11. Hukuk Dairesi 2025/2357 E. , 2025/7209 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müteahhit olan müvekkili ile hazır beton satışı yapan davalının arasında hazır beton alım sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalının, müvekkiline sözleşmede fiyatı belirlenen 4700 metreküp betonu temin edeceğini taahhüt ettiğini, davacının, davalıya bu sözleşme kapsamında 880.000,00 TL ödeme yaptığını, süreç devam ederken, davalının ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı olarak, haksız şekilde feshettiğini, aldığı 368.173,00 TL'yi davacıya iade ettiğini, ancak sözleşmeye göre, davacının davalıdan temin etmesi gereken 1966,4 m3 beton alacağının bulunduğunu, davalının 368.173,00 TL'yi iade ettiği tarihte ise, bu betonun metre küpünün 650,00 TL olduğunu, bu betonun başka bir firmadan metre küpü için 650,00 TL ödenerek tedarik edilmesi nedeniyle ödenen 1.278.160,00 TL'den davalının iade ettiği 368.173,00 TL düşüldükten sonra müvekkilinin haksız fesih sonrası 909.987,00 TL fazla ödemek zorunda kaldığını, bu rakama sözleşme gereği haksız fesih tazminatı olan eksik metre küp tutarı ile 650,00 TL'nin çarpımı sonucu elde edilen 127.790,00 TL eklendiğinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 213. maddesi uyarınca toplam 1.037.777,00 TL zararın davalıdan tahsilinin gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, ihtar tarihinden itibaren temerrüt nedeniyle ticari avans faizi ile birlikte şimdilik 1.037.777,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmenin 7. maddesinde, "Sözleşme Süresi" başlığı altında, "İşbu Sözleşme, 2021 yılı içerinde alınacak 47 00... hazır beton için geçerlidir" maddesinin düzenlendiğini, buna göre tarafların, aralarındaki sözleşmeye bir süre koyduğunu ve sürenin bitimi ile de sözleşmenin sona ereceğinin kararlaştırıldığını, davacının bu maddenin genel işlem şartı olduğu iddiasının hukuk mantığına aykırı olduğunu, zira davalı ile davacının arasında, dava konusu sözleşmeden başka da sözleşmelerin yapıldığını, diğer sözleşmelerin farklı farklı hükümler içerdiğini, bu durumun dahi hükümlerin müzakereye açılarak üzerinde mutabakata varılıp sözleşmenin imzalandığını gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 2015, 2016, 2017, 20 18... yıllarında imzalanan sözleşmeler ile dava konusu 20 20... yıllarında imzalanan sözleşmelerin farklı hükümler içerdiği, 2015, 2016, 2017, 20 18... yıllarında imzalanan sözleşmelerde kararlaştırılan metreküpteki hazır beton miktarı tamamlandığında sözleşmenin kendiliğinden münfesih olacağının kararlaştırıldığı, 20 20... yıllarındaki sözleşmelerde ise kararlaştırılan metreküpteki hazır beton için ön görülen fiyatın o yıl içerisinde alınacak hazır beton için geçerli olacağının akdedildiği, diğer bir deyişle 2015, 2016, 2017, 20 18... yılındaki sözleşmelerde sadece hazır beton miktarı yönünden bir sınırlama getirilmişken, 20 20... yıllarındaki sözleşmelerde ise hem hazır beton miktarı hem de süre yönünden bir sınırlamanın getirildiği, sonuç olarak davacı şirketin basiretli bir tüzel kişi tacir olarak karşı tarafla akdetmiş olduğu sözleşmenin hükümleriyle bağlı olduğu, 2015, 2016, 2017, 20 18... yılında imzalanan sözleşmelerin somut olaya uygulanması gereken bir ticari teamül oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, 20 20... yıllarındaki sözleşmelerde fiyatın geçerli olacağı miktar ve süre sessiz geçiştirilmiş olsaydı sözleşmenin tamamlanması hususunda önceki sözleşmelerin incelenerek nazara alınabileceği iddiasının dinlenebileceği, ancak 20 20... yıllarındaki sözleşmelerde miktar ve süre yönünden kümülatif bir sınırlamaya yer verildiği, dolayısıyla açık sözleşme hükmünün varlığı halinde teamül iddiasının uygulama alanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece verilen davanın reddine yönelik kararın usul ve yasaya uygun görüldüğü, ne var ki, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13. maddesinin dördüncü fıkrasında "(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesine yer verildiği, Mahkemece davanın tazminat davası olduğu ve davanın tümden reddedildiği gözetilerek AAÜT'nin 13/4 hükmü uyarınca maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yanılgılı olarak nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, belirtilen yönden davacı tarafın istinaf sebebi yerinde görüldüğü ve bu yönden düzeltilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.