyı kenar şeridini belirleyen harita ve eki belgelerin ve .... ve Karayollarına ait kamulaştırma haritalarının uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi ve aktarılan davanın kapsamında kalmak koşuluyla ... tarafından .... ve ....'e satılan taşınmazın zilyetliğinin yöntemince devredilip devredilmediğinin belirlenmesi” gereğine değinilmiştir.

Bozma ilamı sonucunda dava Mahkemenin 2005/2 Esas numarasına kaydedilmiş olup 21.03.2006 tarihli celsenin 1. numaralı ara kararı ile "130 parselin 18.07.1988 tarihli haritada kırmızı renkle taralı kısmı ile 254 parsel sayılı taşınmazın dışında kalan 141, 252, 253, 2 55... parsel sayılı taşınmazlar ile 130 parselin aktarılan dava kapsamı dışında kalan kısmına ait taşınmaz bölümünün tutanak ve eklerinin olağan yöntemlere göre tamamlanması için işbu davadan ayrılarak Kadastro Müdürlüğüne iadesi üzerine; bozma ilamı uyarınca aktarılan davanın konusu olmayan 141, 252, 253, 2 55... parsel sayılı taşınmazlar ile işbu dava ve temyize konu 130 parselin aktarılan dava kapsamı dışında kalan bölümü 2008 yılında kadastroya tabi tutulmuş ve bu bölüm 130 parselden ifrazen 3034 parsel numarasıyla ve 1.8426,44 metrekare yüzölçümü ile aynı tapu kayıtlarına istinaden (22.04.1985 tarihli 6 sıra ve bunun gittileri olan hisse tapularına) ... vs. adına tespit edilmiş; aktarılan davanın konusu olan ve hükmüne uyulan bozma ilamında tarif edilen 18.07.1988 tarihli haritada kırmızı renkle boyalı kısım ise yine 130 parsel numarası ile malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiş; Yargıtay bozma ilamında aktarılan davanın konusu olmadığı bildirilen taşınmaz tutanakları olağan usullere göre tamamlanarak askı ilanına çıkarılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; 23.11.2016 tarihli ve 2013/39 Esas, 2016/29 Karar sayılı ve önceki tarihli davacı ... mirasçılarının davalarının kabulüne; 254 parsel sayılı taşınmazın .... mirasçıları adına tapuya tesciline, taşınmazın malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, müdahil davacı ... ...'ın davasının kabulüne, dava konusu 130 parsel sayılı taşınmazın 1.045,56 metrekare olarak ... ... adına tapuya tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 254 parsel ve 130 parsel sayılı taşınmazlara yönelik diğer davacı ve müdahil davacıların davalarının reddine..." dair hükmün müdahil ve birleşen dosya davacısı ... vekili ile müdahil davacı ... vekili tarafından 254 parsel sayılı taşınmaza; müdahil davacı ... .... vekili tarafından ise 1 30... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2017/2289 Esas, 2020/5652 Karar sayılı ilamı ile "... dosya içeriğine, İlk Derece Mahkemesi hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına; ... 1288 tarihli ve .... sıra numaralı sicilden gelen 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının (ve bu tapunun tedavül ettiği dayanak hisse tapularının) dava konusu 254 parsel sayılı taşınmazı kapsamına almadığının yapılan uygulama sonucu belirlenmiş olmasına ve bu kayıttan hisse satın alarak kayıt maliki olan davacı ...; müdahil davacı ... ile müdahil davacı ... ...’ın 254 parsel sayılı taşınmazda zilyetliklerinin de bulunmadığının ve taşınmazın zilyedinin adına tescil hükmü kurulan ...ve mirasçıları olduğunun anlaşılmış olmasına göre, hükmün 254 parsel yönünden onanmasına; müdahil davacı ... ....’ın, dava konusu 130 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, 130 parsel sayılı taşınmazın (1.045,.... metrekarelik yer) .... ailesi tarafından kullanıldığı ve tapu kaydı kapsamında kalan bu parseli müdahil davacı ... ...'ın, diğer paydaşların payını da almak suretiyle uzun yıllar içerisine sera yaparak kullandığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. ....1288 tarihli ve .... sıra numaralı sicilden gelen 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının, dava konusu 130 parsel sayılı taşınmazı da kapsadığı Mahkemece yapılan uygulama ile doğru olarak belirlenmiş olup bu husus esasen mahkemenin de kabulündedir. Dava konusu 130 parselde adına tescil hükmü kurulan müdahil davacı ... ...; tespite esas tapulardaki tüm kayıt maliklerinin değil; aktarılan dosya davacısı ve yukarıda bahsi geçen tapuda paylı .... ...’ın tüm mirasçılarının miras hissesini kayden satın almıştır. Davacı ... ... ise, 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kayıt maliklerinden .... hissesini 01.11.1991 tarihli ve 1 sıra numaralı tapuyla; yine aynı kayıt maliklerinden (.... hissesini 06.10.1987 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu ile kayden satın alan) .... hissesini 04.11.1991 tarihli ve 2 sıra numaralı tapuyla kayden satın aldıktan sonra; bu pay tapu kayıtlarına dayalı olarak davaya katılmış olup; tespite esas tapu kayıtlarının aynı kök sicilden gelen hisse tapuları olduğu; kadastro tespit tarihi olan 17.11.1987 tarihli ve genel mahkemeden görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılan dava tarihleri itibariyle ve öncesinde tüm tapu kayıt maliklerinin katılımıyla yapılan bir taksim bulunmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğuna ve işbu dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesinde düzenlenen resen araştırma kuralına tabi davalardan olduğuna göre; dava konusu 130 parsel sayılı 1.045,.... metrekare yüzölçümlü taşınmazda davacı ... ...’a pay verilmek suretiyle hüküm tesisi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesinin isabetsizliğine" değinilerek, 130 parsel sayılı taşınmaz yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Mahkememizce Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.03.2004 tarihli ve 2003/3542 Esas, 2004/862 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2017/2289 Esas, 2020/5652 Karar sayılı ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilgili kamulaştırma haritaları ve kıyı kenar çizgisine ilişkin kayıtlar ilgili yerlerden getirilerek tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmiş,....1288 tarihli ve .... sıra numaralı sicilden gelen 22.04.1985 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydının, dava konusu 130 parsel sayılı taşınmazı da kapsadığı (1045,.... m²lik yer), genel mahkemeden görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılan dava tarihleri itibarıyla ve öncesinde tüm tapu kayıt maliklerinin katılımıyla yapılan bir taksim bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinde düzenlenen resen araştırma kuralına tabi davalardan olduğu, içerisinde bulunan 95,37 m²lik iki katlı kargir evin kadastro tespit tarihi olan 17.11.1987'den önce babası tarafından inşa edildiği, ... ...'ın babasından gelen payları diğer paydaşlardan tapuda satın aldığı, içerisindeki seranın kadastro tespitinden sonra inşa edildiği (Tespitten sonra inşa edildiğinden inşa eden lehine şerh düşülmemiştir.) Yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen 15.01.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda tapu kaydının paydaşların net bir şekilde tespit edildiği anlaşılmakla taşınmazda fiili taksim olmadığından ve 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince kadastro mahkemesince taşınmazın maliklerinin resen tam ve eksiksiz şekilde belirlenmesi gerektiğinden 130 parsel sayılı taşınmaz ... 1288 tarihli ve .... sıra numaralı sicilden gelen 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının tüm malikleri adına payları oranında tescil edilmesine ve kadastro tespit tarihinden önce inşa edilen iki katlı kargir evin inşa eden ... ...'ın lehine şerh verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle müdahil davacı ... ..., ...,...,... ..., ..., ...'ın davalarının kabulüne; 130 parsel sayılı taşınmazın 1045,.... m² olarak iki katlı kargir ev ve tarla vasfıyla .... oğlu ... ve hükümde gösterilen diğer kişiler adına hükümde gösterilen paylarla tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve müdahil davacı ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin tüm müdahil davacı ... ... vekili aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Müdahil davacı ... ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; ... 1288 tarihli ve ... sıra numaralı sicilden gelen 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının (ve bu tapunun tedavül ettiği dayanak hisse tapularının) dava konusu 130 parsel sayılı taşınmazı da kapsamına aldığı İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, inceleme ve uygulama ile belirlendiği gibi hükmüne uyulan bozma ilamında da açıkça belirtilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince eldeki davanın 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinde düzenlenen resen araştırma kuralına tabi davalardan olduğu, taşınmazda fiili taksim olmadığından ve 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince kadastro mahkemesince taşınmazın maliklerinin resen tam ve eksiksiz şekilde belirlenmesi gerektiğinden 130 parsel sayılı taşınmaz....1288 tarihli ve .... sıra numaralı sicilden gelen 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının tüm malikleri adına payları oranında tescil edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince kabul edildiği ve hükmüne uyulan bozma ilamında da açıkça belirtildiği gibi kadastro tespit tarihi olan 17.11.1987 tarihi ve genel mahkemeden görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılan dava tarihleri itibarıyla ve öncesinde tüm tapu kayıt maliklerinin katılımıyla yapılan bir taksim bulunmadığı dosya kapsamı ile de sabittir.

