Esas No
E. 2025/612
Karar No
K. 2025/612
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/612 Esas - 2026/145

T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA

... GEREKÇELİ KARAR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/612 Esas
KARAR NO: 2026/145
DAVA: Tarımsal Üretim Sözleşmesinden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 11/08/2025
KARAR TARİHİ: 24/02/2026
G.K. YAZILDIĞI TARİH: 18/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tarımsal Üretim Sözleşmesinden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Teşekkül ...Fabrikaları Anonim Şirketi nezdindeki ......Fabrikasında 2020 yılında hububat avansından kaynaklanan borç bedelinin tahsili talebinden kaynaklanan 8.583,57 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ......İcra Müdürlüğünün 2023/50804 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının icra takibine yönelik itirazları haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davalıların ......İcra Müdürlüğü'nün 2023/50804 Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, bu bağlamda. itirazın açıkça haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı aleyhine takip çıkışının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın usul ve esas açısından kabulünün mümkün olmadığını, davacının beyanlarındaki aleyhe tüm hususları ve taraflar arasında borç ilişkisi bulunduğunu kabul etmediklerini, karşı tarafça; ileri sürülen borç ve vakıanın ispatının yapılmadığını, dava dilekçesi ile alacaklı tarafından iddia edilen ve tahsili talep edilen borç kalemine dayanak bir belge sunulmadığını, icra ve dava dosyasında hangi sözleşme veya borçlandırıcı belgeye dayanılarak takip ve talepte bulunulduğunun mevcut olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak dayanmadığı bir belgeyi iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına rağmen mahkemeye sunduğunu, borca dayanak kabul edilerek davanın kabul edilmesini talep ettiğini oysa takibe dayanak bir belge sunulmadığını, davacı tarafından süresi içinde sunulmayan ve usule aykırılık teşkil eden delil dilekçesinin kabulü halinde dahi delil dilekçesinin son sayfasında yer alan "Hububat Borçlular" başlıklı tabloda müvekkil ... için yazılı 8 ton arpa taahhüdü ... .... ... Ofisine teslim edildiğini, müvekkilinin taahhüt etmiş olduğunu, tüm ürünleri teslim ettiğini ve bunlara ilişkin ödemeler de tamamlandığını, davacı ile herhangi bir ilişkisi kalmadığını beyanla davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava; tarımsal üretim sözleşmesinden kaynaklanan alacağın (ödenen avansın iadesi) tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır. 6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır. Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.

Somut olayda; uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen Tarımsal Üretim Sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşme konusunun üretici tarafından sözleşmede miktarı yazılı ürünün sözleşme şartlarına uygun olarak yetiştirilmesi ve yetiştirilen ürünün şirket tarafından satın alınması olduğu, dolayısıyla sözleşme kapsamında üreticiye avans ödemesi yapılmış ise de sözleşme konusuna göre taraflar arasındaki ilişkinin ödünç para verme(karz) işlerine ilişkin bir ilişki olmadığı, bu durumda TTK 4/1-f bendine konu işlerden olmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.

Davacı şirketin tacir olduğu ve tüm iş ve eylemlerini ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı gerçek kişi olup, tacir sıfatını haiz olup olmadığı yönünden mahkememizce, vergi dairesi ve ticaret müdürlüğü nezdinde yapılan araştırma ile kolluk marifetiyle yapılan sosyal ekonomik durum araştırması kapsamında, davalının çiftçi olduğu, yine gelir getirici kazancı olmayan potansiyel mükellef kaydı bulunduğu, ticaret sicilinde kayıtlı olmadığı görülmüş neticeten davalının tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır.

Anlatılanlar kapsamında somut olayda, uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen Tarımsal Üretim Sözleşmesinden kaynaklandığı, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davalı tacir olmadığından eldeki davanın nispi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hâlde, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. (Tarımsal Üretim Sözleşmesinden doğan davanın mutlak ticari davalardan olmadığına ve her iki tarafın tacir olmaması halinde genel mahkemelerin görevli olduğuna dair benzer yönde ...BAM 36. Hukuk Dairesi'nin 2023/1253 Esas ve 2024/1598 sayılı kararı ile Konya BAM 5. Hukuk Dairesi'nin 2024/1513 Esas, 2025/75 Karar sayılı kararları incelenebilir.) Yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

1.Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,

2.HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtaratın gerekçeli kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)

3.HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğerlerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026 BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog