3. Hukuk Dairesi 2025/3732 E. , 2026/258 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkilleri tarafından, davalıya vekaleten ... İnşaat Anonim Şirketi’ne karşı Bakırköy 17. İcra Dairesinin 2018/9055 E sayılı dosyası üzerinden işlemiş faiz dahil olmak üzere toplam 5.550.644,52 USD'nin tahsili talepli icra takibi başlatıldığını, borçlunun işbu icra takibine itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, itirazın iptali davasının karara çıktığını ve müvekkilleri tarafından istinaf edildiğini, davalının, dosyanın istinaf incelemesi devam ederken her iki taşınmazın adına devredilmesi karşılığında, dava konusu olan 5.550.644,52 USD alacağından vazgeçerek icra takibinin takipsiz bırakılacağı ve itirazın iptali dosyasından ise feragat edileceği yönünde, karşı taraf olan ... İnşaat Anonim Şirketi ile 23.09.2022 tarihli Sulh Protokolü imzalayarak uyuşmazlığın sulh yoluyla sonuçlandırıldığını, ayrıca, müvekkillerinin ilgili dava dosyalarından feragat edilmesi ve icra dosyasının takipsiz bırakılması ve dava ve icra süreçlerine ilişkin diğer her türlü hususta kendisinin talep ve talimatları doğrultusunda hareket ettiğini ve herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını bildirerek işbu dosyalar kapsamında gerçekleştirdikleri her türlü hukuki işlem ve hizmet için müvekkillerinin noter onaylı şekilde ibra edildiğini, davalının akdi vekalet ücretini ödemekle yükümlü olduğu gibi karşı taraf ile sulh olduğu itirazın iptali davasına ilişkin yasal vekalet ücreti ve takipsiz bırakılan icra dosyasına ilişkin icra vekalet ücretini de avukatlarına ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkillerinin akdi ve yasal vekalet ücreti alacaklarının kesin ve muaccel olduğunu ileri sürerek; 505.064,45 USD akdi vekalet ücreti, 332.298,29 TL yasal vekalet ücreti, 965.840,92 TL yasal icra vekalet ücreti alacağının 28.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yazılı sözleşme olmaması veya ücretin belirli olmaması halinde Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereği davanın kazanılan bölümü ve avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki dava konusu şeyin değerinin %10 ile %20'si arasındaki bir meblağın vekalet ücreti olarak belirleneceğini, davacıların öncelikle Adi Yazılı Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi sebebi ile ödenen bedelin iadesi için icra takibi başlattığını, dosyaya itiraz üzerine Bakırköy 4.Tüketici Mahkemesinin 2020/22 E. sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığını, görevsizlik kararı üzerine dosyanın Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/223 Esasına kaydedildiğini, avukatın yasa gereği özen yükümlülüğü bulunduğunu, davacıların basiretli bir vekilin göstermesi gereken özeni göstermemiş olduğunu, noter huzurunda yapılmayan satış vaadi sözleşmesinin kural olarak geçersiz olduğunu, avukatın meslek bilgisine göre açılması gereken davaları doğru ve yerinde açma yükümlülüğü olduğunu, avukatın dava açmadan önce özen yükümlülüğü çerçevesinde araştırma yaparak müvekkilinin zarara uğramasını önleyecek tedbirleri alması gerektiğini, yanlış dava açmanın özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, avukatın müvekkilini aydınlatma yükümlülüğü bulunduğunu, davacıların davalıyı sulh durumunda oluşacak avukatlık ücreti konusunda bilgilendirmediklerini, davacıların davalı adına açtıkları davanın netice-i talebinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre paranın iadesi olduğunu, davalının sulh protokolü ile taşınmazları devraldığını, sulh protokolü ile dava ile temin edilmeyecek menfaatin elde edildiğini, Bakırköy 3.Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasından davalının lehine bir karar çıkmış olsa dahi taşınmazların devrinin sağlanmayacağını, ortada kazanılan veya kazanılması mümkün olan bir dava bulunmadığını, aynı davada karşı taraf vekalet ücreti ve icra vekalet ücreti talebinin haksız olduğunu, davacıların toplam 50.000 USD vekalet ücreti aldıklarını, davacıların sulh görüşmeleri ve sonrasında davalının yanında olduklarını ve hiçbir şekilde ücret talep etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davada azlin söz konusu olmadığı ve davalı tarafından davacı vekillerin ibra edildiği, ücret alacağının muaccel hale geldiği, davanın sulh ile sonuçlanması halinde, vekalet ilişkisi kurduğu davalı müvekkilinden aralarındaki kararlaştırılan ücret sözleşmesi kapsamında ücretinin tamamını isteyebileceği gibi, davada sulh olunan miktara göre de karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebileceği, davacı avukatla davalı müvekkili arasında ücret sözleşmesi bulunmaması halinde davacı avukatın müvekkilinin ve müvekkili ile sulh anlaşması yapan diğer davalının sulh olunan miktar üzerinden Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesinde düzenlenen akdi vekalet ücretinden ve Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesinde düzenlenen (hasma tahmili gereken) vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olacağı, ücretin belirlenmesinde sulh olunan bedelin, eğer sulh miktarı belli değil ise harca esas değerlerin dikkate alınması gerektiği, davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan sulh protokolünde sulh olunan bedelin yazılmadığı, ancak protokol ile Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün 2018/9055 E sayılı dosyası ve Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/223 E sayılı dosyasına ait uyuşmazlıkların sulh ile sonuçlandırıldığı, her iki dosyadaki harca esas değerlerin %10 oranında davacı vekillerin akdi vekalet ücreti ve kanuni vekalet ücreti alacağının bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 505.064,45 USD'nin 15.03.2023 tarihinden işleyecek devlet bankalarında ABD doları üzerinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranını aşmamak üzere yasal faizi ile, 332.298,29 TL mahkeme yasal vekalet ücreti ve 481.673,29 TL icra yasal vekalet ücreti olmak üzere toplam 813.917,58 TL'nin 15.03.2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, hesaplanan akdi ve karşı yan vekalet ücreti ile ilgili hesaplamalarının dosya kapsamına ve Avukatlık Kanunu hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkilinin davacılara, dava dışı üçüncü kişi ile yapmış olduğu adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan dairelerinin tapusunu almak için başvurduğunu, ancak davacıların ödenen bedelin iadesi için dava açtıklarını, davacıların vekalet ve avukatlık sözleşmesine aykırı davrandığını, davacıların tescile zorlama davası açması gerekirken icra takibi başlattığını, takip borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davasının görevsiz mahkemede açıldığını, Türk Hukukunu bilmeyen müvekkilinin bu aşamada davacıları azletse idi, haklı nedenle azil gerçekleşeceğinden davacılara herhangi bir ücret ödemesi gerekmeyeceğini, Avukatlık Kanunu'nun 164/4 maddesinde kanun koyucunun davanın kazanılan bölümü ifadesini kullandığını, davacıların kazandığı herhangi bir davanın söz konusu olmadığını, dava dışı üçüncü kişiyle yapılan anlaşmanın davacı avukatların katılımıyla gerçekleştiğini, hatalı başvurulan hukuki yollar sebebiyle müvekkilinin yargılama harç ve masrafları ödediğini, ibranın geçerli olmadığını, müvekkilinin ibra konusunda bilgilendirilmediğini, davacıların haklılığının veya haksızlığının tespiti için Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/223 E. dosyasının devamında tüm hukuki yollar tüketilse idi, davanın kazanılıp kazanılamayacağının tespit edilmesi gerektiğini, mütalaanın dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı avukatlar tarafından takip edilen davaların taraflarının sulh olmaları nedenine dayalı vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Bir davada görev yapan avukat, vekil edeninden aralarındaki sözleşmeye göre kararlaştırılan miktarı, şayet ücret kararlaştırılmamış ise Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesine göre belirlenecek miktarı ücret olarak talep etmek hakkına sahip olduğu gibi, ayrıca yargılama sonunda haklı çıkılan kısım üzerinden hasma yüklenen vekalet ücretini de talep etmek hakkına sahiptir. Vekil eden, avukatına belirlenen bu iki kalem ücreti ödemekle yükümlüdür. Dava sulh ile sonuçlandığında ise, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarı isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir. (Bkz. HGK.’nun 16.2.1994 T. 1993/13-810 E., 1994/60 K. sayılı kararı)
Dava konusu olayda da Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının vekil olarak takip ettiği dava dosyaları, davalı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 23.09.2022 tarihli "Sulh Protokolü" uyarınca tarafların anlaşması üzerine feragat edilmesi ile sonuçlanmıştır. İhtilaf, davacı avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde avukatın vekalet ücretinin hangi meblağ üzerinden hesaplanacağı noktasındadır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde; vekil eden ile avukat arasında sözleşme bulunmaması, sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde vekil eden, sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse, Mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplanmalıdır.
Temyizen incelenen kararda, ileri sürülen temyiz sebeplerine göre yapılan incelemeye göre; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.