Esas No
E. 2023/1117
Karar No
K. 2026/147
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1117 Esas
KARAR NO: 2026/147
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 23/11/2023
KARAR TARİHİ: 12/02/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 27/02/2026

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

davacı vekili özetle; ... plakalı araç sigortalı nezdinde .... numarasıyla poliçesinin mevcut olduğunu, davacılardan ... ...'ın eşi ve davacı ... ve ...'ın annesi olan müteveffa ... ... sevk ve idaresindeyken, 05/06/2023 tarihli, saat 03:30 sularında ... karayolunda İstanbul istikametindeyken ... Soak üzerinde seyir halinde ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazazede ... ...'ın mahallinde vefat ettiğini, davacı ... ...'ın, ... Hastanesi'ne, ... ...'ın ... Hastanesi'ne, ... ...'ın ise ... Hastanesine sevk edildiğini, müteveffanın ise ... Hastanesi'ne sevk edildiğini, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... esas sayılı soruşturma dosyasında yapılan inceleme neticesinde 11/07/2023 tarihli otopsi raporunun düzenlendiğini, müvekkillerinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın ve çocukların defin masrafları, hastane ve tedavi masraflarının tümünü davacı ... ...'ın karşıladığını, yaşanan kaza sebebiyle müteveffa ... ...'ın desteğinden yoksun kalan davacıların aynı zamanda kazada yaralanmaları sebebiyle maluliyetlerinin oluştuğunu, kazaya sebep olan aracın poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, eksiksiz şekilde ilettiklerini, ve defaatle yenilediklerini, ancak sigorta şirketinin red ettiğini, arabuluculuk süresinin anlaşamama olarak sonuçlandığını, davacılardan ... ...'ın %26 maluliyetinin söz konusu olduğunu, davacı ... ...'ın kaza nedeniyle tespit edilen rahatsızlıklarının dilekçeleri ekinde sunduklarını, ancak davacı ... ...'ın sağlık kurulu raporunun mevcut olmadığını, mahkemece sevk edilerek tespit edilmesini talep ettiklerini, müteveffanın çalışan bir kadın olduğunu, hizmeti dökümünün celp edilerek tespiti gerektiğin, davacıların kaza neticesinde oluşan cismani zararaları sebebiyle tedavi giderleri, cenaze giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı zararlarına karşılık şimdilik her bir davacı yönünden 100 TL olmak üzere dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporları doğrultusunda toplamda 300-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı sigortadan alınarak tahsilini, davacıların, murislerinin desteğinden yoksun kalmalarından dolayı maddi tazminat olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı yönünden 100 TL olmak üzere toplam 300 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacılardan ... ...'ın maluliyet oranının fahiş ve hatalı belirlendiğini, geçici iş göremezlik ve süresinin tartışmaya açık olmayacak şekilde tespiti gerektiğini, yetkisiz bir hastanenin engele ilişkin uzmanlığı olmayan heyet üzerinden sağlık kurulu raporunun yetersiz ve yargılamaya elverişsiz olduğunu, maluliyet raporu bir yıllık stebilizasyon süresi beklenilmeden alındığını, yönetmelik uyarınca 12 ay geçmeden alınan raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, davacılar ... ... ve ... ...'ın sağlık kurulu raporu bulunmadığını, bu şekilde rapor ile sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiğini, kazadan kaynaklı daimi maluliyet tespit edilmesi halinde, aktüerya bilirkişi tarafından hesaplamasının yapılması gerektiğini, TRH 2010 tablosuna göre 1.65 teknik faiz oranı kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, destek ile tazminat talebinde bulunan kişiler arasında bir destek ilişkisi bulunması gerektiğini, davacıların sosyal-ekonomik durumlarının, davalıdan çok daha iyi olduğunu, tazminat talebinin hak ve nefaset ilkesi ile bağdaşmayacağı, zenginleşme aracı olacağının açık olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydı ile geçici bakıcı gideri yönünden hakkaniyet indirimi ve kusur yönünden de müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Büyükçekmece CBS ... soruşturma sayılı dosyası, davacılara ait tedavi, hastane raporları, müteveffa/kazazede ... ...'ın SGK kayıtları, geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığına dair SGK cevabı, ... Üniversitesi Adli Tıp Raporu, davalı sigorta şirketinden celp edilen başvuru evrakları, 18/07/... tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan kusur raporu, mahkememizce aldırılan 02/01/2025 tarihli bilirkişi kök raporu, 22/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporu,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava 05/06/2023 günü meydana gelen dava konusu olaya ilişkin kazada meydana gelen zararlara ilişkin her bir davacı yönünden şimdilik 100,00-TL'nin ve destekten yoksun kalma tazminatı için her bir müvekkil yönünden şimdilik 300,00-TL'nin toplamda 600,00-TL'nin davalıdan tahsili isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.