Ancak; belirtmek gerekir ki, usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir.

Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar ; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararları) usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları)

Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.

1.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2016 tarihli ve 2013/39 Esas, 2016/29 Karar sayılı ve önceki tarihli "müdahil davacı ... ...'ın davasının kabulüne, dava konusu 130 parsel sayılı taşınmazın 1.045,...... metrekare olarak ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, diğer davacı ve müdahil davacıların davalarının reddine..." dair karar, bu hükmün taraflarından sadece müdahil davacı ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bir başka ifade ile bozma öncesi kararda taraf olup işbu son hükümle lehlerine tescil kararı verilenlerden ....,.... ... mirasçıları; (... oğlu) ..., (... oğlu) ....,...,.......... taraf olup adı geçenlerce dava konusu 130 parsel sayılı taşınmazın müdahil davacı ... ... adına tesciline ilişkin önceki hükmü temyiz etmediklerinden; adı geçenlerin tapularda yer alan payları üzerinde, müdahil davacı ... ... lehine usuli müktesep hak oluştuğu ve bu payların usuli müktesep hak ilkesi gereğince ... ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı tapu malikleri adına tescili isabetsizdir.

2.Öte yandan İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 15.01.2024 tarihli fen bilirkişi raporu da hüküm vermek için tam olarak yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; bahsi geçen bilirkişi raporunda "...30.09.1987 tarihli ve 15 numaralı tapu kaydı ile taşınmazın 288/18432 hissesinin ... .... adına kayıtlı iken; 16.08.1991 tarihli ve 2 numaralı tapu ile hissesinin tamamının ... oğlu ...'ya sattığı ve bu tapu kaydının gittisi olmadığı..." şeklindeki tespit ile bu payın ....adına tesciline dair hüküm verilmiş ise de; bahsi geçen 16.08.1991 tarihli ve 2 numaralı tapu kaydının; dosya arasında bulunan Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.03.1997 tarihli ve 1996/57 Esas, 1997/31 Karar sayılı şufa davasına ait ve kesinleşen ilam örneğine göre iptal edildiği, iptal edilen işbu 288/18432 hissenin davacı ... mirasçıları ... ve... adına iştiraken tapuya tescil edildiği anlaşılmakta olup bilirkişi raporundaki "kaydın gittisi olmadığına.." ilişkin tespit doğru değildir.

Yine aynı bilirkişi raporunda " 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının 768/18432 hissesi ... oğlu ...'e ait iken 22.04.1985 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydına gittiği ve malik hissesinin 345/18432 hissesinin ... oğlu ...'a satıldığı... Bu ... hissesinin gittisi olmadığı..." şeklindeki tespit ile işbu 345/18432 hissenin ... adına tesciline karar verilmiş ise de bu tespitte yerinde bulunmamaktadır. Zira; dosya arasında bulunan tapu kayıtlarına göre bu hissenin 16.07.1987 tarihli 12 sıra numaralı tapu ile ... adına tescil edildiği net şekilde anlaşılmakta olup yine "kaydın gittisi olmadığına.." ilişkin tespit doğru değildir.

Yine; raporda "...tapu kaydının.... oğlu...' 822/18432 hissesi ait iken 22.04.1985 tarihli ve 19 numaralı tapu kaydına gittiği ve malik hissesinin 572/18432 hissesini uhdesinde bıraktığı..." şeklindeki tespit ile 572 payın ... adına tesciline karar verilmiş ise de bu tespitte yerinde değildir. Zira; dosya arasında örneği bulunan 28.03.1997 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydına göre; işbu 22.04.1985 tarihli ve 19 sıra numarasındaki 572 ... hissesinin; 28.03.1997 tarihli tapu ile ... adına tescil edildiği görülmekte olup bu hususta da bilirkişi raporunda yer verilmemiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi ve sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle 22.04.1985 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydının (ve bu tapunun tedavül ettiği tapuların tümünün eksiksiz ve tedavülleri birbiriyle bağlantılı olacak ve bilgisayar ya da daktilo ile yazılı dosya arasına konulması; bundan sonra dosyanın alanında uzman bilirkişiye tevdi edilerek yukarıda açıklanan hususları irdeler ve neticeten son malikleri tereddütsüz olarak saptar tarzda rapor düzenlenmesi istenmeli; bu kapsamda uzman bilirkişi tarafından yapılacak incelemede; yukarıda bahsi geçen şuf'a davalarından başkaca şuf'a davaları, yahut tapu kayıtları üzerinde satış/bağış ve benzeri şekilde kayden devirler var ise, bunlarda tereddütsüz olarak tespit edilmelidir.

Bundan sonra yukarıda (1) numaralı bentte yazılı kişilere isabet eden yahut edecek paylar ile (2) numaralı bentte bahsi geçen, Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.03.1997 tarihli ve 1996/57 Esas, 1997/31 Karar sayılı şuf'a davasına ait ve kesinleşen ilam örneğine göre lehlerine hüküm kurulan ... ve...'ın, (1) numaralı bentte adı geçen ... mirasçıları olduğu ve (1) numaralı bentte de açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesince verilen önceki 23.11.2016 tarihli ve 2013/39 Esas, 2016/29 Karar sayılı hükmü temyiz etmedikleri; yine 22.04.1985 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydında yer alan ....'a ait 345/18432 hissenin 16.07.1987 tarihli ve 12 numaralı tapu ile ... adına tescil edildiği ve adı geçen ...'ün de İlk Derece Mahkemesince verilen önceki 23.11.2016 tarihli ve 2013/39 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararın tarafı olup hükmü temyiz etmediği; yine 22.04.1985 tarihli ve 19 sıra numarasındaki 572.... hissesinin; 28.03.1997 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu ile (.... oğlu) ... adına kayden tedavül edip tescil edildiği ve adı geçenin de İlk Derece Mahkemesince verilen önceki 23.11.2016 tarihli ve 2013/39 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararın tarafı olup hükmü temyiz etmediği husuları dikkate alınarak bu paylar yönünden de ... ... lehine usuli müktesep hak oluşup oluşmayacağı da ayrıca tartışılıp değerlendirilmeli; bozma öncesi hükümde taraf olmayan tapu kayıt maliklerinin; bilirkişi incelemesi sonucunda tereddütsüz olarak belirlenecek tapu payları ise 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca kendi adlarına (önceki kararın tarafı olmayan tapu kayıt malikleri adına) tescil edilmelidir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin tüm, müdahil davacı ... ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;

(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; müdahil davacı ... ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog