T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/316 - 2026/285 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2024
NUMARASI : 2023/430 Esas - 2024/828 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 27/02/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... plakalı araca, davalı nezdinde ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın 29/04/2021 tarihinde maddi hasar verdiğini, söz konusu ... plakalı araç sürücüsünün asli kusuruyla kazanın meydana geldiğini, davalı aleyhine Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2023/442 Esas sayılı dosyası ile 09/01/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davanın açılmasında zamanaşımı bakımından herhangi bir sıkıntı bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin söz konusu hasar tutarı üzerinden sorumluluğunun devam ettiğini, 09/01/2023 tarihinde davalı sigorta şirketine araçta oluşan hasar tazminatına ilişkin talepte bulunulduğunu belirterek, talep artırımı ile toplam 57.625,30 TL’nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 29/04/2021 kaza tarihinden 2 yıl geçmiş olmakla talebin zamanaşımına uğradığını, davacının zamanaşımı konusundaki ilamsız takip dayanağı mesnetsiz olup taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafça tespit edilen tazminatın fahiş olduğunu, davacının gerçek zararının tespitinin gerektiğini, davalı şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilince sorumlu olduğunu, davayı kabul manasında olmamak üzere, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini bildirerek, davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu olay nedeniyle davacı tarafın dava açmadan evvel 09/01/2023 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlatmış olduğu, anılan işlemle zaman aşımının kesildiği anlaşıldığından davalı tarafın zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek işin esasının incelenmesi gerektiği, buna göre, alınan bilirkişi raporunda, davacının aracındaki hasarlı parçalar ve işçilik tutarları değerlendirilmek suretiyle toplam zarar tutarının 57.625,30 TL olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda araç sürücüleri ... ve ... %50 oranında kusurlu bulunmuş ise de, mahkemece kusur bakımından yapılan değerlendirmeye iştirak edilmediği, zira davacı tarafın delilleri arasında yer alan ve olaya ilişkin görülen Ankara 32.Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/96 Esas - 2022/176 Karar sayılı dosyası ile sabit olduğu üzere davacıya ait araca zarar veren dava dışı ...'in davacıya ait aracı kullanan ... isimli kişinin silahla kendisine doğru ateş etmesi üzerine idaresindeki ... plakalı araç ile ileri geri gidip gelmek suretiyle çarparak ...'yı etkisiz hale getirmeye çalıştığı ve hasarın bu şekilde oluşmuş olduğu, olayın açıklanan oluş şeklinden anlaşıldığı üzere dava esasen bir trafik kazası olmayıp kasten gerçekleştirilmiş bir eyleme dayandığı, 6100 sayılı HMK'nın 282. maddesi uyarınca mahkeme takdiri bir delil olan bilirkişinin görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirmesi gerektiği, mahkemece anılan hüküm gereği ceza dosyası içeriği gözetilerek bilirkişinin kusur konusundaki değerlendirmeleri benimsenmeyerek rapordaki hasara ilişkin değerlendirmeler kapsamında davacının zararının belirlendiği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. ''Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı'' başlıklı maddesinin (a) bendi uyarınca; ''Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise'' sigorta sözleşmesinden doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, Genel Şartların anılan nitelikteki açık düzenlemesi nedeniyle tazminat miktarından kusur indirimi yapılamayacağı, ancak gerekli şartların varlığı halinde, davalı sigorta şirketinin dava dışı sorumluya karşı rücu hakkının olabileceği değerlendirilerek, davacı taraf bilirkişi raporu doğrultusunda talep sonucunu artırmış ise de, kaza tarihinde geçerli poliçe incelendiğinde araç başına maddi hasar limitinin 41.000,00TL olduğu ve Sigorta şirketinin sorumluluğunun anılan tutar ile sınırlı olduğu gerekçesiyle; “Davanın poliçe teminat limiti dikkate alınarak KABULÜ ile, 41.000,00TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı tutulmasına,” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, mahkemece gerekçedeki zamanaşımı değerlendirmesinin doğru olmadığını, itirazın iptali davası açılması gerekirken bu davanın açılmasının doğru olmadığını, mahkemece meydana gelen kazanın trafik kazası olmadığı değerlendirilmesine rağmen davalı sigortanın sorumluluğuna karar verilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarının tazmini istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Poliçe tanzim tarihinde ve kaza tarihinde (29/04/2021) yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde, Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı maddesinde; “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a-) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,…” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davada zamanaşımının söz konusu olmadığı, dava konusu olayın, ilk derece mahkemesi kabulündeki gibi gerçekleştiği sabit olup yine 2918 sayılı Kanun'un 95. maddesi kapsamında davalının rücu sebebi olabilecek “kasten zarar verme” iddiasını davacı üçüncü kişiye karşı ileri süremeyeceği, mahkemece gerçek zarar ilkesine uygun olarak davacının aracındaki hasar miktarının belirlendiği ve limit kapsamında karar verildiği, ceza dosyası kapsamından sigortalının eyleminin hukuka uygunluk nedeninin de ispatlanmadığı anlaşıldığından, davalının tüm istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.800,71 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.185,31 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
5.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.