Olayın gerçekleşme biçimi, kaza tespit tutanağı, dosyaya celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan ATK Trafik İhtisas Dairesi’nin 18/07/... tarihli raporunda tespit edilen edilen kusur ve oranları, maddi tazminat hesabına ilişkin mahkememizce aldırılan aldırılan 02/05/2025 tarihli bilirkişi ek raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Dava Konusu olayın incelenmesi :

Müteveffa sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile D-100 devlet karayolunu takiben .... istikametinden ... yönüne doğru seyir halinde iken güzelce mevkine geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek sağ taraftan yoldan çıkıp alt geçicin beton duvarına çarpması neticesinde, trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Kusur durumunun incelenmesi :

Mahkememizce aldırılan ATK Trafik İhtisas Dairesi’nin 18/07/... raporunda müteveffa ... ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce kusur ve kusur oranı hesaplarında ATK Trafik İhtisas Dairesi’nin 18/07/... tarihli raporunda ile tespit edilen kusur oranları dikkate alınmıştır. Dava sürücünün tam kusuru ile gerçekleşip ölümüne neden olan tek taraflı trafik kazasında davacıların aracın zorunlu malî sorumluluk sigortacısı olan davalı şirketten destekten yoksun kalma tazminatı ve iş göremezlik tazminatı talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir. Destekten yoksun kalma zararı TBK’nın 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen; “Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

1.Cenaze giderleri.

2.Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

3.Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” şeklinde düzenlenmiştir.

Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken “özellikle şunlardır” demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır.

TBK’nın 53. [818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 45/II.] maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir.

Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır” (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.06.2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K.; 20.04.2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K.; 14.03.2019 tarihli ve 2017/1089 E., 2019/294 K. sayılı kararları)

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır” şeklinde tanımlanmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir.)

Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için diğer bir şart, destekten yoksun kalma zararından bir sorumluluk doğmasıdır. Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatında üç tür sorumluluk bulunmaktadır. Haksız fiil sorumluluğu, tehlike sorumluluğu ve sözleşmeden doğan sorumluluktur.

Haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sorumluluğu TBK’nın 49. maddesinde düzenlenen kusur sorumluluğudur. Madde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” belirlemesi ile kusur, haksız fiilin kurucu bir unsuru olarak düzenlemiştir.

KTK’nın 85/1. maddesi, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmü ile KTK, zarara, motorlu aracın işletilmesinin sebep olması hâlinde, işleten hakkında tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, işletenin sorumlu olması için, zarara, aracın işletilmesinin sebep olması gerekir. Burada sorumluluğun temeli, işletme tehlikesi, türü ise, tehlike esasına dayalı işletme sorumluluğudur. İşletme tehlikesi gerçekleştiği anda, işletenin sorumluluğu doğar.

KTK’nın 85. maddesine göre, işletenin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, objektif özen ödevinin ihlâline dayanan olağan sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işleten hiç bir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. Sorumluluk kusura dayanmadığı için, kendisi veya eylemlerinden sorumlu olduğu kimseler, temyiz kudretine sahip olmasalar da işleten, doğan zarardan sorumludur (Eren, s. 631 vd.; Kılıçoğlu, A.: Borçlar Hukuku, 10. Baskı, s. 264 vd.).

KTK’nın 85/1. maddesi sorumluluğu, aracın işletilmesine dayanan tehlike sorumluluğu olarak düzenlediğinden, işleten kusurlu olsa bile, kusur ilkesine göre değil, tehlike ilkesine göre sorumlu olur. Bunun nedeni, böyle bir hâlde işletenin şahsında birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi veya başka bir deyişle, çeşitli sorumluluk normlarının çatışmasıdır. Sorumluluk normlarının çatışması veya aynı kişide birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi hâlinde, tehlike sorumluluğu ilkesi uygulanır.

KTK’nın 86. maddesinde, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma şartlarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de bu husus kabul edilmektedir (Ünan, S: “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180)

Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukukî nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğunun ise, sözleşmeye dayalı bir sorumluluk olduğu tartışmasızdır.

Sorumluluk sigortasının konusu, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sigortacının, sigorta sözleşmesinde öngörülen bir olayın gerçekleşmesi nedeniyle zarar görenlere karşı sigortalının sorumluluk riskinin üstlenilerek zarar gören üçüncü kişiye sigorta sözleşmesinde öngörülen miktarda tazminat ödenmesidir.

Sorumluluk sigortası bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan ötürü bu zararların giderilmesi için sigorta ettirenin malvarlığındaki azalmayı önlemeyi amaçlarken, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini hedeflediğinden sorumluluk sigortası, sigorta ettiren ile onun eylemlerinden zarar görenlerin menfaatlerini dengeleyen suigeneris bir sigorta türü olarak kabul edilmelidir (Ulaş, I: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012 s. 764).

KTK’nın 91. maddesi “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” ifadesi ile karayolları motorlu araçlar malî sorumluluk sigortası işletenin KTK’nın 85/1. maddesinden kaynaklanan sorumluluğunu poliçe teminatı kapsamında karşılamak amacıyla yapılması zorunludur.

KTK. 85/1. maddesinde yer alan; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmü ile KTK; zarara, motorlu aracın işletilmesinin sebep olması hâlinde, işleten hakkında tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, zorunlu malî sorumluluk sigortasının sorumluluğu motorlu aracın işletilmesi ile meydana gelen zararlar ile sınırlı tutulmuştur.

KTK’nın 85/1. maddesinde işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen ve sigorta sözleşmesi teminat kapsamında olan tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlü olan sigortaya karayolu motorlu araçlar malî sorumluluk sigortası denilmektedir. Sigorta hukuku, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6. Kitabında 1401. maddesi ilâ 1520. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemede sigorta hukukunun genel hükümleri, zarar sigortalarından mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları ile can sigortaları düzenlenmiştir.

TTK’nın 1483. maddesi gereği, sigortacılar, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamazlar.

TTK’nın 1425/1. maddesine göre; “Sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenlenir.” ifadesiyle sigorta poliçesinin, mutlaka genel şartları, taraflar isterlerse özel şartları içereceği belirtilmiştir. Bu maddeye göre, her sigorta dalında sigorta poliçesinin temel şartlarını oluşturan genel şartların düzenlenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Genel şartların nasıl belirleneceği ise Sigortacılık Kanunu’nun 11/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.” ifadesiyle, sigorta sözleşmesinin ana muhtevasını içeren genel şartlar Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenecektir. Ayrıca sigorta sözleşmeleri (poliçeleri) genel şartlara uygun olarak düzenlenecektir. Bir başka deyimle sigorta sözleşmesi (poliçesi) düzenlenecekse mutlaka o dalda Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen ve sözleşmenin ana ilkelerini içeren genel şartlar bulunması zorunludur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinin 4. bendine göre; “Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.” Bu maddeye göre genel şartlarda sigorta poliçesinin kapsam dahilinde olan rizikolar ile sigorta poliçesi kapsam dışı yani teminat dışı rizikolar açıkça belirtilmek zorundadır. Kapsam dışında sayılmayan rizikolar teminat kapsamında sayılmaktadır. KTK’nın 93. maddesinin ilk cümlesine göre; “Zorunlu malî sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmî Gazetede yayımlanır.”

KTK’nın 93. maddesi, gerek TTK’nın 1425. maddesi gerekse Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesine göre daha özel bir düzenleme getirmiştir. Bu maddeye göre, karayolu motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası genel şartlarının Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edileceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacağı belirtilmiştir. Bu maddeye göre genel şartlar sigorta teminat tutarları ile tarife ve talimatları içerir.

Sigorta genel şartları, sigorta poliçesine ekli olan ve her sigorta dalı için önceden hazırlanmış sözleşme şartlarıdır. Genel şartlar bir sigorta dalında yapılan tüm sigorta sözleşmelerinde yer alır. Sigorta genel şartlarında, sigorta teminatının kapsamı, sigorta ettirilen riziko ve tarafların hak ve borçlarına ilişkin usul ve esaslar ile rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta tazminatının ödenmesi ile ilgili konular yer almaktadır. Sigorta genel şartları sigorta sözleşmesinin hükümleridir.

Sigorta genel şartlarını diğer sözleşme şartlarından ayırt eden en önemli özellik, sözleşmenin her iki tarafının da bu şartlara uymak zorunda olmasıdır. Bu durum Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesinde açık bir şekilde hükme bağlanmıştır. Taraflar, istese de bu sözleşme şartlarının dışına çıkamamaktadır. Özellikle de sigorta şirketleri tarafından aynı şekilde uygulanması emredici bir hükme bağlanmıştır. Sigorta genel şartlarının emredici olduğu, bir çok genel şartta da açıkça belirtilir. Aslında diğer bir yorumla, Hazine taraf menfaatlerini genel şartlarla dengelemekte, bu dengenin de özel şartlarla sigorta ettiren aleyhine bozulmasını istememektedir. (M, Tekin: Sigorta Sözleşmesi Şartlarının Yargısal Denetimi, İstanbul 2016, s. 34)

Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesine göre sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Hazine Müsteşarlığınca onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenmesi ve KTK’nın 93 maddesine göre, Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanır olması karşısında genel şartları, genel işlem şartı olarak değerlendirmek mümkün görülmemektedir. Genel şartların mahiyetinin, genel işlem şartı olduğuna ilişkin bu yargının kabul edilmemesinin başkaca nedenleri de vardır. Genel şartların belirgin özelliği sadece Hazine tarafından onaylanması değildir. Genel şartları genel işlem şartı olmaktan çıkaran çok sayıda neden vardır. Bunlardan ilki, genel şartların sigorta sözleşmesinin her iki tarafı da bağlayan düzenlemeler olmasıdır. Bu yönüyle taraflar, genel şartlardaki hükümlere aykırı düzenlemeler yapamaz, sözleşme şartları kabul edemezler. Kanun, bir taraftan genel şartları, yorumlayıcı ve tamamlayıcı bir işlevle tanımlarken diğer taraftan sözleşmenin kurulması için temel bir ikincil düzenleme olarak kabul etmiştir. Bu nedenle genel şartlar, genel işlem koşulu değildir. Bu nedenle genel şartların, genel işlem şartlarının ötesinde bir mahiyetinin olduğu açıktır.

Sonuç olarak sigorta genel şartları, mahiyeti itibarıyla genel işlem şartı sayılamazlar. Bu nedenle TBK’daki genel işlem şartlarına ilişkin, düzenlemeler genel şartlara tatbik edilemezler. Kanun, genel şartları, tarafların iradesinden bağımsız olarak sözleşmeye dahil etmiştir ve bağlayıcılıkları konusunu da yine yasal düzenlemelerle teyit etmektedir (Memiş, s.34-39)

Yargıtay’ın sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları hususunun, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ..., işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... şirketinin sorumlu olacağına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermiştir.

Yargıtayca, işleten ve sürücünün tam kusuru ile neden olduğu kazalar sonucu, işleten ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların mirasçı değil, zarar gören üçüncü kişi kabul edilmelerine göre, taraflar arasında çözümlenmesi gereken husus, sigorta sözleşmesinin ayrılmaz eki niteliğinde olan genel şartlarda yapılan düzenlemelerin ve 2918 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin zarar gören üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olup olmadığına ilişkindir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101. maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması hâlinde, o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası,( Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 91. maddesinde- “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir.

Bu madde gereğince ZMMS yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte, sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile sigorta sözleşmesi kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanır. Yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin, destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Sürekli Sakatlık Teminatı :

Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Kaza nedeniyle mağdurun sürekli iş göremezliği bu teminattan karşılanır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.

Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda hazırlanan sağlık kurulu raporu dikkate alınır. Tazminat ödemesinde, ilgili sağlık hizmet sunucularınca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine aittir. Sigortacı söz konusu rapor hakkında ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamalarını bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlüdür. SGK tarafından gönderilen yazı ve eklerinde ... ...’ın geçirdiği kaza nedeni ile ödeme yapılmadığı ve gelir bağlanmadığı, ... vefatından dolayı gelir bağlanmadığı bilgisi verilmiştir.

Davacı vekilinin 14/10/2025 tarihli dava değeri arttırım dilekçesini sunduğu görülmüştür. Somut olayda :

Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle dava konusu olay tarihinde meydana gelen, davacıların desteğinin sürücüsü olduğu araç ile, tam kusurlu olarak neden olduğu kaza sonucu, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla dava açan eş ve çocukların, aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazminat talep edebileceği, davacıların sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle, olay tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yapılan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları ile işleten ve sürücünün kusuru ile neden olduğu kazalar sonucu meydana gelen destekten yoksun kalma zararlarının teminat kapsamında olmamasına ilişkin düzenlemenin, zarar gören üçüncü kişi sıfatı ile talepte bulunan davacılar yönünden 2918 sayılı KTK'nın 90 ve 95. maddelerine göre uygulanamayacağı, olay tarihinden sonra 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 92. maddelerinde yapılan değişikliklerin, olay tarihinde bütün hüküm ve sonuçlarını doğuran haksız fiiller yönünden uygulanamayacağı, anlaşılmakla; davacıların Müteveffa sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile D-100 devlet karayolunu takiben ... istikametinden ... yönüne doğru seyir halinde iken güzelce mevkine geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek sağ taraftan yoldan çıkıp alt geçicin beton duvarına çarpması neticesinde trafik kazası sonucu vefatından kaynaklı olarak; Sürekli İş Göremezlik tazminatı talebi bakımından :

Davacı ... ...'ın (...) ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Adli Tıp Polikliniği’nin Adli Bilirkişi Uzmanlar Kurulu Mütalaa Raporuna göre; “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekli cetvellerine göre oluşturduğu sürekli engellilik oranının %20 olduğu, davacı ... ...'ın (....) sürekli engellilik oranının %10 olduğu, davacı ... ...'ın (...) sürekli engellilik oranının %13 olduğu tespit edilmiştir.

Davacı ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... adına, ... marka/tipi, 2015 model, ... şasi no.lu, 27.12.2022 / 27.12.2023 tarihleri arasında geçerli, ... plakalı aracın ... sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve poliçede yer alan ilgili hükümler uyarınca, B-Sakatlanma ve Ölüm Kişi Başına 1.200.000,00.-TL, B Sakatlanma ve Ölüm Kaza Başına 6.000.000,00.-TL olarak belirlendiği, davalı ...

Sigorta A.Ş.'nin poliçe limitleri kadar yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere sorumlu olduğu, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan 22/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporuyla hesap edildiği şekliyle; , sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından sigorta poliçesi ölüm kişi başına 1.200.000,00 TL limitli olduğundan kabulü ile; müteveffanın eşi ... ...' yönünden 1.200,000,00TL, kızı ... ... yönünden 1.200,000,00TL, oğlu ... ... yönünden 1.200,000,00TL'nin davalı sigorta şirketi yönüyle temerrüt tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, karar vermek gerekmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı bakımından :

Davalı sigorta şirketinin teminat limitinin 1.200.000,00 TL olduğu, davacılar için hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketinin teminat limitini aştığı, bu nedenle garameten paylaştırılması gerektiği, hak sahipleri ve destekten yoksunluk süreleri, müteveffa ... ...'ın SGK hizmet dökümüne göre asgari ücretle çalışıyor olması, davacıların ve müteveffanın yaşları ile destek payları nazara alınarak hesaplandığında, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan 22/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporuyla hesap edildiği şekliyle; müveffanın eşi ... ... yönünden 844.097,59TL, kızı ... ... yönünden 129.550,03TL, oğlu ... ... yönünden 23.150,42TL'nin davalı sigorta şirketi yönüyle temerrüt tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, karar vermek gerekmiştir. Tedavi giderleri ve kazanç kaybına ilişkin talepleri bakımından : 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi, 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile tamamen değiştirilmiş olup, yapılan bu düzenlemeyle birlikte trafik kazalarında yaralanan kişilerin; ilk yardım, muayene, kontrol ve bu yaralanmalara bağlı olarak ayakta, klinikte, hastanede veya benzeri yerlerde yapılan tüm tedavi giderleri ile tedavinin gerektirdiği her türlü iyileştirme harcamalarının doğrudan Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası kapsamında sigorta şirketinden talep edilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu düzenleme uyarınca, trafik kazası mağdurlarının söz konusu tedavi giderleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmaktadır. Bu nedenle, davalı ...

Sigorta A.Ş.’nin, söz konusu tedavi giderlerinden dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından tedavi giderlerine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekilinin kazanç kaybına ilişkin talebi geçici iş göremezlik kapsamında olduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının, genel şartlarda belirtilen sağlık giderleri kapsamında olduğu, bu çerçevede, davalı ...

Sigorta A.Ş.'nin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığı, sigorta mevzuatı ve Genel Şartlar çerçevesinde kazanç kaybına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Tüm dosya kapsamında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN MADDİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE;

-Sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından kabulü ile;

... ... yönünden 1.200,000,00TL, ... ... yönünden 1.200,000,00TL, ... ... yönünden 1.200,000,00TL'nin davalı sigorta şirketi yönüyle temerrüt tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, -Destekten yoksun kalma tazminatı bakımından kabulü ile ; ... ... yönünden 844.097,59TL, ... ... yönünden 129.550,03TL, ... ... yönünden 23.150,42TL'nin davalı sigorta şirketi yönüyle temerrüt tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, -Tedavi giderleri tazminatı bakımından ... ... 30,00TL, ... ... 30,00TL, ... ... 40,00TL'nin davanın reddine, -Kazanç kaybı tazminatı bakımından ... ... 30,00TL, ... ... 30,00TL, ... ... 40,00TL'nin davanın reddine,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 314.007,28 TL harcın peşin alınan 15.970,91 TL harcın mahsubu ile eksik 298.036,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3.Davacılar tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 10.389,00 TL posta masrafı, adli tıp raporu masrafları, bilirkişi ücreti vb. giderler ile toplam harç gideri 16.240,76 TL olmak üzere toplam 26.629,76 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı nazara alınarak hesap edilen 26.603,14 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,

4.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen ilgili davacıya iadesine,

5.Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul miktarı nazara alınarak hesap edilen 619.647,78 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,

6.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red miktarı nazara alınarak hesap edilen 200,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,

7.HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,

8.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/02/2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog